Hücre Yapısı Ve Organeller

'Ders notları' forumunda EyLüL tarafından 21 Haziran 2011 tarihinde açılan konu


  1. Hücre Yapısı ve Organeller
    Hücre Yapısı ve Özellikleri
    Hücre Yapısı ve Görevleri

    HÜCRE

    Hücre, bir canlının bütün özelliklerini taşıyan, en küçük birimidir. Canlıların hepsi hücrelerden oluşur, cansız varlıkların hücresel bir yapısı yoktur. Yani hücrelerden oluşma ayrı canlı ve cansız varlıklar için en belirgin ayırt edici özelliktir.

    Canlıların hepsinin hücreye sahip olması aynı hücreye sahip olacağı anlamına gelmez. Canlıların farklı hücrelere sahip oluşu canlıların yapıları hakkında bilgi verir. (Yaşam tarzı, ömrü, beslenişi…) Örneğin, bir bitki hücresi incelendiğinde, hücrede kendi bensini kendi yaptığı anlamına gelen yapıcıklar görülür.

    Hücrelerin hepsi başka bir hücrenin bölünmesiyle oluşur. Hücrede bölünme, hücrenin gelişmesiyle beraber hücre zarının bölünme emri vermesi sonucu oluşur ve ortaya önceki hücrenin tüm özelliklerini taşıyan yeni bir hücre çıkar. Hücrelerin bazıları belli bir zamana kadar bölünme yeteneği taşırlar, bir süre sonra kaybederler.

    Hücreler bağımsız hareket ettikleri halde birlikte iş görürler. Bu iş gruplarına doku denir dokular aynı işleri yapan hücrelerin birleşmesiyle oluşmuştur. Dokular vücudun her yerini sarmıştır ve farklı görevler üstlenmiştir.Birçok dokunu birleşimi organları oluşturur. Organlar birleşerek sistemleri, sistemler birleşerek canlı organizmayı oluşturur. Hücrenin canlının temel taşı olduğunu bu şekilde de anlamış oluruz.

    Canlıları, kolay incelenmek amacıyla hücresel olarak iki gruba ayırırız. Bu gruplar, ilkel ve gelişmiş hücre gruplarıdır. İlkel hücre grubuna “Prokaryot hücre”, ya da “prokaryotik hücre” denir. Gelişmiş hücrelere ise, “Ökaryot hücre” ya da “ökaryotik hücre” adı verilir.

    1. PROKARYOTİK HÜCRELER

    İlkel hücre grubudur, gelişmemiştir. Bakteriler ve mavi-yeşil alglerdeki hücre tipleri bu gruba girer. Bunların çekirdek zarı ile çevrili çekirdekleri yoktur. Sitoplâzmalarında mitokondri, lizozom gibi organelleri barındırmazlar. Kalıtım maddesi olan DNA sitoplâzma içerisine dağılmış durumdadır. Ribozomları vardır. Bu hücrelerin hayati faaliyetleri sitoplâzmada ve hücre zarında cereyan eder.

    Tek hücreliler de bu gruptadır. En basit çok hücreli ya da en karmaşık tek hücreli Volvox’ tur. Volvox' ta işbölümü vardır ama doku oluşumu yoktur. Volvox gibi tek hücrelilerin oluşturduğu dokusu yapıya koloni denir.

    Bunlara ek olarak, prokaryotik hücreye sahip olan bakterilerde hücre, cansız bir çeperle (murein) sarılıdır. Bazı bakterilerde hücre çeperinin dışında kapsül bulunur. Kapsül bakterinin dirençliliğini ve hastalık yapabilme (patojen olma) özelliğini artırır.

    2. ÖKARYOTİK HÜCRELER

    Zar, sitoplâzma, çekirdek ve organellerden meydana gelmişlerdir. Organeller, sitoplâzma içinde farklı görevlere ve yapıya sahiptirler ve serbesttirler. DNA çekirdekte bulunur. Hücreler gördükleri işe göre farklı şekil ve büyüklüktedirler. Bunlara örnek olarak kas, sinir ve kemik hücreleri gösterilebilir. Kan hücrelerinden olan alyuvarların çekirdekleri yoktur. Fakat farklılaşmaları sırasında çekirdeklerini kaybettiklerinden bunlar da ökaryotik hücrelerden sayılırlar.

    Ökaryotik hücreler, hayvan ve bitki hücresi olmak üzere ikiye ayrılır.

    1. Hayvan Hücresi: En gelişmiş hücre tipidir. Hayvan hücresi bitki hücresinden daha farklı yapılara sahiptir.

    2. Bitki Hücresi: Hayvan hücresi kadar gelişmiş değildir. Bitki hücrelerinde bulunur, hayvan hücrelerinden farklı olarak bu hücreler fotosentez yapabilir.


    Hayvan hücresi
    1-Hücre duvarı bulunmaz.
    2-Sentriol bulunur.
    3-Kloroplast, lökoplast, kromoplast (plastidler) bulunmaz.
    4-Kofullar küçüktür.
    5-Glikojen bulunur.
    6-Hücreler bağımsızdır.(Doku sıvısı)
    7-Hücre şekli ovaldir.

    Bitki hücresi
    1-Hücre duvarı bulunur.
    2-Sentriol bulunmaz.
    3-Kloroplast, lökoplast, kromoplast (plastidler) bulunur.
    4-Kofullar büyüktür.
    5-Nişasta ve selüloz bulunur.
    6-Hücreler sürekli birbirine hücre duvarı ile bağlıdır.
    7-Şekli köşelidir.


    Hücrelerde üç ana bölüm bulunur. Bunlar, hücre zarı, sitoplazma ve hücre çekirdeğidir.

    1. HÜCRE ZARI: (sızı mozaik zar modeli)

    Kalınlığı en fazla 120 A° (1 angström = 1/10.000 mm.) dur, sabittir. Protein, yağ ve az miktarda karbonhidrat moleküllerinden (özellikle memelilerde) meydana gelmiştir. Yapısı bir lipit denizinde yüzen, proteinden ve glikoproteinlerden yapılmış, almaç denen özel bölgelerle dışarıya açılan bir "Mozaik Zar Modeli"ndendir.

    Zarın yapısındaki lipitler çoğunluk fosfolipitlerdir ve zarın orta kısmında iki tabakalı olarak bulunur. Bir tabakadaki fosfolipidin suda erimez lipofil (apolar) kutbu (yağ asitlerini taşıyan polarize olmamış kutbu) öbür tabakadaki fosfolipidin lipofil kutbuna dönüktür. Dolayısıyla ışınsal bir şekilde lipofil kutuplar karşı karşıya gelmiştir. Suda eriyen hidrofil (polar) kutupları ise dışa dönüktür. Bu tabakalar, polipeptitterden meydana gelmiş bloklarla ya da adacıklarla kesilmiştir. Bu haliyle hücre zarı, içinde proteinlerden yapılmış adalar taşıyan bir lipit denizi gibi görünür.

    Bir amip ya da silli hayvan yaralanırsa; bu yara yeni bir zarla hemen kapatılır. Bu yeni zara plazmalemma denir. Plazmalemmayı hücre arasına salgılanan maddelerle ya da bir çeşit hücre iskeletini oluşturan hücre dışındaki daha katı selüloz (bitkilerde) ya da mukopolisakkarit ve albuminoid yapılarla karıştırmamak gerekir.

    HÜCRE ZARININ ÖZELLİKLERİ:

    A. Canlıdır: Hücre zarı canlı bir yapıya sahiptir.
    B. Saydamdır: Hücre zarı saydam bir yapıya sahiptir.
    C. Esnektir: Hücre zarı esnek bir yapıya sahiptir.
    D. Akışkandır: Hücre zarı akışkan bir özelliğe sahiptir.
    E. Seçici geçirgendir: Hücre zarı seçici geçirgendir ve seçici geçirgenliği sayesinde büyük molekülleri içine almaz.


    Hücre Zarından Madde Giriş-Çıkışı:

    Hücreye madde giriş-çıkışı hücre zarı tarafından yönetilir. Hücrenin seçici geçirgenlik adı verilen bir özelliği vardır. Bu özelliğe bağlı olarak, hücrenin üzerinde “por” adı verilen gözenekler bulunur. Bu gözenekler oldukça küçüktür. Hücre zarından porlardan daha büyük maddeler geçemez. Yediğimiz besinlerine sindirilmesinin nedeni budur, eğer sindirim olmasaydı, maddeler hücre zarından geçemezdi.
    Eğer besinler hücre içine enerji harcanarak alınıyorsa buna aktif taşıma denir, enerji harcanmadan alınıyorsa, buna pasif taşıma denir.
    • Yağda çözünen moleküller (A, D, E, K vitaminleri gibi) suda çözünen maddelerden daha kolay geçer.
    • Yağı çözen moleküller (alkol, eter gibi) hücre zarından daha zor geçer.