Gears of War 2

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu



  1. İri kaslar, ter, pislik, kan, adrenalin, testosteron... Marcus Fenix, böyle güzelliklerle (!) dolu olan çaresiz dünyasına bizleri geçen yıl davet etmişti. Sera gezegeninde, insanoğlu kendi arasında savaşıp tüm güçlerini tükettiği anda Locust güçleri gezegene saldırmış ve nüfusun dörtte birini yok etmişti. Marcus ve Delta Ekibi de elinden gelen her şeyi yapmış, Anthony Carmine şehit olmuş, (Olsun; o öldü ama bu sefer kardeşi bizimle. Ama... “Ama”sını siz görün.) Locustlar’ın başı General RAAM’ı yenmiş, kökü kurutmak için Lightmass bombasını yerleştirmişti. Bomba işe yaradı ancak patlama sonucunda hem tüm Locustlar ölmedi, hem de yeraltındaki zehirli sıvılar buharlaşarak zaten bir avuç kalan insan ırkına yeni bir hastalık yaydı. Bu hastalık yetmezmiş gibi, bombanın patlamasından tam altı ay sonra iki şehir, gizemli bir şekilde yer altına gömüldü. Tabii ki bu gizemin ardında Locustlar vardı; hem de eskisinden daha güçlü, hırslı ve “yeni” Locustlar...

    Boğuk sesli kahramanım Marcus...

    Daha önce söylemişimdir; bana büyük silahlar verin ve üzerime yaratıkları salın, hayatımın sonuna kadar bu şekilde yaşayabilirim. Geçen yıl bu aylarda, ilk Gears of War’u (GoW) (God of War ile karışıyor hep bu kısaltma.) oynadığımda (Bir yıl gecikmeli oynamıştım.) beni kimse oyunun başından kaldıramıyordu. Bu yüzden ofiste ve evde sürekli iğneleyici cümleler işitiyor ancak bunları duymazlıktan geliyordum. Ancak hayatımın sekteye uğradığı bir gerçekti.

    “Konsolda FPS / TPS oynanmaz” kalıbını, PS2’de Black ile çoktan aşmış biri olarak GoW’un kontrol ve oynanış sistemi benim için -neredeyse- mükemmeldi. (Hatta daha sonra çıkan PC versiyonunu klavye - mouse ikilisiyle oynarken, gamepad’in verdiği hazzı alamamıştım.) Oyunun tokluğu, grafiklerin aşmışlığı da cabasıydı.

    Şimdi ikinci oyunla Sera gezegeni, daha gelişmiş grafiklerle, fizik motoruyla ve mekanlarla bir kez daha karşımızda. Görsel özelliklerle giriş yapıyorum zira sizin de oyunu oynadığınızda ilk fark edeceğiniz yenilikler görsellikle ilgili olacak. İçinde bulunduğumuz mekanlar ilk oyuna göre daha detaylı ve gerçekçi bir şekilde hazırlanmış. Bu detaya ek olarak çevre etkileşimi de artırılmış. Etrafınızdaki çoğu tahta -zaman zaman da beton- objeler ve yapılar kolaylıkla parçalanabiliyor. Haliyle bu da siper aldığınız yere dikkat etmenizi gerektiriyor. Çevre etkileşiminin artırılmasının bir başka sonucu da çevrede bulabileceğiniz çeşitli gazete kupürleri ve notlar. Bulduğunuz bu objeler, her ne kadar senaryonun sürükleyiciliğini artırmak amacıyla oyuna eklenmiş olsa da bu amaca pek hizmet etmiyor. Yani bu yenilik biraz “saplama” olmuş. Zaten bu kadar adrenalin dolu olan, hızlı akan bir oyuna, bu tür adventure öğeleri gereksiz. Kimsenin, bir sonraki Locust sürüsünün kanını akıtma hırsından bu notları sonuna kadar okuma sabrını göstereceğini sanmıyorum. Neyse...

    GoW2’nin açıklandığı ilk günden beri en fazla öne çıkartılan özelliği yenilenen fizik motoruydu. Bu gelişmeler sayesinde tüm objelerin ve karakterlerin hareketleri çeşitlendirilmiş ve daha gerçekçi hale getirilmiş. Mesela iki metre ötenizdeki bir Locust’u öldürdünüz ancak beş metre ötenizde üç tane daha düşman sizi ateş altına almış durumda ve siper alabileceğiniz hiçbir yer / obje yok. Heyecanlanmanıza gerek yok; X tuşuyla öldürdüğünüz Locust’u önünüze siper alıp Ramboculuk oynayabiliyorsunuz. Bu arada şunu da hemen arada belirteyim; eğer öldürdüğünüzü sandığınız düşmanınız yerde sürünmeye başlamışsa bu demek oluyor ki herhangi bir takım arkadaşı, tıpkı sizin takım arkadaşlarınız gibi onu tekrar hayata döndürebilir. “Takım arkadaşlarımız zaten önceki oyunda da bizi hayata döndürebiliyordu” deyişinizi duyar gibiyim. Evet, co-op modda canlı - kanlı bir arkadaşınızla oynarken tabii ki sizi tekrar canlandırabiliyordu arkadaşlarınız ama ben tek kişilik moddan bahsediyorum. Yapay zekanın kontrolündeki takım arkadaşlarınız ağır yaralandığınızda yardımınıza koşabiliyor. Üstelik yaralandığınızda A tuşuna ard arda basarsanız yerde daha hızlı sürünüp kendinizi güvenli bir yere götürebiliyorsunuz. Bu yenilik, zırt pırt son checkpoint’e dönmenizi engelleyerek oyunun akıcılığını epey artırmış.

    İlk oyundan hatırlayacağınız “testere çılgınlığı” da GoW2’de bir adım öteye taşınmış. Elinizdeki silahlardan testere modu olanlar ile yakın mesafedeki düşmanlarınızla bir testere düellosuna girebiliyorsunuz. Tek kişilik modda bunu takım arkadaşlarınız da yapabiliyor ayrıca. Böylelikle çok çetin geçen bir çatışmada Dom’un testeresiyle bir düellosunu kazandığına şahit olduğunuzda hem bu karakterin yapay zeka tarafından yönetildiğini bir anlığına unutuyor, hem de iyice havaya giriyorsunuz.

    “Tai mi? Bu bizim B.A. değil mi ya!”

    GoW da, GoW2 de öncelikli olarak senaryolarına bakılacak oyunlar değil zira senaryo ne kadar dallanıp budaklansa da sizin içinizdeki kan dökme isteği gözünüzü döndürüyor ve “Senaryo da neymiş?!” dedirtiyor insana. Ancak Epic, buna rağmen senaryoya da özen gösteriyor. Ortaya çok yaratıcı şeyler koymasa da, özellikle GoW2’de senaryonun da oyuncuyu havaya sokabilmesi ve hırslandırabilmesi için çaba sarf edilmiş. Mesela araya Dom’un özel hayatı sıkıştırılmış, yeni karakterlerden Tai ile ilgili gizemli bir hava yaratılmış ve bu hava çok özel bir şekilde sonlandırılmış (“Nasıl?” diye sormayın; söylemem!), ikinci nesil Carmine’ın çömezliği baharat olarak kullanılmış. Yani “Nasıl olsa oynanış sistemi süper, boş verelim senaryoyu” dememiş Epic ve ilk oyuna göre daha gelişmiş bir kurguyla, daha iyi bir senaryo sunmuş. Hoş, başta da belirttiğim gibi ek senaryo öğeleri eğreti durmuş ve amacına ulaşmamış ama bu çok önemli değil. İsteyen detayları takip eder, isteyen etmez. Keyif meselesi...

    GoW’un devam oyunu olur da silahlar ve yaratıklar çeşitlendirilmez mi?! Tabii ki çeşitlendirilir. İlk oyunun az sayıdaki eksiklikleri silahların ve yaratıkların çeşitliliğinin az olmasıydı. GoW2’de ise hem yaratığa, hem de silaha doyuyoruz. Çeşitli bölümlerde kullanabileceğimiz taretler ve iki farklı çeşitteki bomba da dahil olmak üzere toplam 17 silah emrimizde. Yaratık cephesinde ise bizi Bloodmounts, Kantus, Reavers gibi yeni ve güçlü Locustlar bekliyor. (Özellikle Kantus, sanki Prince of Persia evreninden fırlamış gibi duran, ilginç bir düşman türü.)

    Programımızı kapatmadan önce oyunun multiplayer modlarındaki değişiklikler / yeniliklere de değinmek istiyorum. İlk olarak, senaryo modunu artık en fazla iki kişiyle oynayabildiğimizi söyleyeceğim ama bu bilgiyi Duna Bunduna size zaten 139. sayımızda vermişti. O zaman duruma yorumumu getireyim; oyunu iki kişiyle oynamak çok zevkli ama iki kişiyle 90 küsür ekranda oynarken bile insan arada sırada yönünü kaybedip feleğini şaşırabiliyor. Bu yüzden ekranın dörde bölünme imkanının ortadan kaldırılması açıkçası yerinde bir hamle olmuş. Zaten artık Horde modu var sevgili okurlar. Girin bu moda, bulun online olan arkadaşlar, ekranınız bölünmeden, yine canlı - kanlı insanlarla kalabalık Locust gruplarına karşı savaşın. Yalnız haberiniz olsun, eğer online olan kimse bulamazsanız bu savaşta tek başınasınız. Horde’un dışında, ilk oyundan hatırlayacağınız Warzone, Execution ve Annex modlarının yanında Submission (Capture the Flag’in biraz daha değiştirilmiş hali.), Guardian (İlk oyundaki Assassination modunun geliştirilmiş versiyonu.), Wingman (İki farklı takımda, yardımlaşarak hayatta kalmaya dayalı olan bir mod.) ve ilk oyunun sadece PC ile Mac versiyonunda olan King of the Hill modları bulunuyor. Tabii ki Horde modu, tüm multiplayer modların içerisinde en heyecan verici olanı; diğerleri sıradan modlar.

    Bir programımızın daha sonuna ge... TRT spikeri olma yolunda (Ağzımdan yel alsın!) emin adımlarla ilerlediğim şu günlerde, GoW2, Dead Space’in hemen ardından beni harika oynanış sistemiyle ve diğer ufak tefek yenilikleriyle koltuğa bağladı. Allah’tan oyun kısaydı yoksa vay halime...

    Bir devam oyununa göre epey küçük yenilikler barındıran bir oyun Gears of War 2. Ancak hemen hemen tüm bu yeniliklerin anlamlı, etkili ve işlevsel olması, var olan sağlam GoW temeli ile birlikte ortaya çok ama çok iyi bir yapım çıkarmış.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]