güreş

'Ders çalışıyorum' forumunda Misafir tarafından 27 Aralık 2010 tarihinde açılan konu


  1. güreşin ülkemızdekı gelısımı durumu nedir?
     



  2. Cevap: güreş

    GÜREŞ
    Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Spor Yönetiminde ilk kurumsallaşmış yönetim yapısını oluşturan, “Gönüllü Birlik Modeli” olarak örgütlenen T. İ. C. İ. (Türkiye İdman Cemiyeti İttifakı) 1922 yılında kurulmuştur. Güreş, halter ve boks başkanlığına Ahmet Fetgeri seçilmiştir.

    TARİHÇE

    Güreş insanlık tarihinin en eski sporlarından biridir. M. Ö. 708′de Yunanlılar, M. Ö. 2. yüzyılda Türkler, M. Ö. 22′de Japonlar, M. Ö. 260′da Sümerler, M. Ö. 2000-2470-2320′de Mısırlılar tarafından güreş yapıldığına dair belgeler bulunmuştur.

    Güreş sporu ile uğraşan milletlerin başında Türkler, Araplar ve Yunanlılar gelmektedir.

    Güreş İ. Ö. 900′lerde kurallara bağlanmıştır. İ.Ö. 704 deki 18. Olimpiyat oyunları programına kabul edilmiştir.

    Modern Olimpiyatların başlangıcı 1896 Atina Olimpiyatlarına Greko-Romen stil güreş 1904 St. Louise Olimpiyatlarına Serbest Stilli Güreş Spor Dalı olarak resmen alınmıştır. 1912 yılında FILA (Uluslararası Amatör Güreş Federasyonu) kuruldu.

    OLİMPİK GÜREŞ STİLLERİ

    Dünyada olimpik iki güreş stili vardır. Bunlar Greko-Romen ve Serbest stillerdir.
    a) Greko-Romen güreş stilinde belden yukarısı ile oyun taktik edilir. Ayakla oyun yapılmaz ve rakibin hücumu engellenmez. Bu stil Avrupa ülkelerinde yaygındır. Greko-Romen güreş stilini ilk uygulayan Türk güreşçileri: Koca Yusuf, Kara Ahmet, Hergeleci İbrahim, Filiz Nurullah, Kurtdereli Mehmet, Adalı Halil, Mandıralı Ahmet ve Kara Osman’dır. Türkiye’de bu stil Beşiktaş kulübünde 1903 yılında uygulanmıştır.

    a) Serbest güreş stilinde ayaklar dahil vücudun her yeriyle oyun tatbik edilir. Bu güreş stili Türkiye’deki geleneksel güreşlere benzediğinden dolayı ülkemizde daha yaygındır.

    GELENEKSEL GÜREŞ STİLLERİ

    ABA GÜREŞİ: Türkiye’nin Gaziantep ve Hatay yörelerinde yapılan mahalli güreş çeşididir.Güreşçilerin sırtlarına birer aba giyip ayakları çıplak olarak yaptıkları güreş şeklidir.

    “ABA” Güreşçiler üstlerine “Aba” adı verilen koyun yününden ve keçi kılından el tezgahlarında dokunan, kolsuz, omuz ve sırtları dayanıklı olması için deri ilave edilen boyu güreşçilerin dizlerine kadar gelen bir giysidir.

    ŞALVAR GÜREŞİ: Güreşçilerin geniş şalvar giyip belden yukarısı çıplak olarak yaptıkları güreş çeşitidir.

    KARAKUCAK GÜREŞİ: Karakucak güreş Türklerin Öz Milli güreşidir. Orta Asya’dan kaynaklanan bu güreş türünde yüzyıllar boyu görüntü ve kurallarda çok az değişim olmuştur. Günümüzde serbest güreş diye bilinen minder güreşi karakucak güreşin formüle edilmiş şeklidir.

    Karakucak güreşte pehlivanlar bacaklarına genelde pırtpıt
    giyerler. Sembol sporcumuz Yaşar Doğu ve şampiyon güreşçilerimiz Karakucak güreşten minder güreşine geçmişlerdir.

    PIRTPIT: Keçi kılından sert kumaştan yapılan kısa pantolon şeklinde bir giysidir.

    YAĞLI GÜREŞ: Yağlı güreş Türklerin yüzyıllardan beri yapıldığı kültürel sporlardandır. Güreşçilerin vücutlarına yağ sürerek, “Kısbet” adı verilen manda derisinden yapılmış özel bir giysi ile yapılmaktadır. Yağlı güreş karakucak güreşin formüle edilmiş şeklidir.

    GÜREŞİN TANIMI VE ÇAĞDAŞ GÜREŞ ANLAYIŞI

    İki güreşçinin yada iki insanın belirli ölçülerdeki minder üzerinde araç kullanmaksızın, FİLA kurallarına uygun biçimde, teknik, beceri, kuvvet ve zekasını kullanarak birbirine üstünlük kurma mücadelesidir.

    Güreş Öncelikle bir yetenek işi olmakla beraber bu yeteneğin beceri, zeka ve kuvvetle birleştirilmesi güreşteki başarının öncelikle etkenidir.Bunların yanı sıra kurallara uyma, yenme hırsı, mücadele, dayanıklılık, dayanıklılıkta devamlılık, hızlılık, anında karar verme, bilimsel çalışma, kendine güven, uygun beslenme, düzenli yaşam, kütü alışkanlıklardan uzak durma, antrenöre inanç, yanlışlıklarını görme ve bunları düzeltme, deneyim kazanma, ruhsal üstünlük, esneklik belirli bir hedefe yönelme gibi, kısaca “Güreşin yasalarına uyma” da güreşte başarıyı perçinleyecek öteki önemli etkenlerdir.

    GÜREŞİN TARİHSEL GELİŞİMİ
    DÜNYADA GÜREŞ:

    Güreş insanlık tarihi kadar eski bir spordur.İlkel insan güç doğa koşulları ile mücadele ederken, günümüzün Güreş sporundan pekte farklı olmayan bir mücadele yaşamak zorunda kalmıştır.

    İlk insan yaşama kaygısını söndüre bilmek için her türlü canlıya karşı mücadele vermek zorunda kalınca kendi vücut ağırlığı ile kas gücünden faydalanma yani Güreş sanatını ortaya çıkarmış.

    M.Ö 3000′ lere ait sanat yapıtlarında Babil ve Mısırda yapılan kuşak Güreşleri betimlenmiştir. M.Ö. 5000 yıllarında Hindistan’da, serbest tutuşa dayalı güreş görülmektedir.

    Eski Yunan’da Güreş önemli bir spor dalı olup cimnastik eğitiminin bir parçası ve beşli yarışmaların en önemli bölümü durumundaydı.

    Güreş M.Ö. 776 dan itibaren olimpiyat oyunlarında yer almaya başladı.
    19. y.y’ın sonlarında Eski Yunan ve Roma Güreşlerinden Esinlenerek ortaya çıkan, Grekoromen Güreş ve Serbest Güreş stilleri egemen oldu.Grekoromen güreş Özellikle Fransa’da ilgi gördü ve 1896 da olimpiyat oyunlarına alındı. Serbest güreş ilk kez 1904′te St.Louis olimpiyatlarında resmi olarak uygulandı.1921yılında ilk defa grekoromen stilde dünya şampiyonası, 1924 yılında ise Avrupa şampiyonası düzenlenmeye başlandı.Serbest stilde ise ilk Avrupa şampiyonası 1929 da düzenlendi.

    1921 de “Uluslararası Amatör Güreş Federasyonu” FİLA (Federatıon internationale de Lutte Amateur) kurularak uluslararası yönetim sorunu halledildi.Olimpiyat oyunları ve diğer uluslar arası güreş turnuvalarının yanı sıra, grekoromen ve serbest stilde dünya Güreş şampiyonalarını düzenlemek görevi de FILA’ya verildi. FILA’nın merkezi İsviçre’nin “Lozan” kentindedir.
    1922 yılında alınan bir kararla ise FILA’nın profesyonelliği tanınarak federasyon, uluslararası Güreş federasyonu birliği oldu.

    TÜRKİYEDE GÜREŞ

    Türklerin en eski sporlarından biridir.Güreş sözcüğünün kökeni Özbek ve Başkurt Türklerinin “Kures” sözcüğünden gelmektedir.

    Bilinen ilk güreş Oğuz Türklerinin destanlarından olan dede korkut destanında yer almıştır.Güreşin ilk kez Türkler tarafından yapıldığı ve Orta Asya’dan dünyaya yayıldığı kesinlikle kanıtlanmıştır. Sümer Akat Tarihleri , Tabletler, Gılgamış ve Dede Korkut destanları ve diğer kayıtlar bunu ortaya koymaktadır.
    Ünlü tarihçi Heroid Lond, “Cengiz Han” adlı eserinde Türklerden söz ederken bu ülkede ata binmeyen, güreş yapmayan adama kız bile vermezlerdi demiştir.

    Selçuklular Acemlerin etkisiyle güreşçi sözcüğünün yerine “pehlivan”sözcüğü kullanmışlardır. Ayrıca güreşte Türkler arasındaki bağlılık ile “Türk pehlivan doğar pehlivan ölür” ifadesi çok meşhurlaşmıştır.

    Bunun için Dünya milletlerinin dillerinde üstün insan gücü tarif edilirken, kullanılan FORT COMME UN TURC yani “Türk gibi kuvvetli” sözünü atasözü haline getirmiş bulunan bir milli Türk sporuolarak bilinmektedir.

    Orta Asya’da yaşayan Türk boylarının her son baharda günlerce süren güreş şenliklerini tertip etmelerinden eski Türk boylarından Hiyana-nu ların ölü gömme törenlerinde halkın tasasını dağıtmak gibi bir amaç güderek büyük güreş şenlikleri düzenlenmesinden ve yine kazak Türklerinden Abdülkerim’in yazdığı Mukaddime den anlaşılacağı gibi; askerin harp gücünü artırmak için güreş eğitimini çare olarak ileri sürdüğünden güreşin sadece sportif yarışma amacıyla değil, eğlence ve askeri eğitim amacıyla önem verilerek yapıldığını görebiliyoruz.

    Asırlardır önemini kaybetmeden Türkler ve daha başka bir çok kavimler tarafından yapılan Güreş Türklerin İslam’ı kabulünden sonra milli spor olarak önemini devam ettirmiştir. Halife Hz.Ali’nincenklerini anlatan menkıbelerde savaşlar sırasında yapılan güreşlerden söz edilmektedir. Hz. Hamza ise günümüzde (Türkiye’de) yapılmakta olan Karakucak ve yağlı güreşlerin dualarında pehlivanların piri anılmaktadır.

    Daha sonraları Osmanlı İmparatorluğu’nun da bütün sınırları içerisinde güreş sevilen ve itibarlı bir spor olarak kabul edilmiştir.Osmanlı padişahlarından Fatih Sultan Mehmet zamanından İstanbul’da ve Edirne’de güre Tekkelerinin yapıldığı ve her tekkede 300 civarında güreşçinin eğitim gördüğü Evliya Çelebi, seyahatnamesinde belirtmektedir. Bugün Rusya başta olmak üzere bütün Dünya ülkeleri güreşe önem veren Amerika, Almanya, Japonya gibi ülkeler 500 sene önceki Türk güreş okullarını çağın güreş eğitim anlayışından hareket ederek bunları Modern hale getirerek yüz binlerce gençlerine bu okullarda eğitim vermişlerdir.

    Osmanlı İmparatorluğunda bir çok padişah ve beylerin güreş yapmaları ve güreşçiliği bir meslek sayarak güreşçileri çok itibarlı mevkilere getirmeleri bir çok Başpehlivanların yetişmelerini sağlamışlardır.

    19 yüzyılda Batı ülkelerinde başlayan modern güreşler 20.yüzyıl başlarında Türkiye’ye girmiştir. Modern güreşin ülkemizdeki ilk tatbikatı 1903 yılında B.J.K başlamıştır. Zamanla Kasımpaşa, Fenerbahçe, Anadolu gibi kulüplerde modern tarzdaki serbest ve Greko-romen güreş çalışmaları başlamıştır.(7)
    Serbest ve Grekoromen güreşte uluslararası şampiyonlar ve ülkelerde düzenlenen Resmi Karşılaşmalar (F.I.L.A) tarafından düzenlenen güreş Nizamnamelerine göre yapılır.

    Türk Güreşinin yönetiminde en üst basamağı oluşturan Türkiye Güreş Federasyonu, 1922 yılında T.İ.C.İ (Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı) bünyesinden kurulmuş.1923 yılında FILA (federation ınternational elutte -Amateur) ‘yaüye olmuştur.

    1924 Paris olimpiyat oyunları, Türk güreşçileri için uluslararası alandaki ilk ciddi deneyim olmuştur.Takımımızı hazırlayan Rqol Peter adındaki Macar antrenörün Türkiye’deki minder güreşinin kurucusu olmuştur.

    1932 yılında güreşçilerimiz ilk kez Balkan şampiyonalarına katılmış ve takım halinde 1.ligi elde etmişlerdir.1935 yılından itibaren grekoromen stil yanında serbest stilde çalışmalara başlanmış ve aynı yıl yurdumuzda ilk serbest güreş şampiyonası düzenlenmiştir.1936 Berlin olimpiyat oyunlarının hem grekoromen hem de serbest stilde katılmışlar ve grekoromen stilde 61 kg güreşçimiz Yaşar Erkan altın Madalya Kazanarak olimpiyatlarda ilk birinciliğimizin sahibi olmuştur.
    1938 yılında Estonya’nın Başkenti Tallin’de yapılan Avrupa Güreş şampiyonasında ağır sıklet güreşçimiz Çoban Mehmet Avrupa üçüncüsü olmuştur. Bu Avrupa güreşi şampiyonasında ilk derecemizdir.

    Türkiye Güreşte gücünü 1948 olimpiyatlarında bütün Dünyaya göstermiş, Takım sıralamasında İsveç’ten sonra 26,33 puanlarla ikinci sırayı almıştır. Güreşteki Başarımız 1960 Roma Olimpiyatları’nda da devam etmiş ve Sovyetlerden sonra 31 puanla ikinci olmuştur.

    Genellikle önceki çalışmalar seviyesinden daha yoğun çalışmalarına geçilse bile ülkemizde 1972 yılından bu yana bir düşüş görülmektedir.

    FILA tarafında uygulanan yeni kurallara sadece hakem açısından bakılmış, sporcular ise yeni kurallara adapte olmakta güçlük çekmişlerdir.

    TÜRKİYE YAPILAN GÜREŞ ÇEŞİTLERİ;

    Mücadele sporu olarak bilinen güreş; modern güreş ve folklor güreş diye ikiye ayrılır.Her sınıfın kendine özgü özellikleri ve ayrıntıları vardır.Ülkemizde güreş çeşitli şekillerde yapılmaktadır.

    Bunlar;

    1)MODERN GÜREŞ ; Greko-romen, serbest güreş

    2) FOLKLORIK GÜREŞLER ; Karakucak güreşi,Aba güreşi, Kırım-Türk Güreşi (Tatar Güreşi), Şalvar Güreşi, Yağlı Güreş
    Bu yukarıda saydığımız güreşlerimizin hepside kendilerine has kültürel değerler ve folklorik özellikler taşımaktadırlar.

    TÜRKİYEDE YAPILAN GÜREŞLER

    Greko – romen Güreş
    Rakibi belden aşağı tutmak veya bacaklarla rakibi sıkmak yasaktır. Rakip vücudunun herhangi bir kısmını bacaklarla itmek, tazyik etmek ve bacakların yardımı ile her türlü kaldırmalar yapmak yasaktır.

    Serbest Güreş
    Hücum yapan Güreşçi rakibin değişik el ayak ve vücut ile enseden tutarak yere devirir veya atışlar yapar.Serbest güreşte en meşhur ayaktaki teknikler, bu damar,devirme ve dalmalardır.Serbest Güreşte de yürürlüye giren yeni kurallar son hareketlerin icrasını teknik olarak değerlendirir.

    KARAKUCAK GÜREŞİ
    Karakucak güreş, Türklerin az milli güreşidir.Orta Asya’dan kaynaklanan bu güreş türünde yüzyıllar boyu görüntü ve kurallarda çok az değişim olmuştur.

    Güreşin, on asırdır temel kaidelerinde bir değişiklik almadan devam eden, çimen üstünde veya toprak sahalarda çayırlarda ve harman yerlerinde, vücudun üst kısmı çıplak, pırpıt giysilerde çıplak ayakla kıran kırana yapılan bir türüdür.

    YAĞLI GÜREŞ
    Yağlı Güreş, Türklerin yüzyıllardan beri yaptığı sporlardandır.Yağlı güreş Karakucak güreşin yağ sürülerek yapılan şeklidir.
    Yağlı Güreş davul ve zurna eşliğinde yapılmaktadır.Yağlı Güreş genelde Ege, Trakya ve Karadeniz yörelerimizde diğer yörelerimize göre daha çok yapılmaktadır.

    ABA GÜREŞİ
    Aba güreşi, Hatay ve Gaziantep yöresinde oldukça yaygındır.Adını pehlivanların giydiği abadan almaktadır.Aba güreşinde süre 7 dakikadır.Güreş yerde 2 dakika sürdürülemez.Güreşe davul zurna eşlik etmektedir.

    ŞALVAR GÜREŞİ
    Ülkemizde Kahramanmaraş ilçe ve köylerinde yapılmaktadır. Şalvar güreşi, çok eski çağlarda Türkmenlerde yapılan bir güreş çeşididir. Önceleri pırpıt ve Kısbet uzunluğundaki şalvarlarda yapılan bu güreşler, şimdi ananelerin yavaş yavaş kaybolması üzerine kısa şalvarlarla yapılmaktadır. Şalvar güreşinde bütün oyunlar ayakta yapılır.

    Göbek veya dizler yere değince güreş ayakta başlar.Yenilgi yağlı ve Karakucakta olduğu gibi, göbeğin gökyüzünü görmesidir.