Hz. Zülkifl Kıssası

Konusu 'Sorun Cevaplayalım' forumundadır ve Misafir tarafından 31 Ocak 2012 başlatılmıştır.

  1. Misafir Ziyaretçi

    Hz. Zülkifl Kıssası var mı bildiğiniz yazarmısınız
  2. EyLüL

    EyLüL Üye

    Katılım:
    7 Aralık 2006
    Mesajlar:
    26.898
    Beğenileri:
    2
    Ödül Puanları:
    38
    Yer:
    İzmir

    Cevap: Hz. Zülkifl Kıssası

    H.z Zülkifl´in Kıssası

    Cenâb-ı Allah, Enbiyâ sûresinde Eyyüb (a.s.)´ün kıssasını anlattıktan sonra şöyle buyuruyor:

    Ey Muhammed! İsmail, îdris ve Zülkifl hakkında anlattığımızı da an; onların her biri sabredenlerdendi. Onları rahmetimizin içine aldık; doğrusu, onlar iyilerdendi.» (cl-Enbiyâ, 85-86.)

    Ey Muhammed! Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim, İshak ve Yakub´u da an. Biz onları ahiret yurdunu düşünen içten bağlı kimseler kıldık. Doğrusu, onlar katımızda seçkin, iyi kimselerdendirler. İsmail´i, Elyesa´ı, Zülkifl´i de an. Hepsi iyilerdendir.» (Sâd, 45-48.)

    Kur´ân-ı Kerîm´de bu büyük peygamberlerle birlikte anılması, Zülkifl´in de peygamber olduğuna delâlet etmektedir. Rabbinden onun üzerine salat-ü selâm olsun. Meşhur olan görüş budur. Bazıları onun peygamber değil de salih bir insan ve adaletli bir hakem olduğunu söylemişlerdir. Taberî, bu hususta çekimser kalmıştır. Doğrusunu Allah bilir. Taberî ile Ebu Nuceyh, Mücâhid´in şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: Zülkifl peygamber değil de salih bir adamdı. Milletine, işlerini görmeyi, idarelerini yürütmeyi, aralarında adaletle hükmetmeyi tekeffül etti. Ve tekeffül ettiği şeyleri yaptı da. Bu nedenle Zülkifl adını aldı.

    Taberî, Mücahid´in şöyle dediğim rivayet eder: Elyesa´ yaşlanınca: "Artık yerime bir halef bıraksam da, ben hayattayken halkımın idaresini yürütse ve halka nasıl muamele ettiğini görsem..." dedi. Halkı topladı, onlara şöyle dedi: "Şu üç şartımı kim kabul ederse, onu kendime halef tayin edeceğim. Gündüzleri oruç tutacak, geceleri namaz kılacak ve öfkelenmeyecek."

    Halk arasında hor görülen bir adam ayağa kalkarak: "Bu şartları, kabul ediyorum" dedi. Elyesa: "Sen gündüzleri oruç tutacak, geceleri namazı kılacak ve kimseye öfkelenmeyeceksin, öyle mi?" diye sordu. O da "Evet" cevabım verdi. Fakat ö gün, Elyesa, onu reddetti. Ertesi gün yine halka aynı sözlerle hitapta bulundu. Herkes susmuş iken yine o adam ayağa kalkarak, "Bu şartları kabul ediyorum." dedi. Bunun üzerine Elyesa, onu (Zülkifl´i) kendine halef tayin etti.

    İblis, buyruğu altında bulunan şeytanlara: "Falan adama (ZülfcüTe) göz kulak olun, onu yoldan çıkarmaya çalışın." diyerek emir verdi. Fakat o adam, şeytanların tümünü aciz bırakıp yendi. Bunun üzerine İblis, "Siz beni onunla başbaşa bırakın, ben onun hakkından gelirim." dedi. Yoksul ve yaşlı bir adam kılığına bürünerek yanma gitti. Öğleyin istirahat uykusuna varmak için yatağına uzanacağı vakitte yanma girdi. Halbuki Zülkifl geceleri uyumaz, sadece öğle aralığında biraz uyurdu, iblis kapıyı çaldı. "Kimsin?" diye sorunca, "Haksızlığa uğramış yaşlı bir adam.." dedi. Zülkifl kapıyı açtı. İblis güya derdini ona anlatmaya başladı: "Benimle kavmim arasında bir dava vardır. Bana haksızlık ettiler. Bana şunu, şunu yaptılar...." Konuşmayı uzatarak adamın uyku saatini geçirdi. Zülkifl: "Makamıma gider gitmez senin hakkını onlardan alacağım." dedi ve hemen meclise gitti. Orada hazır bulunanlar arasında o yaşlı mazlumu (!) bulma ümidiyle etrafına bakındı, ama bulamadı. Ertesi gün yargı meclisine geldiğinde çeşitli dava sahiplerinin davalarını görmeye başladı. Onu bekledi, ama o yine gelmedi. Öğlen vakti istirahat etmek için evine gitti. Yatağa uzanacakken kapı çalındı. "Kim o?" diye sordu. "Haksızlığa uğrayan yaşlı bir adam..." dedi. Zülkifl kapıyı açtı. "Yargı meclisinde bulunduğum zaman yanıma gel demedim mi sana?" diye ona çıkıştı. İblis şû karşılığı verdi: "Efendim, onlar çok murdar insanlardır. Senin makamda oturduğun zaman bana, "Senin hakkını vereceğiz." diyorlar. Sen oradan çıkıp gittikten sonra da hakkımı inkar ediyorlar!" Zülkifl: "Hadi git bakalım. Ben meclise gidince, orada beni bul." dedi. İblis, yine onun uyku saatini geçirmişti. Zülkifl meclise gitti. Onu bekledi, ama o gelmedi. Uyku bastırdı. Uyuklamaya başladı. Adamlarına: Hiç kimseyi bu kapıya yaklaştırmayın da biraz uyuyayım. Çünkü uykudan gözlerim açılmıyor artık." diyerek tenbihatta bulundu. Tam uyuyacağı sırada, İblis, onun istirahat odasının kapısına geldi. Nöbetçi: "Geri dön." dedi. İblis: "Dün de yanma gelmiş, derdimi ona anlatmıştım." diyerek içeri girmeye çalıştıysa da nöbetçi: "Hayır vallahi kimseyi yanına yaklaştırmamak için kendisinden emir aldık." diyerek girmesine müsaade etmedi. Kapıdan giremeyince, duvarda bir ışık deliği gördü ve oradan içeriye süzülüp akıverdi. Zülkifl´i uyandırmak için de kapıyı arkadan çalmaya başladı. Uyanınca da nöbetçiye: "İçeriye kimseyi bırakmamanı sana emretmemiş miydim?" diyerek sordu. Nöbetçi: "Doğrudur, ama vallahi hiç kimseyi kapıdan içeri bırakmadım. Bakalım bu adam nereden senin yanma girmiş?" dedi.

    Zülkifl yataktan kalkıp kapının yamna geldi. Kapının kendi kilitlediği gibi kilitli olduğunu gördü. Ama buna rağmen adam içeride, yanında duruyordu işte. Zülkifl onu tamdı ve: "Allah´ın düşmanı değil misin?" diye sordu. İblis de: "Evet.. Her sefer beni yendin. Bütün bunları, seni öfkelendirmek için yaptım, ama başaramadım."

    Allah ona Zülkifl adını verdi. Çünkü o, halkına karşı bir işi tekeffül etmiş ve o işi de yapmıştı.

    İbn Ebi Hatîm, Kinane b. Ahnes´in şöyle dediğini rivayet etti: Ebu Musa el- Eş´ari´nin şu minberde şöyle dediğini işittim:" Zülkifl peygamber değildi. Ama salih bir adamdı, her gün yüz namaz kılardı. Zülkifl, kendisinden sonra her gün yüz namaz kılacağım ona tekeffül etti ve kıldı. İşte bu nedenle Zülkifl adını aldı.

    Gelelim Ahmed b. Hanbel´in bu konuda rivayet ettiği hadise.. Esbat b. Muhammed, İbn Ömer´in şöyle dediğini rivayet etti: Rasûlullah (s.a.v.)´dan öyle bir hadis işittim ki, onu sadece bir veya iki defa - yedi defaya kadar saymış - duymuş olsaydım başkasına nakletmezdim. Rasû-lullah´m şöyle dediğini işittim:

    "Kül, îsrailoğullarındandı. İşlediği hiçbir günahtan korkmaz ve çekinmezdi. Yanma bir kadın geldi. (Kin), kendisiyle yatması için ona altmış dinar verdi. Erkeğin kendi karısıyla yaptığı şekilde o kadının önüne oturunca kadın titreyip ağlamaya başladı. Kafi, "Seni ağlatan nedir? Seni zorladım mı?" dedi. Kadın: "Hayır. Ama bu (zina), daha önce hiç yapmadığım bir iştir. Muhtaçlık beni bu işe sürükledi." dedi.

    Kifl: "Şimdi bu yaptığım daha önce hiç yapmamış mısın?" dedi. Sonra da kadının üstünden indi. Ve "Dinarları da alıp git." dedi. Daha sonra Kifl, Allah´a hiç isyan etmedi. Zaten o gece vefat etti. Sabah olduğunda, kapısının üzerine: "Allah, Kifl´i bağışlamıştır." ifadesi yazılmıştı.

    Bu gerçekten garip bir hadistir. Senedi üzerinde de tartışılabilir. Sahih de olsa, içinde geçen isim Kifl´dir. Bu, Kur´ân´da geçen Zülkifl´den başka bir adamdır. Doğrusunu Allah bilir.