Hz. Muhammed (S.A.V) nasıl öldü

'Sorun Cevaplayalım' forumunda Gazel tarafından 12 Ekim 2012 tarihinde açılan konu


  1. Hz. Muhammed (S.A.V) nasıl öldü

    Rebiülevvel ayının on ikisi, Pazartesi günü. Güneş, batıya doğru kayıyordu. Peygamber Efendimizin (asm) mübârek başları, Hz. Âişe'nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Artık nefes alıp vermekte güçlük çekiyordu. Dili Allah'ı zikretmekle meşguldü: "Allah'ım! Beni, Refik-i A'lâ'ya ulaştır." duâsını tekrarlıyordu. Bu esnada bile ümmetine irşadda bulunmaktan geri durmuyordu:

    "Ellerinizdeki kölelerinize iyi davranınız! Namaza dikkat ve devam ediniz!"16 diyordu.

    Bu hazin manzara orada bulunan Hz. Fâtıma'nın yüreğini âdeta dağlıyordu. Bir ara Resûl-i Kibriyâ Efendimizi (asm) bağrına bastı:

    "Vay! Babamın çektiği ıztıraba..."

    diyerek gözlerinden yaşlar boşanmaya başladı. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz,

    "Bugünden sonra baban hiç bir zaman ızdırap çekmeyecektir." buyurdu ve ilâve etti: "Kızım! Sakın ağlama! Ben vefat ettiğim zaman 'İnnâ lillahi ve innâ ileyhi Raciûn' de."17

    Hz. Cebrâil İle Hz. Azrail'in Birlikte Gelişleri

    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz (asm), bu fani dünyada artık son dakikalarını yaşıyordu. Bu esnada, Hz. Cebrâil Hz. Azrail ile birlikte geldi. Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (asm) hal ve hatırını sordu. Sonra,

    "Ölüm meleği Azrail içeri girmek için izin ister." dedi. Resûl-i Kibriyâ Efendimiz müsâade edince, Hz. Azrail içeri girdi. Efendimizin önünde oturdu,

    "Yâ Resûlallah!.. Yüce Allah, senin her emrine itaat etmemi bana emretti. İstersen ruhunu alacağım, istersen sana bırakacağım." dedi.

    Resûl-i Kibriyâ Efendimiz Hz. Cebrâil'e baktı. O da,

    "Yâ Resûlallah, Mele-i A'lâ seni beklemektedir." dedi. Bunun üzerine Hâtemü'l-Enbiya Efendimiz,

    "Yâ Azrail! Gel, memuriyetini yerine getir."18 buyurdu.

    Mübârek başları Hz. Âişe'nin kucağında, göğsüne dayalı idi. Yanında su kabı vardı. İki elini suya batırıp ıslak ellerini mübârek yüzlerine sürdü. Mübârek dudaklarından "Lâ ilâhe İllallah" cümlesi döküldü. Sonra ellerini yüzünden kaldırdı. Gözlerini evin tavanına dikti. "Allah'ım! Refik-i Alâ" cümlesini tekrarlaya tekrarlaya altmış üç yaşında iken mübarek ruhu Refik-i Alâ'ya yükseldi.