Hoşgörülülükte Deniz Gibi Ol

Konusu 'Karışık Sözler' forumundadır ve YAREN tarafından 24 Eylül 2010 başlatılmıştır.

  1. YAREN Üye

    hoşgörülükte deniz gibi ol anlamı,
    Mevlana Hoşgörülülükte Deniz Gibi Ol,
    Mevlananın Öğütlerinin Anlamları


    [​IMG]
    Hoşgörülülükte Deniz Gibi Olmak

    Hoşgörü, insanı, insanlığı anlamak, bilmek, saygı duymaktır. İnsanların birbirinden farklı duygu, düşünce, davranış, tutum, eylem biçimleri olduğunu kabul etmektir.

    Çağımızda hoşgörüye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü dünyamızda bir taraftan kültürel değişim ve küreselleşme hareketi yaşanırken, diğer taraftan da milliyetçilik, radikalizm, şiddet ve yabancılara karşı ayrımcılık ve nefret duyguları yaşanmakta ve tecrübe edilmektedir. Bu sebeple çağdaş bir insanda gelişmesi gereken en değerli yeteneklerden biris hoşgörü alışkanlığıdır.

    Ruhbilim açısından hoşgörü, insanın kendisini başkalarının yerine koyması, onu anlamaya çalışması demek olan duygu sezgisiyle kazanılır. Önümüzdeki yıllarda bütün dünya ülkeleri ve ülkemiz, insan haklarının egemen olduğu, bireysel özgürlük ve toplumsal sorumluluk sınırlarının belirlendiği ekonomik, siyasal, kültürel bütünleşme arayışını sürdürecektir. Düşünce, karar verme gibi soyut kavramlardan, günlük uygulamaya kadar, anlayış ve Mevlana’dan bize miras kalan fakat şu anda varlığını neredeyse unutmuş olduğumuz hoşgörü gerçekleşmesi zorunlu bir kavram, çağdaş, geçerli, güncel bir ilişki, iletişim biçimi olacaktır.

    Hoşgörülü olmak ailede kazandırılması gereken bir haslettir. Fakat çocuklar yaptıkları ufak tefek hatalardan dolayı bile çoğu kez cezalandırılırlar. Bağışlanmayan çocuklar ise ileride yetişkin olduklarında “bağışlayamayan” ve “hoşgörüsüz” insanlar olurlar. İnsanlarla iletişimlerinde katı olurlar ve bunun rahatsızlığını iç dünyalarında bir ömür boyu çekerler. Oysa nefret, kin tutma, bağışlayamama ve katılık, duygusal bir tükenmedir. Yıkıcıdır, insanın kendi kendini bozguna uğratan duygulardır. Çocukları bilemediğinden, istemeden yaptıkları konusunda bağışlamayan bir tutum izlemek, onları kendilerine karşı katı olmalarını ve kendileriyle barışık olmamalarını körükler. Bu sebeple onların davranışlarına göre onları şımartmayacak bir biçimde bir hoşgörü yaklaşımı sergilemek gerekir.

    Mevlana’nın hoşgörüsü sevgi anlayışının bir uzantısı olarak dil, din ve ırk farkı gözetmeyen bir hoşgörüdür. Çünkü O yaşamın, insanlığın olmazsa olmazı olarak gördüğü hoşgörünün, her insanda bulunması gerektiğine inanmaktadır. Bu niteliği tüm dinlere, inançlara, düşüncelere, görüşlere de açık tutar. Çünkü Mevlana’ya göre ilk yaratılan aşktır. Her yaratık bir aşk kıvılcımı taşımaktadır ve bütün varlıklar yüceler yücesi olan Tanrı’ya doğru bir vuslat özlemi içindedir. Hoşgörüyü “Yüceltilmiş Davranış”ın vazgeçilmezi sayar. Çünkü hoşgörü, özellikle de Mevlana hoşgörüsü içinde; insana saygı vardır, sevgi vardır, aşk vardır. Yoksa insandaki bu nitelik oluşamaz.

    Kaynağını Kur’an ve Hz. Peygamber’in uygulamalarından alan Mevlana’nın hoşgörüsünü en güzel ifade eden ve adeta hoşgörünün sembolü haline gelmiş olan aşağıdaki beyiti oldukça anlamlıdır;

    Gel yine gel, her ne olursan ol yine gel

    Eğer kafir, Mecusi veya Putperest isen yine gel.

    Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir

    Yüz defa tövbeni bozmuş olsan yine gel.
  2. Pardus Üye

    Cevap: Hoşgörülülükte Deniz Gibi Ol

    ''Kaynağını Kur’an ve Hz. Peygamber’in uygulamalarından alan Mevlana’nın hoşgörüsünü en güzel ifade eden ve adeta hoşgörünün sembolü haline gelmiş olan aşağıdaki beyiti oldukça anlamlıdır; ''

    Olay bu zaten ama insanlar bir konu mankeni bulmuşlar gibi bazı dinlerde olduğu gibi Mevlana yı mesela BUDHA ya benzetiyorlar...İşin asıl kaynağını kimse ortaya koymuyor bahsetmiyor..Mevlana deyince herkes kendi ekseninde dönen insanları görüyor ve hoşgörü..Tamam hoşgörü ama bu okyanus nerden besleniyor kimse bahsetmiyor...