Hz. Yusuf Şiirleri

'Dini Konular' forumunda EyLüL tarafından 19 Kasım 2011 tarihinde açılan konu


  1. Hz. Yusuf Şiiri
    Şiir Hz. Yusuf
    Hazreti Yusuf Adına Yazılmış Şiirler

    Hz Yusuf

    Onbir yıldız rüyada ayla secde duruyor
    Bu nasıl bir rüya ki düşündükçe yoruyor

    Sakın söyleme Yusuf bu haller çok derindir
    Duymasın kardeşlerin Allah Rahim Kerimdir

    Kıssanın en güzeli işte böyle başladı
    Kıskançlık girdi işe zaman hızlı işledi

    Pusu kurdu kardeşler her şey güzel giderken
    Kan gömleğe bulaştı teslimiyet kaderken

    Attılar bir kuyuya aman babam bilmesin
    Diyelim kurt yemiştir sakın bizden bulmasın

    inanmasa daYakup haber çabuk ulaştı
    Mahsun bir davetçiye kardeş kini bulaştı


    Gözleri yaşlı Yakup ne acıdır bu durum
    Hakka havale saldı mahşerliktir bu sorun

    Yusuf’un hasretine dayanmadı gözleri
    Âmâ artık dünyaya dinlenmiyor sözleri

    Su bulurum diyerek yanaştırıldı kervan
    Kuyudan su diye nur yağdırdı o an

    Görenin aklı şaştı bu ne güzel bir çocuk
    Alalım da kervana güzel gitsin yolculuk

    Yusuf kanlı gömleğin söyle neyle tartılır
    Bir Allah’ın yaveri pazarlarda satılır

    Ve bu kutlu yolculuk mısırdadır nihayet
    Sağ salim getirildi köle diye emanet

    Züleyha’nın gözleri takılınca usulca
    Dedi Hak’tan korkarım sakın bana sokulma

    Tarihte az görülmüş bir edebin örneği
    Yok deyince harama yırtılıyor gömleği

    Züleyha’dan geriye zindan kalıyor miras
    Çile dolu yılları başlatıyor ihtiras

    Zindan medrese olur çekilen kutsal çile
    Bu yol gidilmeli ki tez varılsın menzile

    Firavun rüyasında görünce çok karmaşa
    Boş değil tüm olanlar düşer hemen telaşa

    Haber salar dört yana bana gerçek söylesin
    Kim bilirse getirin rüyam tabir eylesin

    Derler bu işin ehli anlayan bir yusuf var
    Bu sır gibi rüyadan anlarsa Yusuf anlar


    kurtulurlar kıtlıktan bolluk bereket gelir
    dünya açlık çekerken mısır suhulet bulur

    sen yüce bir insansın doğru dersin ahkâmı
    bize çok gereklisin hak ettin bu makamı

    her şey yerli yerince otururken yerine
    içinde yanan hasret işlemekte derine

    Yakub’un oğulları Mısır yolununa düşer
    Halimiz çok perişan bize biraz erzak ver

    Sönmüştü on bir yıldız boyunları büküktü
    Doldurdu çuvalları affetmek büyüklüktü

    Yusuf’un kokusunu alınca âmâ gözler
    Visalin ateşinden titrer ihtiyar dizler

    Kavuşmuştur her şeye ana baba ve de yar
    Yinede bir hasret var olunmuyor bahtiyar

    Anlıyor ki bu dünya aldatıcı bir meta
    Ben Hakk’ı istiyorum gerek yok şatafata

    Allah aşkı Yusuf’un benliğini bürüdü
    Gerekmez dünya diye Mevla’sına yürüdü


    Peygamberler Sofrası 12 Hz. YUSUF

    Kör kuyular deyince
    Yusuf düşer aklıma
    Dağlar boyun bükünce
    Yusuf düşer aklıma

    Yusuf seni tuttular
    Kuyulara attılar
    Yakub’a anlattılar
    Yusuf düşer aklıma

    Kuyuya düşen hâle
    Nail oldu Cibril'e
    Mısır'a düştü köle
    Yusuf düşer aklıma

    Yusuf seni görenler
    Ya del olur yahut kör
    Efkar tutsa türküler
    Yusuf düşer aklıma

    Firavun nic'eyledi
    Rüyasını söyledi
    Yusuf’u tac eyledi
    Yusuf düşer aklıma

    Sanmam kemik ve ettir
    Yusuf bir melakettir
    Bakışı berekettir
    Yusuf düşer aklıma

    Mihrap mıdır gözlerin
    Ay pâresi yüzlerin
    Hayran eder sözlerin
    Yusuf düşer aklıma

    Yıllar öncesi rüya
    On bir yıldız alaya
    Secde ederler aya
    Yusuf düşer aklıma

    Yusuf bir işarettir
    Serdara esarettir
    Ay, yüzüne hasrettir
    Yusuf düşer aklıma

    Serdar Akkoç


    Hz. Yusuf


    Toprağı tanıdım,yürüyen kimdir,
    Nurun zindanına Yusuf hakimdir.

    Güneş,yıldızlar ve ay,göğe sığar,
    Secdede bir emir bir de gönül var.
    İbretin dağından ölüm yağar,
    Nurun yasına doğdun mu Yusuf’um.

    Kan, kardeş,kurt ve dağlar,
    Fesatta bir nefs,bir de şeytan var,
    Yusuf’un nurunu kör kuyu mu boğar,
    Yakub’un gözyaşına atıldın mı Yusuf’um.

    Bilemez Züleyha, sinesinde kurulu pazar,
    Sevdada bir şer,bir de hayır var,
    Belli ki pahanın aklı önceden dar,
    Haddinin onuruna satıldın mı Yusuf’um.

    Yankıdır Yusuf, güzel düşleyen seste,
    Gözleri amadır namusa esir nefeste,
    Korkup girdiğin kanadın kadar kafeste,
    İftira kilidine vuruldun mu Yusuf’um.

    Kerim olan Rahman’dır,Rahman’ın adı Rahim,
    Canı yok cefanın, yaşayan sabr-ı selim,
    Yalandan ölürken yeminli hekim,
    Vebanın ipine asıldın mı Yusuf’um.

    Sana söyledi,sana ağladı hatip,
    Kıtlıkta gülen yazmadı, sensiz, katip,
    Hatrına yedi yıl sererken Sahip,
    Fakirin gönlüne kapandın mı Yusuf’um.

    Akda kara arayan sultan-ı mecnun,
    Getirin dedi,emri ne bilir Firavun,
    Gençliğin sırtında yaşlanırken oyun,
    Sabrının bahtına inandın mı Yusuf’um.

    Yangın bahtta var,O duadan memnun,
    Sabır tahtta var, yoksa Yusuf suskun,
    Akılların zamanı kalınca ateşten mahsun,
    Çağlara öğüt için yakıldın mı Yusuf’um,

    Dileyen ne büyüktür ve nasıl Kerim,
    Bir damla Yusuf’tan düşen azim,
    Güzelliğin içinde solunca güller, yetim,
    Muhammed’in yoluna gittin mi Yusuf’um