Hazır Cevaplar

'Eğlence' forumunda NURDİN tarafından 10 Eylül 2008 tarihinde açılan konu


  1. CENNETİN YOLU
    Hristiyan din adamlarından biri, Ülkemize gelerek küçük bir çocuktan kendisine o şehirdeki kiliseyi göstermesini ister. Kiliseye ulaştıklarında, papaz:
    -Aferin çocuğum, der. Yarın buraya gel de, sana cennetin yolunu göstereyim.
    Çocuk, papazın niyetini sezerek:
    - Siz, kilisenin yolunu dahi bilmiyorsunuz, diye cevap verir. Cennetin yolunu nasıl bileceksiniz ki?


    ÖLÜLER ÇİÇEK KOKLAMAZ

    Amerikalı iş adamı, bir Çinliye alay ederek sormuş:
    _Ölüleriniz, mezarlarına koyduğunuz pirinçleri ne zaman yiyecek?
    Çinli başını kaldırmadan cevap vermiş:
    - Sizin ölüleriniz, koyduğunuz çiçekleri kokladığı zaman

    YIKA DA GETİR

    Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasinin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:
    -Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir.


    GÖNÜLSÜZ GÖNÜL
    Abdülhak Hâmidin evindeki sohbette, konu gençlik ve ihtiyarlıktan açılır. Yaşı geçmiş bir hanım, Abdülhak Hamide döner ve:
    -Efendim, gönül kocamaz! der.
    Hamid cevap verir:
    -Kocamaz ama, kocamış bir vücut içinde oturmak da istemez.:f30:


    VELÂYETİN GÖRDÜĞÜ
    Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
    -Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
    Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
    -Peder ne der, kader ne der.:f40:


    ÇIKMAYAN MANA
    Mehmet Akif, Baytar Mektebinde müdür muavini olarak çalıştığı bir dönemde, muhasebeden gelen bir yazıyı anlayamaz. Yazıyı kaleme alan Salih Efendiyi aratarak yazıda ne demek istediğini sorar:.:
    -Salih Efendi İki türlü mana çıksın diye böyle yazdık efendim cevabını verince, Akif dayanamaz ve:
    -Hayret doğrusu, der. Biz birini bile çıkartamadık da.


    SOKRAT VE BİLEYTAŞI
    Talebelerden biri Sokrata sormuş:
    -Herkese güzel konuşma dersleri verdiğin ve onlara hitabet sanatını öğrettiğin halde, niçin sen de çıkıp bir konuşma yapmıyorsun?
    -Evlat, demiş Sokrat. Bileytaşı keskin değildir amma, en sert demiri bile keskin eder...


    HZ. ADEMİN MİRASI
    Fatih Sultan Mehmet, adamları ile gezerken, yanına sokulan dilenciye bir altın vermiş. Dilenci parayı alınca:
    -Aman Sultanım, demiş. Koskoca bir padişah, kardeşine bu kadar para verir mi?
    Fatih Sultan Mehmet, nereden kardeş olduğunu sorunca, dilenci:
    -İkimiz de Hazreti Ademin çocukları değil miyiz? demiş. Elbette kardeşiz.
    Sultan Fatih:
    -Bu keşfini sakın başkasına söyleme, diye gülümsemiş. Diğer kardeşlerimiz de pay isterse, sana zırnık bile düşmez.


    UYKU KARDEŞLİĞİ
    Mevlana Hazretleri, talebelerinin biriyle yürürken, yol kenarında birkaç köpeğin sarmaş dolaş uyuduklarını görürler.
    Yanındaki talebesi:
    -Güzel bir kardeşlik örneği, der. Keşke insanlar da bundan ibret alsa.
    Mevlana, tebessüm ederek karşılık verir:
    -Aralarına bir kemik atıver de, gör kardeşliklerini.



    BRAVO!..
    Genç bir şair, saçma sapan şiirlerini Victor Hugoya okuduktan sonra:
    -Üstad, diye sormuş. Şiirlerimi nasıl buldunuz?
    Victor Hugo:
    -Vezinsiz, kafiyesiz ve manasız bir şey yazmak istemiş ve tam muvaffak olmuşsunuz, demiş. Bravo doğrusu.

    BEN ÇEKİLİRİM
    Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü
    filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
    hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir… Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: “Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem” der. Diyojen, kenara çekilerek
    gayet sakin şu karşılığı verir:

    - Ben çekilirim!!:f106:


    SIR
    Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı Padişahı gibi sefer hazırlıklarını gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında veziri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
    – Sen sır saklamasını bilir misin, diye sormuş.
    –Vezir, Yavuz’dan cevap alacağı ümidiyle:
    –Evet, Hünkarım bilirim, dediğinde; Yavuz cevabı yapıştırmış:
    –Ben de bilirim.
     



  2. hepside harika nurdin abiş vallaha patladım he güle güle :f106::f73::f196::f118:
     



  3. çok güzeldi teşekkürler
     



  4. Hepsi birbirinden anlamlı ve manidardı çok beğendim Nurdin
    hazır cevap olmak bir marifettir bence sonradan kazanılan bir şey değil ben her tartışmadan sonra düşünürüm ahhhh ahhhh nasıl olduda o an şunuda söylemedim diye yok işte bu marifer napiim :f106:
     



  5. çok güzeldi teşekkürler
     



  6. Hepisi bir birinden güzeldi zevkle okudum teşekkürler Nurdin..:f40:
     



  7. Gönül kocamaz ama kocamış bir vücut içinde de oturmak istemez. :f106::f40:
     



  8. laflar tam gediğine oturmuş:f106:çok güzellerdi emeğine sağlık NURDİN:f40:
     



  9. Süleyman Nazif ve Abdülhak Şinasi birlikte yemek yerken, Şinasi garsonu çağırır ve su ister. Şinasinin kirden ve mikroptan eldivenle el sıkacak derecede korktuğunu bilen Süleyman Nazif garsona seslenmeden edemez:
    -Oğlum, beyefendinin suyunu yıka da öyle getir.


    gülmekten yıkılıyorum cok güzel paylaşım teşekkürler Nurdin :f106: :f106: