Hz.Musa Hayatının Özeti

'Dini Bilgiler' forumunda Aysell tarafından 8 Ocak 2012 tarihinde açılan konu


  1. Hz.Musa'nın Hayatı
    Hz.Musa hakkında bilgi


    Hz.Musanın Hayatı kısa

    Hz. Musa da Kuranın birçok yerinde başından geçen olaylar anlatılan bir peygamberdir. Kendisine kutsal kitaplardan biri olan Tevrat gönderilmiştir. Fakat Tevrat, Musa Peygamberin ölümünden sonra insanlar tarafından değiştirildiği için günümüzde asıl hali bulunmamaktadır. Ama değiştirilmiş şeklini Museviler hala kutsal kitap zannederek okumaktadırlar. Günümüzdeki Musevilerin okuyup inandıkları bu kitap, Musa Peygamberin getirdiği kutsal kitap olmadığı için onlar doğru bir inanışa sahip değildirler.


    Tevrat, Musa Peygamberden sonra bazı kötü niyetli insanlar tarafından değiştirilmiştir. Bu nedenle günümüzde okunan Tevrat Allah'ın Hz. Musa'ya gönderdiği orijinal halinden çok farklıdır.

    Biz Hz. Musanın yaşamı ve güzel ahlakı ile ilgili tüm bilgileri Kurandan öğreniriz. Kuranda bildirildiğine göre, eski Mısır hükümdarlarına “firavun denirdi. Bunların bir çoğu Allaha inanmayan, kendilerini kutsal bir kişi gibi gören, çok kibirli insanlardı. Musa Peygamberi de Allah bu firavunların en zalimlerinden birisine göndermişti.

    Hz. Musanın hayatından bize haberler veren ayetleri okurken üzerinde durulması gereken önemli bir konu, kaderdir. Hz. Musanın Firavunun sarayına gönderilişi şöyle olmuştur:

    Tam Hz. Musanın doğduğu sırada, Firavun zalimce bir emir vermiş ve ülkesindeki tüm erkek çocukların öldürülmesini istemiştir. Hz. Musa da ölüm tehlikesiyle karşılaşmıştır. Ancak Allah Hz. Musanın annesine oğlunu suya bırakmasını söylemiş ve sonunda onu Firavunun alacağını ve onun kendisine geri dönüp peygamber olacağını bildirmişti. Annesi Hz. Musayı bir sandığın içine yerleştirerek suya bıraktı. Nehirde başıboş ilerleyen bu sandık bir süre sonra Firavunun karısı tarafından bulundu ve Hz. Musa daha bebekken büyütülmek üzere saraya alındı. Böylece Firavun, ileride kendisine Allahı anlatacak, yanlış fikirlerine karşı koyacak olan insanı, bilmeden yanına almış ve büyütmüştür. Herşeyi bilen Allah, Firavunun Hz. Musayı nehirde bulup, onu sarayında yetiştireceğini de bilmektedir.


    Mısır hükümdarlarına "firavun" denirdi. Bunların bir çoğu Allah'a inanmayan, kendilerini kutsal bir kişi gibi gören, çok kibirli insanlardı.

    Hz. Musa doğduğunda onun bir sandık içinde suya bırakılacağı, Firavunun onu bulacağı, sonunda ise Hz. Musanın bir peygamber olacağı belliydi. Çünkü Allah onun kaderini öyle belirlemişti. Allah bunu Hz. Musanın annesine bildirdi.
    Burada Hz. Musanın hayatındaki tüm detayların en ince ayrıntısına kadar Allah Katında kaderde belirlenmiş olduğuna ve aynen takdir edildiği gibi gerçekleştiğine dikkat etmek gerekir.

    Hz. Musa büyüdükten sonra Mısırdan ayrıldı, bir süre bir başka ülkede yaşadı ve sonra da Allah onu peygamber olarak görevlendirdi. Ve Musa Peygambere yardımcı olarak kardeşi Hz. Harunu gönderdi.


    İsrailoğulları Mısır'da Firavun yönetimi tarafından köleleştirilmişlerdir. Yukarıda ağır işlerde çalıştırılan insanlar görülüyor.


    İkisi birden bu zalim Firavunun karşısına çıkıp Allahı ve Onun emirlerini anlattılar. Musa Peygamberin yaptığı çok zor bir işti. Çünkü Allahı inkar eden çok zalim bir hükümdarın karşısına çıkıp çekinmeden onu, Allahı tanımaya ve Ona ibadet etmeye çağırmıştı. Kuranda Hz. Musanın bu daveti şöyle anlatılmaktadır:

    Sonra bunların (peygamberlerin) ardından Musa'yı ayetlerimizle (sözlerimiz-delillerimizle) Firavun'a ve önde gelen çevresine gönderdik; onlar ona (ayetlerimize) haksızlık ettiler. İşte bozgunculuk çıkaranların nasıl bir sona uğradıklarına bir bak.


    Zalim Firavun, Musa Peygambere inanan topluluğu esir tutuyor, onları köle olarak çalıştırıyordu.

    Musa dedi ki: "Ey Firavun, gerçekten, ben alemlerin Rabbinden (yani bütün herşeyi yaratıp düzenleyenden) bir elçiyim."

    "Benim üzerimdeki yükümlülük, Allah'a karşı ancak gerçeği söylemektir. Rabbinizden size apaçık bir belge ile geldim. Artık İsrailoğullarını (Musa'nın kendi toplumu) benimle gönder." (Araf Suresi, 103-105)

    Firavun ise kendini beğenmiş ve kibirli bir insandı. Bütün gücün kendinde olduğunu zannedip Allaha başkaldırmıştı. Halbuki Firavuna o gücü, malı ve toprakları veren de Allahtır. Ama Firavun akılsız olduğu için bu gerçeği anlayamamıştır.


    Firavun'un bütün inananları yok etmeyi düşündüğü anlaşılınca iman edenler Hz. Musa önderliğinde Mısır'dan kaçtılar.

    Hz. Musaya karşı çıkan ve iman etmeyen Firavun, daha önce de söylediğimiz gibi, çok zalim bir insandı. Musa Peygambere inanan topluluğu (İsrailoğulları) esir tutuyor, onları köle olarak çalıştırıyordu. Sonunda Firavunun Hz. Musayı ve bütün inananları yok etmeyi düşündüğü anlaşılınca bu topluluk Hz. Musa önderliğinde Mısırdan kaçtı. İsrailoğulları ve Hz. Musa, önlerine çıkan denizle arkalarından gelen Firavunun ordusu arasında kaldılar. Ama Musa Peygamber böyle çaresiz gibi görünen bir durumda bile asla umudunu ve Allaha güvenini kaybetmedi. Allah, bir mucize yaratarak inananların geçmesi için denizi ikiye yardı ve denizde bir yol açtı. Bu, Allahın Musa Peygambere verdiği büyük mucizelerden birisidir. İnananlar geçince deniz kapandı, onları takip eden Firavun ve ordusu ise suda boğuldular.

    Allah Kuran'da bu mucizevi olayı şöyle bildirmektedir:

    Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin gidiş tarzı gibi. Onlar, Rablerinin ayetlerini yalanladılar; biz de günahları dolayısıyla onları helak ettik. Firavun ordusunu suda boğduk. Onların tümü zulmeden kimselerdi. (Enfal Suresi, 54)


    Hz. Musa ve yanındakiler önlerine çıkan denizle, arkalarından gelen Firavunun ordusu arasında kaldılar. Ama Musa Peygamber asla umudunu ve Allah'a olan güvenini kaybetmedi. Allah, inananların geçmesi için denizi ikiye yardı ve denizde bir yol açtı. Bu, Allah'ın Musa Peygambere verdiği büyük mucizelerden birisidir. İnananlar geçince deniz kapandı, onları takip eden Firavun ve ordusu ise suda boğuldular.


    Tam öleceğini anladığı sırada Firavun Allaha inandığını söyleyerek kendisini kurtarmasını istemiştir. Fakat son andaki bu pişmanlığı fayda etmemiştir. Çünkü Allah, yaptığımız hatalardan ancak samimi olarak pişman olursak bizi affedeceğini bildirmiştir. Allah çok bağışlayıcıdır. Ama insanın tam öleceğini anladığı sıradaki pişmanlığı, samimi ve zamanında duyulan bir pişmanlık olmadığından fayda etmeyebilir. Firavuna da böyle olmuştur. O halde bizim unutmamamız gereken şudur: Hayatımız boyunca Allahın hoşnut olacağı şekilde yaşamalı ve Firavunun düştüğü hataya düşmemeliyiz. Çünkü hayatımızı Kurana uygun güzel bir ahlakla geçirmezsek, Kuranda emredilenleri yapmazsak, ölüm anında pişman olmamız fayda etmeyebilir.

    Alıntı