Gerçek ATATÜRKÇÜLÜK

'Mustafa Kemal Atatürk' forumunda RouGe tarafından 22 Haziran 2009 tarihinde açılan konu


  1. Yurdumuzda çeşit çeşit Atatürkçüler vardır. Bunlardan bazılarını şöyle sıralayabiliriz:

    # Papağan Atatürkçüleri:
    Atatürk'ün söz, düşünce ve özdeyişlerini tıpkı bir papağan gibi ezberleyip tekrarlayan ama uygulamayan uygulayamayanlardır .

    # Tören Atatürkçüleri:
    Bunlar, sadece ulusal ve resmi bayramlarda, törenlerde Atatürkçü olan onu hatırlayanlardır.

    # Söylev Atatürkçüleri:
    Bunlar, Atatürk ve Atatürk inkılapları üzerine söylev çekmeyi Atatürkçülük sayan kişilerdir.

    # Ticaret Atatürkçüleri:
    Atatürk'ün, Atatürk ilke ve inkılplarının ticaretini, tüccarlığını yapanlara ticaret Atatürkçüleri denir.

    # Gardrop Atatürkçüleri:
    Sadece kravat, papyon takmayı, batılılar gibi giyinmeyi Atatürkçülük sayan kişilere gardrop Atatürkçüsü denir. Gardrop Atatürkçüleri, Batılıların giysilerine, yaşantılarına özenirler, ama Batıdaki gibi gerçek çok partili, çoğulcu özgürlükçü demokrasiye, söz, düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne, bilime, tekniğe, çağdaş kurumlara karşıdırlar.

    # Atatürk ve Atatürkçülük Düşmanı Atatürkçüler:
    Atatürk'e ve Atatürkçülüğe düşman oldukları halde Atatürk'ü sever ve Atatürkçü görünen kişilere Atatürk ve Atatürkçülük düşmanı Atatürkçüler denir. Bunlar, biri açık, diğeri gizli olmak üzere ikiye ayrılırlar.
    Açık Atatürk ve Atatürkçülük düşmanı Atatürkçüler, Atatürk'e ve Atatürkçülüğe karşı düşman olduklarını açıkça söylerler, yazarlar. Ancak, çok zor durumlarda, sıkıştıkları zamanlarda Atatürkçü görünürler.
    Gizli Atatürk ve Atatürkçülük düşmanı Atatürkçüler, Atatürk'e ve Atatürkçülüğe düşman oldukları halde, gerçek amaçlarına ulaşmak için herkesten fazla Atatürkçü görünürler. Bunlar, ellerinden gelse Atatürk'ü, Atatürkçülüğü ve gerçek Atatürkçüleri bir kaşık suda boğarlar. Fakat buna güçleri yetmeyeceğini anladıkları için Atatürkçü geçinirler. Aslında bunlar, çok tehlikelidirler. Çalışmalarına sinsi sinsi devam ederler. Amaçlarına ulaşmak için Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü bir kalkan, bir paravan olarak kullanırlar. Atatürk'ü ve Atatürkçülüğü hiç sevmezler, ama sever görünürler.

    # 10 Kasım Atatürkçüleri:
    Sadece Atatürk'ün ölüm günü olan 10 Kasım günü Atatürkçü olanlara, 10 Kasım gününü bir yas günü ilan edip o günü siyahlara bürünenlere, ağıtlar düzenlere, yalancıktan ağlayanlara, timsah gözyaşları dökenlere 10 Kasım Atatürkçüsü denir.

    # Olağanüstü Dönem Atatürkçüleri:
    Olağanüstü dönemlerde Atatürkçü olup, olağanüstü dönemler bitince Atatürkçülükleri biten kişilere olağanüstü dönem Atatürkçüleri denir. Türkiye'de olağanüstü dönemlerde Atatürkçülerin sayısında olağanüstü bir artış olur. Olağanüstü dönemler sonra erince Atatürkçülerin sayısında olağanüstü bir azalış görülür.

    # Siyasal Dönem Atatürkçüleri:
    Türkiye'de her siyasal dönemin kendine özgü bir Atatürkçülük anlayışı vardır. Yurdumuzda hükümetler değiştikçe Atatürkçülük görüşleri de, anlayışları da değişmektedir. ( .................... )



    GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK...

    Siz Türkiye'nin ve Türk ulusunun bütünlüğünü her türlü dış ve iç tehlikelere karşı koruyabiliyor musunuz? Her zaman bilimin gösterdiği yoldan gidebiliyor musunuz?

    Ulusal gelirin adil dağılmasını sağlayacak demokratik devrimleri, köklü bir düzen değişikliğini gerçekleştirerek zenginlerle fakirler arasındaki korkunç uçurumu kapatabiliyor musunuz?

    Ayrıcalıksız bir toplum yaratabiliyor musunuz?

    Amerika'ya ikili anlaşmalarla verilen ayrıcalıkları geri alabiliyor musunuz?

    Bütün dünya uluslarıyla dostluğa dayanan ve hiçbir devletin dümen suyunda gitmeyen bağımsız bir dış politika izleyebiliyor musunuz?

    "Yurtta barış, dünyada barış" ilkesine bağlı kalabiliyor musunuz?

    Yurdumuzun ekonomisini IMF'nin ( Uluslararası Para Fonu ) ve diğer uluslararası finans kuruluşlarının güdümünden kurtarabiliyor ve ekonomik bağımsızlığı gerçekleştirebiliyor musunuz?

    Gerçek çok partili, çoğulcu, özgürlükçü, demokrasiyi benimsiyor ve onu tüm kurumlarıyla işler hale getirebiliyor musunuz?

    Her çeşit fikrin açık ve seçik tartışılmasını istiyor, fikirlere copla, silahla, kelepçeyle, zindanla değil, fikirle cevap verebiliyor musunuz?

    Ekonominin kilit noktalarını ve yeraltı servetlerini devletleştirebiliyor musunuz?

    Sosyal adalete en iyi şekilde gerçekleştirebiliyor musunuz?

    Bu yurdun insanlarını insan gibi yaşayabilecekleri bir gelire kavuşturabiliyor musunuz?

    Mali güce göre vergi alma ilkesini, yani çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alma ilkesini uygulamaya geçirebiliyor musunuz?

    Kırtasiyeciliği "Bugün git, yarın gel" i, tembelliği ortadan kaldırarak tıkır tıkır işleyen bir devlet mekanizması kurabiliyor musunuz?

    Bütün yurttaşlarımızın geleceğini - doğumlarından ölümlerine dek - güven altına alabiliyor musunuz?

    Herkese aynı fırsatı tanıyabiliyor, fırsat ve olanak eşitliğini ve yasa önünde eşitliği gerçekleştirebiliyor musunuz?

    Tüketime ve ezberciliğe dayanan eskimiş eğitim sistemi yerine çağımızın ve yurdumuzun gerçeklerine uygun, yaratıcı ve üretici yepyeni bir eğitim sistemi yaratabiliyor musunuz?

    Köklü bir toprak reformu yaparak ortaçağ artığı feodaliteleri, ağaları, beyleri, şeyhleri tarihe karıştırabiliyor musunuz?

    Doğu ve Güneydoğu Anadolu'yu "üvey evlat" olmaktan kurtarabiliyor musunuz?

    Cehalet ve sefalet isimli canavarları öldürebiliyor musunuz?

    Kooperatifçiliği geliştirerek üretici ve tüketicilerin aracı ve tefeciler tarafından sömürülmesini önleyebiliyor musunuz?

    Sanayileşmeye önem veriyor ve yurdun dört bir yanını fabrikalarla donatabiliyor musunuz?

    Kentleşme ve gecekondu sorunlarına bir çözüm yolu bulabiliyor musunuz?

    Her çeşit kaçakçılığı (silah, uyuşturucu, madde, gümrük, altın, vergi, döviz vb.), karaborsacılığı, vurgunu, soygunu, sömürüyü, torpili, rüşveti, yiyiciliği, vurdumduymazcılığı önleyebiliyor musunuz?

    İşsizleri işe, ekmeksizleri ekmeğe, evsizleri eve, yolsuzları yola, susuzları suya, köprüsüzleri köprüye, okulsuzları okula, öğretmensizleri öğretmene, kitapsızları kitaba, deftersizleri deftere, kalemsizleri kaleme, kütüphanesizleri kütüphaneye, ışıksızları ışığa, ilaçsızları ilaca, doktorsuzları doktara, hastanesizleri hastaneye, arabasızları arabaya, tiyatrosuzları tiyatroya, sinamasızları sinemaya, televizyonsuzları televizyona, radyosuzları radyoya, telefonsuzları telefona kavuşturabiliyor musunuz?
    Ağasız, beysiz, şeyhsiz, kompradorsuz, aracısız, tefecisiz, vurguncusuz, soyguncusuz, sömürücüsüz bir Türkiye yaratabiliyor musunuz?



    İşte budur GERÇEK ATATÜRKÇÜLÜK...