Hasta Hakları Başvuru Yolları ve Bilgileri

'Sağlık Rehberi' forumunda YAREN tarafından 3 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Başvuru Yolları ve Bilgileri
    Sağlık hizmetleri konusundaki haklardan herhangi birisinin ihlâl edilmesi halinde neler yapılacağı konusunda birbirinden farklı mekanizmalar söz konusudur.

    Bunların ayrıntısına girmeden önce şu temel noktaların bilinmesinde yarar vardır:

    Öncelikle;

    Talep edilen hakkın gerçekten bir hak olup olmadığını kontrol edilmelidir.
    Yaşanılan durumda bu hakkın gerçekten ihlal edilip edilmediği değerlendirilmelidir.
    Hak ihlali kesin olarak ortaya konulmuşsa hakkını arama yoluna gidilmelidir.
    Tüm hak arama süreçlerinde iddiların kanıtlanabilmesi için yaşananlara ilişkin kanıtlara ve tanıklara gereksinim vardır. Tıbbi olaylarda en önemli kanıtlar ise hastalarla ilgili yapılan işlemleri ortaya koyan kayıtlar, hasta dosyaları ve yapılan işlemlerin, incelemelerin sonuçlarını gösterir raporlardır. Sağlıklı bir başvuru süreci için bunların eksiksiz olması önemlidir. Bu bakımdan herhangi bri başvuru yoluna gidilmeden önce bu belgelerin elde bulunmasınının büyük önemi ve yararı vardır.

    Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 16. Maddesi" hükmüne göre hastalar kendileri ya da yakınları aracılığıyla bu dosyaların içeriğinin ve yazılan raporların bir örneğini talep edebilirler. Eğer bu örneğin çıkarılmasının bir masrafı olacaksa bunu hastanın karşılaması gerekir. Bunun dışında dosya örneklerini vermek için dosyayı elinde bulunduran kişi ya da kurum başka bir koşul ileri sürmeksizin bu talebe yanıtlamak, yani örnekleri vermek zorundadır. Bundan kaçınılan durumlarda başka bir kusurlu davranış doğmuş olur ve bu da bir sorumluluk ortaya çıkarır, ayrıca şikayet konusu edilebilir.

    Dosya örnekleri çıkarıldıktan sonra başvuruya karar verilmişse başvurulacak yerlerin sayısından en az bir fazla sayıda dosyanın kopyası alınarak muhafaza edilmeli ve başvuru sırasında başvuru dilekçelerine eklenmelidir.

    Ancak bunun da bir süresi olduğu unutulmamalı, konusuna göre değişen süreler aşılmadan önce gerekli girişimler yapılmalıdır.

    Hakların ihlâli halinde bunları izleyen ve kovuşturan kurumlar hangileridir?

    Bunların ayrıntılarına girecek olursak şunları şöylemek mümkündür:

    Şu anda bu hakların ihlali durumunda; ihlali izleyen, sorgulayan ve ihlal edenlerle ilgili yaptırımları gündeme getiren 3 ayrı kurum ve sistem vardır.

    1.İdari soruşturma ve yaptırımlar: Kamu yönetim kademeleri ve kusurlu ya da sorumlu olan kişinin amirlerine yapılan başvurularla başlar. İdare Hukuku'yle ilgili mevzuat temel alınır. Bu soruşturmalar da fiil ya da eylem bir kişi tarafından yapılmış olsa bile "idare yargılanır"

    İdare Hukuku açısından memurun "Cezai sorumluluğu" için özel düzenlemeler söz konusudur. Ayrıca onu çalıştıran idarenin yaptıkları ya da yapmadıklarından kaynaklanan kusura dayanan, bir de çalıştıran sıfatıyla "Kusursuz sorumluluğu" söz konusu olur.

    İdarenin hukuki sorumluluğunu ortaya koymak için de idareye yönelik olarak "tazminat davası" (Tam yargı davası) açılabilir. Bu davanın sonucunda tazminata hükmedilirse, bunu devlet öder, ancak ödediği tazminatın tümünü ya da belirli bir bölümünü ffiili işleyenden tahsil edebilir.

    İdari sorşturmanın bir de "disiplin" bölümü vardır. Burada memur idarenin kendi disiplin yönetmeliği çerçevesinde soruşturulur.

    Hasta Hakları Yönetmeliği'ne dayanarak çıkarılan "Hasta hakları Yönergesi" hükümlerine göre kamu çalışanları, kurumdaki hasta hakları birimlerine yapılan şikayetler üzerine, bu yönerge hükümlerine göre oluşturulan bir "hasta Hakları Kurulu"nun değerlendirmesinden sonra idari disiplin işlemine maruz kalırlar. Burada kurul bir anlamda memurun bir üstündeki amire bir tür danışmanlık hizmeti vermiş olmaktadır. Burada bir sorumluluk doğrasa diğer mekanizmaların devreye girmesi gerekmektedir. Ancak mevcut örneklerde bu yola gidildiğine ilişkin örnekler yoktur.

    2.Mesleki soruşturma ve yaptırımlar: Hekimler, Dişhekimler, Eczacılar, (yani bir Meslek odası olan sağlık çalışanları) üye olsunlar olmasınlar "mesleki faaliyetleri bakımından" meslek örgütlerinin denetim ve kontrolu altındadırlar. Dolayısıyla bu kişilerle ilgili mesleki yönden söz konusu olan yanlış, eksik, kusurlu ya da hatalı davranışları bu örgütlerin kendi iç kuralları çerçevesinde "mesleki yönden değerlendirilerek" eğer sorumlu bulunurlarsa uyarma, kınama, kısa süreli meslekten men gibi çeşitli yaptırımlara maruz kalabilriler. Bunun için meslek örgütlerine (odalara) bildirim veya şikayette bulunulması gereklidir. Meslek odalarının bu görevleri örgütün vatandaşa, mesleğe ve meslektaşlarına karşı sorumluluğunun bir gereği olarak yürütülür.

    3.Hukuki, cezai soruşturma ve yaptırımlar: Başvurunun yapılacağı hukuki kurumlar, adliye, savcılıklardır. Başvurular "bildirim, duyum ya da şikayet" yoluyla yapılır.

    Burada öncelikle yapılması gereken "kasıt/kusur" ayrımının yapılmasıdır. Yeni Türk Ceza Yasası'nda bu noktada yeni açılımlar söz konusudur.

    Hukuki sorumluluk iki başlıkta inceleme konusu olur. Bunlardan ilki "Ceza Hukuku" bakımından yapılan sorumluluk değerlendirmesidir. Herhangi bir bedensel zararın ortaya çıktığı ya da ölüme yol açan "haksız fiil ya da kusurlu, eksik, yanlış davranış" söz konusu olduğunda TCK çerçevesinde bir değerlendirme yapılır ve bir yaptırım uygulanır. Eğer hekim kamu çalışanı yani "devlet memuru" ise onun cezai bakımdan yargılanabilmesi için önce idareden izin alınması gerekmektedir. Bu başvurunun sonucunda başvuruyu yapana yönelik bir "doğrudan yarar" söz konusu değildir. Başvuruyu yapan kişi açılan davaya "müdahil" olarak katılabilir.

    Hukuki başvurunun ikinci grubunu "Özel Hukuk" açısından yapılan başvurular oluşturur. Burada amaç "fiilden doğan mağduriyetin tazmin edilmesi"dir. Dolayısıyla açılan dava da "tazminat sorumluluğu" çerçevesinde yürüyecektir. Asliye Hukuk Mahkemeleri'ne usulüne göre hazırlanmış bir başvuru gerekir. Medeni Kanun, Borçlar Kanunu ve Sözleşme Sorumluluğu temel alınır. Talep edilen tazminat "maddi veya manevi" kayıpları içerebilir. Ancak dava açılması sırasında talep edilen tazminata göre belirli bir oranda "harç" yatırılması gerekir.

    Bu süreçleri harekete geçirme amacıyla yapılan başvurular belirtilen kurumlara yapılmalıdır.

    Başvuruların yapılmasıyla ilgili olarak belirli süreler söz konsudur. Bu sürelerin başlangıcı bazı durumda sorumluluk doğuran "fiilin yapıldığı" tarih, bazı durumlarda da "zararın ortaya çıktığı ya da fark edildiği" tarihtir. Zaman aşımları her uygulama için farklı olabilmektedir.

    Bu başvuruların her biri birer hak arama işlevini yerine getiren işlem doğurur. Dolayısıyla kendi içinde "bağımsız" işleyen mekanizmalardır. Birinin başlaması diğerine ya da sonuçlanması diğerinin sonuçlanmasına bağlı değildir.

    Bu başvuruların her biri tek başına yapılabildiği gibi, birkaçı ya da hepsi birden de yapılabilir.

    Yine bu başvurulardan yalnızca "tazminat başvuruları" başvuruyu yapana doğrudan bir yarar sağlar. Diğerleri "adaletin yerine gelmesi" ve bireyin vatandaş olarak görev ve sorumlulukları çerçevesinde yapılması gereken işlemlerdir ve istenen sonuç "kamu yararı ve yapılan işlemin yinelenmesini engellemektir" Yani bu mekanizmalar sonucu gerçekleşen yaptırımlar toplumu dolayısıyla da o kişiyi deyeniden benzer bir hak ihlaliyle karşılaşmaktan korur.
    Alıntı ​