Hesabı Sorulacak Nimetler

'Sorularla İslamiyet' forumunda DiScOvErEr tarafından 10 Temmuz 2009 tarihinde açılan konu


  1. Evet, Allah Rasûlü ve Hazreti Ebu Bekir gibi has dairedeki bir kısım arkadaşları, maddî hayat itibarıyla en fakirâne yaşayan insanlardı. Hem de onlar bu hale kendi ihtiyarlarıyla razı oluyorlardı. Şayet isteselerdi, herkesten daha müreffeh yaşayabilirlerdi. Zira, Rasûl-ü Ekrem Efendimiz sadece kendisine verilen hediyeleri dağıtmayıp yanında bıraksaydı, o günün maddeten en zenginlerinden biri olabilirdi, ama O öyle yapmayı hiç düşünmedi; ümmetini helâlinden kazanıp zengin olmaya teşvik ettiği halde kendisi hem kıyamete kadar gelecek olan bütün irşad erlerine örnek olmak hem de ahiret meyvelerini ötelere bırakmak için fakirliği ve zahidâne bir hayatı ihtiyar etti.


    Öyle ki, bir gün Fazilet Güneşi (aleyhi's-salatü ve's-selam) iki arkadaşı ile beraber Ebu Eyyûb el-Ensârî hazretlerinin evine gitmişti. Evin hanımı onları karşılamış, Ebu Eyyûb Hazretleri de hemen bir hurma salkımı kesip getirmiş, kutlu misafirlerine ikram etmişti. Allah Rasûlü "Bu hurma dalını niye kestin, meyvesinden toplasaydın ya!" buyurunca, ev sahibi, "Ya Rasûlallah, evime şeref verdiniz; size hem kuru hurmasından, hem tam olgunlaşmayanından, hem de olgun tazesinden tattırmak istedim, onun için dalıyla beraber getirdim." demişti. Ebu Eyyûb el-Ensâri hazretleri, bu kutlu misafirlerine hurma ikram etmişti ama bununla yetinemezdi. Hemen kalkıp dışarı koşmuş, bir oğlak tutup kesmiş ve sonra onun yarısını kebap yapmış, diğer yarısını da suda pişirmişti. Şefkat Peygamberi, sofraya konulan etten bir parça almış, onu bir yufkanın içine koymuş ve "Ey Ebâ Eyyûb! Bunu Fatıma'ya götür, zira günlerden beri o böylesini tatmadı." buyurmuştu. Ebu Eyyûb da hemen bu emri yerine getirmiş ve tekrar aziz misafirlerinin yanına dönmüştü.

    [​IMG]

    Herkes yemeğini yiyip doyunca, Rehber-i Ekmel (sallallahu aleyhi ve sellem) "Serin gölge, ekmek, et, hurma, henüz olgunlaşmamış hurma, olgun taze hurma ve soğuk su..." demiş; bunları sayarken de mübarek gözleri yaşlarla dolmuştu. Sonra sözlerine şöyle devam etmişti: "Nefsim kudret elinde olan Yüce Allah'a yemin ederim ki, işte bunlar da sorulacağınız nimetlerdendir; Allah Teâlâ "Sonra o gün size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz." (Tekâsür, 102/ buyurmuştur; evet, işte bunlar, o kıyamet günü sorgulanacağınız nimetlerdendir." Peygamber Efendimiz'in bu sözü, orada hazır bulunan Ashab-ı Kirama öyle ağır gelmişti ki, hepsi derin derin mülahazalara dalmışlardı. Bunun üzerine Müşfik Nebi şöyle buyurdu: "Bu türlü nimetlere rastlayıp da onlara el uzattığınızda "Bismillah" deyin; doyduğunuz zaman da, "Sonsuz şükürler olsun Allah'a ki bizi doyurdu, nimetlerle serfiraz etti ve lütf u ihsana erdirdi." diyerek o nimete şükredin.

    Bir başka gün, Enbiyalar Serveri, oruç tutmuştu; iftar edeceği zaman kendisine bir bardak süt getirmişlerdi. Sahabe-i güzin efendilerimiz Rasûl-ü Ekrem'in hoşuna gidebilecek bir şey yapmak için can atarlardı; o gün de ikram edecekleri sütün içine biraz bal koymuşlardı. Peygamber Efendimiz, sütten bir iki yudum alıp balın tadını hisseder hissetmez elindeki kabı mübarek dudaklarından uzaklaştırarak, "Bu nedir?" diye sorunca, "Ya Rasûlallah, hoşunuza gideceğini düşünerek süte biraz bal karıştırdık!" cevabını vermişlerdi. Bunun üzerine Beyan Sultanı elindeki kaseyi yere koyarak şöyle buyurdu:


    [​IMG]
    Dikkat ediniz! Ben bunun içilmesini haram kılmıyorum; fakat, bilin ki, kim (yemesinde-içmesinde, giyiminde-kuşamında) Allah için mütevazı olursa, Allah onu yücelttikçe yüceltir; kim de kibirlenir ve büyüklük taslarsa, Cenâb-ı Hak onu da alçalttıkça alçaltır. Kim iktisatlı hareket ederse, Allah onu zengin kılar; kim de israf ederse, Cenâb-ı Hak onu fakr u zarurete mübtela eyler.. ve kim Allah'ı çokça zikrederse, Mevlâ-yı Müteâl ondan hoşnut olur.
    [​IMG]

    Sözün özü; iktisat, insanı kanaatkâr kılar; hadis-i şerifin ifadesiyle "Kanaat, tükenmez bir hazinedir." ve "Kanaat eden aziz yaşar; tamah eden zillete düşer." İktisat, berekete ve izzetli yaşamaya vesile olur. İsraf ise, kanaatsizliğe, sürekli hayattan şikayet etmeye, hırsa, riyaya ve ihlassızlığa sebebiyet verir; insanın izzetini kırar ve onu başkalarına yüz suyu dökmeye mecbur eder. Bütün mü'minler iktisat ve istiğna ruhunu hayatlarının esası yapmalıdırlar; fakat, özellikle de adanmış ruhlar, yeme-içme, giyim-kuşam, ev-bark, araba ve eşya gibi bütün ihtiyaçlarını zaruret çizgisine göre ele almaya ve her meselede tevazu kaidesine muvafık davranmaya
    çalışmalıdırlar.


    Hesabını Verebilecek misin?
    Fethullah Gülen
    30.07.2007
     



  2. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    Vayyy beaa ...
     



  3. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    Fetullah Gülen'i hiç sevmem ama ne yalan söyleyim burda anlattıklarını beğendim.
     



  4. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    bence dört dörtlük bi insan...!( yanlış anlama sakın elbet kusurları vardır her beşer qibi ama ben peyqamber efendimizin yolundan hakkıyla qittiqi kanaatindeyim...!)
     



  5. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler


    Ben bu şekilde düşünmüyorum. Peygamberimizin, dinimizin yolundan gitse, dinde zorlama olmadığını, hasta bir kişiye zorla ibadet ettirilmemesini bilmelidir. Ama tabi senin düşüncelerine de saygım var.
     



  6. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    Teşekkürler disco güzel paylaşımın için
    Şükür bugünümüze ki gönlümüzce yaşayabiliyoruz...
     



  7. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    Çok güzeldi Discoo amcacim :f40:
     



  8. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Ashâb’ı ile birlikte pazar yerinde dolaşırken bir oğlak ölüsüne rastladı. Kulağından tutarak:

    –”Hanginiz bunu bir dirhem mukabilinde almak ister?” diye sordu.

    Ashâb:

    –”Bundan daha az paraya bile olsa almayız. O bizim ne işimize yarar ki?” dediler.

    Resul-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-:

    –”Parasız verilse ister misiniz?” buyurdu.

    –”Vallahi, esasen bu diri olsa bile, kulaksız olduğundan dolayı kusurludur, ölü iken ne yapalım?” dediler.

    Bunun üzerine buyurdular ki:

    –”Vallahi, bu sizce nasıl kıymetsiz ve değersiz ise, Allah’a göre de dünya bundan daha değersizdir.” (Müslim)

    Dünya lezzetlerinin mubahlarının suali, haramlarının ise cezası vardır.

    Çünkü Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif’lerinde:

    “Dünyanın helâli hesap, haramı ise azaptır.” buyurmuşlardır. (Beyhakî)
     



  9. Cevap: Hesabı Sorulacak Nimetler

    eline sağlık Adminim :f118:

    “Dünyanın helâli hesap, haramı ise azaptır.” buyurmuşlardır. (Beyhakî)
    :f118: