Günümüz İslam dünyasının problemleri

'İslami Bilgiler' forumunda HazaN tarafından 27 Kasım 2010 tarihinde açılan konu


  1. I. Dînî Meselelerin Oluşma Sebepleri:
    İslâm, vücut özellikleri ne olursa olsun insanlara tek tip elbise giydirmiş olsaydı, şartları ne olursa olsun insanları, şekil ve mahiyet bakımından aynı olan hükümler ile yükümlü kılsaydı, çözümlenecek mesele, değişecek hüküm de olmazdı. Ne var ki, İslâm bütün hükümlerinde, ferdin ve toplumun şartlarını, özelliklerini göz önüne almış, belirlediği hedefe ulaştıracak olan vâsıtaların maksada uygun olmasını, buna göre ayarlanmasını istemiştir. İşte bu sebepledir ki, bir yandan mükellefin değişmesi, diğer yandan, mükellef aynı kaldığı hâlde çevresi ve şartlarının değişmesi ile dînî meseleler ortaya çıkmakta; bunlara çözüm aramak, en azından bir gruba farz olmaktadır.

    A- Mükellefin değişmesi:
    Her insan kendi hayatını, yeniden inşâ ederek yaşar. Malzeme ve modeller bakımından başkalarından, daha öncekilerden faydalansa bile hiçbir kimse, bir başkasının hayatını kopya edemez. Buna göre başkaları için yaşanmış ve çözüme kavuşmuş olan meseleler, basamaklar hâlinde hayatı tırmanan yeni toplum (veya insanlık) üyesi için yenidir; O, iman bunalımı yaşayacak, düşünce çilelerinden geçecek, dînî hayata intibâk edecek ve bütün bunların getirdiği binlerce mesele ile boğuşacaktır.

    B- Şartların Değişmesi:
    Belli meselelerin çözümü bakımından durgunluk ve doygunluğa ulaşmış fert ve toplumların varlığını farzetsek dahi, bunların içinde bulundukları maddî ve mânevî şartlar değişince, durgun denizde bazen dev dalgalar oluşmakta, akla hayale gelmez problemler ortaya çıkmaktadır. Konumuz bakımından değişen şartların kadro ve örneklerini şöyle sıralamak mümkündür:

    1. İlmî, teknik ve teknolojik gelişmeler:
    a) Üretimde standardizasyona gidildikten sonra belli malları, tarife, marka ve numarasına göre kâğıt üzerinden seçip almak, malı görerek almak gibi olmuştur.
    b) Gök cisimlerinin hareketlerinin hesaplanması konusundaki gelişmeler dînî günlerin ve vakitlerin tesbitinde hesabı gözle görmenin önüne geçirmiş, rü'yeti tartışılır hâle getirmiştir.
    c) Güneş enerjisi devreye girince, güneşte ısınmış su ile abdest meselesini yeni baştan incelemek gerekmiştir.
    d) Savaş teknolojisindeki gelişmeler, düşmanı korkutmak ve caydırmak için at beslemeyi değil, uçak, füze ve modern silâh yapımını zarûrî hâle getirmiştir.
    e) Tıpta organ nakli mümkün hâle gelince organ nakli ve tüp bebeğinin cevazı gibi konular ortaya çıkmıştır.
    f) Uçak, gemi vb. vâsıtalar ile yolculuk edenler ile deve ve at üzerinde, yahut yaya olarak yolculuk edenler arasındaki fark, hareket hâlinde akit yapanların meclisi konusunda yeni yorumları gerekli kılmıştır.
    g) Telefonun icadından sonra birbirinden uzak yerlerde bulunan kimselerin telefonla yaptıkları akdin geçerli olup olmadığı, geçerli ise gaiplerin mi yoksa hazırların mı akitleşmesi mahiyetinde olduğu konusu tartışılmıştır.
    h) Kitle iletişim vâsıtalarının ulaştığı bugünkü seviye, kaybolmuş kişilerin ölüm ve evlilik gibi hâllerine hüküm verme konusunda değişik şartlar olarak ortaya çıkarmış bulunmaktadır.
    ı) Tapu tescil müessesesi, gayr-i menkûllerin teslimsiz rehnedilmesini (ipoteği) mümkün ve caiz hâle getirmiştir.

    2. İktisat, maliye ve iş hayatındaki gelişmeler:
    a) Devletin geliri, meşrû ve zarûri giderlerini karşılayamaz hâle geldiği için, kudreti olanlardan çeşitli vergilerin alınması zarûreti doğmuştur.
    b) Para sistemi değişmiş, gümüş tedâvül aracı olmaktan çıkmış, altının bu fonksiyonu kısıtlı hâle gelmiştir. Bu durum karşısında kâğıt para, mal değil, ödeme vâsıtası olmuş, zekât, faiz vb. ile ilgili hükümlerde nakit olarak değerlendirilmiştir.
    c) Yeni para sisteminin getirdiği enflâsyon olayı, borçların ödenmesinde sayı yerine değerin mûteber olması husûsunu gündeme getirmiştir.
    d) Büyük yatırım ve üretimler büyük sermayeleri gerekli kıldığı için yeni şirketler oluşmuş, sermaye birikimi için faiz dışında yeni tasarrufu teşvik vâsıtaları bulunmuştur.
    e) Binlerce işçinin çalıştığı ve üretimi toplu olarak gerçekleştirdikleri günümüz iş hayatında toplu sözleşme, emeklilik, kıdem tazminâtı, sendika, grev, lokavt gibi yeni fiil, tasarruf ve müesseseler ortaya çıkmıştır.

    3. Medenî ve sosyal şartların değişmesi:
    a) Nüfusun çoğalması; doğum ve nüfus kontrolü, toprağın daralması sebebiyle şehirlere göç, kat mülkiyeti, kat karşılığı inşaat mukâvelesi gibi mesele ve problemlere vücût vermiştir.
    b) Yerleşim merkezlerinin büyümesi ve âdeta birbirine bitişik hâle gelmesi seferilik bakımından kişinin yerini belirlemede yeni kıstaslara ihtiyaç göstermiştir.
    c) Aileler küçülmüş, karı-koca, ebeveyn-çocuklar arası hak, yükümlülük ve ilişkilerin yeniden ele alınması zarûreti doğmuştur. Kadın haklarından bahseden bir âyet73 "ma'rûf" ölçüsünü getirmektedir. Ma'rûf "toplumun makûl gördüğü, örfe-âdete uygun olan" demektir. Mezkûr hakların bu kavram içinde yeniden belirlenmesi gerekmektedir.
    d) Sosyal değer hükümlerinin değişmesi, evlilikte denklik (kefâet) konusunda değişiklikler getirmiştir. Bir zamanlar Araplar asil, diğer milletler onların azatlı köleleri iken Arap olmayan hiçbir genç, bir Arap kızına denk sayılmıyordu. Günümüzde ise Arap kardeşlerimiz, başka milletlere kız verme ve onlardan kız alma yarışı içindedirler.
    e) Çeşitli kültürlerin karışma ve çatışması çeşitli problemler getirmektedir. Bu arada kılık kıyafet, milletleri birbirinden ayıran alâmet olmaktan çıkmıştır. Teşebbüh konusunu bu gerçeklerin ışığında değerlendirmek gerekmektedir.

    4. Siyâsî ve idârî gelişmeler:
    a) Nüfusun çoğalması, ülkelerin büyümesi, başkan seçiminde (bey'atte) yeni usûlleri zarûrî kılmaktadır.
    b) Siyâsi ve ictimâî âmiller idârî teşkîlâtı ve mevzûâtı gerektirmiştir.
    c) İslâm'ın getirdiği hilâfet sistemi ile saltanat, meşrûtiyet, demokrasi ve cumhuriyet rejimleri arasındaki benzerlik ve zıtlık ilişkisi asırlardan beri tartışılmaktadır.
    d) Demokratik-lâik düzen ve hürriyet anlayışı karşısında İslâm'ın emrettiği "emr-i bi'l-ma'rûf, nehy-i ani'l-münker" vazifesini yerine getirmek bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.
    e) İslâm'ın emrettiği meşveretin devlet yönetiminde kullanılması çeşitli problemlerin ve meselelerin çözümünü gerekli kılmaktadır. Üyelerin seçilmesi, müddeti, meşveretin şekli, yönetici ile şûrâ üyeleri arasında ihtilâf çıkması hâlinde takip edilecek usûl vb.

    5. Milletlerarası ilişkiler:
    a) "Müslümanların hâkim oldukları yerler İslâm ülkesi ve bütün müslümanlar bir ümmet" telâkkisi bugün nazariyede kalmıştır. Gerçekleşen durum, çeşitli İslâm ülkeleri, müslüman milletler ve diğer ülkeler ile milletlerdir. Bu durum karşısında "İslâm ülkesi, harb ülkesi, ümmet, millet, cihad" kavramlarının yeniden ele alınması ve İslâm'ın özüne, maksadına uygun yeni yorumlar getirilmesi gerekmektedir.
    b) İslâm'ın korunmasını istediği varlıkların (din, hayat, mal, nesil, akıl, şeref) korunması, çeşitli milletlerarası andlaşma ve bloklaşmaları gerekli kılmakta, bu beraberlik, korunması gereken değerlerin bir kısmını korurken diğerlerini tehlikeye düşürmektedir. Bilhassa gayr-i müslim milletler ile yapılan andlaşma, birleşme ve çok yönlü ilişkilerde ortaya çıkan bu problemler çok yönlü inceleme, tedbir ve çözümlere muhtaç bulunmaktadır.
    Şartların değişmesi ile ortaya çıkan dînî problemlerin kadro ve örneklerini çoğaltmak mümkündür. Çözüldükçe yenileri ortaya çıkan ve kıyamete kadar böylece sürüp gitmesi ilâhî kanun gereği bulunan problemlere eğilen kişiler tarih boyunca eksik olmamış ve bunlar farklı yollardan yürümüşlerdir.
    Alıntıdır​