hazır cevaplar

'Kısa Bilgiler' forumunda _Tusun@mi_ tarafından 2 Kasım 2009 tarihinde açılan konu


  1. KÖYLÜ VE PADİŞAH

    Yıldırım Bayezid Han köyleri dolaşıyordu. Köyün birinde çok yaşlı bir adama rastladı. Bu köylü, bahçesine incecik incecik meyve fidanları dikiyordu. Yıldırım Bayezid yaşlı köylüye takılmak istedi: "Baba!" dedi, "Bu fidanlar ne zaman büyüyüp de meyva verecek? Bu meyvalardan yemek sana nasip olacak mı dersin?" Köylü "Hiç sanmıyorum'," dedi. "Öyleyse niye kendini yorup duruyorsun?" "Biz atalarımızın diktiği ağaçların yemişini yemiyor muyuz? Torunlarımız da bizim diktiklerimizden yesinler." "Aferin!" dedi padişah ve köylüye bir kese altın verdi. Köylünün "Bak sultanım! Gördün mü? Bizim fidanlarımız şimdiden yemiş verdi!" cevabı Yıldırım Bayezid'in çok hoşuna gittti. Köylünün sırtını sıvazlayarak bir kese altın daha verdi. Köylü "Fidanlar bir senede iki kere de veriyormuş sultanım!" demekten kendini alamadı.

    ACI SÖZ

    Lokman Hekim'e "Hastalarımıza ne yedirtelim?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Acı söz yedirmeyin de ne yedirirseniz yedirin!"

    YAŞAMAK

    Komedyen Cortar'a "Hastalanınca ne yapmak gerekir?" diye sorduklarında demiş ki: "Mutlaka doktora gidiniz, zira doktorun yaşaması gerekir. Verdiği ilacı da alın, çünkü eczacının yaşaması gerekir. Fakat ilaçları sakın İçmeyin, zira sizin de yaşamanız gerekir."

    TERS ORANTI

    Ünlü bir konuşmacıya sormuşlar: "İyi bir konuşmaya hazırlanmanın öneminden söz etmiştiniz. Acaba beş dakikalık konuşma için ne kadar önceden hazırlanmaya başlarsınız?" Konuşmacı hiç düşünmeden "İki ay!" demiş. "Ya on dakikalık konuşma için?" Cevap "Bir ay!" olmuş. Konuşma süresi arttıkça hazırlanma süresi azalmış. En son soru şu olmuş: "İki saatlik bir konuşma için?" Konuşmacı gülümseyerek cevap vermiş: "Şimdi başlayabilirim."

    BEYAZLAŞMAK

    Beyaz-zenci ayırımının yapıldığı yıllarda zenciler ezildiklerini, horlandıklarını şöyle bir hikâyeyle anlatıyorlardı: Smith ve John 1900'lü yılların başında Amerika'da yaşamaya çalışan iki zenci arkadaştırlar. Beyaz adam-zenci ayırımının had safhaya ulaştığı, zencilerin ikinci sınıf insan muamelesi gördüğü bu yıllarda birgün New York sokaklannda beraber gezerken gözlerine bir tablo takılır, tabloda şöyle yazmaktadır: "Zenciler beyazlatılır,fiyatı 100 dolar!" Smith'in 101 doları,'John'un 99 doları vardır. John, Smith'e "Bir dolarını bana ver, ikimiz de beraber girip beyazlanalım!" der. Smith bu teklifi kabul etmez. Hayır, önce ben gireyim, eğer beyazlanıp çıkarsam sen de girersin!" deyip içeri girer. Biraz sonra beyaz şekilde çıkan Smith'i görünce John "Oooo Smith, sen ne kadar da beyazlamışsın; kalan bir doları bana ver, ben de girip beyazlaşayım!" der. Duyduğu cevap şöyledir: Kaybol, pis zenci!"

    MUTLULUK

    Tolstoy'a "Nasıl mutlu oluyorsunuz?" diye sorduklarında şu cevabı vermiş: "Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarımı hiç düşünmeyerek."

    FAKİRİN TAVUKLARI

    Eski İstanbul efendilerinden Osman Bey, hilekâr esnafa karşı pek amansız davranırdı. Çarşıya çıktığı zaman, dükkân dükkân dolaşır, tavukların kursaklarına kadar herşeyi inceden inceye muayene eder ve eğer tavukların kursaklarında yem bulamazsa, tavukçuya falaka cezası verirdi. Bir Ramazan günü yolda rastladığı seyyar satıcının tavuklarında yem bulamayınca tam sopa faslına başlayacağı sırada fakir tavukçu, Osman Bey'in ellerine sarılıp "A benîm sultanım!" der, "Tavuğun midesinde yem var mı, yok mu diye bakacağına bir de onun sahibinin midesini yoklasan olmaz mı?"

    DÜNYA HALİ

    Mehmed Şevket Bey'in babası Hacı Besim Efendi hâli vakti yerinde olmasına rağmen hiç para harcamazmış. Birgün hasta olup yatağa düştüğünde Mehmed Akif onu ziyarete gitmiş. Besim Efendi çok zayıf ve mecalsiz halde yatıyormuş. Akif geçmiş olsun dileklerini ilettikten sonra "Hacı Efendi!" demiş, "Sizi çok zayıf görüyorum. Bir tavuk kestirseniz, çorba falan yapılsa?" Hacı Efendi "Siz ne diyorsunuz Akif Bey!" diye cevap vermiş, "Dünyanın bin türlü hâli var, para pul harcamaya gelmez!" Akif tebessüm ederek taşı gediğine koymuş: "Hacı Efendi! Dünyanın o bin türlü hâlinden dokuz yüz doksan dokuzu başınıza gelmiş. Daha ne bekliyorsunuz?"

    ONLAR VE BİZ

    Sahabelerden biri Hz. Ali'ye sormuş: "Senin zamanında meydana gelen üzücü hâdiselerin hiçbiri, niye daha önceki halifelerin devrinde görülmedi?" Hz. Ali'nin cevabı son derece manâlı olmuş: "Onların zamanında biz vardık, bizim zamanımızdaysa maalesef onlar yok."
     



  2. Cevap: hazır cevaplar

    Hepsini okudum, paylaşım için teşekkürler :)

    Bunlardan benden olsun;

    Öğrenci;
    -Hocam,diye sormuş.İnsan,maymunun gelişmiş şeklidir''diyorlar.Ne dersiniz? Seyid Ahmet Arvasi cevap vermiş.
    -O mantığa göre çınar ağacı da maydanozun gelişmiş şeklidir.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Yahya Kemal'a "Ankara'nın en çok hangi tarafını seviyorsunuz" diye sorduklarında şu cevabı vermiş:
    -İstanbul'a dönüşünü.
    -------------------------------------------------------------------------------

    Sokrat ölüme mahkum edildiğinde esi:
    -Haksiz yere öldürülüyorsun diye ağlamaya başlayınca,
    Sokrat:
    -Ne yani, bir de hakli yere mi öldürülseydim?.


    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir filozofa sormuşlar:
    -Sansa inanır misiniz?
    -Evet, yoksa sevmediğim insanların basarisini neyle açıklardım.


    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir toplantıda bir genç M.Akif'i küçük düşürmek için:
    -Affedersiniz, siz veteriner misiniz?
    M.Akif hiç istifini bozmadan cevaplamış:
    -Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu?


    --------------------------------------------------------------------------------


    Dünya nimetlerine önem vermeyen yasayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karsılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek olanaksızdır. Mağrur zengin, filozofa:
    -Ben bir serserinin önünde kenara çekilmem.
    Bunun üzerine Diyojen kenara çekilerek,gayet sakin su karşılığı verir:
    -Ben çekilirim.

    --------------------------------------------------------------------------------

    Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye hasımlarından biri:
    -Efendim,kulaklarınız bir insan için büyük değil mi?
    Galile cevaplamış:
    -Doğru,benim kulaklarım bir insan için büyük ama,seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mi?


    --------------------------------------------------------------------------------

    Bir Fransız yazar,Mehmet Akif'e:
    -Kadınlarınızı evden çıkartmadığınız doğru mu?diye sorduğunda Akif:
    -Daha önceleri öyleydi,karşılığını vermiş. Fakat şimdi dışarı çıkarttık ve bir türlü içeri sokamıyoruz.


    --------------------------------------------------------------------------------

    Komedyen Eddie Cortar'a,

    --------------------------------------------------------------------------------

    Öğretmen, Biyoloji dersinde, öğrencisine:
    -Söyle bakalım, demiş. En son hangi dişler çıkar?
    Çocuk, düşünmeden cevap vermiş:
    -Takma dişler öğretmenim.


    --------------------------------------------------------------------------------


    Zengin bir adam, İslam büyüklerinden birine:
    -Bin altınım var, size versem ne dersiniz? diye sorduğunda, şu cevabı almış:
    -Verirsen, senin için iyi olur. Vermezsen de benim için.

    -------------------------------------------------------------------------------

    15.Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken, keşife gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla:300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
    Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der: Biz de onlara yaklaşıyoruz.
     



  3. Cevap: hazır cevaplar

    tşkler senin yazılarda güzel
     



  4. Cevap: hazır cevaplar

    tşkler güseller hepsini okudum
     



  5. Cevap: hazır cevaplar

    Hastalarınıza ''acı söz yedirmeyinde ne yedirirseniz yedirin'' ne kadar güzel bir sözmüş
     



  6. Cevap: hazır cevaplar

    Paylasım icin tesekkürler..