Haşr ve Mahşer

'Dini Konular' forumunda cidde tarafından 26 Nisan 2011 tarihinde açılan konu


  1. ‘’O gün arz başka arza,
    Gökler de başka göklere
    Çevrilecektir! ’’ İbrahim, 48

    Allahın harikası, kalbin yakıtı.
    Bu kerim ayetler,
    Müminlerin kalbine ve ruhuna,
    Mahşer inançını yükler.

    Toplanma gününde,
    Yer yüzü dümdüz,
    Hiç bir nişan kalmamış,
    Tam anlamıyla,
    Kıyamet kopmuş olacak.

    Cenab-ı Hakk’ın c.c.
    Emriyle dört büyük melek,
    Yer yüzüne inerler.
    Bu şerefli gözeticeler,
    Fahri Kâinat efendimizin,
    Kabri şerifini,
    Aramaya koyulurlar.
    Fakat bulamazlar.
    Arza seslenirler,
    Arz cevabında:
    Bilmiyorum diyecek.
    Bunlar böyle hayrette iken,
    Efendimizin kabri üzerinde.
    Bir nur,
    ‘’Kabri Resulûllah budur’’
    Diyecek.
    Melekler Ravda’ya yaklaşıp
    Allah Resûlune s.a.v.
    Selam verecekler:
    Esselâmü aleyke
    Ya Muhammed!
    Ey! Temiz ruh kalk.
    Ey!
    Ruh-u tayyibe-i nebebviyye.
    Temiz cesedine dön.
    Bu gün,
    Hesap ve rahmet günüdür.

    Peygamberimizin s.a.v.
    Mübarek kabri,
    Bir miktar kıpırdar,
    Toprak yarılacak.
    Efendimiz kalkıp oturacak.
    Seyyid-il Enam,
    İki tarafına bakarak,
    Cihanı harap olmuş görünce,
    Ağlayacak.
    Ey Cebrail!
    Bu gün,
    Buluşma,pişmanlık,
    Hasret Günüdür.
    Ey Cebrail!
    Beni müjdele.
    Cebrail a.s.
    Ey Allahın Resûlü!
    Senin için,
    Liva ûl’Hamd, Tac, Hulle,
    Getirdim.
    Ey iki cihanın nuru!
    Senin için cennetler donatıldı.
    Cehennem kapıları kapandı.

    Seyyid-il Kâinat:
    Ben bunları sormuyorum.
    Ben ümmetimi arzu ediyorum.
    Ümmetim nerede?

    Cebrail a.s.:
    Ya Resûlullah!
    Rabbimiz, c.c.
    Senden başka arzdan,
    Hiç bir kimseyi kaldırmadı.

    İnsanları yerlerinden,
    Kabirlerinden kaldıran sûr,
    Vaad olundukları,
    Bir âleme kalkış çağrısı,
    âlemin dirilişi,
    Kıyam sûru’nun anı,
    Yaklaşınca,

    Rabbül alemin c.c.
    Bütün ruhları,
    Sûr içine doldurduktan sonra,
    İsrafil a.s. üfürmesini,
    Şöyle emir buyuracak:

    ‘’İzzet ve celâlim hakkı için
    Her bir ruh kendi cesedine dönsün’’
    İsrafil a.s. Sûr’u üfürünce,
    Ervah, arı kovanından çıkar gibi,
    Çıkıp yayılacaktır.

    “Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen
    huzurumuza getirilmiş olur.Yasin: 53

    'Gözleri dönmüş olarak,
    dağılmış çekirgeler gibi,
    kabirlerinden çıkarlar
    ve çağırana doğru koşarlar.'
    Kamer: 7-8

    Bunu takiben,
    Arz yarılıp,
    Herkes kabri üzerinde,
    Yerini alacak.
    Kafirler:
    ‘’Vay bize, bizi kabirlerimizden
    Kaldıran kimdir.’’ Yasin:51
    Onlar gerçekle yüz yüze gelince,
    Hayret ve dehşetden böyle diyecekler.
    Nereye gidiyoruz?
    Başımıza neler gelecek?

    Mü’minler:
    ‘’Bu Allah’u azimuşanın,
    Vaad buyurduğu ve
    Peygamberlerinin doğrulukla
    Duyurdukları kıyamettir’’ Yasin:52
    Diyecekler.

    Kabirlerinde,
    İnsanlar kalktıkları vakit,
    Vucudları çıplak...
    Mahşer karanlık olacak.
    Güneş ve ay ışıksız kalır.
    Orada ne bir çukur ne de
    Bir tümsek görürsün.
    Mahşer yerinde,
    Yüksek bir yer yoktur ki,
    İnsan onun arkasında gizlensin.

    Mahşer ehli,
    Saf saf ayrılacak.
    Mü’minler üç saf.
    Kafirler, yüz yirmi saf olacak.
    Aralarında büyük mesaferler
    Vardır.
    “Allah c.c. şöyle buyurur:
    “Ey suçlular!
    Bugün mü’minlerden ayrılın. Yasin:59

    Bu ilâhi kelam,
    Her Zalimde her azgında
    Şaşkınlık dehşet uyandıracak.

    İnsanlar,
    Bu şekilde uzunca,
    Bekleyecek,
    İşte o vakit,
    Her bir kabahat,
    Her bir ayıp,
    Gözler önüne serilecek.

    İnatçı kafirlerin,
    En sert yapılı olanları
    İslama en fazla,
    Nefret kin besleyenler,
    Vahye peygambere,
    Hakaret yapanlar,
    ’’ Hadi gücün varsa
    Gökleri parça parça üzerimize indir
    Ya sen ya biz yok olup gidinceye kadar
    Senin yakanı bırakmıyacağız ‘
    Diyenler,
    Hesap verecekler..
    Onlar,
    Zalimlerin en şerlisiydi,
    Sırt çevirip büyüklük tasladılar,
    Akıllarına,
    Sığmayan bir inkarla.
    Bakın kafirlerin sonlarına,
    Hüsran, dayanılmaz bir ateş,
    Hiçbir, Fâcir ondan kurtulamaz.

    Kudreti ilâhi,
    Açılmış olarak kitabı,
    Önlerine koyacak.
    Yan çizmek nasıl?
    Zalimlerin hasmı olan Allah’a.
    İşte orada tutulacaklar,
    Gazap’ı ilâhi fırtınasına.
    Putlara mahkum,
    Kör ve sağır inkarçılar.

    Allah’tan,
    Ne gizliyebilirsin ki?
    Çünkü Allah haberdardır.

    O gün,
    Arz şahitlik edecek,
    Semâ şahitlik edecek,
    Melekler,
    Nebîler şahitlik edecekler.
    Kur’an şahitlik edecek,
    Hacer-ül esved şahitlik edecek.
    Hepsi doğruyu, söyleyecekler.

    İnsan,
    Sonunda O’na döner.
    Bu yolculuk orada biter.
    Vakit geldiğinde,
    Göcüp gidiyormusun?
    Gitmiyormusun?
    Bu hayatta,
    Gülenin de ağlıyanın da,
    Dirilip hesap vereceği yer bir.

    “O gün kimi yüzler ağaracak,
    kimileri de kararacaktır. Ali Imran âyet 106.

    Sahifeler uçuşacak,
    Sağına mı? soluna mı?
    Düşecek,bilemezsin.
    «Eyvah bize, derler. Bu kitaba ne olmuş,
    küçük, büyük hiçbir şey bırakmayıp
    onları saymış! » el-Kehf: 49

    Mizanda, tartın ağır mı?
    Hafif mi? gelecek., nerden bilesin.
    Nasıl olsa bu dünyada,
    Günah tartan bir terazi yok.
    Ama Ahirette,
    Toz zerreleri bile tartılacak.
    Bu duruş,
    Uzayacak ta uzayacak,
    Nutuklar tutulacak.
    Korkular artacak.
    Renkler değişecek.
    Herkes,
    Mahşerin hararetinden,
    Günahına göre, tere boğulur.
    ‘’Ter, onları gemlemiştir.’’
    Kafiler,
    O karanlıklarda şaşırıp kalırlar.
    ‘’Allahın azabı çok şiddetlidir.’’

    'Sizi toplanma gününde
    bir araya getirdiği gün, işte o,
    kimin aldandığının
    ortaya çıkacağı gündür.'
    Tegabün: 9

    Allah c.c.
    Kıyamet gününde kullarına,
    Yaptıklarını vasıtasız
    Olarak soracak. kullar da,
    Cenab-ı Hakk'a
    Anında cevap verecektir.
    O gün
    Herkese sorulacak:
    Ömrünü nerede tükettin?
    Gençliğini nasıl geçirdin?
    İlmini hangi yolda kullandın?
    ve onunla nasıl amel ettin?
    Malını nerede kazanıp nerede harcadın?
    Bedenini nerelerde kullanıp yıprattın?

    'O gün suçlular,
    Söyleyecek söz bulamazlar'

    Her şeyi konuşturan,
    Allah bizi orada konuşturacak.
    Kur’an bu inceliğe,
    ve hikmete değinmekte,
    Gerçeği iyice düşünemeyen
    İnkarcılara ışık tutulmaktadır.
    Cenâb-ı Hakk, c.c.
    “Suçlular yüzlerinden tanınacaklar.
    O halde alınlarından ve ayaklarından
    yakalanacaklar.”
    Rahman suresi âyet 41:

    “Rabblerinin huzurunda,
    başlarını öne eğmiş olarak, “
    Secde suresi âyet 12:

    “İşte o gün, ağızlarının üstüne mühür basarız.
    Buna karşın bizimle elleri konuşur,
    ve ayakları da yaptıklarına tanıklık edecek.”
    Ya Sin suresi âyet 65:

    Mahşer günü, kafirler,
    İnkâra kalksalar da, suçlarını kapatmaya
    İmkân bulamazlar. Ağızları kapanacak.

    Cenab-ı Hakk,
    Azap çeken şâkilerin,
    Hâllerini mü’minlere gösterecek.

    Şefaatiyle,
    Ümmetinin yardımına koşan
    Resul-i Ekrem Efendimizin s.a.v.
    Dudaklarından şu sözler dökülür:

    ‘’... Ah ne kadar isterdim,
    Kardeşlerimi görmeyi.
    Biz kardeşlerin değil miyiz
    Yâ Rasûlallâh? ..
    “Siz benim arkadaşlarımsınız,
    Benim kardeşlerim,
    Henüz gelmediler,
    onlar sonra gelecekler”
    “Henüz gelmemiş kimseleri
    Tanıyabilecek misin?
    Allah Rasulü şöyle buyurdu:

    “Bir adam düşünün…
    Öyle bir adam ki,
    Alınları parıl parıl atları var,
    Ayaklarının sekileri,
    Bembeyaz olan atları var.
    Siyah ve dor atların içinde,
    Kendi atlarını tanır mı tanımaz mı? ”
    “Evet tanır” dediler.
    “Benim ümmetim de
    Gurran muhaccelin olarak gelecekler.
    Allah’ın huzuruna,
    Gelirken karşıdan bakacağım,
    Alınlarında secde emaresi,
    Nur gamzeler göreceğim.
    Abdest uzuvları nurlu,
    Etrafa nur saçıyor göreceğim.
    At sahibinin,
    Atlarını tanıyacağı gibi
    Ümmetimi tanıyacağım.
    Nicelerini,havzımın başından
    Kovdukları zaman,
    Ümmetimin imdadına
    Koşup şefaat edeceğim... ‘’

    Mahşerde herkesin,
    “Nefsî nefsiî” dediği yerde.
    Bizi,
    Görmek mi arzu ediyorsun,
    Ya Resulullah!
    Allahumme Salli
    ve Sellim ve Barik ala,

    Seyyidüna Muhammed
    Gönüllerde surursun sen,

    Seyyidüna Mahmud
    Sana taş atan eller kurusun.

    Seyyidüna Ahyed.
    Habibi Kibriyasın,

    Seyyidüna Akıb.
    Kalbimizde yaşıyor sevgin.

    Seyyidüna Hamid.
    Rabbimin lütfu keremisin.

    Seyyiduna Vahid/
    Varlık semasının güneşisin.

    Seyyiduna Tayyip/
    Söz,
    Verdiğin yerden ayrılmazsın.

    Seyyiduna Mah.
    Göz ve kalblerin,
    Karşısında güzelsin.

    Seyyiduna Beşir.
    Gözlerinde,
    Yaşlar süzülmesin.

    Seyyiduna Haşir.
    Ezel sırlarının şahidisin.

    Allahu Ekber,Allahu Ekber

    Îmânları ve amelleri,
    Güzel olanların,
    Binekleri, bir nur olur ki,
    Önünden ve sağ yanından
    Karanlıkları aydınlatır.

    Müttekilere,
    Allahtan korkanlara,
    Allah deyip,
    Gözlerinden yaş akıtanlara,
    Salihelere, velilere, cömertlere.
    Allah için birbirini sevenlere,
    Namazı ve cemâati gözetenlere,
    Adâletle hükmedenlere,
    Şehitlere,
    İbâdet eden gençlere.

    Mahşer şiddeti ve güneşin,
    Harareti zarar vermez.
    Onlar:
    Arşı âla’nın gölgesinde,
    zevk ve safâ edecekler:
    Onlara,
    'amelleri gölge yapar'

    “Doğrusu bugün, cennetlikler
    eğlenceyle meşguldürler.
    Onlar ve eşleri gölgeliklerde,
    tahtlar üzerine yaslanmışlardır.”
    Yasin 55, 56.

    Allahu Ekber,Allahu Ekber

    ‘’ Resulullah s.a.v buyurdular ki:
    'Her peygamberin bir havzı vardır.
    Ümmeti oraya su almaya gelir.
    Peygamberlerin her biri,
    Hangisinin suya geleni
    Çok diye övünürler.
    Su almaya gelen ümmeti,
    En çok olan peygamberin,
    Ben olacağımı ümid ediyorum.'

    Yüreği yüksek şerefle donatılmış
    Fahr-i âlem Efendimize
    Kutlu sahabi sormuştu:
    'Ey Allah'ın Resulü!
    Kıyamet günü bana şefaat edin! '
    dedim.
    'İnşaallah yapacağım! ' buyurdular.
    Ben tekrar:
    'Sizi nerede arayıp bulayım? '
    dedim. 'Beni ilk aradığın zaman,
    sırat üzerinde ara! ' buyurdular.
    'Size orada rastlayamazsam? ' dedim.
    'Mizan'ın yanında beni ara! ' buyurdular.
    'Orada da size rastlayamazsam? ' dedim.
    'Öyeyse beni havzın yanında ara!
    Zira ben üç mevkinin dışına çıkmam! '
    buyurdular. Tirmizi,

    Allahu Ekber,Allahu Ekber

    Sahabeler dediler ki;
    Ya Rasulallah!
    Nişanlar nedir?
    Peygamberimizs.a.v.
    Elleriniz ve ayaklarınız
    Abdest suyundan ak olur,
    Ondan belli olursunuz,dedi.
    Benim minberimde
    O havuzun üzerinde olur.
    Havuz ise,Arasat yerindedir.
    Kevser cennettedir.
    Oradan çıkıp akar ve
    Arasat yerinde havuza dökülür.
    “Havuzda öncünüzüm.”
    buyurmaktadır.
    Allahu Ekber,Allahu Ekber

    Niceleri var ki,
    Mahşere çıkacak ama,
    Rahmet ve sevgi,
    Peygamberini göremeyecekler.

    Mahşerde,bütün mahlûkat,
    ve bütün hayvanlar,
    Diriltilip hesap yerine getirilir.
    Sonra aralarında,
    İlâhî,
    Takdir gereği adalet uygulanır.
    boynuzsuz,
    Hayvan,
    Boynuzludan hakkını alır.
    Ardından
    Allah hepsine,
    Toprak olun! ' emrini verir,
    onlar da toprak oluverir.
    İşte bu an, kâfirlerin,
    'Keşke biz de toprak olsaydık'
    Diyecekler...

    Mahşer yerinde,
    Güneş bir mil yaklaşacak.
    Beyinler kaynayacak.
    Şu dünyada
    Kaldığın hayatın hesabı
    Orada sorulacak.
    ‘’Mahşerde herkes
    Dünyada tabi olduğu,
    Sevip peşinden gittiği
    Önder ve imamları ile birlikte
    İlahi huzura çağırılacaklardır. isra, 71

    Mahşerde hesap günü
    insanlara sorulacak
    İlk sual, Namaz olacak.
    İnsan hesap verirken,
    En çok sıkıntı çekeceği,
    ‘’ Vaktini nerede harcadın’’
    Sorusuna,
    Vereceği cevapta çekecektir.

    Kıldığı namazların sevabı,
    Mizanın sağ kefesine ve
    kılmadığı namazlarıngünahı da,
    Mizanın sol kefesine konacak.
    Beş vakit namazı kılmayanların işi,
    Gerçekten çok ama, çok zor olacak.

    Peygamberimiz s.a.v.
    Senin bu dar anında yetişip,
    Abdest suyunun nurundan,
    Seni tanıyacak.
    ‘’ Sen benim ümmetimdesin
    Gel Kevser Havzumdan iç.
    Benim,
    Liva-ül hamd sancağımın
    altına gir gölgelen diyecek.’’

    Ey Güzel Rabbim!
    Bizleri O'nun şefaatine,
    Erişen sâlih kullarından eyle.

    Kuran ve sünnet ehli değilsen,
    Orada nasıl tanınacaksın?
    Gel parlayan bu nuru,
    Buradan götürelim.
    Mü’minin yardımcısı Allah’tır.
    O’nun lutfûyla,
    İhsana boğduğu keremiyle,
    Bu kulluk çilesini sürdürürelim.
    O günün dehşetinden,
    ve sıkıntısından ibret alarak,
    Tefekküre yönelelim.
    O gün,
    Okuyacağımız,
    Kitaba iyi hallerimiz geçsin.
    Hiç uyumayan düşmana karşı,
    Tavır koyamıalıyız.
    Allahın,
    Kahrı gazabını düşünmeliyiz.
    Onun,
    Sonsuz rahmetinin kucağına,
    Kavuşma arzun varsa,
    Hakkıyla ve Kemaliyle
    Resulüne s.a.v.Ümmet olalım.
    Resûller serveri s.a.v. anılmalı.
    Hatırası dipdiri yaşanmalı.

    Yakarışımız, Rahmana.
    “Ey Rabbimiz!
    Bizi zâlimlerle,
    Berâber bulundurma! ”
    Ey Ayıpları örten Allahım!
    Bizlere göz,
    Gönül uyanıklığı lütfet.
    Bizleri,
    salihlerden, saidlerden yaz.
    Rûz-ı mahşer¬de,
    Resülünle, cem olunmayı
    Cümlemize nasip eyle.
    Ey Güzel Rabbimiz!
    Nazarımızı,
    Ebedileştir, ulvileştir.

    1403 H. Medine-i Münevvere


    Ali Kılıç Kakiz