Halikarnas Balıkçısı Sözleri

'Karışık Sözler' forumunda zamaneanne tarafından 3 Eylül 2012 tarihinde açılan konu


  1. Halikarnas Balıkçısı Güzel Sözleri


    Kitaplarından Halikarnas Balıkçısı Sözleri


    "Saç maşası satan adam, güverte yolcularına ait sancak kıç omuzluğunun alabandasında dinelmiş, bağıra bağıra mallarını övüyordu.Günün son turuncu ışığı sönmek üzereydi.
    Denizin mavisi koyulaşmıştı. Dalga başlarında; çakmak çakılıyormuş gibi, turuncu kıvılcımlar uçuyordu. Ufkun üzerinde parıldayan akşam yıldızı; gökte bir gülüştü. Saç maşası satıcısının yüzünün yarısı turuncu, yarısı açık menekşeydi. Adam doğrusu, söz gücüyle satıyordu.
    Sözler burgaçlanarak ve köpürerek, ağızdan çağlayan halinde akıyordu. Çevresinde halka olmuş çoğu erkekler, ağızlarını açmış dinliyorlardı. Satıcının anlattığına göre, gözü karda değildi."

    “Onsekiz cins kadar turunçgil çeşitleri getirttim. Bunların hiçbiri yurtta yoktu. Antalya’dan, Finike’den, Adana’dan yazılan mektuplara cevap veriyordum, dikilecek çeşitleri saptıyordum. Bodrum Turunçgillerin tanınmış bir Merkezi olmuştu. Turunçgiller, engin bir alev gibi Güney Anadolu’yu sarıyordu.” (Mavi Sürgün, s. 263.)

    “Burası engin göklerin ülkesidir. İçten gelen bir türküyü kapıp koyverin, uzaklaştıkça türkü gökte masmavi olur... Işık burada yalnız karanlığı aydınlatmakla kalmaz, aydınlattığı şeyi değiştirir ve görülen bir şiire çevirir. Başka yerde nur içinde yatılacağına, burada nur içinde yaşanır. ... Yıldız kalabalığına engin gece dar gelir. ... Hele ay ufuktan bir görüne koysun, evren bir peri masalına döner.” (Merhaba Anadolu, s. 119)

    "Tezkere alıp köye dönerken yavuklularına saç maşası almış olan erler, çocuğa bir avuç antepfıstığı vermiş olan köy öğretmeni kadın, Denizci Davut ve birinci mevkideki kız, artık ölünceye kadar, gelip geçen o kısacık anı unutamayacaklardı.
    Ciddi ve önemli saydıkları bir anıyla dolu olan varlıklarına, bu ufak tefek şeyler, sanki cennetteki meleklerin geçer ayak gönüllerine düşürmüş olduğu gülümsemelerdi…"