görmezden geldiklerimiz

'Güncel Bilgiler' forumunda Filiz tarafından 5 Mayıs 2008 tarihinde açılan konu


  1. [​IMG]

    Dünyanın bir çok yerinde büyük dramlar yaşanıyor. Bir lokma yiyeceğe muhtaç olanların bizler için ibretlik öyküleri bunlar... Görmezden geldiğimiz üç yere götüreceğiz sizleri. İlki Darfur;

    [​IMG]

    DARFUR NERESİ?
    Darfur, Sudan’ın devasa çöl ve çorak arazilerinin batı kesiminde 510 kilometrekare toplam alanı bulunan 6 milyon nüfuslu, Fransa kadar geniş bir eyalet.

    [​IMG]

    İdari olarak üç ayrı bölgeye (Kuzey, Orta ve Güney Darfur) ayrılmış olan Darfur’da yaşayanların çoğunluğu siyah Afrikalı. Sudan genelinde ve yönetimde ise Arap ve Müslümanlar egemen.

    [​IMG]

    Darfur özünde petrol zenginiydi; ancak zenginlikten sadece yönetimdekiler yararlanıyor, halk yoksulluk içinde yaşıyordu. Yukardaki fotoğraf bu açlığın belgesi...

    [​IMG]

    DARFUR'DA NE OLDU?
    Sudan’ın bu eyaletinde soykırım olarak nitelenen felaketler dizisi 2003 yılında başladı.

    [​IMG]


    “Sudan Kurtuluş Ordusu” ile “Adalet ve Eşitli Hareketi” adlı iki örgüt, eşit haklara sahip olmadıkları gerekçesiyle merkezi yönetime karşı ayaklandı.

    [​IMG]

    Hükümet isyanı bastırmak için, denetimi altındaki “cancevid” diye bilinen milisleri devreye soktu. İşte bu noktadan itibaren bitmeyen çatışmalar başladı.


    [​IMG]

    Cancevid’ler isyanı bastırmaya çalışırken köyleri yaktılar, kadınlara tecavüz ettiler, öldürdüler... BM verilerine göre 200 bin kişi katledildi, 2.5 milyon kişi evsiz kaldı.

    [​IMG]

    CANCEVİD: Üç farklı kelimenin “Can=adam, cev=silah taşıyan, vid-cevvad=soylu at” birleşmesiyle oluşan ve “silahlı süvari” anlamına gelen Cancevid, Hükümet yanlısı Arap kabilelerinden seçilen savaşçılara deniyor.

    [​IMG]

    Darfur işte bu iç savaş felaketi ile yokluğun, açlığın ve ölümün kucağına düştü. Petrol zengini eyalette halk, bir lokmaya muhtaç hale geldi.

    [​IMG]

    Ve adım adım ölüme giden bir diğer ülke; ÇAD...
    Sudan’la savaş tehdidi altında yaşayan Çad, açlık, fakirlik ve pislikle savaşa yenilmek üzere

    [​IMG]

    Çad, dünyanın en fakir üçüncü ülkesi... Onca fakirliğin yaşandığı o topraklar ise dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip... Yani Çad'ın altı zengin, üstü fakir.

    [​IMG]

    Çad yıllarca Fransa’nın sömürgesi altında yaşadı. 20 yıl önce özgürlüğünü kazandı. Sudan ile "saldırmazlık" anlaşması yaptılar ama her an ölüm yine onları vurabilir.

    [​IMG]

    Savaş olmasa bile yokluk ve pislik öldürüyor. Halk bir yudum suya, bir lokma ekmeğe muhtaç. Sıtma ve salgın hastalıklar bir bir can alıyor.

    [​IMG]

    Türkiye Çad'a yardım eli uzatan ilk ülke. Türk Kızılay’ı, Çad’ın başkentinde “eczane” açtı. Neden eczane diye soracak olursanız...

    [​IMG]

    Çad'da ilaçlar sokaklarda satılıyor. Son kullanma tarihleri geçmiş olmasına rağmen, ölüm tehlikesini göze alan halk bu ilaçları satın alıyor.

    [​IMG]

    Son adresimiz Afganistan... Oradaki dramın görülmemesi elbette planlı... ABD'nin gözlere ve objektiflere çektiği perde ülkedeki yokluğu ve dramı gizliyor. Ama bazen çekilen tek bir kare bile acıyı anlatmaya yetiyor. Bu fotoğrafta olduğu gibi...
     



  2. [​IMG]


    Mazlumun Ahı Gökyüzüne Kıvılcım Şeklinde Yükselir



    Bir dal kırılırsa tekrar tutabilir. Bir cam kırılsa belki tekrar yapıştırmak kabildir. Bir kuşun kanadı kırılınca uçamaz zannedilir; iyileşince uçması mümkün.

    Ya kalbin kırılışı, inkisara uğrayışı, bin parça oluşu, yok mu, ne onulmaz şeydir o? Sonsuz hayatı kaybettirir insana. Maddi şeyler kırılınca yapıştırılır, birbiri ne tutturulur da yine bir şeye benzer. Fakat manada öyle mi? Bir kere kırılan kalbin parçalarını hangi maharetli el birleştirebilir? Mevla’nın nazar-gahı olan gönüldeki inkisar, yüzde teessürünü gösterince o gönlü almak ne kadar müşküldür artık.

    Bazen bir söz, karşıdaki insanın dünyasını yıkar, harap eder. Bazen bir bakış öldürür insanı. Bazen de bir yüz ifadesiyle kaynar su dökülmüş gibi olur kişi başından aşağı.

    “İlim ü amel ne fayda
    Bir gönül yılanı ise”



    İşte sert ve haşin mizaçlı, celadetli bir zat olan Ömer bin Hattab’ın sözü: “Ey Kâbe! Seni bin kere yıksam tekrar yapabilirim. Fakat kırılan bir kalbi asla!..” Allah razı olsun eline emeğine FİLİZ ÇOK GÜZEL OLMUŞ