Hilal'in Gözüktüğü ilk gece

'Kısa Bilgiler' forumunda Bloom tarafından 4 Nisan 2009 tarihinde açılan konu


  1. Ege' de bir efsane vardir; " Hilal' in gozuktugu ilk gece, yildizlarin
    altinda denize dileginizi iletirseniz, deniz size mutlaka geri doner ve
    dileginizi yerine getirir... "
     



  2. Cevap: Hilal'in Gözüktüğü ilk gece

    Fıstğım bu gece gökte hilal mi var? :f20:

    Eğer varsa gel aynı anda dilek dileyelim :f196:
     



  3. Cevap: Hilal'in Gözüktüğü ilk gece

    Gulay, iskelenin ucuna dogru yurumeye basladi. Gunes, batmaya hazirlaniyordu
    ve deniz oldukca dalgaliydi. Dalgalar zaman zaman iskeleyi asip, ayak
    bileklerini islatiyordu. Yavas ve donuk gozlerle, iskelenin ucuna kadar
    yurudu ve durdu. Yavas hareketlerle oturarak ayaklarini denize birakti.
    Bacaklari islaniyor, arada bir gelen dalgalarla da baldirlarina kadar
    islaniyordu. Gozlerini kisarak ufuga bakti. Turuncu ve kirmizinin
    karisimindan olusan karisim, hafif hafif karanlik maviye karisiyor ve
    bulutlarin arasindan karsidaki adalar gozukuyordu. Gokyuzunde bulutlar
    simetrik bir sekilde duruyorlar ve cok hafif bir sekilde ilerliyorlardi.



    Gulay bir Istanbul cocuguydu. Genc yasta asık olmus, okudugu universiteyi
    sevdigi adamla evlenmek icin birakmisti. Cok kisa bir zamanda hazirliklarini
    tamamlamislar ve sade bir dugunle evlenmislerdi.



    Evliliklerinde, kimsenin cozemedigi bir mutluluk sirri vardi. Onlar hic
    tartismaz, kavga etmez ve daima iyi gecinirlerdi. Herkes bunu kotuye yorsa
    bile, onlar boylesine mutlu ve huzurlu iki sene gecirmisler, ikibin sene
    daha gecirmeye yetecek kadar da yanlarinda sevgi biriktirmislerdi. Mutluluk
    sirlari esinin trafik kazasinda hayatini kaybetmesiyle son buldu. Gulay,
    adeta yikilmis ve erimisti. Kazadan aylar sonra bile halen esinin eve
    donecegini dusunur, her aksam onu karsilamak icin en guzel kiyafetlerini
    giyerdi. Gece oldugu halde halen esi eve gelmeyince, sinir krizleri gecirir,
    aglayarak sabahi bulurdu. Ailesi bir sure sonra Gulay' i yanina almisti.
    Daha sonralari iyice icine kapanan genc kadin, zamanla insanlarla konusmayi
    bile birakmis ve sadece dalgin dalgin dusunur olmustu. Boyle zor gecen 1
    senenin ardindan Gulay psikolojik tedavi gormeye baslamis ve ilaclarla
    yasamaya alismisti. Ilaclar onu bol bol uyutuyordu. Uyandigi zamanlarda
    karnini doyuruyor, esine mektuplar yaziyor ve aksamlari erken saatlerde
    tekrar uykuya daliyordu. Bir sure sonra uyku ilaclarinin muptelasi olan genc
    kadin, doktor tavsiyesiyle, ailesi ile birlikte Canakkale' ye tasindi.
    Evleri Canakkale yolu uzerinde bir koyun biraz uzagindaydi. Evlerinin hemen
    arkasinda yukselen yuksek daglar agaclarla kapliydi. Evlerinin hemen onunde
    ufak bir bahceleri ve deniz balkonlari vardi. Bahcenin onunde taslikla kapli
    bir sahil ve hemen ilerisinde deniz vardi. Gulay denize girmeyi cok
    sevmesine ragmen, buraya tasindiklarindan beri hic denize girmemisti.
    Gunduzleri bahcedeki cicekler ve agaclar ile ugrasiyor, ailesinin
    sohbetlerini dinliyor ve aksamlari deniz balkonlarinda esine mektuplar
    yaziyordu.



    Ayaklarina gelen suyun soguklugu ile irkildi. Hava iyice kararmaya yuz
    tutmus ve az onceki o guzel renk karisimi, yerini sise birakmisti. Deniz
    biraz daha durgunlasmis ve dalgalar yerini ufak cirpintilara birakmisti.
    Burada her insan mutlulugu tadabilirdi cunku doganin guzelliklerini her saat
    gorebilirdiniz. Sabahlari adeta bir havuz gibi sakin olan denizde yuruyerek
    bile baliklari seyredebilir, aksamlari cikan ruzgarlar ile ruhunuzun en
    derinliklerinde yolculuklara cikabilirdiniz. Fakat bunlar genc kadini mutlu
    etmeye yetmiyordu. O, esinin olumuyle birlikte sanki bir yarisinida
    kaybetmisti. Gordugu her guzelligi ve tadina baktigi her mutlulugu onunla
    paylasmadigi surece, ne anlami vardi bu guzelliklerin ? Ici her zamanki
    gibi, kara bulutlarla kaplanmisti. Ufukta gorebildigi son noktayi secmeye
    calisiyor ve amansiz bir sekilde icinin yandigini hissediyordu. Bu acimasiz
    olay neden onun basina gelmisti ? Devamli mutlulugunun neden ve kimin
    tarafindan kiskanilip, yok edildigini dusunuyor fakat bir turlu
    dusuncelerini bir yere baglayamiyordu. Esini her dusunusunde, ona bir daha
    dokunamayacagini, bir daha opemeyecegini ve bir daha asla onun kokusunu
    koklayamayacagini farkediyor ve bu dusunce yuregini sıkıyordu. Kurtulmak
    icin cirpinsa bile kurtulamiyor, cevresinde ki herseyin bir caresizlik
    cemberiyle sarildigini hissediyordu. Her gece uyurken, ruyasinda esi ile
    bulusacagini dusunuyor ve bu dusunce onun karanliklarinda, sicak ve parlak
    bir isik olusturuyordu. Bu umitle uykuya daliyor, fakat bir turlu esini
    ruyasinda goremiyordu.



    Ruyasinda onu gorebilmek icin bir cok yol denemis fakat hic birinde basarili
    olamamisti. Bu onu gitgide dahada ruhunun derinliklerine goturuyor,
    saatlerce bos bos dusunmekten baska birsey yapmiyordu. Ailesi bu duruma cok
    fazla uzuluyor, biricik kizlarinin tekrar eski haline gelmesi icin
    ellerinden geleni yapiyorlardi. Lakin hic biri genc kadinin yuzunu
    guldurmuyordu, o sanki intihar etmeyi gururuna yediremediginden dolayi
    sadece yasamini surduren biri haline gelmisti. Bu durumdan nasil ve ne zaman
    cikacagini hic kimse bilmiyor fakat bunun boyle surup gidemeyecegini tahmin
    ediyorlardi. Buraya geldiklerinden beri ilaclarini da kullanmiyordu. Ailesi,
    onu ilac kullandigi zamanlardan daha iyi goruyordu. Cunku kizlari ilac
    kullanirken devamli uyuyor, soylenen hic birseyi anlamiyor ve daima hasta
    gibi oluyordu. Oysa simdi, sabah erken kalkiyor, bahceyle ugrasiyor, deniz
    kenarinda oturuyor ve alisagelmis mektuplarini yaziyordu. Onlar icin bu
    bile, oldukca iyi bir gelismeydi.



    Gulay iskeleden kalkti ve eve dogru yurumeye basladi. Sahilde ki taslardan
    dolayi duzgun yuruyemiyor ve yalpaliyordu. Cocuklugundan beri buraya gelip
    gittiklerinden, denize dair olan tum hikayeleri bilirdi. Yarin ay hilal
    seklini alacakti ve genc kadin bir dilek dileyecekti. Eve ulastiginda aksam
    yemegi hazirlanmisti. Sessiz bir sekilde yemegini yedi ve odasina cekildi.
    Yarin icin ici umutla dolmustu. Kimbilir belki gercekten deniz ona geri
    doner ve istegini yerine getirirdi. Bu dusuncelerin verdigi garip bir
    huzurla uykuya daldi.



    Sabah uyandiginda henuz gunes yeni doguyordu. Uzun zamandir yaptigi gevsek
    hareketlerin tersine, buyuk bir ceviklikle yatagindan sicradi. Uzerini
    degistirip yatagini ve odasini topladi. Kahvaltisini yaptiktan sonra her
    zamanki gibi bahcedeki ciceklerle ilgilenmeye basladi. Ciceklerin hepsi
    bugun daha bir canliydilar. Gulumsemeyi unutan yuzu ile onlara gulumsedi ve
    her biriyle tek tek ilgilenmeye basladi. Diplerini temizliyor, sularini
    veriyor ve hepsine birer opucuk konduruyordu. Gulay' i balkondan izleyen
    annesi ve babasi birbirlerine sarildilar. Onu boyle gormek onlari cok mutlu
    etmisti. Aksama dogru genc kadin deniz balkonuna gitti ve buyuk bir
    titizlikle kagidi onune yerlestirip, kalemini cantasindan cikardi. Yazacagi
    her kelimeyi ozenle secmeliydi. Dusuncelerini netlestirdi ve yazisina
    basladi ;



    " Sevgili Deniz,



    Bilirsin, cocuklugumdan beri devamli seninleyim. Tatil icin geldigimiz
    zamanlarda saatlerce seninle dans eder, Istanbul' a dondugumuzde devamli
    seni izlerdim. Sen kimi zaman durgun, kimi zaman neseli olurdun. Hep bunu
    cozmeye calistim ve artik cozdugumu saniyorum. Sanirim sen aya asIksin
    deniz. Ne zaman ay ciksa, onun isIklarini alip, binlerce yakutmus gibi
    yansitiyorsun. Ruzgar ile konusuyor, kiyi ile oyunlar oynuyorsun. Aksamlari
    kimseye icini gostermiyor, adeta icine bakmaya calisan olursa, sendeki aski
    goreceklermis gibi kendini sakliyorsun. Fakat sabahlari ayin yerini gunese
    birakmasiyla birlikte durgunlasiyor, kendini unutuyorsun. Aksama kadar boyle
    zaman gecirip, aksam kendini aya hazirliyorsun. Kimi zamanlar ruzgar
    siddetleniyor ve bulutlar ayi kapatiyor. Boyle zamanlarda, sevdigini
    goremedigin icin oldukca sinirleniyor ve icinde ne bulursan darmadagin
    ediyorsun. Ben senin ofkeni kiyilara vurdugun tekmelerden bile anliyorum
    denizim. Inan bana, belki de seni benden iyi anlayacak kimse yoktur...



    Soyle bana denizim, bir gun ayin hic bir zaman dogmayacagini anlasan ne
    yapardin ? Bir daha hic yakamozlar olusturamayacagini, onunla olan
    sevginizin icinde olmasina ragmen onu asla goremeyecegini bilsen ne dusunur,
    ne hissederdin ? Eminim ki ofkeyle buralari yikardin ve bir daha hic yuzun
    gulmezdi. Iste sevdigini kaybetmek boyle birsey denizim. Sen ayini asla
    kaybetmeyeceksin ama ben gunesimi kaybettim. Onu her dusundugumde icim
    agliyor, yasam duruyor. Hic bir sey yapmak istemiyorum. Bedenimi yirtmak ve
    gokyuzune yukselmek, her neredeyse onu bulmak istiyorum. Lakin hic bir
    sekilde onu tekrar goremiyor ve ona tekrar sarilamiyorum. Anlattiklarimi her
    gun az cok gozlerimden anladigini farzediyorum. Bu yuzden sana yazmaya ve
    senden yardim istemeye karar verdim denizim. Hilal' in gorundugu ve senin en
    sevincli oldugun bugun senden bir dilegim olacak. Beni sevdigime kavustur
    denizim. Bir defaligina bile olsa onu gormek istiyorum. Beni aydinlatan,
    nesemi yerine getiren ve zamanla hayatimin anlami olmus o gulumseyisini
    gormek istiyorum. Artik buralarda daha fazla onsuz kalmak istemiyorum. Ne
    olur denizim, beni onunla bulustur. Onu gormeme ve bir defacik dahi olsa
    sarilmama araci ol. Beni anlayacagini umud ediyor ve bana dilegim ile ilgili
    geri donmeni bekliyorum.. "



    Gulay, mektubunu dikkatle katladi ve gogsune yerlestirdi. Aksam yemegini
    yedikten sonra iskeleye cikarak bir sure karanlikta hic bir isigin meydana
    getiremeyecegi o guzel yakamozu izledi. Ardindan yasli gozlerle dilegini
    denize birakti ve gozlerini kapatti. Sanki deniz dilegini hemen yerine
    getirecek gibi hissediyordu. Sanki gozlerini acsa, sevdigini karsisinda
    gorecek ve bu dogaustu olaya deniz neden olacakti. Yavasca gozlerini acti
    ama sevdigini goremedi. Gozlerinden bir kac damla yas, denize damladi. Genc
    kadin buyuk bir huzunle yuruyerek evine gitti ve kimsenin yuzune dahi
    bakmadan odasina kapandi. Agladi, agladi, agladi.. Hayat, yasanilabilecek
    bir olgu olmaktan cikmis ve adeta bir cileye donusmustu. Buna daha fazla
    sabredemiyordu. Fakat aksi yondede yapabilecek hic birseyi yoktu. Kalbi
    daraliyor ve nefes almasi zorlasiyordu. Derin derin nefes alarak kendine
    gelmeye calisti fakat her nefes alisinda gogsu sizliyor adeta nefes alirken
    bedeni yirtiniyordu. Hiriltilar cikarmaya basladi. Hizli hizli oksurdu ve
    bir sure sonra kendine geldi. Oldukca halsiz kalmisti, yatagina uzandi
    gozlerini kapatti.
     



  4. Cevap: Hilal'in Gözüktüğü ilk gece

    Gece uykusunda bir ruzgar hissetti. Galiba balkon kapisini acik unutmustu.
    Ama kalkip kapatabilecek hali de yoktu. Ruzgar ayaklarindan beline dogru
    ilerledi ve gogsunden basina kadar inanilmaz bir yumusaklikla esip gitti.
    Gulay, ruzgar ile birlikte muhtesem bir huzur duygusuna sarinmisti.
    Gozlerini acti. Gorduklerine inanamayip, gozlerini tekrar kapatip acti.
    Denizin ortasindaydi. Sahilden bir hayli uzakta olmasina ragmen evlerini zar
    zor gorebiliyordu. Denizde yuruyebiliyor ve kosabiliyordu. Buyuk bir
    sevincle ordan oraya kosup durdu, kendince ruyasinin tadini cikartiyordu. "
    Gulay... " Duydugu sesle irkildi. Ses tam arkasindan geliyordu ve yillardir
    hasret kaldigi bir sesti. Hizla arkasini dondu. Kocasi yuzunde o bilindik
    gulumsemesiyle kendisine bakiyordu. Hic birsey diyemeden, hasretle kocasina
    sarildi. Iste dilegi gercek olmustu, onca zamandir basaramadigi seyi deniz
    basarmisti. Kocasinin kollarindan ayrilmadan tum gucuyle onu sIkti. Kokusunu
    oylesine ozlemisti ki, yillarca boyle durabilirdi. " Ah seni oyle ozledim,
    oyle bekledim ki.. " Esi yanit vermeden onun yuzune bakti. Gozlerinde hafif
    bir keder vardi. Genc kadin, gayet iyi tanidigi kocasinin yuzundeki
    gulumsemesinin ardina saklanmis, gozlerindeki kederi hemen farketmis ve
    onunda yillardir kendisini ozledigini dusunmustu. Onu gormenin verdigi
    sevincle hic birsey dusunemiyordu. Kocasina tekrar sarildi, onu tekrar
    kokladi. Hic uyanmak istemiyor, kalan tum yasami boyunca bu ruyanin devam
    etmesini istiyordu. Yillarin verdigi ozlem ve hasretle saatlerce konustular.
    Birbirlerini ne kadar ozlediklerini, birisinin olmadigi yasamda digerinin
    eksIkliginin nasil hissedildigini anlatip durdular. Her ikiside heyecanli ve
    sevincliydi. Bir o kadarda huzunluyduler. Genc kadin gunes ufuktan yavas
    yavas dogarken, gozlerini bakmaya doyamadigi kocasindan alarak denize
    cevirdi ve aglamaya basladi. Kocasi " Aglama.. " dedi. Aglamamasi
    imkansizdi, birazdan uyanacak ve bu guzel gece sona erecekti. Bir ay boyunca
    yine kocasina hasret kalacakti. Ona hizli hizli yine mektup yazacagini, hic
    durmayacagini, her ay hilali sabirsizlikla bekleyecegini soyledi. Kocasi
    elleriyle karisinin agzini kapatti. Gozlerinde garip bir bakis vardi. Gulay'
    i optu. " Gitme desem de, gideceksin, fakat doneceginde unutma, burada seni
    bekliyor olacagim.. " dedi. Gunes dogmustu, gulay artik uyanmasi gerektigini
    ve uyanmazsa ailesinin endiseleneceginden, onu zorla uyandiracaklarindan, bu
    guzel ruyanin sarsintilarla bitmesini istemediginden bahsetti. Ona son defa
    sarilarak, denizin uzerinden yurumeye basladi. Evine dogru yaklastikca
    yuregi sizliyordu. Ara ara arkasina bakiyor ve kocasinin orada bekledigini
    gormek icine tarifi imkansiz bir huzur veriyordu. Gozyaslari icerisinde
    sahile cikti ve evlerinin onundeki kalabaligi farketti. Biraz daha
    yaklasinca, kulaklari annesinin feryatlariyla cinladi..



    " Gulay, Gulaaay, Gulaaaay....