Hasan el-Benna Kimdir, hayatı

'Biyografi' forumunda HazaN tarafından 6 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Hasan el-Benna hakkında bilgi
    Hasan el-Benna biyografi

    17 Ekim 1906'da Misir'in Mahmudiye kentin de dogan Hasan el-Benna dini ve ilmi yönden köklü bir aileye mensuptur Babasi hadis alimi idi Hadis konusunda bizzat kendisinin de yazdigi eserler vardir Iste böyle ilmi bir yuvada büyüyen Benna ilim, takva ve zühd atmosferinde çok güzel yetismistir Daha küçük yaslarda üstün bir zeka ya sahip oldugu gözleniyordu Gece namazlarina ve pazartesi, persembe günleri oruçlarina devam ediyordu Küçük yaslarinda Kur'an-i Kerimi yari sina kadar ezberleyen Benna 15 yaslarinda hifzi ni tamamladi

    Yüzünün hatlarinda -devamli bir elem ve hü zün görünüyordu Kalbinde müslümanlarin dertlerine çareler arama aski vardi Onun bu hali za man zâman bazi kötülükleri bizzat kendi eliyle degistirmeye götürüyordu

    Nafile ibadetlere devam etmesiyle ruhu en ginlesmis ve nefsi daha da ,paklasmisti Ayrica daha talebelik yillarindaki Islâmi çalismalarin dan dolayi da genel kültürü oldukça gelismisti Okudugu medrese de "kötülüklere karsi mücadele" adinda bir teskilat kurarak bazi önemli sahsiyetlere mektuplar gönderip, onlara nasihat etmeye ve onlarin dikkatlerini toplumdaki kötü lüklere çekmeye baslamisti

    Liseden mezun oldugunda Misir'daki tüm talebeler arasindaki siralamada besinciydi Üniversiteyi ise "Darul Ulum"da okumustu Universiteyi bitirme imtihanlarini verirken onsekizbin siir beyti ve bir o kadarda nesir ezberlemisti Darul Ulum'u bitirdiginde onun ayarinda talebe yoktu Çünkü birincilikle bitirmisti

    Üniversiteyi bitiren Hasan el-Benna Ismaili ye'deki okullardan birine tayin edilmisti O zaman Ingilizlerin tüm güçleri Ismailiye'de toplan misti Okullarda Avrupa usulü egitim yapiliyordu Ismailiye bu haliyle sanki Londra'nin muhit lerinden birini andiriyordu

    Halkin çogu ise bir Ingiliz sirketi olan "Su veys"te isçiydiler Hasan el-Benna Ingilizlerin Misir halkini ezdigini ve onu zelil ettigini görüyordu Misir halki sanki onlarin kölesiydi Her türlü fesat almis yürümüs ve haramlar mübahlastirilmisti Özellikle 1924'de Atatürk tarafindan hilafet yikildiktan sonra bu durum daha da artmisti Diger taraftan Benna batililarin Islâmi ortadan kaldirmak için yaptigi çalismalari gördükçe kalbi parçalaniyordu Iste Benna o dönemleri anlatirken söyle diyordu: "Allah bilir nice geceleri ümmetin dertlerine çareler aramak için geçirdik Ve ümmetin hallerini tahlil etmek, dertlerini ortadan kaldirmak için ne kadar düsündük Bu hallerin tesirinden bazen aglama durumuna gelirdik " Derken Hasan el-Benna kendilerinde hayir alemetleri olan bazi kisilerle irtibata geçiyordu Kendisiyle birlikte alti kisi biraraya gelerek Islâmi çalismalarin çekirdegini olusturmak için anlastilar Benna bu kurdugu teskilatina yeni bir isim almamasi için "Biz Müslüman Kardesleriz" dedi ve cemiyetin adi "Ihvan-i Müslimin" oldu Benna ilk davetine Ismailiye'de baslamisti Çalismalarini bereketlendiren Allah Teâlâ onun elleriyle kahvelerde zamanlarini bosa geçiren insanlardan Islâm davasi için mümtaz sahislar yetistirmisti Bunlara örnek olarak Islâm davasinin ilk öncülerinden Seyh Muhammed Fergali Ingiliz komutaninin karsisina dikilmis söyle diyordu: "Beni bu Ismailiye'den sadece bir kisinin emri çi kartabilir O da Hasan el-Benna" ' Hasan el-Benna Ismailiye'deki çalismalari ge nisleyince ve tüm gayretlerini Islâm için tahsis edince Ismailiye'den Misir'in baskenti olan Kahi re'ye tasindi Ihvan-i Müslimin'in merkezini orada kurdu

    Bütün gayretlerini Islâma davet ve onu tanit ma yolunda harcadi Köyleri gezdi, sehirleri do lasti Gittigi her yere bir sube açiyordu Öyle ki bir kaç sene içinde Ihvanin hareketi Misir'in gö zünü ve kulagini doldurmustu Her tarafta ona katilmalar oluyor ve Misir'in evlatlari onun ka natlari altina giriyordu Bunu gören hükümet Ih vanin yayilmasindan korkarak onu kontrol etmek için her türlü çareye basvuruyordu

    Hasan el-Benna'yi gizli istihbarattan bir çok kisi takip etmeye baslamisti O nereye giderse on larla pesinden ayrilmiyorlardi Derken 1947 se nesinde Hasan el-Benna bazi mücahidlerini Filis tin'e gönderiyordu Filistin daglari ve köyleri da ha önce görmedikleri ender mücahidler görmeye baslamislardi Evet Filistin yahudiye kuvvetli bir ders vermek ve onlara zilleti tattirmak için ölümü hayata tercih eden insanlara sahit olmustu

    Bu arada Kral Faruk, bu büyük gelismeler den dolayi meseleyi Ingilizlerle beraber düsünme ye basladi Özellikle Kral Faruk'un Misir ordusu na dagittigi silahlarin bozuk oldugunun anlasil masindan ve araplarin hiyanetlerinin açiga çik masindan sonra Kral Faruk için mesele iyice teh likeliydi Filistinde cihad eden Ihvan-i Müslimin Mücâhitlerinin Misir'a gönderilmesinden korkan Faruk, Müslüman Kardesleri tutuklatip hapisha nelere dolduruyordu Disarida sadece Hasan el Benna kalmisti Kralin maksadi onu öldürtmekti Iste bu esnada Mahmud Abdulmecid gizli is tihbarattan bes kisiyi Benna'yi öldürmeleri için gönderdi Ve Kahire'nin en büyük meydaninda Müslüman Gençler Teskilatinin önünde 12 Subat 1949 tarihinde Hasan el-Benna kursunlandi Te davi için hastaneye kaldirildi Bu arada Benna'ya müdahale edilmemesi ve kan kaybindan ölmesi saglandi

    Böylece ömrünün sonuna kadar teblig için çalisan Hasan el-Benna ruhunu tertemiz olarak Allah Teâlâ'ya teslim ediyordu Cenazesini bir yasli babayla birlikte dört kadin kabre götürmüstü Bölgede elektrikler kesilmis ve bu dört kadin dehset verici bir ortamda tanklarin arasinda Benna'yi götürüp defnetmislerdi Bütün bunlar yetmiyormus gibi müslümanlar Benna'nin cesedini çikaripta gösteri yapmasinlar diye mezarinin basinda nöbet tutturuyordu

    Hasan el-Benna dünyayi terketmis Kral Faruk'ta Hasan el-Benna korkusundan rahata kavusmustu O öldügünde çocuklarina ihtiyaçlarini giderecek bir sey birakmamisti Hatta ev kirasini bile verecek durumlari yoktu

    Faruk, Hasan el-Benna'dan kurtulmustu ama geriye bir problem kalmisti O da Ihvan-i Müsli minin Filistinde hala cihada devam eden mücahid gruplariydi Bunlardan kurtulmak için Faruk, Misir tanklarina ve askerlerine Filistin'e hareket emri verdi Maksadi oradaki Ihvan mensuplarini tutuklatmakti Ve tanklar kamplarin etrafindaki duvarlari döverek mücahidleri ya teslim olmak ya da üzerlerine toplarin atilmasina razi olmak arasinda seçim yapmaya zorladilar Mücahidlerde etrafin cehenneme çevrilmesini istemediklerinden teslim oldular Oradan hapishaneye tasinan mücahidler böylece duvarlar arkasina terkediliyordu

    Gerçek su ki liderlikte büyüklügün belli bir ölçüsü yoktur Bazen olur ki büyüklük ilmi yönden olur Bazen büyük bir fatih veya kesifçi, ya da bir ruhi terbiyeci yahud da bir siyasi lider bü yük olabilir Fakat kaliciligi bakimindan en büyük lider ümmeti yeniden insa eden, yeni nesille rin yetismesini saglayan ve tarihin gidisatini degistiren liderlerdir

    Iste Hasan el-Benna bu kalici liderlerden birisi, belki de yirminci yüzyilda Islâm tarihinde en göze çarpanlardandi Onun bu büyüklügü sadece alim olusundan veya iyi bir hatipliginden ya da siyaset adami olusundan degil, Islâm davasini bina eden yeni bir nesil yetistirmesinden ve özelde Misir'in genelde de Islâm aleminin tarihini sars masindandir Bu gün dahi onun siddetli sarsmasindan olaylar gidisatini degistirmektedir

    Misir'in yeni tarihini yazmak isteyen herhangi bir tarihçi, yahut Filistin meselesini yazmak isteyen birisinin Hasan el-Benna'yi yazmadan bu konulari yazamamasi onun büyüklügünü göstermeye kafidir

    Tarihçilerin her ne kadar Hasan el Benna hakkinda kendilerine özgü ayri ayri görüsleri olsa da, hepsi de olaylarin meydana gelisinde Hasan el-Benna'nin büyük tesirleri oldugunda ittifak etmektedirler

    Bu olaylar ki yarim asirdan günümüze kadar hala tesirini devam ettirmektedir Isterse günümüzdeki insanlar onun kiymetini bilmesinler ve isterlerse onun hayatinda veya sehadetinden sonra da onu geregi gibi takdir etmemis olsunlar Bu durum bütün liderler için böyledir Insanlarin veya ileri gelenlerin onun kiymetini geregi gibi bilememeleri El-Benna'ya en ufak bir zarar veremez

    Gerçek su ki, Islâm önderleri tarihte hiç bir zaman insanlar bilsinler ve taktir edip methetsinler diye, çalismamislardir Bilakis Islâm onlari öyle özel bir duruma getirmistir ki, tarihte bizden baska milletler bu önderleri pek bilemezler Çünkü Islâm onlari ruhi terbiye ve büyük bir iman üzere yetistirir Oyle ki o ruhaniyet özel bir anlayis kazandirmis, hayatin gerçek yönlerini ve varligin sirlarini ögretmistir

    Islâm onlari öyle yetistirmistir ki en üstün fedakarliklari yaparlar ve insanliga karsi çok büyük bir muhabbet beslerler Iste Islâm önderlerini kendi aralarindaki bazi mizaç farkliliklariyla birlikte onlarin genel durumu budur Onlar Allah rizasindan baska hiç bir sey de istemezler Sadece Allah'in hesabindan korkar ve O'ndan sevap beklerler Yalniz Allah'in indinde itibarlari olsun isterler Hiç bir zaman kendileri için rahatlik ve huzuru talep etmezler, rahatligi ancak Allah'a kavusmakta ararlar Onlarda söhret veya methedilmeyi isteme, yahut makam hirsi veya haset bulunmaz Onlarin dünya hayati veya sehevi arzulari için herhangi bir is yapmalari müm kün degildir Onlar insanlardan karanliklari kaldirmak için gönderilmis bir nurdurlar Gökyüzün de devamli olarak parildarlar Onlar yeryüzünde ki topraklara karismayan ve en yüksek bina ile en küçügüne dahi vuran bir günes subesi gibidirler

    Yeryüzündeki tüm ser güçler, sömürgeciler, krallar, partiler, Ezher Üniversitesi ve fesat ehli Hasan el-Benna ile mücadele ettiler O da bütün bunlara karsi savasti Halk bizzat kendi menfaatinden cahil kaldi Hepsi de Hasan el-Benna'nin yolunu engellemek ve davasindan alikoymak için çalismalarina ragmen o, yüce daglar gibi, rüzgara ve balyozlara aldiris etmeden yoluna devam etti O, yolunu tutmak için belki saga sola sallanmistir ama bütün tehditlere ragmen hiç bir zaman kasirgalardan etkilenerek davasindan geriye adim atmamistir Dünya onun etrafinda kararmis olsa da, o hiç bir zaman zafere olan kuvvetli imanindan en ufak bir zayiflik göstermemistir Karsi kuvvetler ne kadar çok olsa da ve ne kadar üzeri ne çullansalarda o, hiç bir zaman mücadelesinde yenilmemistir

    Bütün bunlara ragmen, tipki arkadaslarina oldugu gibi düsmanlarina bile gönlü açikti O, hiç bir zaman düsmanlarindan birine karsi hasetlikten dolayi tiksinmemistir Çünkü büyük insanlarin kalbinde hasede yol yoktur Fakat onun tiksinmesi ve kerih görmesi, düsmanin batila sap masindan, fesadindan ve iftiralarindandi Eger düsmani kötülük ve seryolurida gitmeye devam ediyorsa ve halkin menfaatlerine zarar veriyorsâ onlardan nefret eder tiksinirdi Tipki hakka karsi inatlik eden basiretsizlik göstererek anlayissizlik yapan ve ahlaki bakimdan davayâ sikinti veren dostlarindan nefret ettigi gibi

    Fakat Benna bütün bunlara ragmen Rasûlullah'in Uhud günü yaraliyken ettigi su du ayi devamli olarak ediyordu: "Allah'im sen benim kavmimi hidayete erdir Çünkü onlar bilmiyor lar " Düsmanlari devamli olarak ona karsi hile ve tuzaklari sürdürürken o da düsmanlarina karsi sürekli sefkat ve nasihata devam ediyordu Benna'nin bu hali, ta onu her türlü kuvvetten, makamdan ve yardimcidan yoksun bir halde tek basina karanlikta vurarak öldürdükleri zamana kadar devam etti