hz ömer'in şehadeti

'İslami Bilgiler' forumunda Ezlem tarafından 20 Mart 2011 tarihinde açılan konu


  1. hz ömer'in şehadeti hakkında bilgi
    Hz.Ömer'in Vefatı ve şehadeti

    Hz Ömer, 645 yılının son ayında Ebû Lü’lü Firuz adında Yahudi bir köle tarafından namaz kılarken şehid edildi Bu köle Hz Ömer’e gelip efendisinden alınan verginin çok olduğunu iddia etti Hz Ömer, “Senden alınan miktar fazla değildir” dedi

    Hz Ömer’in bu sözüne razı olmayıp, düşmanlık gösteren Firuz, Hz Ömer’e kastetmeyi plânladı Görünüşteki sebep böyle görünmekle beraber işin esası böyle değildi İran casusu olarak aldığı emri yerine getiriyordu Hz Ömer bir gün esnaf teftişinde iken, Firuz’a, “ Duydum ki, senin değirmen yapmanda üzerine yokmuş” deyince, “ Şayet sağ kalırsam,sana öğle bir değirmen yapacağım ki, doğda ve batıda herkeks ondan bahsedecek” demişti Hz Ömer ‘de, “ Vallahi bu beni tehdit etti” buyurmuştu Buna rağmen açıkca suç teşekkül etmediği için cezalandırmamıştı

    Hz Ömer ile vergi tartışmasından bir gün sonra elbisesi içine bir hançer saklayıp, sabah namazı vaktinde mescide girdi Beklemeye başladı Hz Ömer safları düzeltip tekbir alarak namaza durur durmaz, Firuz yerinden fırlayıp Hz Ömer’e arka arkaya altı darbe vurdu Darbelerden biri karnına isabet etti Firuz bir kişiyi daha yaralayıp kaçtı ve yakalanmadan önce intihar etti Hz Ömer evine kaldırıldıktan bir müddet sonra ayılıp “Katilim kimdir? diye sordu Ebû Lü’lü Firuz olduğu söylenince “Allah’a şükürler olsun ki bir Müslüman tarafından vurulmadım” dedi

    Ağır öldürücü bir darbe alan Hz Ömer’e kendisinden sonra oğlu Abdullah bin Ömer’i halife tayin etmesi istenince, “Bir aileden bir kurban yeter!” buyurdu Kendinden sonra halife olacak kimsenin tayini için Eshâb-ı kirâmdan, Cennet ile müjdelenenlerden altı kişiyi seçti

    Bundan sonra oğlu Abdullah’a “Mü’minlerin annesi Hz Âişe’ye git ve O’na Ömer İbni Hattab’ın selâmını söyle, müminlerin emiri deme, ben bugün müminlerin emiri değilim O’na Ömer, sahibinin yanına defnedilmek için izin istiyor de!” buyurdu

    Hz Âişe, izin verince “Bu benim en büyük dileğimdi” buyurarak çok memnun oldu Vefat ederken oğluna, “Başımı yastıktan al da yere koy, umulur ki, Cenab-ı Hak, beni bu halimden dolayı merhamet edip affeder!” Yaralandıktan yirmidört saat sonra kelime-i şehadet getirerek vefat etti



    “Nimetin kıymetini bilin!”

    Hz Ömer, kuru arpa ekmeği yer, kalın kumaşlardan elbise giyerdi Zamanında çok fetihler oldu O’nun zamanında sekiz bin câmide Cum’a namazı kılınıyordu Her nereye asker gönderse, zafer bulup, sağ salim olarak ganimetle dönerdi Ordusunun mağlup olduğu görülmemiştir Çünkü çok hazırlıklı, tedbirli ve adâletli hareket ederdi

    Kuvveti, adâleti, askerleri üç kıtayı titreten İslâm halifesini görmeye gelenleri hayrette bırakmıştı Kudüse geldiğinde orada bir hutbe okudu ve buyurdu ki:

    “Allahü teâlâ, bizi İslâm dini ile şerefli kıldı Muhammed Aleyhisselâm ile doğru yolu gösterdi Bizden dalâleti, sapıklığı kaldırdı Buğz ve adavetten, ayrılık ve tefrikadan uzaklaştırdı

    Ey müslümanlar, bu büyük nimete hamd ediniz Zirâ böyle yapmamız, nimetin artmasına sebep olur Allahü Teâlâ, Kur’ân-ı Kerîmde buyuruyor ki: “Nimetlerimin kıymetini bilir, emrettiğim gibi kullanırsanız, onları arttırırım Kıymetini bilmez, bunları beğenmezseniz, elinizden alır, şiddetli azâb ederim” Sizlere kendisinden başka her şey fâni olan, kendisi Bâki olan, Allahü teâlâdan korkmanızı tavsiye ederim O’na itaat eden evliyasından olur O’na isyan edenin ahireti yok olur

    Ey insanlar, mallarınızın zekâtını veriniz, böylece kalblerinizi ve nefislerinizi temizlersiniz Allah’tan başka hiçbir mahluktan karşılık ve teşekkür beklemeyiniz Öğütlerimi iyi anlayınız Akıllı olan dinini muhafaza eder Saîd olan başkasının nasihat ve öğüdünü kabul eder İslâmiyete, Resûlullah’ın sünnetine yapışınız Kur’ân-ı kerîm’in emirlerine uyunuz Zira O’nda dertlere deva ve sevâb vardır”

    Peygamberlerden sonra insanların en üstünü Hz Ebû Bekir’dir Ondan sonra Hz Ömer’dir Hadîs-i şerifte buyuruldi ki: “Cebrâil bana gelip dedi ki: “Ömer’in ölümü üzerine bütün İslâm âlemi ağlayacaktır”

    HzÖmer’in nasihatı: “Sâdık arkadaşlar bulun ve onların arasında yaşayın Dürüst ve samimi arkadaşlar, darlıkta yardımcı, genişlikte süs ve zinetdirler Dostunun sana düşen işini güzel bir şekilde gör ki, lüzumunda, sana daha güzeli ile karşılıkta bulunsun Düşmanlarından uzaklaş, her dosta bel bağlama, ancak emin olanları seç Emin olanlar, Allahü teâlâdan korkanlardır



    “İzzeti, şerefi başka yerde aramayız!”

    Hz Ömer’in güzel sözleri:

    “Hz Ömer bir defasında Şam’a gitmişti Orada giydiği eski elbiselerden dolayı söz edildiğini duyunca “Biz İslâmiyet ile izzet bulduk, izzeti, şerefi başka yerde aramayız” buyurdu Yolu bir mezbeleden geçse, orada durur ve: “İşte hırsla sarıldığımız dünya” derdi Dul kadınlara, yetimlere sırtında un taşırdı Bu halini gören biri: Bırakın biz taşıyalım deyince, Hazreti Ömer: “Ya kıyamet günü günahımı kim taşır” buyurdu

    “Allah’a itaat eden büyük zatların sözlerine dikkat edin Çünkü onlara Allah tarafından gerçekler tecelli eder ve onu konuşurlar”

    “Çok gülenin heybeti azalır Çok şaka yapan eğlenceye alınır Bir şeyi çok yapan onunla tanınır Çok konuşan çok yanılır, hataya düşer Böyle kimsenin hayâsı azalır Hayâsı azalan şüpheli şeylerden az kaçınır Şüpheli şeylerden az kaçınanın kalbi ölür”

    “Hakkımda hangisinin daha hayırlı olduğunu bilemediğim için darlık (fakirlik) ve bolluk (zenginlik) günlerimin hiçbirine aldırış etmedim”

    “Amellerin efdali farzları yapıp haramlardan kaçınmak ve Allah katında sâdık niyyetdir”

    “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin Amelleriniz tartılmadan önce tartınız”

    “Âhiret işlerinde zarar etmektense, dünyaya ait işlerde zarar ediniz Böylesi sizin için daha hayırlıdır”

    “Tevbe edenlerle oturun, onların kalbleri yumuşak olur”

    “Tevazunun başı, bir müslüman ile yolda karşılaşırsan ilk önce selamı senin vermen, bir mecliste en geride oturmaya razı olman ve şöhretten uzak durmandır”

    “İnsanların en cahili, ahiretini başkasının dünyası için satandır”

    “Allahü teâlâ başkasına acımayana acımaz, affetmeyin affetmez, özür kabul etmeyenin özrünü kabul etmez”

    “Tevbe’den maksad günahı bilip yapmamaktır Amel-i salihte bulunmaktan maksad, kendini beğenmemektir Şükürden maksad, aczini itiraf edip kulluğu bilmektir”

    “Mescidde oturan kimse, Allahü teâlâ’nın huzurunda bulunuyor demektir”

    “Helâlin onda dokuzunu harama düşmek korkusu ile terk ederdik”

    “Bana ayıplarımı, kusurlarımı söyleyen kimse Allahü teâlânın merhametine kavuşsun”



    “Adâleti zirvesine ulaştırdın”

    Amr bin Meymun anlatıyor: Hz Ömer sû’-i kasde uğradığı vakit, onunla aramızda Abdullah bin Abbâs vardı Hz Ömer namazı kıldıracağı zaman saflar arasına durur, safları düzeltir ve bu iş tamam olduktan sonra tekbir alarak namaza dururdu Cemâatın yetişmesi için çoğunlukla sabah namazının ilk rek’atında Yûsuf, En-Nahl ve benzeri uzun sûreleri okurdu

    O sabah da tam safları düzeltip tekbir aldığı sırada Mugîre bin Şûbe’nin mecûsî olan kölesi Ebû Lü’lü’ onu bıçağı ile yaraladı Hz Ömer, Abdurrahman bin Avf’ı imamlığa geçirdi Benim gibi, Ömer’e yakın olanlar durumu müşâhede edebiliyordu Fakat arak saflarda olanlar durumu göremiyor ancak Hz Ömer’in sesini duymadıkları için, “Sübhânellah, sübhânellah” deyip duruyorlardı

    Abdurrahman namazı kısa surelerle kıldırdıktan sonra, HzÖmer Abdurrahman’a: “Bak bakalım, beni kim bıçakladı?” diye sordu Abdurrahman da Muğîre’nin kölesinin bıçakladığını öğrendi ve Hz Ömer’e haber verdi Hz Ömer de: “Allah müstehakını versin, ona ben iyilik yapmıştım” dedi ve devamla: “Allah’a hamdolsun ki beni bir müslüman değil de, müslüman olmayan öldürmüştür” dedi ve devamla: “Sen ve baban bu gayr-ı müslimleri Medine’de çoğaltmamızı isterdiniz Onlara en çok acıyanı da Abbâs idi” dedi Bunun üzerine İbn Abbâs, “Emredersen hepsini öldürelim” dedi Hz Ömer:

    “Dilinizi konuşup, dîninizi kabûl edip, kıblenize döndükten ve Haccınızı yaptıktan sonra böyle şey olur mu?” dedi Hz Ömer’i evine götürdüler Biz de beraber gittik İnsanlar sanki böyle bir felâketle daha karşılaşmamış gibi şaşkına döndüler Bir kısmı yarası önemli değil, bir kısmı ise tehlikelidir, deyip duruyordu Sonra doktor bir hurma suyu getirtti, içirdiler, fakat su karnından çıktıSüt içirdiler o da aynı şekilde çıktı Bunun üzerine herkes öleceğini anladı Bu arada genç bir delikanlı: “Ey mü’minlerin emiri, sana müjde olsun ki, sen, Resûl-i Ekrem’in sohbetinde bulunmuş, ilk müslümanlardan olup İslâmiyet uğrunda çalışmış bahtiyar bir insansın Sonra idâreyi eline alarak adâleti zirvesine ulaştırdın ve en sonunda şehâdet mevkiine ulaştın” dedi

    Delikanlı bunları söyleyip oradan ayrılmak üzere geri dönünce, kibir alameti sayılan eteklerinin yerlere süründüğünü görüldü Hz Ömer: “Delikanlıyı bana çağırın” dedi Delikanlı geldi Hz Ömer: “Yeğenim, eteklerini yerlere sürdürme onları topla Hem elbisen daha çok dayanır, hem de kibirden uzaklaşmakla Rabbine karşı daha saygılı olursun” dedi Ölüm halinde bile emri marufu bırakmadı



    “Herkese iyi davranmasını vasiyet ederim!”

    Hazret-i Ömer ölüm döşeğinde iken, emri üzerine borcunu hesâb ettiler, seksen altı bin dirhem civarında borcu çıktı ve Hz Ömer: “Çocuklarımın serveti buna kâfi gelirse borcumu ödesinler Şâyet yetişmezse Adiy kabilesine mürcâat edin Şâyet bu da yetişmezse Kureyş’den bu borcu te’mîn edin ve başkalarına baş vurmayın” dedi

    Hz Ömere: “Ey mü’minlerin emiri, bize vasiyet et, dedik Hz Ömer, “Benden sonra halife olacak zâta tavsiylerimden birisi, ilk muhacirlere hürmet edip saygı göstermesidir Ayrıca ilk îmânı kabûl edip servetlerini muhâcirlere bölüşen Ensar’a karşı iyi davranmasını iyiliklerini takdirle karşılayıp, kusurlarını bağışlamasını tavsiye ederim

    Bütün şehir halkına karşı iyi davranmasını tavsiye ederim Zira onlar İslâmiyetin yardımcıları ve orduyu ayakta tutan servet kaynakları ve aynı düşmanın kızdıkları kimselerdir Onlardan ancak kendi rızaları ile mallarının fazlasını almalıdırlar

    Ayrıca Bedevîlere de iyi muâmelede bulunmasını tavsiye ederim Onların mallarından aldıkları zekât ve sadakaları, onların yoksullarına dağıtmalıdır Ayrıca zimmîlere (Gayri müslimlere) karşı da iyi davranmasını, onlara karşı verdiği sözde durmasını, güçlerinin yetmiyeceği ağırlığı onlara yüklememesini tavsiye ederim” dedi

    Her fânî gibi o da ruhunu teslim edince, gerekli işlem yapıldıktan sonra cenâzeyi alarak Hz Âişe validemizin kapısına geldik Oğlu Abdullah izin istedi Hz Âişe müsaade etti ve biri Resûl-i Ekrem, diğeri de Sıddîk-ı a’zam olan iki arkadaşının yanına defnedildi

    Abdullah İbn Abbâs’ın anlattığına göre Hz Ömer bir musalla üzerine kondu Oradan kaldırılmadan cemâat namazını kıldı ve kendisine duâ ettiler Ben de o arada bulunuyordum Benimle kimse ilgilenmiyodu Bu arada Hz Ali’yi gördüm Hz Ömer’in tabutuna üzüntü içinde bakıyordu Kendi kendine şunları söylüyordu: “Senin amelin gibi amel ile Allah’a mülâki olacak kimseyi geride bırakmadın Senin, o iki arkadaşınla beraber olacağına kat’î kanaatım vardır Çünkü ben çok def’a Resûl-i Ekrem’in, “Ben, Ebû Bekir ve Ömer gittik Ben, Ebû Bekir ve Ömer çıktık Ben, Ebû Bekir ve Ömer girdik” dediğini, yâni her ikisini daima bir arada andığını duyardım Ümid ederim ki Allahü Teâlâ seni de onların arasına alacaktır”