Hafsa (ra) kimdir hayatı

'İslami Bilgiler' forumunda Violet tarafından 8 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Hafsa (ra) kimdir hayatı, hafsa kimdirikimdir hafsa,

    HAFSA

    [​IMG]

    HZ. ÖMER'İN KIZI HAFSA (r.a)

    Resulullah (s.a.v) sevgili eşi Hz. Aişe'den (r.a) sonra Hattab oğlu Ömer'in kızı Hafsa (r.a) ile evlendi...

    Hafsa validemiz Ensarlı Huzafe oğlu Hanis'den dul kalmıştı. Hz. Aişe ile olan evlilikte rol aynayan illet ve hikmetler Hz. Hafsa ile olan evlilikte de aynen gösterilebilir.

    Hz. Hafsa (r.a) Arap kahramanı, müslümanların adil sultanı, Resulullah (s.a.v) emin halifesi ve bahadır kumandanı Hz. Ömer'in (r.a) kızıdır. Ömer (r.a) öyle bahadırdı ki, Resulullah (s.a.v) onun için : "Rüyamda Ömer'den daha bahadır ve çalışkan görmedim." buyurmuşlardır.

    Hz. Ömer (r.a) öyle bir bahadır idi ki Allah (c.c) onun lisanı ve eliyle beraber idi. Onunla İslam aziz ve galip kılındı. Öyle bir kumandan idi ki, o konuştuğu zaman bütün dünya yerinden oynar ve mahlukat titrerdi. Nasıl böyle olmasın?.. O parlak bir nur idi. Bu ümmet onunla nurlandı. O Cennetliklerin lambasıdır. O' nun müslüman olmasıyla bütün melekler birbirini müjdelemişlerdi. Bu konuda İbn-i Abbas (r.a) Hz. Peygamber'den (s.a.v) şöyle bir hadis rivayet eder :

    "Allah'ın (c.c) rahmeti Ömer'e olsun. Ömer müslüman olduğu zaman Cebrail (a.s) bana geldi ve dedi ki : Melekler Ömer'in müslüman olmasıyla birbirlerini müjdelediler, Ömer ehl-i cennetin lambasıdır."

    Resulullah (s.a.v) bu büyük bahadırla akrabalık kurmakla ona daha çok yaklaştı. Bu yakınlaşma ile bahadır kumandana, ikinci halifeye güzel bir mükafat verdi. Kurulan bu akrabalık, birinci vezir Ebu Bekir ile onu müsavi kıldı. Ebu Bekir'le Ömer, Resulullah'ın (s.a.v) kulağı ve gözü mesabesinde idiler.

    Beyhaki rivayet ediyor ki : Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur :

    "Allah (c.c) gök ehlinden Cebrail (a.s) ve Mikail (a.s) yer ehlinden de Ebu Bekir (r.a) ve Ömer (r.a) ile beni takviye etti."

    Yine aynı kaynakta : "Ebu Bekir ile Ömer gelirlerdi. Resulullah (s.a.v) onları görünce :"Bunların, ikisi kulağım ve gözüm musabesindedir." buyururdu.

    Hz. Ömer (r.a) şöyle buyurmuştur : "Resulullah (s.a.v) camiye girdi. Sağında Ebu Bekir (r.a) vardı, ben de solunda idim. Buyurdular ki : "Kıyamet gününde de böyle haşre gideceğiz."

    Fahri Kainat (s.a.v) Efendimiz böyle iki büyük arkadaşıyla, vezirlerin büyükleriyle, sadık dostlarının başlarıyla, İslam yolunda tam bir akrabalık kurmuş oluyordu. O reisler ki, dinin bayrağını omuzlarında taşımış, cihada canu gönülden atılmış, Hz. Peygamber'den (s.a.v) sonra İslam çağrısını yürütmüş ve bütün müslümanlara O'nun zamanındaki muameleleri yapmışlardır. Çünkü Yüce Resul (s.a.v) onları tam olarak yetiştirmiş, kendinden sonra da ağır yükü kaldıracak merhaleye getirmiştir. Onlar Resulullah'ın (s.a.v) yüksek mektebinden mezun olmuş, nübüvvet mührü ile mühürlenmiş olan diplomalarını almışlardı. Resulullah (s.a.v) onları Allah'ın (c.c) hikmetleriyle terbiye ederek, Allah'a (c.c) yaklaştırdı. Eski dostlarla iktifa etmeyerek, Ebu Bekir (r.a) ile olan bağı Aişe (r.a) ile evlenmekle, Ömer (r.a) ile arasındaki bağı da Hafsa'yı (r.a) zevce seçmekle kuvvetlendirdi. Sevgili kızı Hz. Fatıma'yı (r.a) amzacadesi, müslümanların kahramanı Hz. Ali'ye (r.a) verdi. Çünkü akrabalık bağı belki kafi değildi. Bunun daha kuvvetli olması gerekiyordu. Üçüncü Halife Hz. Osman'ı (r.a) iki kızı [önce Rukiye (r.a) onun ölümünden sonra da Ümmü Gülsüm (r.a) ] ile evlendirdi.

    "Eğer üçüncüsü olsaydı onu da Seninle evlendirirdim ya Osman" diye buyurdular. Çünkü Hz. Osman'ın (r.a) Kadri Resulullah'ın (s.a.v) nazarında büyüktü. Osman (r.a.) bu dinin yolunda çok büyük kurbanlar vermişti.

    Resul-i Zişan'ın (s.a.v) her evlenmesinde bir hikmet vardı. Kim ki evlenmelerin nedenini, insaf gözüyle tetkik ederse, o evlenmelerdeki yüce gayeleri kolayca anlayacaktı.

    Hz. Hafsa (r.a) Validemizin izdivacındaki hikmetlerden bazılarını beyan edelim .

    Hz. Hafsa (r.a) evli idi. Muhterem kocası Resulullah 'ın (s.a.v) en kuvvetli yardımcılarından biriydi. Hidayetin zirvesine çıkmışlardandı. Allah (c.c) yolunda çarpıştı, belalara göğsünü gerdi. Davasında ilerledi, en son Allah'ın (c.c) Rahmetine kavuştu. Harpte çarpışarak şehid düştü. O Resulullah'ın (s.a.v) kahraman askerlerindendi. İslam tarihinde şerefli sahifeler açmıştır. Her aldığı yarayı sarar, tekrar harp meydanlarına dalardı. Bu hal derisi delikdeşik oluncaya kadar devam etti. Kuvvetten düşerek yere serildi. Ölümü ile çok müteessir olan eşi muharebe meydanında idi. Yara alanların yaralarını sarar, onlara su verirdi. Çok sevdiği mücahid kocasının da yarasını sardı ve su içirdi.

    Hafsa'nın (r.a) kalbinde, imanlı bir hanımın kocasına karşı bulunması gereken sevgi vardı. Hafsa o mücahid ve şehit kocasını elleriyle gömdü. Arkasından çok gözyaşları döktü. Çok acılar çekti, günlerce yas tuttu. Hatta hastalandı da... Resulullah (s.a.v) bu duruma muttali olunca çok üzüldü. Sıkıntı ve acılarına son vermek için onunla evlendi. Şehit kocasının ve kendinin, İslam yolunda çektiği bunca zahmet ve meşakkatlerin karşılığı bu idi. Şerefli babası Hz. Ömer de böylece müfakatlandırılmış oluyordu. Hz. Ömer (r.a) Hafsa (r.a) ve şehit kocası için, bu mükafattan daha üstün bir şey düşünülemezdi. İşte Allah'ın (c.c) Resulü (s.a.v) bu derece kadir bilir bir insanüstü varlıktı.

    Hz. Hafsa (r.a) zayıf ve üzgün olmakla beraber, genç, bakire ve yeni yetişmiş birisi de değildi. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz(s.a.v) bu cefakar ve vefakar hanımı, haşa sümme haşa, şehvet duygusu ile hayat arkadaşı edinmiş olamazdş. Hafsa (r.a) Validemiz o zaman belki ömrünün sonuna gelmiş dul bir kadındı ve Efendimiz de ellibeş yaşlarında bulunuyordu. Resulullah'ın (s.a.v) bu dul, yaşlı ve hasta hanımla evlenmesi, dünyayı terkettiğinin delillerinden birisi olduğu gibi, din hizmetinde çalışmasının ve güzel siyasetinin delillerinden, birisidir de....

    Ey insanlar!... İnsaf ile düşünülürse, bu evlenmede şehvet duygusu var mıdır? Buna ihtimal verilemez, zira bu evlenme sırf siyasi şefkat ve merhamet duygusunun bir ifadesi değil midir? Hz. Muhammed 'in (s.a.v) derin bir görüşe, keskin bir fikre sahip olduğunu bildirmez mi? Yüce bir fazilet ve ahlak örneği olmaz mı? Bu davranış sana garip görünmesin,zira Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) Efendimizin ahlakıdır. Ne büyük ahlak, ne ulvi adaletlerdir bunlar... Allah'ın (c.c) salat ve selamı sana ve rızası zevcelerine olsun ya Ulu Muhammed (s.a.v)...!