Hz Muhammed'in adaletli oluşu

Konusu 'Hz.Muhammed (sav)' forumundadır ve Wish tarafından 23 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Wish

    Wish Üye

    Katılım:
    1 Eylül 2006
    Mesajlar:
    16.349

    Peygamber Efendimizin adaletli oluşu
    Peygamberimizin adaleti
    Hz Muhammedin adaleti


    Peygamberimiz ( s.a.s.) adeletli bir insandı. Kimsenin Haksızlığa uğratılmasına göz yummazdı. Esasen doğrulukla adalet birbirini tamamlayan iki güzel haslet olup Bunların her ikiside Peygamberimiz’de ( s.a.s.) kemal derecesinde idi. Gençliğinden beri herkes onu “ emin güvenilir” olarak biliyordu. Ticaet arkadaşlari onun hakkinda “ ne kimsenin hakkını yerdi nede kimseye hakkını yedirirdi. Hak konusunda batır gönül dinlemezdi” derler. Hz. Peygamber ( s.a.s.) açıkça islamı davetle emroluduğunda safa tepesinden kureyşlilere: “ size şu dagin ardindan düşman atlilarinin gelmekte oldugunu söylesem inanirmisiniz?” deyince; “ Evet inanırız çünkü sen hayatında asla yalan söylemedin.” Cevabını veriyorlardı. İnkarcılar Mekke dönemi boyunca Peygamberimiz ( s.a.s.)’e “ Şair mecnun sihirbaz-büyücü” diyerek iftiralarla lekelemek istemişler yabancilara onu böyle tanitarak islam’ın yayılma hızını kesmek istemişler fakat ona asla “ yalancı hayin” diyememişlerdi. Hatta peygamberimiz ( s.a.s.)’in mektubunu Şam’da alan bizans imparatorunun: “ Daha önce bu adamın yalanına rastladınızmı ? sorusuna. Peygamberimizin baş düşmanlarından olmasına rağmen Ebu süfyan “ Hayır asla!” diye cevap vermek zorunda kalmıştır. Cenab-ı Hak Peygamberimiz ( s.a.s.)’e “ Emrolunduğun gibi dosdoğru hareket et!” talimatını vermiş Peygamberimiz ( s.a.s.) de hayatı boyunca sırat-ı müstakimden ayrılmamıştır.


    Bir kere Mahzumilerden bir kadın hırsızlık etmişti. Yüksek bir aileye mensuptu. Bu yüzden kureyşliler bu kadının ceza görmesine taraftar olmamışlar. Hz. Üsame’yi de tavassut için Peygamberimiz ( s.a.s)’ e göndermişlerdi. Çünkü Peygamberimiz ( s.a.s.) Hz. Üsame’yi çok severdi. İş te bu esnada Rasul-i Ekrem Hazretleri ( s.a.s.) şöyle buyurdu: “ ( Bugun medeniyetlerinden hiçbir eser kalmayan eski milletler) israiloğulları bu gibi taraf tutmalar yüzünden helak oldular. Bunlar fakirler üzerine şiddetli cezalar tatbik eder nufuzlu ve zengin olanları cezasız bırakırdı... Şayet kızım Fatıma aynı suçu işleseydi gereken cezayı ona da verirdim.

    Rebeze’den Medine’ye gelmekte olan Sa’lebe oğullarından bir gurup insan şehrin yakınında bir yerde konaklamışlardı. Peygamberimiz ( .s.a.s) onlarla karşılaştı ve satın almak istediği bir devenin fiyatını sordu. Pazarlık yapıldı. Peygamberimiz ( s.a.s.) deveyi alarak Medine’ye döndü. Fakat oradakiler deveyi satan alanın Hz. Peygamber ( s.a.s.) olduğunu bilmiyorlardı. Parasını almadan deveyi verdikleri için tartışmaya giriştiler. İçlerinden bir kadın şöyle diyordu: “ Niçin tartışıyorsunuz? Bu kadar paralık alınlı adam hiç görmedik. Dikkat etmedinizmi? Onun yüzü ayın on dördü gibi parlamaktaydı” Kadın bu sözleriyle deveyi satın alanın kendilerini aldatacak yaratılışta olmadığını anlatmak istemiştti. Aradan çok geçmedi. Hava kararmak üzere idi bu sırada bir zat geldi. Bir miktar yiyecekle devenin bedeli olan parayı getirdi ve “ bunlar Rasulullah( s.a.s.)’in gönderdiğini” söyledi. Topluluk ertesi gün şehre girdiginde Peygamberimiz ( s.a.s.) Mescid’de ashabına nasihat etmekle meşguldü. Bu esnada Ensar’dan bir zat Salebe Oğullarının geçmişte akrabasından birini öldürdüklerini şimdi onlardan birini öldürmesi gerektiğini söyleyince Peygamberimiz ( s.a.s.): “ Hayır bunu yapamazsınızé Bir evlad babasının suçu yüzünden öldürülmez! Buyurdu. Bir defasında da ganimet dağıtılırken taşkın hareketlerde bulunan birine Peygamberimiz ( s.a.s.) “ Sabırlı ol sıranı bekle!” diye elindeki ince değneği uzatmış adamın yüzü hafifçe çizilmişti. Peygamberimiz ( s.a.s.) hemen değneği adamın eline vererek “ İşte yüzüm!” demişse de adam hatasini anlamiş olarak Peygamberimiz ( s.a.s.)’den özür dilemiştir.

    Hasili Peygamberimiz ( s.a.s.) sözün tam anlamiyla adalet ve insaf sahibi idi.