Geçmişteki Taşlarım-Yaşam Hikayeleri

'Masallar ve Hikayeler' forumunda YAREN tarafından 3 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Yaşam Hikayeleri Geçmişteki Taşlarım,
    Geçmişteki Taşlarım Yaşam Hikayelsi


    Anneannem, Mart ayı yaklaştığında paniğe kapılırdı .Ailesinin bazı üyelerini, sene aralıklarıyla, Mart ayında kaybetmişti Paniğinin sebebi buydu; kendisinin de aynı ayda öleceğini düşünürdü.

    1979 yılıydı ve anneannem hastaydı. Aylardan Marttı Gece, uykusundan, kabuslar görerek uyanıyordu Yarı uyur haliyle yatağındaki hayali böcekleri kovmaya çalışıyor, bağırarak bizlerden yardım istiyordu Eve gelen psikolog, bunun ölüm ve mezar korkusu olduğunu söyledi Hayali böceklerin açıklaması buydu 1 Mayıs akşamı, saat yirmi sularında, henüz bir aylık olan oğlumu alıp odasına gittim: “ Anneanne, bak kirpikleri birbirine yapışmış Galiba nazar var Bir okur musun? “ dedim Güzel yüzü mutlu bir gülümsemeyle aydınlandı İncitmekten korkarmış gibi oğlumu, torununun çocuğunu, kucağına aldı Okudu, üfledi Ablam hemen fotoğraf makinesini getirip üç neslin görüntüsünü resimledi Dört saat sonra, gece yarısını biraz geçe, annem odamın kapısını tıklattı: “ Eser, anneanneni kaybettik “ dedi 1904 doğumlu anneannem 1979 yılının Mayıs ayında, 75 yaşında, aramızdan ayrıldı.

    Üç muhteşem kadınımdan birini kaybetmiştim Elimde kalan, kaybetmeden dört saat önce çekilmiş, fotoğraftı.

    Sonrasında anneannemi ve mezar korkusunu çok düşündüm Aklıma takılan ama ismini koyamadığım bir şeyler vardı Bir şeyler göründüğü gibi değildi İç sesim bunu söylüyordu Oğlumu büyütmek telaşı, ardından doğan kızımın koşturması arasında, düşünmeyi erteledim, öteledim Otuz yıl kadar…

    Geçen otuz yıl içinde hayat rayına oturdu Çocuklar yollarını çizdiler Ben büyüdüm Olaylara bakışım, yaklaşımım, algılamam değişti.

    Köklü bir değişimin ve yenilenmenin kavşağında, gideceğim yolu seçimimin ardından, çözüme ulaştıramadığım, akışına bıraktığım, “ sonra “ dediğim, adını koyamadığım şeyleri tekrar ele almaya başladım “Eğer yenileneceksem, yeni bir hayat kuracaksam; geçmişten gelen hiçbir şeyi yanıma almamalıyım” diye düşündüm.

    Geçtiğim yolları tekrar geri döndüm İşaret olarak bıraktığım çakıl taşlarını toplamaya başladım, birer birer..

    Bazı taşlarımı bulamadım Kendiliklerinden yok olmuşlardı, zamanın içinde Bir çoğuna ise öyle bir baktım ki; un ufak olup dağıldılar Bir kısmını da elime alıp konuştum Sohbetimiz bittiğinde de fırlatıp attım, yolumun dışına Kimileri de öyle komik gözüktüler ki gözüme “ Gençlik “ dedim “ Çocukluk “ dedim Yürüdüm gittim, kahkahalar eşliğinde..

    1979’un Mayıs ayına geldiğimde aradığım taşı buldum İsmini koyamadığım, anlamını kavrayamadığım o taşı, buldum: Anneannemin taşını;

    Şöyle bir döndüm etrafında Sonra bağdaş kurup, oturdum yanına “ Hadi “ dedim “ Anlat bana Hazırım duyacaklarıma”

    Taş’ım dile geldi:

    “ Biliyorsun yaşadığım hayatı Uzun ve zor bir mücadeleydi Yorucuydu Molasızdı Geçim di, çocuk tu, koca idi derken; geçti, gitti Ve bir gün baktım ki; her şey bitmek üzere Yolun sonuna gelmişim Arkamda; kocaman bir hayat Hiç benim olmamış Hayallerim olmamış hiç Hiç fark etmemişim; koşmaktan yürümeye fırsat bulamadığımı Fark etmemişim; bir an olsun yüzümde rüzgarı hissetmediğimi, ellerimle yağmuru yakalamadığımı, bedenimin güneşle ısınmadığını Kahkahalarım, inletmemiş gök kubbeyi Komşunun oğlu dikkatimi çekmemiş, hiç Cilveleşmemişim, hiç kimseyle Sevişmelerim bile yarım yamalakmış.

    Ben yaşamamışım…

    Mademki beni sakladın bunca yıl ve şimdi anlamaya çalışıyorsun o zaman bir söz ver bana: Yarım yamalak yaşama, hayatı Yaşayacaksan; dolu dolu yaşa Tadına vararak, hissederek yaşa Yaşadığını hissederek yaşa

    Sorunun her ne olursa olsun komik yanını bul, çıkart Mutlaka vardır Unutma; komedi ve trajedi aynı şeydir Farkları; senin nasıl baktığındır

    Çözülmez dediğin derdini bir tiyatro oyununa çevir Birileri sahnede senin için oynasınlar, sen de seyirci ol, izle Sorun dediğin şeyin aslında ne kadar basit olduğunu göreceksin

    Biri seni üzdüğü zaman önce kendine dön: Ben de aynı şeyleri yapıyor muyum? Benziyor muyuz? Diye sor kendine Cevabın seni ne kadar şaşırtacağına inanamayacaksın

    Yaptıklarını yük olarak görme Onları eğlenceli hale getir

    Sevecen olursan, sevilen olacağını unutma

    Hoşça kal deme zamanın geldiğinde; yaşanmış bir hayat bırak ardında

    Çok yoruldum Hadi bakalım herkes yoluna: Ben toprakla, sen hayatla kucaklaşmaya…”

    Ve taş’ım sustu…

    Eser Akpınar
    22.10.2010​