Geç mi kaldık acaba?

'Masallar ve Hikayeler' forumunda yalcin26 tarafından 19 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. Beş yaşında idim.
    Rahmetli anneannem pirinç ayıklıyordu.
    Bir tane yere düştü.
    Anneannem eğildi, aramaya başladı.
    Sağa bakıyor, sola bakıyor, bulmaya çalışıyordu .
    Çocukluk iste,
    -Aman anneanne dedim.
    - Bir pirinç tanesi için bu kadar caba harcamaya, yorulmaya değer mi?
    Rahmetli ilk defa sertleşti bana karşı, öfkeyle doğruldu.
    -Sen oturduğun yerden ahkâm kesiyorsun, ' dedi.
    - Hiç pirinç üretilirken gördün mü? İnsanlar ne kadar zorluk çekiyorlar. Bir
    pirinç tanesinde kaç insanin göz nuru, alın teri, emeği, çilesi var biliyor
    musun?'
    Utancımdan kıpkırmızı olmuştum.

    Aradan yıllar geçti.
    Hacettepede öğrenciyim.
    Alain'in proposlarini okuyorum.
    Birden irkildim.
    Anneannemi hatırladım.
    Alain, bir insan yerde bir iğne görüp de eğilip almazsa, bütün uygarlığa
    karşı ihanet etmiş olur diyordu.
    İlave ediyordu. Bir iğnenin üretiminde binlerce insanin alın teri, göz nuru,
    el emeği vardır diyordu.

    On dokuz yıl evveldi.
    Stockholm'e gitmiştim.
    Bir otele indim.
    Geceydi.
    Sabahleyin, traş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir
    not gördüm.
    'Lütfen traştan sonra jiletinizi çöpe atmayın, yanda bir kutu var oraya
    bırakın, bir tek jiletle dahi olsa, İsveç çelik sanayisine yardımcı olun'
    diyordu.
    Doğrusu hayretler içinde kaldım.
    Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç çeliği gelir.
    Birçok eşya üzerinde' İsveç çeliğinden yapılmıştır' diye yazardı.
    İste o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe gitmesini
    istemiyor, ona sahip çıkıyor, gelen turistlere rica yollu uyarıda
    bulunuyordu.

    İsviçre'de zaman zaman, belli periyotlarda radyolar, televizyonlar bir
    haberi duyurur.
    'Şu tarihte, su saatte, adamlarımız gelecek. Siz lütfen hazırlığınızı yapın.
    Okumadığınız, ilgilenmediğiniz, kullanmadığınız ne kadar kitap, dergi,
    gazete varsa, kâğıt, ambalaj, kutu varsa, velev ki, bir ilaç prospektüsü
    dahi ols a, kapının önüne koyun. İsviçre'nin kalkınmasına yardımcı olun.
    Fazla ağaç ziyanına engel olun.'

    Japonlar son derece sade, basit, yalın mütevazı yasayan insanlardır.
    Evlerini mobilya ile eşya ile dolduranlar Japonlara göre ruhen tekamül
    edememiş, hayatın manasını anlayamamış, zavallı kimselerdir.
    Böyleleriyle; evini mezat salonuna çevirmiş zavallı, diye eğlenirler.
    Bir insanin gösteriş için eşyanın esiri olması ne kadar acıdır.
    Vaktiyle Japon ekonomisi darboğazdan geçiyor. İç borçlar, dış borçlar
    gırtlağı aşıyor.
    Zamanın başbakanı meclisi toplar.
    Kürsüye çıkar.
    Durumu olanca açıklığı ve tehlikeleri ile anlatır ve;
    -Şu andan itibaren der,
    -Tanrı şahidim olsun ki, Japonların iç ve dış borçları son kuruşuna kadar
    ödenmeden, pirinçten başka bir şey yemeyeceğim.
    -Şu üstümdeki elbiseden başka elbise giymeyeceğim.
    Dediklerini yapar, en üstten en alta bir israftan kaçınma kampanyası açılır.
    Japonya bütün borçlarını öder. Bu durumun toplumun bütün kesimlerini, tek
    istisna olmadan kapsadığını söylemeye gerek yok.
    Geçenlerde Japon imparatorunun sarayını gördüm.
    Yarabbim, ne kadar sade, ne kadar mütevazı, ne kadar gösterişten uzak...

    *Gerekmediği halde elektriği yakmakla, suyu kapamadan bos yere akıtmakta,
    gece çamurlu ayakkabılarımızı temizlemeden yatmakla, yemek yediğimiz kapları
    yıkamadan bırakmakla biz de zalimler sınıfına geçmiyor muyuz?

    *Hayat çok ince, akil almaz incelikte ipliklerle örülmüştür. Her şey o kadar
    birbirine bağlıdır ki, İlk okul okuma kitabımızdaki bir sözü hiç unutmadım.

    Bir mıh bir nalı kurtarır.
    Bir nal bir atı, bir at bir komutanı,
    Bir komutan bir orduyu,
    Bir ordu bir ülkeyi kurtarır diyordu..

    Maddi durumumuz ne olursa olsun, ister zengin olalım ister fakir, hepimiz
    çok dikkatli olmak zorundayız.
    Burada parayı da, maddiyatı da aşan büyük bir edep ve incelik vardır.
     



  2. gerçekten harika bir yazı
     



  3. kımse okumamıs
    cemreden baska
     



  4. geç kalmadık bence:f63: zararın neresinden dönülse kardır :f196:
     



  5. Çok güzel ve öğretici bir yazı. Paylaşım için teşekkürler. :(
     



  6. yalcin26 gercekten guzel paylasım harika ötesi emegine saglik :f118:
     



  7. Günümüzde yokluk nedir bilinmediği için olsa gerek şimdiki nesil bunları anlamıyor.Eskiler herşeyi idareli kullanıyordu ve yaşlılarımız hala idareli kullanır. Bazen cimrilikle itham edilse de aslında doğru olanı yapıyolar.
    Bir pirinç tanesinden tasarruf etmek beklenemez belki ama en azından ihtiyacı olanlara yardım ederek yada evde bazı tasarruf yöntemlerine girerek ülkemiz içinde en hayırlısı olur..yeniden bir yerlerden başlamak gerek:f196:
     



  8. Çok harika ders alınması gereken bir yazıydı.. teşekkürler Yalçın..:f196: