Hipokondriyazis ( Hastalık Hastalığı ) Nedir

'Sağlık bilgisi' forumunda YAREN tarafından 28 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. Adını kaburgaların altındaki bölgeyi anlatan latince "hypochondrium" sözcüğünden alan bu bozukluk, bedende fiziksel bir bozukluk olmaksızın sürekli hastalık kaygıları ve çeşitli bedensel yakınmalarla karakterizedir. Bu bozukluğu ilk kez adlandıran hekim Hipokrattır ve bu hastalarda karın bölgesiyle ilgili yakınmaların yaygın oluşundan ötürü bu adı vermiştir. Hastaların bedensel yakınmaları önemli ölçüde sıkıntıya yol açar ve kişisel, mesleki ve toplumsal rolleriyle ilgili işlevlerde bozulmaya neden olur.

    Klinik Özellikler

    Hipokondriyak hastalar kendilerinde henüz saptanmamış ciddi bir hastalık bulunduğuna inanırlar ve kendilerini bunun aksine inandırmak çok zordur. Tek bir hastalığın varlığına inanabilirler yada zaman geçrikçe özgül bir hastalığa ilişkin düşünceleri değişebilir. Fakat hastalık inancı bir somatik sanrıda olduğu kadar sabit değildir. Klinik tabloya çoğu kez depresyon ve anksiyete belirtileri eşlik eder. Hastaya bu tanının konulabilmesi için klinik tablonun altı aydan daha uzun sürmesi öngörülür.

    Oluş Nedenleri

    Hipokondriyak kişilerin bedensel duyumlarını artırma ve genişletme eğiliminde olduklarına ilişkin önemli ölçüde veri vardır. Sözgelimi normal bir kişinin karında gerginlik olarak hisettiği duyumu hipokondriyak kişi karın ağrısı olarak algılayabilmektedir. Hipokondriyak kişi bedensel duyumlar üzerine odaklanabilmekte, onları yanlış yorumlayabilmekte ve yanlış bir bilişsel şema nedeniyle bunu bir tehlike olarak algılayabilmektedir.
    İkinci bir kuram kişinin toplumsal öğrenme modeli öne sürer. Buna göre hasta insan rolü kişinin görünürde üstesinden gelinmesi güç olan sorunlardan kaçınmasına olanak sağlar.
    Üçüncü bir kuram hipokondriyazisin diğer zihinsel bozuklukların değişik bir biçimi olduğu düşünülen klinik tabloların başında depresif bozukluklar ile anksiyete bozuklukları gelir. Bu hastaların yaklaşık %80 inde eşlik eden depresif bozukluklar ve anksiyete bozuklukları bulunduğu tahin edilmektedir ve buradan hareketle bu hastaların bu tür bozuklukların bir alt- tipini oluşturduğu düşünülmektedir.

    Bu bozuklukla ilgili psikodinamik açıklama bu hastalarda başkalarınına yönelik saldırgan ve düşmanca dürtülerin bastırma ve yer değiştirme mekanizmalarıyla fiziksel yakınmalara dönüştürüldüğü, hastaların öfkelerinin geçmişteki reddedilmeler, düş kırıklıkları ve kayıplardan kaynaklandığı, fiziksel yakınmalar aracılığıyla başka insanlardan yardım ve ilgi gördükleri ve ardından onları etkili olamadıkları gerekçesiyle geri çevirdikleri biçimindedir. Bir başka yaklaşım da hipkondriyak belirtileri bilinçdışı suçluluk duygularına bağlar.

    Tedavi

    Hipokondriyak hastalar çoğunlukla psikiyatrik tedaviye direnç gösterirler. Zorlanma etmenlerini azaltılması ve kronik hastalıkla baş etme üzerine odaklanan yaklaşımı benimseyebilirler. Toplumsal desteğin ve etkileşimin anksiyete düzeylerini azaltması nedeniyle grup terapisi yeğlenebilir. İçgörü yönelimi bireysel terapi genellikle başarılı olmamaktadır. Düzenli olarak gerçekleştirilen fizik muayene ve yardımcı incelemeler çoğu kez hastaya yakınmalarının ciddi bir biçimde ele alındığı konusunda güvence verir. İlaç tedavisi ise ancak eşlik eden anksiyeteve depresyon belirtileri için uygulanmalıdır.