Hz. Yusuf İle İlgili Kıssalar

Konusu 'İslam Tarihi' forumundadır ve Sitem tarafından 26 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. Sitem Üye


    Hz. Yusuf İle İlgili Kıssalar
    Hz.yusuf A.s Ilgili Kıssalar



    "Andolsun, Yusuf ve kardeşlerinde soranlar için ayetler (ibretler) vardır." (Yusuf Suresi, 7)

    Kuran'da bildirilen peygamber kıssalarının hikmetlerinden biri, bu kıssalardaki ayetlerin sadece indirildikleri zamana ait olayları anlatmamaları, ayetlerin tüm zamanlar için insanlara dersler vermeleridir. Kuran'da detaylı olarak bildirilen "Hz. Yusuf (a.s.) Kıssası" da bu doğrultuda çeşitli hikmetler ve anlamlar taşımaktadır.

    Hz. Yusuf (a.s.), hayatı ve mücadelesi hakkında Kuran'da en detaylı bilgilerin verildiği peygamberlerden biridir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın ve babası Hz. Yakub (a.s.)'ın yaşadığı olaylar, Kuran'ın Yusuf Suresi'nde anlatılır ve bu surenin hemen başında bildirildiği gibi "en güzel kıssalardan" biridir.

    Hz. Yusuf (a.s.), küçük yaşta iken kendisini kıskanan kardeşleri tarafından bir kuyuya atılmış, daha sonra köle olarak satılmış, ardından uğradığı bir iftira nedeniyle uzun yıllar hapiste kalmış, yıllar boyu bu gibi zorluklarla denenmiştir. Ardından Allah, onu tüm bu sıkıntılardan kurtararak kendisine güç ve iktidar vermiştir.

    Hz. Yusuf (a.s.)'un tüm bu olaylar sırasında gösterdiği büyük sabır ve tevekkülü, etrafındaki her insanın dikkatini çeken güzel ahlakı ve güvenilirliği ve kendisine tuzak kuranlara karşı aldığı akılcı önlemler müminler için büyük hikmetler ve örnekler taşımaktadır.

    Hz. Yusuf (a.s.)'un Çocukluğunda Gördüğü Rüya ve Hikmeti

    Kuran'da haber verildiği üzere Hz. Yusuf (a.s.) çocukken bir rüya görmüş ve bu rüyanın yorumunu babası Hz. Yakup (a.s.)'a sormuştur. Rüyayı dinleyen Hz. Yakup (a.s.) ona rüyasının anlamını haber vermiştir. Hz. Yusuf (a.s.)'ı kardeşlerine karşı tedbirli olması ve rüyasını onlara anlatmaması konusunda uyarmıştır. Bu olay Kuran'da şu şekilde bildirilmiştir:

    "Hani Yusuf babasına: "Babacığım, gerçekten ben (rüyamda) on bir yıldız, Güneş'i ve Ay'ı gördüm; bana secde etmektelerken gördüm" demişti. (Babası) Demişti ki: "Oğlum, rüyanı kardeşlerine anlatma, yoksa sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır. Böylece Rabbin seni seçkin kılacak, sözlerin yorumundan (kaynaklanan bir bilgiyi) sana öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a (nimetini) tamamladığı gibi senin ve Yakub ailesinin üzerindeki nimetini tamamlayacaktır. Elbette Rabbin, bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir." (Yusuf Suresi, 4-6)

    Hz. Yakup (a.s.) ilim sahibi, ferasetli mübarek bir insandır. Dolayısıyla diğer oğullarının karakterlerini iyi tahlil etmiş ve Hz. Yusuf (a.s.)'a karşı duydukları kıskançlığı fark etmiştir. Onları iyi tanıdığı için Hz. Yusuf (a.s.)'a tuzak kurabilme ihtimalleri olduğunu anlamış, bu sebeple Hz. Yusuf (a.s.)'a gördüğü rüyayı kardeşlerine anlatmamasını söylemiştir. Şeytanın insanın en büyük düşmanı olduğuna dikkat çekmiş ve Hz. Yusuf (a.s.)'a her zaman şeytanın tuzaklarına karşı temkinli olmasını öğütlemiştir.

    Bu kıssadan çıkarılacak en önemli derslerden biri Müslümanların, fitne çıkarmaya müsait, din ahlakını tam yaşamayan, zayıf kişilikli ve tekin olmayan kişiler karşısında son derece dikkatli ve tedbirli olmaları gerektiğidir. Müminlerin nimete kavuşmaları, gelişmeleri, güçlenmeleri, iyi bir konuma gelmeleri samimi iman sahiplerini çok sevindirir, fakat kalbinde hastalık olan, münafık karakterli insanları çok rahatsız eder. Bu tür kişiler, din ahlakının ve müminlerin menfaatini istemeyecekleri için onların gelişmelerini engellemek ister ve hatta bunu yapabilmek için müminlere düşman olan kişilerle işbirliği dahi yaparlar. Münafık karakterli kişilerin bu durumunu Allah bir ayetinde şöyle haber vermiştir:

    "Sana iyilik dokunursa, bu onları fenalaştırır, bir musibet isabet edince ise: "Biz önceden tedbirimizi almıştık" derler ve sevinç içinde dönüp giderler." (Tevbe Suresi, 50)

    Kıskançlığın İnsanı Düşürdüğü Gaflet Hali

    Hz. Yusuf (a.s.) kıssasının devamında, Hz. Yakup (a.s.)'ın oğlunu uyarmakta ne kadar haklı olduğu görülmektedir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşlerinin içlerindeki kıskançlık öylesine şiddetlidir ki, onları Hz. Yusuf (a.s.)'a tuzak kurmaya kadar götürmüştür. Bu da Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşlerinin İslam ahlakından uzak olduklarının ve mümin karakteri sergilemediklerinin bir diğer göstergesidir. Onların kurdukları bu tuzak ve Hz. Yusuf (a.s.)'a yaptıkları Kuran'da şöyle bildirilir:

    "Onlar şöyle demişti: "Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgilidir; oysa ki biz, birbirini pekiştiren bir topluluğuz. Gerçekte babamız, açıkça bir şaşkınlık içindedir. Öldürün Yusuf'u veya onu bir yere atıp-bırakın ki babanızın yüzü yalnızca size (dönük) kalsın. Ondan sonra da salih bir topluluk olursunuz." (Yusuf Suresi, 8-9)

    Ayetlerden anlaşıldığı üzere Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşleri din ahlakına uymadıkları için son derece cahilce bir mantık güderek, babalarının Hz. Yusuf (a.s.)'a olan sevgisini kıskanmış ve sadece kendilerine yönelik bir sevgi istedikleri için ona zarar vermeyi planlamışlardır.

    Oysaki Kuran ahlakına göre müminlerin birbirlerine olan sevgilerindeki tek ölçü takvadır. Kim takvaca üstünse, kim Allah'ın sınırlarını korumak konusunda en çok titizleniyorsa, kim en güzel ahlaklı ise ve Allah'ı aşkla seviyor ve anıyorsa müminler doğal olarak o kişilere karşı kalben bir yakınlık duyarlar. Din ahlakında sevgi anlayışı bu şekildedir. Hz. Yakup (a.s.) da oğullarına karşı sevgi yöneltirken bunu ölçü almıştır.

    Fakat Hz. Yusuf (a.s.)'ın kardeşleri bu gerçeği anlayabilecek bir akla ve ferasete sahip olmadıkları için, babalarının Hz. Yusuf (a.s.)'a ve kardeşine olan sevgisini de anlayamamışlardır. Bu da onların Hz. Yusuf (a.s.)'ı kıskanarak öldürmek istemelerine neden olmuştur.

    Bu kıssada gördüğümüz gibi din ahlakının yaşanmadığı toplumlarda zararsız olarak tasvir edilen kıskançlık, insanların aklının ve düşünme yetisinin zarar görmesine yol açan, onu şeytanın etkisi altına alan ve din ahlakına uygun olmayan davranışlara yöneltebilecek, kaçınılması gereken bir özelliktir. İnsanlara sahip oldukları tüm özellikleri ve nimetleri Yüce Allah vermiştir. Mülkün sahibi O'dur. Allah'ın başka bir kuluna verdiği nimet sebebiyle kıskançlığa kapılmak son derece çirkin bir davranıştır. Unutulmamalıdır ki kendisini Hz. Adem (a.s.)'dan üstün gördüğü için ona secde etmeyen ve Yüce Allah'ın rahmetinden uzaklaştırılan şeytanı böyle bir kötülüğe iten de kıskançlığıdır. Allah insanın nefsinin kıskançlığa eğilimli olarak yaratıldığını bildirmiştir. Bu, Rabbimiz'in bir imtihanıdır. Yüce Allah'tan korkan tüm müminlerin şiddetle kıskançlıktan sakınması gerekir. Bir ayette bu gerçek, şöyle bildirilmiştir:

    "...Nefisler ise 'kıskançlığa ve bencil tutkulara' hazır (elverişli) kılınmıştır. Eğer iyilik yapar ve sakınırsanız, şüphesiz, Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır." (Nisa Suresi, 128)

    Hz. Yusuf (a.s.)'ın Kardeşlerinin Oyunu ve Hz. Yakup (a.s.)'ın Örnek Tavrı

    Kardeşleri Hz. Yusuf (a.s.)'ı kuyuya atmışlar ve daha sonra ağlar vaziyette babaları Hz. Yakup (a.s.)'ın yanına gelerek, onu kurdun yediğini iddia etmişlerdir. (Yusuf Suresi, 16-17) Allah'ın seçkin kıldığı kullarından biri olan Hz. Yakup (a.s.)'ın ferasetini bildikleri için, onun kendilerine kolay kolay inanmayacağını düşünerek bir de sahte delil getirmişlerdir. Hz. Yusuf (a.s.)'ın gömleğini üzerine kan sürerek babalarına göstermişler, onun gerçekten öldüğü izlenimini vermeye çalışmışlardır.

    Bu davranışları, Müslümanlara karşı tuzak kuran insanların, sahte deliller üreterek komplo hazırlayabileceklerine dair de bir işarettir. Bu yönteme karşı sakınmak, bilinçli olmak ve "Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın..." (Hucurat Suresi, 6) hükmü gereğince, öne sürülen sözde delili iyice incelemek gerekmektedir.

    Salih bir Müslüman olan Hz. Yakup (a.s.) da sahte delil getiren oğullarına inanmamış, onların oyunlarını fark etmiş ve bunun onlar tarafından düzülüp uydurulmuş bir yalan olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu durum, Kuran'da şöyle bildirilmiştir:

    "Ve üzerine yalandan kan (sürülmüş) olan gömleğini getirdiler. "Hayır" dedi. "Nefsiniz, sizi yanıltıp (böyle) bir işe sürüklemiş..." (Yusuf Suresi, 18)

    Ayette bildirildiği üzere Hz. Yakup (a.s.), oğullarına, "Nefsiniz sizi yanıltıp böyle bir işe sürüklemiş" derken, insanın nefsine uyduğu takdirde çok kötü işler işleyebileceğine, nefsin insanı yanıltabileceğine ve tüm bu kötülüklerin nefse uymaktan kaynaklandığına dikkat çekmiştir.

    Bu kıssada en dikkat çeken hususlardan biri de, Hz. Yakup (a.s.)'ın tevekkülüdür. Bu davranış, müminlerin her koşulda yalnızca Allah'a güvenip, sabretmeleri gerektiğini gösteren önemli bir örnektir. Çünkü görüldüğü üzere aslında Hz. Yakup (a.s.), oğullarının Hz. Yusuf (a.s.)'a bir tuzak kurduklarının farkındadır. Fakat kendisi son derece itidalli ve sabırlı davranarak, yardımı Allah'tan istemektedir.

    Kuran'da Hz. Yakup (a.s.)'ın zalimce davranan oğullarına söylediği bildirilen şu söz, kendisinin salih, kamil ve mübarek bir insan olduğunu ve müminlerin bu tarz durumlarda nasıl davranmaları gerektiğini bir kez daha göstermektedir:

    "...Bundan sonra (bana düşen) güzel bir sabırdır. Sizin bu düzüp-uydurduklarınıza karşı (kendisinden) yardım istenecek olan Allah'tır." (Yusuf Suresi, 18)

    alıntı
     

Sayfayı Paylaş