Gribin Tarihçesi

'Sağlık Rehberi' forumunda Dark tarafından 3 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Gribin Tarihçesi

    Tüm zamanların en korkunç hastalığı hangisidir?

    Veba ?

    Veba ismini duymak bile bazı insanların dehşetle titremesine neden oluyordu. Hiç şüphe yok ki bu hastalık ölümcüldü. Ölüm oranı % 90'dı. Hastalığın zatürre ile seyreden formu öksürme, hapşırma ile hava yoluyla yayılıyordu. Hastalığın başlamasından ölüme kadar olan süre bir haftaydı. 6.yy, 14.yy ve 17. yüzyıllarda üç büyük pandemi (dünya çapında salgın) yapmıştı. Günümüze kadar toplam olarak 137 milyon insanın ölümüne neden olmuştu.

    Sonuç olarak bu hastalık tüm zamanların en kötü ve ölümcül epidemisine neden olmuştur diye düşünülürdü. Ancak gerçek bu değildi... En kötü Veba salgınında yılda 2 milyon insan ölmüştü.

    Halbuki ortada yaşanmış çok daha korkunç bir tablo vardı. Bir yıl içinde en azından 25 milyondan fazla insanın ölümüne neden olan bir pandemi düşünün.... yani dünya çapında bir salgın !

    Çoğunlukla unutulan bir hastalık!

    20. yüzyılda oluşmuş bir salgın !

    Ne olabilir ? AIDS, Sifiliz, veya korkunç Ebola?

    Hepsi yanlış !

    Bu hastalık İNFLUENZA yani hepimizin bildiği adı ile GRİP !!!

    İşte bu korkunç salgında 4 yıl içinde 9 milyon erkeğin ölümüne neden olan I. Dünya Savaşından hemen sonra olan 1918-1919 İspanyol Gribi salgını....

    Bu hastalık kesinlikle basit bir hastalık değil ve tüm dünya risk altında !

    1918 salgınında sadece Amerika'da bir yılda 20 milyonun üzerinde vaka görülmüş ve bunun yaklaşık bir milyonu ölmüştü.

    "Güçlü bir rüzgar çarptı. Boğucu bir toz fırtınası; gözleri yakan, kötü kokulu sarı bir duman bölgeyi sildi süpürdü. Kansas'ta güneş ölüm siyahına döndü."

    Bu olaydan iki gün sonra ilk hasta askerler bildirilmiş.

    Herşey 1918'de sıradan bir Mart sabahı Kansas- Camp Fuston'da başladı. Aşçı Albert Mitchell o gün kendisini kahvaltı hazırlayamayacak kadar bitkin hissediyordu ve ateş, orta derecede boğaz ağrısı ve kas ağrısı gibi grip benzeri semptomlarla sağlık merkezine gitti. Kendisine yatak istirahati önerildi.

    Öğle saatlerinde 107 asker hastaydı. İki gün içinde çoğu ciddi zatürre şeklinde ölümcül olmak üzere 522 kişi hastalanmıştı. 48 kişi kaydedilen ölüm nedeni zatürre ile ölmüştü. Aynı şekilde diğer askeri birliklerde de aynı salgının etkisi altına girmişti. Hastalığın sebebi olan virüs Avrupa'ya yayılmış ve daha fazla insanı enfekte etmiş ve hastalık ölümcül ilerlemesini sürdürmüştü. I. Dünya Savaşı nedeniyle genç erkeklerin gemiler ve eğitim kamplarında toplanması ile hastalık hızla yayılmış ve askeri gruplardan genel topluma ulaşmıştı.

    Bir hafta içinde Alcatraz adası gibi izole yerler influenza tarafından istila edilmişti. Sebep her ne ise havadan bulaştığı kesindi.

    Daha sonra hastalık Atlantiği geçti.

    Nisan ayında Fransızlar hastaydı, ayın ortalarında Japonlar ve Çinliler, Mayıs ayında da Afrika ve Güney Amerikalılar hastalığa yakalanmışlardı.

    Hastalık çok ani başlayan halsizlik, ciddi kas ağrısı, baş, sırt ve eklem ağrısı şeklindeydi. Ateş 105 F'a ulaşıyordu ve akciğerler pnömoniden ölen hastaların akciğerleri gibi kanlı köpükle doluyor ve hava akışı tamamen bozuluyordu. Esas katil enfeksiyona eşlik eden grip virusunun direkt olarak oluşturduğu pnömoni (zatürre) idi.

    Philedelphia da hastalanan her1000 kişiden 158'i, Baltimore'da 1000 kişiden 148'i ve Washington D.C.'deki 1000 kişiden 109'u hayatını kaybetmişti. Büyük şehirler virüs için hedef noktalarını oluşturmuş; Boston'da 1000, Philedelphia'da 4500 (daha sonra 13000'e çıkmış), San Francisco'da 3500 kişi birkaç ay içinde ölmüştü.

    1918 Ekim 22'de San Francisco Board of Supervisors toplu yerlerde maske takma zorunluluğu getiren bir yasayı kabul etti ve San Francisco Chronicle bunu "Maske Takın, Hayatınızı Kurtarın" şeklinde anons etti. Maske influenza'ya karşı % 99 etkiliydi. Takip eden ay San Francisco'luların büyük kısmı bu kurala uydu. Beyaz maskeler işe yarıyor görünüyordu. Tabiiki aşılarda !! Kasım ayında influenza aktivitesi azaldı ve vaka sayısı düştü. 21 Kasımda şehirdeki tüm sirenler çaldı ve artık maske takmak gerekmediği bildirildi. Hastalık yenilmiş gibi görünüyordu.

    Maske takma zorunluluğunun kalkmasıyla iki hafta sonra grip vakalarının sayısı giderek yeniden artmaya başladı. İspanyol gribinin ikinci raund'u başlamıştı. Maske karşıtları, politikacılar ve halkın bıkkınlığı nedeniyle maske kullanımından vazgeçildi.

    Hastalıkla ilgili tek iyi özellik ise hastalığın ortaya çıkışından 2-3 hafta sonra ortadan kaybolmasıydı.

    Amerika 850.000 ölümle hastalıktan en az etkilenen yerdi. Alaska, Nome'daki Eskimo populasyonunun % 60'ı bu hastalıkla birlikte ortadan kayboldu.

    İspanyol gribi olarak bilinen bu bulaşıcı katil halk toplantılarının yasaklanmasına neden olmuştu. Bir ailede İspanyol gribinden ölüm olduğunda o aile evlerinin ön kapısına beyaz bir çelenk asardı. Gripten ölenler için toplu cenaze törenleri yasaklanmıştı. Ölenlerin cenazesine çok yakın aile bireyleri katılabiliyordu. O zamanlar küçük bir çocuk olan 85 yaşındaki Zane Smith o günün manzarasını "Sokakta yürürken her üç ya da dört kapının birinde beyaz çelenk vardı, gerçekten zor günlerdi" şeklinde anlatıyor. Bir anne ve kızı birbirinden birkaç saat sonra peşpeşe öldü. Diğer bir aileden bir bebek ve 24 yaşındaki annesi öldü. Buna benzer hemen her ailede ölümler oldu. Genç madenciler bir gün sağlıklı ertesi gün ölü idi.

    Bazı bölgelerde ilaç satan yerler ve kasaplar hariç, tüm mağazalar ve salonlar saat 19'dan sonra kapatılıyordu. İnsanlara mağazalar ve sokaklarda toplanmamaları, kalabalık gruplar oluşturmamaları söyleniyordu. Bowling salonları, havuzlar ve bilardo salonlarına 25 kişiden fazla alınmıyordu. Her türlü toplantı yasaktı; okul, tiyatro, sinema, dans...

    Kurbanlar, diğer katil grip salgınlarındakinden farklıydı. Genellikle 20-40 yaş arası genç ve sağlıklı insanlar hayatını kaybetmişti. Ölüm hastalığın başlangıcından saatler veya günler içinde zatürre ile geldi. Akciğerler kanlı sıvı ile doluyordu. Doktorlar ne olduğunu anlayamamışlardı. Sonuçta bunun hayvandan insana bulaşan bir virüs olduğu düşünüldü.

    25 milyon (bazı otörler bu rakamın 40 milyona kadar çıktığını belirtiyorlar) insan öldü .... İnanılmaz bir hız ve inanılmaz derecede büyük bir rakam ! Dünya tam bir şoktaydı ve herkes dünyanın sonunun geldiğini bile düşünmeye başlamıştı. Çünkü bu derecede çok insan bu kadar hızla hiçbir dönemde savaşlarda dahi ölmemişti.

    Bu virüs tipi ortaya çıktıktan 18 ay sonra kayboldu ve bir daha görülmedi.

    Peki daha sonra ne oldu?

    Son yıllara kadar kimse ne olduğundan emin değildi. Mart 1997'de Washington'daki araştırıcılar virüsün genetik materyalini izole ettiklerini söylediler. Bu nasıl olabilirdi? Çünkü virüs artık ortada yoktu. Ancak 1918'de hastalıktan ölenler üzerinde otopsi yapılırken doktorlar bazı örnekler alıp formaldehidde saklamışlardı. Bu örneklerden biri 26 Eylül 1918'de 21 yaşında gripten ölen genç bir askerin akciğeriydi. İşte bu örnekten virüs belirlendi.

    Bu araştırmalar sonucunda virüsün önce kuşlardan domuzlara, daha sonra da domuzlardan insanlara geçtiği gösterildi.
     



  2. Cevap: Gribin Tarihçesi

    Bu virüs tüm virüsler içinde en ölümcül olanıydı. Virüs kuşlarda barınıyor ancak nadiren domuzları enfekte ediyordu. Tabiiki hastalanan domuzun immün sistemi virüsü yenmek için harekete geçiyor, virüste o zaman hayatta kalabilmek için mutasyon geçirerek şekil değiştirmek zorunda kalıyordu. Daha sonra görülen 1957 Asya gribi ve 1968 Hong Kong gribi bu şekilde mutasyona uğramış domuz virüsleri ile ortaya çıktı.

    İşin korkutucu yanı; böyle bir salgının her an yeniden olabileceği ve bizim buna hazır olmamamız.

    I. Dünya Savaşından önce toplum sağlığını tehdit ettiği düşünülmezken 1918 İspanyol gribi bu görüşü tamamen değiştirdi. Bu nedenle İnfluenza virusu üzerinde bilimsel araştırmalar yoğunlaştırıldı. Influenza hakkındaki modern bilgiler Londra'da 1933 yılında influenza A virüsünün insandan ilk kez izolasyonu ile elde edilmeye başlandı. 1940'ta influenza B, 1947'de influenza C izole edildi. Hastalık ile ilgili daha detaylı bilgi, 1941'de influenza virüsünün hemaglutinasyon özelliğinin keşfi ve hemaglutinasyon inhibisyonu baz alınarak yapılan tanı testleri ile alınmaya başlandı. İnaktive aşıların koruyucu etkisi olduğu ise 1950'lerde kanıtlandı.

    İnfluenza virusu da bu arada boş durmuyordu. İnfluenza virusu konusundaki araştırmalar ve aşılama faaliyetlerinin artmasıyla birlikte salgınların boyutları ve verdiği zararlar azalmasına rağmen dünyayı etkileyen salgınlar görülmeye devam etmekteydi.

    Şimdide 1918 salgınından sonra dünyayı etkileyen grip salgınlarına bir göz atalım.

    1957 Asya gribi;

    Bu salgın ilk defa Şubat 1957'de Uzak Doğu'da tanımlanmıştır. Bu salgına yol açan virus tipine karşı bağışıklık 65 yaş altındakilerde gelişmemiş olduğu için ve pandemi olasılığı öngörülmüştür. Mayıs 1957'de aşı üretim çalışmaları başlamış ve sağlık otoriteleri grip salgını için hastalığın izlem aktivitelerini genişletmiştir. Bilimsel teknolojinin gelişmesi ile birlikte 1918 pandemisi virüsünün tersine 1957 virüsü hızlı bir şekilde tanımlanmıştır. Ağustos 1957'de kısıtlı sayıda da olsa aşı kullanıma hazırlanmıştır.. Virüs Amerika'ya sessizce gelmiş ve 1957 yazında küçük salgınlar yapmıştır. Sonbaharda okullar açılınca çocuklar hastalığı sınıflarda birbirlerine ve daha sonra ailelerine taşımışlardır. Enfeksiyon hızının Ekim ayı sonunda okul çocukları, genç erişkinler ve hamile kadınlarda en yüksek olduğu belirlenmiştir. İnfluenza-pnömoni'ye bağlı ölümlerin çoğu Eylül 1957-Mart 1957 ayları arasında görülmüş ve ölüm oranının yaşlılarda en yüksek olduğu gözlenmiştir.

    Aralık 1957'de hastalık azalmış ancak Ocak-Şubat 1958'de özellikle yaşlılarda yeni bir hastalık dalgası oluşmuştur. Bu pandemiler sırasında görülen potansiyel ikinci dalga'nın bir örneğidir; hastalık önce bir grubu enfekte eder, hastalık azalıyor gibi gözükür ve daha sonra populasyonun başka bir kısmını enfekte eder.

    Asya gribi İspanyol gribi kadar yıkıcı olmasada Amerika'da 69.800 kişinin ölümüne sebep olmuştur.

    1968 Hong Kong gribi:

    1968'lerin başlarında ilk defa Hong Kong'da tespit edilmiştir. Amerika'da ilk vakalar aynı yılın Eylül ayında görülmüş ancak Aralık ayına kadar yayılmamıştır. Ölümler Aralık 1968- Ocak 1969 ayları arası pik yapmıştır ve sıklığı 65 yaş üzerinde yoğunlaşmıştır. 33.800 ölümle 20. yüzyıl pandemileri arasında en hafifidir. Aynı virüs 1970-1972'de geri dönmüştür.

    En hafif olmasının nedenlerinden birincisi Hong Kong virüsünün 1957 ve 1968 yılları arasında dolaşan Asya gribi virüsüne benzer olması ve bu virüsle gelişen enfeksiyonlar sayesinde toplumda bağışıklık gelişmesi ve benzer virüsün enfeksiyonunun daha hafif geçmesine neden olmasıdır. İkinci neden bu pandeminin de önceki iki pandemide olduğu gibi Aralık ayına kadar hız kazanamamış olması ve bu ayda okulların kapalı olması nedeniyle yayılımının kısıtlı kalmasıdır. Çocuklar evde olduğundan hastalık hızı oldukça düşük kalmıştır.

    Üçüncü neden ise gelişmiş tıbbi olanaklar ve antibiyotiklerle sekonder bakteriyel enfeksiyonların daha efektif tedavi edilebilmesi ve tabiiki AŞILARDIR.

    1976 Domuz gribi tehdidi

    Fort Dix'te yeni bir virüs tespit edildiğinde katil grip olarak etiketlenmiştir. Uzmanlar son derece endişelenmişlerdir çünkü virüsün 1918 İspanyol grip virüsü ile benzerlik gösterdiğini düşünmüşlerdir. Tüm dünyayı etkileyecek bir salgın endişesi ile Amerika'da büyük bir aşılama kampanyası başlatılmıştır. Ancak virüs Fort Dix bölgesinde izole kalmış, yayılmamış ve daha sonra domuz gribi olarak adı değiştirilmiştir. Daha sonra yapılan çalışmalar ile virüs eğer yayılsaydı muhtemelen İspanyol gribi kadar ölümcül olmayacağı gösterilmiştir.

    1977 Rus gribi tehdidi

    Mayıs 1977'de Çin'de A/H1N1 virüsü izole edildi. Hızla yayıldı ve çocuklar ve 23 yaş altı genç erişkinlerde salgına neden oldu. 1977 A/H1N1 virüsü 1957'den önce dolaşan diğer A/H1N1 virüsüne benzerdi (1957'de A/H1N1 virüsü A/H2N2 virüsü ile yer değiştirdi). Virüsün dolaşımda bulunma zamanına göre 1957'den önce doğanlar muhtemelen A/H1N1 virüsü ile karşılaşmış ve bu virüse karşı bağışıklık geliştirmiştir. 1977'de bu virüs yeniden ortaya çıktığında 23 yaş üzerindekiler virüse karşı korumaya sahipti ve genellikle genç populasyon enfeksiyona maruz kaldı. Hastalık primer olarak çocuklarda olduğu için bu salgın gerçek bir pandemi (dünya çapında salgın) olarak kabul edilmedi.

    1997 Kuş gribi tehdidi

    En yakın iki pandemi tehdidi 1997 ve 1999 yıllarında gelişti. 1997'de en azından birkaçyüz kişi Hong Kong'da kuş A/H5N1 influenza virüsü ile enfekte oldu ve 18 kişi hastaneye yattı. Hastaneye yatanların 6'sı öldü. Bu virüs farklıydı çünkü genelde olduğu gibi aracı bir konak (örneğin domuz) kullanmadan direkt olarak kuşlardan insanlara bulaştı. Ek olarak ciddi hastalıkların çoğu 1918 İspanyol gribi gibi genç erişkinlerde meydana geldi. Virüsün yayılımını önlemek için Hong Kong'daki tüm tavuklar (yaklaşık 1.5 milyon) öldürüldü. Kuş gribi insandan insana kolay bulaşmıyordu ve tüm tavukların imhasından sonra yeni bir vaka görülmedi.

    1999'da diğer bir yeni kuş influenza virüsü A/H9N2 Hong Kong'da iki çocuğun hastalanmasına neden oldu. Her iki virüste pandemi başlatmamasına rağmen bu virüslerin kuşlarda varlığını sürdürmesi, insanları enfekte edebilme kabiliyetlerinin olması ve influenza virüslerinin değişebilme ve insanlar arasında bulaşma yeteneklerini arttırabilmeleri ciddi bir problem olmaya devam etmektedir.

    Amerika'da influenza halen AIDS'ten daha yüksek morbidite ve mortaliteye sahiptir. Dünya çapında büyük salgınların olmadığı yıllarda her yıl 10.000-20.000 arasında insan influenza'ya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybetmektedir ve bu sayı pandemilerde 100.000'in çok üzerine çıkmaktadır.

    Pek az hastalık gribin yaptığı kadar yüksek oranda iş ve okula gidememe, medikal konsultasyon, hastaneye yatış, ölüm ve ekonomik kayıplara neden olur. Klinikte grip diğer akut solunum yolu enfeksiyonlarından ayırt edilemez ancak pandemik olmayan periyodlarda grip virüsünün suş izolasyonu ve tanımlanması hastalığın surveyansı ve kontrolü için çok önemlidir.

    İnsanların bağışık olmadığı yeni bir influenza virüs tipi ortaya çıkabilir ve bir sonraki dünya çapında salgına neden olabilir. 19. yüzyıl nüfus patlaması ve buhar dönemiydi. Buharlı gemiler ve demiryolları dünyayı küçülttü. Bunlar dünya ticaretini geliştirirken hastalıklarında yayılımını kolaylaştırdı. Şu anda 1918'deki dünya populasyonunun altı katı daha fazla insan ve daha yüksek hız ve kolaylıkta dünya trafiği ile yeni bir pandemi çok daha tehlikeli olacaktır. Bunun için hazır mıyız?

    Hong Kong'da kaç tavuk öldürülmüş olursa olsun pandemik grip geri gelecek! Daha iyi dünya çapında surveyans'a ihtiyacımız var. Uygun aşıyı daha hızlı nasıl yapabilir ve nasıl hızlı dağıtabilirizi öğrenmemiz gerekli. Doğru yerlerde eğitimli personel ve yeterli sayıda yatak bulundurulmalı. Toplum dikkatinin çekilmesi ve bu konuda bilinçlendirilmesi, gerekli önlemlerin alınması için bütçe ayrılması ve bu konuda harekete geçilmesi önemli.

    Dünya Sağlık Örgütü 1948'den bu yana influenza'ya karşı global uyarı sistemi kurmuştur. Bu global surveyans sistemi 110 Ulusal İnfluenza merkezi ve 4 DSÖ katılımcı referans merkezinin (Avustralya, Japonya, İngiltere ve Amerika) işbirliği ile oluşur. Bu ağ dolaşan influenza virüsleri ile ilgili dünya çapında bilgi toplar ve yıllık izole edilen virüslerin tipini belirler ve aşı üreticilerini bir sonraki sezonda Kuzey ve Güney yarıküre için üretilecek aşılarda kullanmaları gereken aşı suşları konusunda bilgilendirir.

    Bu güne kadar katedilen yoldan daha fazlasına ihtiyacımız var. Yeni bir pandemi gelişme tehdidine karşı toplumsal ve politik bilincin güçlendirilmesi gereklidir. İnfluenza surveyans ağı belirgin derecede gelişmiş ve yaygınlaşmış olsa da hala bazı bölgeler ve ülkeler buna dahil değildir. Hala bazı ülkelerde erken uyarı sistemi ile ilgili açık vardır ve bu ülkelerde influenza salgını ile ilgili erken uyarı verilememektedir. Bu ülkelerde influenza'yı tespit etmek ve potansiyel influenza salgınına cevap verebilmek için surveyans güçlendirilmelidir.