Hz Muhammedin Rüyası

'Hz.Muhammed (sav)' forumunda Wish tarafından 11 Mayıs 2010 tarihinde açılan konu


  1. Peygamber Efendimizin Rüyası
    Peygamberimizin Gördüğü Rüyalar


    Hazreti Peygamberimiz s.a.s. Efendimiz bir sohbetinde eshab-ı kirama bir rüyasını şöyle anlattılar:

    Dün gece rüyamda, yanıma iki kişi geldi. Ben kim olduklarını sordum. Söylemediler... Bana:

    — Yürü, beraber gidelim, dediler. Beraber yürümeye başladık. Biraz ileride, arkasını yaslanmış bir adam gördüm. Onun başının ucunda başka bir adam, ona taş taşıyor ve taşıdığı taşlarla adamın başını eziyordu. Adam başka taş almaya gidince başı ezilenin başı eski haline geliyor, o adam yine getirdiği taşlarla adamın başını eziyor ve bu hal böyle devam edip gidiyordu.

    Ben yanımdakilere:

    — Allah, Allah! Bu ne haldir? diye sordum. Bana sen yürü, yürü dediler...

    Yürümeye devam ettik. Adamın biri sırtüstü yatıyor, diğer bir adam da, elinde demirden kanca olduğu halde yatan adamın yüzünün bir tarafını parçalıyor, öbür tarafına geçiyor, öbür yüzünü yarıncaya kadar parçalanan yüzü iyileşiyor, tekrar dönüp aynı işkenceyi sürdürüyordu.

    Ben yine:

    — Sübhanallah! Bunlara ne oluyor böyle, dedim. Bana yine:

    — Sen yürü, yürü! dediler. Devam ettik. Biraz ileride fırına benzer bir yer gördüm... İçinde insanlar, altlarından alev geldikçe öyle feryat ediyorlar ki, dünyada onların sesini duyan her canlı ölürdü.

    B'en: — Bunların suçu nedir? dedim. Yanımdakiler bana sen yürü, yürü dediler. Yürüdük... Suyu kan renginde bir nehir... İçinde bir adam yüzüyor, yüzüyor, ırmağın kenarına geliyor. Kenarda yanında birçok taş toplanmış bir adam... Yüzen adamın ağzına bu- taşı koyuyor. Adam gidiyor, o taşı yutuyor ve yüzerek geri geliyor. Bu şekil azap devam edip gidiyor.

    Ben:

    — Bu nasıl şeydir? dedim. Bana sen yürü, yürü dediler. Yürüdük... İlerde çirkin bir adam... Bir ateş yakmış, yaktığı ateşin etrafında durmadan dolaşıyor, hayret etmiştim bu adamın haline.

    — Bu ne yapıyor böyle? dedim. Bana:

    — Sen yürü, dediler.

    Bir müddet daha gittik, içinde çeşitli çiçeklerin bulunduğu bir bahçe gördüm, içinde uzun mu uzun boylu bir adam, öyle ki boyunun uzunluğu göklere doğru yükselmişti. Adamın etrafında ise toplu halde kalabalık çocuklar vardı.

    — Böyle uzun-boylu bir adam ve bu kadar çok çocuk görmemiştim. Bu adam kim ve yanındaki çocuklar kimlerdir? diye sordum.

    Bana yine:

    — Sen yürü, yürü, dediler.

    Yürümeye devam ediyorduk. Büyük bir ormana vardık. O kadar büyük orman daha görmemiştim.

    Yanımdakiler:

    —Buraya gir, dediler.

    Beraber girdik. Biraz ilerde altın - gümüşten yapılmış muazzam bir şehir göründü. Şehrin kapısını vurdular. Kapı açıldı, içeri girdik, içerde bizi bir takım insanlar karşıladı. Vücutlarının bir yüzü gayet güzel, bir yüzü ise çok çirkindi. Yanımdakiler onlara, oradan akmakta olan nehri göstererek:

    — Şu nehre girin, dediler.

    Onlar nehre girdiler geri çıktılar. Vücutlarındaki o çirkinlikten hiç eser kalmamıştı...

    Yanımdakiler bana:

    — Burası Adn Cennetidir... Senin yerin burasıdır, dediler. Başımı kaldırıp baktığımda çok güzel bir köşk gördüm. Onlara, beni bırakın da yerime gireyim dedim... Kabul etmeyip şimdi olmaz, ileride geleceksin, dediler. Ben onlara kim olduklarını sordum. Allah tarafından gönderilmiş melekler olduklarını söylediler. Bu gördüklerimiz acaip şeylerin ne olduğunu sordum. Şöyle anlattılar:

    Birincisi, kafası taşla ezilen adam; Kur'an öğrenip onunla amel etmeyen ve uykuyu farz namaza tercih eden kimsedir. Yarın kıyamette böyle azap görecek. İkincisi, kânca ile yüzü parçalanan kimse ise; yalan söyleyerek, halkı biribirine düşüren kimsedir, öyle azap görecek... Üçüncüsü, yani fırında azap görenler, zina eden erkek ve kadınlardır... Dördüncüsü, yani kan renginde ırmakta yüzen ise; faiz yiyendir... Ateşin etrafında dolaşan beşincisi ise Cehennem zebanisi Mâlik'tir... Altıncısı, bahçedeki uzun boylu adam, ibrahim aleyhisselam... Etrafındaki çocuklar da İslûm olarak doğan ve İslâm olarak ölen çocuklardır... Peygamberimiz buraya gelince, Eshab:

    — Ya Rasûlallah müşriklerin çocukları da dahil mi? diye sordular.

    Peygamber Efendimiz:

    — Evet! buyurdu.

    Vücutlarının yarı yeri çirkin yarısı güzel kimseler ise, hem günah işleyip hem de iyilik eden, fakat iyilikleri kötülüklerine galebe çalan kimselerdir, diye anlattılar, buyurdu.

    alıntı
     



  2. Cevap: Hz Muhammedin Rüyası

    Peygamberimizin müjde ve umut dolu rüyalarından biri.
    Efendimiz (SAV) buyuruyor:


    Dün gece acayip bir rüya gördüm: Ölüm meleği ümmetimden birinin canını almaya geldi ana-babasına iyiliği onu çevirdi.

    Ümmetimden birini kabir azabı ona açılmışken gördüm. Abdesti geldi onu bundan kurtardı.

    Yine birini şeytan korkutuyordu zikri geldi aralarına engel oldu.

    Ümmetimden birini gördüm; susuzluktan dili dışarı çıkmış havza ne zaman gelse men ediliyordu. Orucu geldi onu suladı.

    Ümmetimden birini gördüm; azap melekleri korkutuyordu. Namazı geldi ellerinden kurtardı.

    Ümmetinden birini gördüm; nebiler halka halka oturmuşlardı. Onlara yaklaşmak isteyince kovuluyordu. Gusül abdesti geldi elinden tuttu. Onu benim yanıma oturttu.

    Yine ümmetimden birini gördüm; onun arkası sağı solu üstü altı karanlık idi. O ise şaşkın halde idi. Haccı ve umresi geldi onu karanlıklardan çıkardı nura girdirdi.

    Ümmetimden birini gördüm; müminlerle konuşuyor fakat müminler onunla konuşmuyorlardı. Sıla-i rahim (akrabalarıyla ilgilenmesi) geldi "Ey müminlerin topluluğu! Onunla konuşun" dedi. Konuştular.

    Ümmetimden birini gördüm; ateşin hücumunda kalmıştı. Alev yüzünden eline geliyordu. Sadakası geldi; yüzüne perde başına gölge oldu.

    Ümmetimden birini gördüm; cehennem melekleri onu yakalamış. Emr-i bil-maruf nehy-i anil-münker (iyiliği emretmesi kötülükten sakındırması) onu ellerinden kurtardı. Onu rahmet meleklerinin yanına dahil etti.

    Ümmetimden birini gördüm; dizleri üzerine oturmuş onunla Allah arasında hicap var. Güzel ahlakı geldi elinden tuttu onu Allah’ın huzuruna girdirdi.

    Ümmetimden birini gördüm; sayfası sola uçtu. Allah korkusu (ve Allah’ı sevmesi) geldi sayfasını yakalayıp sağ tarafa getirdi.

    Ümmetimden birini gördüm; mizanı hafif geliyordu. Çok çalışması geldi ağırlaştırdı.

    Ümmetimden birini gördüm; cehennemin kıyısında duruyordu. Takva ile hareket etmesi geldi onu kurtardı biraz geçti.

    Ümmetimden birini gördüm; cehenneme atıldı. Allah için dökülen gözyaşları geldi onu oradan çıkardı.

    Ümmetimden birini Sırat’ta dururken gördüm; hurma dalının titremesi gibi titriyordu. Allah’a olan hüsn-ü zannı (Allah’ı unutmaması ve Allah’ı terk etmemesi) geldi titremesi durdu. Biraz geçti.

    Ümmetimden birini bazen sürünüyor bazen emekliyor bazen takılıyor gördüm; bana olan salavatı geldi. Elinden tuttu onu kaldırdı Sırat’ı geçti.

    Ümmetimden birini cennetin kapısına kadar gelmiş gördüm; kapı içten kapanıyordu. La ilahe illallah şehadeti geldi kapılar açıldı onu cennete girdirdi.

    alıntı