Hormonlar

'Ders çalışıyorum' forumunda Öznur tarafından 16 Ekim 2008 tarihinde açılan konu


  1. Hormonlar
    İnsan vücudunda hormon denen kimyasal ileticilere dayalı özel bir bilgi taşıma sistemi vardır. Bu organik kimyasal maddeler kanalsız iç salgı bezlerinde yapılır ve doğrudan kan dolaşımına verilir. Çoğu durumda bu hormonlar kan dolaşımıyla hedef organlara ulaşır ve orada biyokimyasal tepkimeleri başlatır ya da durdurur.
    En önemli iç salgı bezleri hipofiz, tiroit, paratiroitler, pankreas, böbreküstü bezleri ile yumurtalıklar ve erbezleridir. Aşağıda bu salgı bezlerinin ürettiği hormonlar incelenecektir. Mide, incebağırsaklar ve böbrekler de hormon üretir. Ayrıca epifiz bezi ve timus bezinin de hormon salgıladığı düşünülür.
    Gebe kalan memeli hayvanların etenelerinin de salgı işlevi vardır.

    Hipofiz Bezi Öbür Salgı Bezlerini Denetler

    Beynin altında yer alan hipofiz bezinin ön lob (adenohipofiz) ve arka lob (nörohipofiz) adlı iki bölümü vardır. Bazı hayvanlarda bulunan orta lob da ön lobla birlikte değerlendirilir.
    Hipofiz bezi vücuttaki öbür iç salgı bezlerinin birçoğunun işleyişini etkiler. Hipofiz hormonlarının büyük bölümü ön lobda yapıldığından ön hipofiz vücudun “ana” salgı bezi olarak anılır. Ön hipofiz hormonları kimyasal açıdan polipeptit ya da karmaşık protein yapısındadır. Bu gruptaki hormonlar büyüme hormonu (GH), prolaktin hormonu, adrenokortikotrop hormon (ACTH), lipotropik hormon (LPH), tiroid uyarıcı hormon (TSH), folikül uyarıcı hormon (FSH), ara hücre uyarıcı hormon (ICSH) ve melanosit uyarıcı hormondur (MSH). Hipofiz arka lobu ise hormon üretmez; beynin hipotalamus bölümünden üretilen iki hormonu depolar. Her ikisi de polipeptit yapısında olan bu hormonlar vazopressin ve oksitosindir.
    Hemen hemen bütün ön hipofiz hormonları belirli dokular üzerinde etki gösterir. Yalnız büyüme hormonu vücudun bütününü etkiler; ayrıca öbür hormonları destekler. Prolaktin meme dokusunun gelişimini ve süt yapımını denetler. ACTH böbrek üstü bezlerinin steroid hormonları salgılamasını sağlar. TSH tiroit bezinin tiroksin salgısını uyarır. FSH ile ICSH gonatların, yani yumurtalık ve erbezlerinin eşey hormonları salgılamalarını sağlar. MSH derideki renk değişikliğini belirleyen melanositleri uyarır. LPH de yağ dokularındaki lipiti harekete geçirir.
    Hipofiz bezinin yaşamın ilk yıllarında tam gerektiği kadar büyüme hormonu salgılaması gerekir. Eğer bu dönemde gerekenden az büyüme hormonu salgılanırsa çocukta cücelik, aşırı hormon salgılanırsa da devlik gelişir.

    Tiroit Bezi Vücut Enerjisini Düzenler

    Tiroit bezi boyunda, soluk borusunun her iki yanında yer alır. İki lobu ortadan birleştiren dokuyla tiroit bezi “H” harfine benzer. Yetişkinlerde tiroit bezinin ağırlığı ortalama 30 gr’dır. TSH’nin sürekli etkisi altında çalışan tiroit bezi, gıdalarla alınan iyotlu bir aminoasit türevi olan tiroksin ile kimyasal olarak ona benzeyen triiyodotrinonine dönüşür. Bu kimyasal maddeler vücudun enerji gereksimini karşılamak için alınan gıdaların yakılma hızını ve tiroit hormonuna duyarlı genlerin ifade edilmesini düzenler.
    Tiroit bezinin çok çalışarak aşırı miktarda tiroksin salgılamasına hipertiroidizm denir. Hipertiroitli insanlar sinirli, çok enerji harcayan ve huzursuz kişilerdir. Hastalık ameliyatla ya da radyoizotop tedavisi ile iyileştirilir. Buna karşılık, hipotiroidizm tiroit hormonu eksikliğidir; ya tiroit bezinin yapısındaki bir kusurdan ya da bezin işlevini bozan gıdaların alınmasından kaynaklanır. Hipotiroit küçük yaşlarda başlarsa fiziksel ve zihinsel gelişmeyi büyük ölçüde engelleyerek kretenizme yani cücelik ve zeka geriliğine yol açar. Zamanında fark edilirse kretenizm çoğu kez tiroksin tedavisi ile iyileşir.

    Pankreas ve Şeker Hastalığı

    Pankreas bezi polipeptit yapısında iki önemli hormon olan insülin glükagon salgıladığından yaşamsal önem taşır. Bu hormonlar pankreasın Langerhans adacıkları denen bölümünde yapılır.
    İnsülin vücudun neredeyse her hücresini etkiler, çünkü karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasına katılan bir hormondur. İnsülin yokluğu, sık görülen ve ölümle sonuçlanabilen şeker hastalığına yol açar. Şeker hastalarının kanında yüksek düzeyde glikoz, yani şeker bulunur ve hasta insülin tedavisi görmezse dokuları enerji gereksinimini karşılayacak glikozu kandan alamaz. Hasta güçsüzleşir. İdrarla aşırı su kaybı ve vücut ortamının asitleşmesi gibi sorunlar ortaya çıkar. Susama artar. Hücreler kaybettikleri enerjiyi yerine koyamazsa tükenir ve hasta ölebilir. Neyse ki, şeker hastalığı insülin iğneleriyle tedavi edilebilmektedir. Hastalığın hafif olduğu durumlarda pankreas insülin üretmekte, ama yeterince salgı yapamamaktadır. Protein yapısında olmayan bazı ilaçlarla pankreasın yaşamı sürdürmeye yetecek düzeyde insülin salgılaması sağlanabilir. Şeker hastalığı glikoz tolerans testiyle kolayca tanınabilir. Bir glikoz eriyiği içirilen insanda eğer şeker hastalığı varsa, kanda şeker düzeyi uzun zaman sonra bile çok yüksek bulunacaktır. İnsülin fazlalığı da bir başka tehlikeli pankreas hastalığıdır. Aşırı insülin salgılaması zayıflama, kaygı, ruhsal çöküntü gibi belirtilere yol açan, hatta tehlikeli kasılma nöbetleri ve şokla sonuçlanabilen ciddi bir hastalıktır. Tedavisi ameliyatla ya da glikoz verilerek yapılır.

    Böbreküstü Bezlerinin Önemi

    Yaşamsal önem taşıyan böbreküstü bezleri, böbreklerin hemen üzerinde yer alır. Her biri korteks denen bir kabuk bölgesi ile medulla ya da öz denen iç bölgeden oluşur. Bu iki bölge kimyasal yapısı farklı hormonlar üretir.
    Kabuk bölgesi ACTH’nin denetimi altında çalışarak steroit grubu hormonları salgılar. Salgıladığı iki grup steroit vardır. Glükokortikoitler ve mineralokortikoitler. Bu hormonlar değişen ölçülerde gıda metabolizmasını ve mineral dengesini düzenler. Bir glükokortikoit olan kortizol tıpta iltihaplara karşı kullanılır.
    Hormonlar ve Üreme

    İnsanlarda üreme işlevini etkileyen hormonlar hipofiz bezinde ve kadınlarda yumurtalıklar ile erkeklerde erbezlerinde yapılır. Gebelik sırasında etene de hormon üretir.
    Annenin dölyatağında gerçekleşen çeşitli olaylar büyüyen dölütün cinsiyetini ve biçimini etkiler. Her ne kadar dölütün cinsiyetini genler belirlese de eşey organlarının cinsiyete uygun olarak gelişmesi için belirli hormonların etkili olması gerekir. Doğduğunda bebeğin eşey organları etkin değildir, ama ergenlik dönemine değin hergün küçük değişiklikler gerçekleşir. Daha sonra FSH ve ICSH düzeylerindeki değişimler sonucunda ergenin eşey organları kendi hormonlarını üretmeye başlar.
    FSH ve ICSH erbezlerini etkilemeye başlayınca genç erkeklerde 16 yaşına doğru olgun sperma hüçreleri oluşur. En önemli erkeklik hormonu olan testesteron da sperma üretiminde önemli rol oynar. Testesteron ayrıca prostat bezi ve ersuyu torbacıkları gibi yardımcı eşey organların ve ikincil eşey özelliklerin gelişimini etkiler.
    Kızlarda FSH ve ICSH yumurtalıkları etkileyince yumurtalık foliküllerinde bir yumurta hücresi gelişmeye başlar. Önce FSH, ardından ICSH’nin etkisi altında folikül olgunlaşır ve sonunda patlayarak yumurta hücresini dışarı atar. Serbest kalan yumurta hücresi iki yumurtalık kanalının birinden geçerek bir spermayla karşılaşırsa döllenmek üzere aşağıya doğru yol alır. Bu arada patlamış durumdaki folikülün artıkları sarı cisim (corpus luteum) denen küçük bir yapıya dönüşerek gebeliğin sürdürülmesi için gerekli olan progesteron hormonunu üretir. Yumurta döllenmezse sarı cisim yok olur.
    Progesteron ve östrojen dişi eşey hormonlarıdır. Bunlar vücudun biçimi, sesin inceliği gibi ikincil eşey özellikleri ve dölyatağı, dölyolu gibi yardımcı dişi organlarının gelişimini denetler. Aylık adet kanamalarının düzenini de bu hormon sağlar. Bazı düzensizlikler görülse de kadınların çoğunda önce östrojen sonra progesteron etkisiyle ayda bir kez dölyatağı iç yüzeyini kaplayan doku güçlenir ve gebeliğe hazır duruma gelir. Eğer adet döneminin ortalarında serbest kalan yumurta hücresi döllenmezse, döl yatağını kaplayan doku gereksiz hale gelir ve adet kanamasıyla atılır. Ardından yeni bir adet dönemi başlar. Ama yumurta döllenirse güçlendirilmiş dölyatağı iç yüzey dokusu korunur. Östrojen ve progesteronun etkisiyle dölyatağı duvarında döllenmiş yumurta hücresinin yerleşip gelişeceği bir yer hazırlanır; etene gelişmeye ve hormon yapımına başlar. Dölüt büyüdükçe annenin hipofiz bezinden salgılanan prolaktin hormonu meme dokularını süt yapımı ve akışına hazırlar.

    Hormon Salgısının Geribesleme Aracılığıyla Denetimi

    Hipofiz bezi vücudun hormon dengesini sağlamak üzere salgıbezlerinin etkinliğini düzenler. Bu denge hipofiz bezinin dolaşıma verdiği hormonları denetleyen bir geribesleme sistemiyle sağlanır. Örneğin hipofizin salgıladığı FSH ve ICSH salgılamaması konumutu verir. Bir süre sonra eşey bezlerinin salgıladığı hormon düzeyi yeniden düşünce FSH ve ICSH salgısı kendiliğinden başlar. Bu geribesleme sürecinde beyin çok önemli rol oynar; bazı kimyasal maddeler üreterek hipofizi hormon salgılamak üzere uyarır. Örneğin eşey hormonlarının kandaki düzeyi tarafından uyarılan beyin hormon salgılatıcı maddelerinin salgısını durdurabilir ya da başlatabilir. Bu süreçte sinir ve iç salgı bezleri sistemleri birlikte etki gösterir. Böylece vücuda gereken hormonlar bir denge içinde salgılanır. Geri besleme mekanizmaları beyin ile tiroit ve beyin ile böbreküstü bezleri arasında da vardır.