Hz. Muhammed’in insanlarla şakalaştığına dair örnekleri

'Soru Cevap' forumunda Misafir tarafından 27 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Hz. Muhammed’in insanlarla şakalaştığına dair örnekleri varmıdır varsa bu örnekleri verirmisiniz.
     



  2. Cevap: Hz. Muhammed’in insanlarla şakalaştığına dair örnekleri

    Herkese samimi ve içten davranırdı. Zaman olur, şakalaşır, tatlı ve güzel bir hava oluştururdu. Çünkü başka türlü olsaydı, insanlar Peygamberimiz (sav)’e yanaşamazlar, ona soru bile soramazlardı.

    Herkes gibi Peygamberimiz (sav) de şaka yapar, lâtifeli konuşur, ama hiçbir zaman yalan söylemezdi. Çünkü şaka yollu da olsa, yalan yalandır.

    Bunun yanında, Peygamberimiz (sav) insanlarla alay etmez, hafife almaz, dalga geçmez, küçük düşürmez, mahcup etmez, zor durumda bırakmaz, "işletme" gibi olumsuz tavırları hoş karşılamazdı.

    Peygamberimiz (sav)’in yaptığı şakalar yerli yerinde ve mesaj doluydu. Lüzumsuz ve yersiz değildi. Daha çok gönül alıcı ve sevindirici şakalar yapardı. Çocuklarla, hanımlarıyla, yaşlı ve kimsesiz kişilerle şakalaşması bu türdendi.

    Peygamberimiz (sav)’in bir başka latifesini de Enes bin Mâlik'ten dinleyelim:

    "Çöl halkından Zahir adında bir adam vardı. Zahir Peygamberimiz (sav)’e her gelişinde kendi yetiştirdiği ürünlerden hediyeler getirirdi. Şehirden çöle döneceği zaman da, Peygamber (sav) Efendimiz ihtiyacı olan şeylerle onun heybesini doldururdu. Gelen hediyelere bu şekilde karşılık verdikten sonra da şöyle buyururdu:
    "Zahir bizim çölümüz, biz de onun şehriyiz."
    "Peygamberimiz (sav) Zahir'i çok severdi. Halbuki Zahir hiç de güzel değildi. Fizikî olarak son derece çirkin bir adamdı.
    "Bir gün pazarda çölden getirdiği malları satmaya çalıştığı bir sırada Peygamber (sav) Efendimiz gitti, sessizce yaklaştı, Zahir'i arkasından kucakladı ve elleriyle gözlerini kapadı.
    "Zahir tutanın kim olduğunu göremiyordu. Tutan kimse bıraksın' diye çabalamaya başladı. Bu arada göz ucuyla arkasından tutanın Efendimiz (sav) olduğunu anlayınca sırtını Peygamberimiz (sav)’in göğsüne iyice dayamaya başladı.
    "Zahir'in bu neşeli hareketinden hoşlanan Peygamber (sav) Efendimiz yüksek sesle:
    "Bu köleyi satıyorum, var mı alan?' diye seslenmeye başladı.
    "Zahir boynu bükük, mahzun bir halde:
    "Yâ Resulallah, benim gibi değersiz bir köleye vallahi kuruş veren olmaz' deyince Peygamber (sav) Efendimiz: "Hayır, yâ Zahir, sen Allah katında hiç de değersiz değilsin' buyurdu."
    Bir gün yaşlı bir kadın Peygamberimiz (sav)’e gelerek:
    "Yâ Resulallah! Cennete girmem için bana dua eder misiniz?" dedi.
    Peygamber (sav) Efendimiz:
    "Yaşlı kadınlar Cennete giremez" diye ona takıldı.
    Bunun üzerine kadın ağlayarak oradan ayrıldı.

    Peygamber (sav) Efendimiz, Sahabîlere:
    "Gidin ona söyleyin, 'Sen Cennete yaşlı olarak giremezsin.' Cenab-ı Hak, 'Biz onları yepyeni bir yaratılışla yarattık da, eşlerine sevgi ile düşkün hep aynı yaşta genç kızlar yaptık' buyurmuyor mu?" (Vakıa Sûresi, 36.)

    Peygamberimiz (sav) kimsesiz, fakir, yoksul, herkesin yüz vermediği, ilgilenmediği insanlarla küçük şakalar yapar, kalplerini kazanırdı.

    Enes bin Mâlik anlatıyor:

    "Bir gün adamın biri Peygamber (sav) Efendimizin huzuruna geldi ve kendisinden bir binek hayvanı istedi.
    "Peygamberimiz (sav) ona, 'Peki, sana bir dişi deve yavrusu vereyim mi?' diye takıldı.
    "Adamcağız, 'Yâ Resulallah, ben sizden bir binek istiyorum, dişi deve yavrusunu ne yapayım?"
    "Peygamber (sav) Efendimiz gülerek:
    "Bütün develer dişi deve yavrusu değil midir?' buyurdu."
    Peygamberimiz (sav)’in dadısı ve Zeyd bin Hârise'nin hanımı Ümmü Eymen, bir gün Peygamber (sav) Efendimize gelir ve onu evine davet eder:
    "Yâ Resulallah, beyim sizi davet ediyor."
    "O da kim, hani şu gözlerinde beyazlık olan adam mı?"
    "Beyimin gözlerinde beyazlık yok yâ Resulallah!"
    "Evet, gözlerinde beyazlık var."
    "Vallahi yok yâ Resulallah."
    "Hiçbir insan yoktur ki, gözlerinde beyazlık bulunmasın."