Gazze Soykırımı ve Neo Oryantalizm

'Masallar ve Hikayeler' forumunda Pardus tarafından 11 Ocak 2009 tarihinde açılan konu


  1. Gazze'de ve herkesin gözü önünde apaçık bir soykırım yaşanıyor. Ve tıpkı Bosna'da olduğu gibi, bu soykırım Müslümanlara yönelik bir soykırım: Filistin'de Müslümanlar, Bosna'da Müslümanlar, Irak'ta Müslümanlar, Afganistan'da Müslümanlar...

    Bu 'dinsel temizleme'nin ('religious cleansing') derindeki anlamı nedir? Huntington'un 'medeniyetler çatışması' tezi mi doğrulanıyor ya da doğrulanmak isteniyor? Yoksa Oryantalizm, en kaba ve barbar biçimiyle hayata geçirilmek mi istenmektedir?

    Oryantalizm, evet, çünkü Avrupa, büyük bir ihtimalle, Hıristiyan medeniyetine ait bir mekân olarak temellük ettiği kıtasında (Avrupa kıtasında) olduğu kadar, kendi medeniyetinin bir devamı olarak gördüğü Filistin topraklarındaki Müslüman topluluklara, en hafif tabiriyle, ' fuzulî işgalci' gözüyle bakmaktadır. Zira Avrupa ve elbette İsrail, bu 'ilkel'(!) insanları, yani Bosna'daki ve Filistin'deki Müslümanları, 'ilkellikleri'nden kurtarıp modernleştirmek için ellerinden geleni yaptıklarını, ama onların, elbette dinlerinden kaynaklanan bu 'ilkellikleri'nden bir türlü kurtulamadıkları kanaatindedirler! Öyleyse, bu 'nankör' ve 'geri'(!) insanlara, modern ve medenî Avrupa'yı ve İsrail topraklarını fuzulî olarak işgal etmekte olduklarının anlatılması gerekir. Öyle ya, bu modern ve medeni insanların (Yahudilerin ve Hıristiyanların) arasında, Müslüman barbarların (!) ne işi vardır?

    Bunun, Filistin meselesine sadece bir siyasî mesele olarak bakıldığında analiz edilebilmesinin mümkün olmadığını düşünüyorum. Mesele, Filistin'in bugünü tarihsel, sosyolojik ve antropolojik bağlamı gözardı edilerek kavranamaz. Doğru teşhis konulabilmesi ve bundan geleceğe ilişkin çıkarımların yapılabilmesi, bunu gerektiriyor çünkü...

    Huricihan İslamoğlu, 'Osmanlı İmparatorluğunda Devlet ve Köylü' başlıklı o gerçekten önemli kitabında, 'ilkel' ve doğulu Filistinlilere karşı, 'modern' ve batılı İsraillilerin konumunun nasıl meşrulaştırıldığına ilişkin ibretâmiz örnekler verir. İsrail'in giriştiği modernleştirme (ve elbette, 'medenîleştirme!) eylemlerinin, Filistin'in Müslüman halkı için ne büyük yararlar (!) sağladığını gösterme işini, bir İsrailli Marksist akademisyen, Shlomo Avineri üstlenmiştir. İslamoğlu, 'Shlomo Avineri'nin Arap toplumu üzerindeki çalışmaları[nın] söz konusu meşrulaştırma olgusunun en güzel örneklerinden biri' olduğunu bildiriyor ve şunları yazıyor: 'Avineri, çağdaş Arap yöneticilerinin militarist niteliğini ve Arap toplumlarının azgelişmişliğini, Osmanlı despotizmi altında toplumu durağanlaşmış ve sınıflaşmamış olması iddiası ile açıklamaktadır. Avineri bu savdan kalkarak İsrail'in Filistin'i sömürgeleştirmesinin, bu bölgeyi geçmiş ATÜT (Asya Tipi Üretim Tarzı H.Y.) kalıntılarını silmek suretiyle, modernleşme yoluna sokabileceğinden söz etmektedir.' 'Böylece', diye yazıyor İslamoğlu, 'ATÜT, Avineri tarafından, İsrail'in Arap topraklarındaki saldırganlığını meşrulaştıran bir kavramsal aygıt olarak kullanılmaktadır.'

    Bryan S.Turner de, Türkçeye 'Marks ve Oryantalizmin Sonu' başlığıyla yayımlanan kitabında, Avineri'nin, İsrail'in Filistin topraklarını 'dolaysız ve yoğun (biçimde) sömürgeleştirme'sini, 'en yüksek modernleşme olanakları ile' eşitlediğini bildiriyor. Sömürgeleştirmenin, modernleşme olarak sunulması! Bu oryantalist söylem, bize hiç de yabancı gelmiyor! Bryan S.Turner, Avineri'nin 'en yüksek modernleşme olanağı' diye adlandırdığı sömürgeleştirmenin ne olduğunu açıklıkla bildiriyor: Geri kalmış Arap köylülüğünün işçi sınıfına dönüştürülmesi, Avineri'ye göre, Filistin halkını 'modernleştirecektir! Bryan S.Turner, bu sözüm ona 'modernleşme'nin arka planını da açıklıyor: 'Arap işgücü, İsrail'in endüstri yedek ordusunun bir parçasıdır ve Arap işçisi esas olarak, tarım, inşaat endüstrileri ve küçük meta üretiminde mevsimlik ve geçici işlerde istihdam yoluyla artı-değer katkısında bulunmaya zorlanan kırsal bir mültecidir. İsrail ekonomisi, yeni bir pazarın ve ucuz emeğin nimetlerinden yararlanırken, işgal bölgeleri (Müslümanlar H.Y) bağımlı ve çarpık bir gelişme patikasına oturtulmuştur.' İşte, Avineri'nin 'en yüksek modernleşme olanakları'!..

    Sadece Avineri mi;- elbette değil! Bryan S. Turner, bu sömürüyü 'modernlik' gibi gösterme işinde Avineri'nin yalnız olmadığını da vurguluyor. Ona göre, B.Shaicovitch de, New Middle East dergisi'nde yayımlanan bir yazısında, İsrail'in 'modern bir ekonomik altyapıyı, demokratik bir siyasi aygıtı ve kentsel hizmeti sağlayarak, Arap Filistin'inde çok büyük bir ekonomik ve toplumsal devrimin 'zoraki ebesi' gibi hareket ettiğini' iddia etmektedir. Shaicovitch'e göre, İsrail'in Arap topraklarını işgali, Filistinli Müslümanların modernleşmesini sağlamak içindir: 'İsrail işgali, İsrail'deki Araplar ile, çevredeki Arap devletlerinin eski yönetici sınıfları arasındaki bağı kopartmış ve dolayısıyla Arap modernleşmesi için gereken koşulları sağlamıştır.' Shaicovitch, böyle buyuruyor!

    Filistin halkına, anlaşılan, İsrail'in bunca 'iyiliği'ne (!) karşı küfran-ı nimette bulunmalarının bedeli ödettirilmektedir;- kadın, çocuk, bebek demeden Müslüman kanı akıtıla akıtıla! Gerçekçi olalım: Bu, tıpkı 1492'de Hırıstiyan Avrupa'nın, Müslümanları (Endülüs Emevilerini) ve Yahudileri kovarak Avrupa'yı Hırıstiyanlaştırma girişimleri gibi, bu defa gerek Avrupa'da (Boşnak) ve gerekse Asya'da (Filistinli) Müslümanları soykırım yoluyla tasfiye ederek Dünya'yı global ölçekte Judeo-Hıristiyanlaştırma girişimidir.


    11 Ocak 2009, Pazar
    zaman
    Hilmi Yavuz
     



  2. Cevap: Gazze Soykırımı ve Neo Oryantalizm

    Büyük balığın küçük balığı yuttuğu zamanımızda Müslümanlara yönelik bu tarz saldırılar, tacizler ve katliamların karşısına çıkacak bir yürekli insan gerek, "Atatürk" gibi.
    Dün izledim haberlerde güvenli diye yerleştirdikleri binayı bir gün sonra bombardımana tutmuş ve yüzlerce insanın ölümüne neden olmuşlar bu nasıl bir vahşettir, buna nasıl göz yumulur, işlenmekte olan bir suç vardır bu savaş suçudur ve neden kimse çıkıpta buna bir dur diyememektedir aklım almıyor.
    Müslümanlar üzerine oynanan oyunlara neden süper güçler seyirci kalmaktadır? Öyle çok soru varki sorulması gereken ve yanıtı beklenen kim bunlara bir cevap verecek, ordaki masumların gözyaşını kim silecek...
    Yazıklar olsun bu vahşeti gözünü kırpmadan izleyip sonrada insanım diye geçinenlere
     



  3. Cevap: Gazze Soykırımı ve Neo Oryantalizm

    Ne uğruna olursa olsun böylee bir katliyama seyirci kalmak bu atliamı yapanlar kadar suçlu yapar bence... Miletlerin buna seyirci kalıp insanlıklarından çıkmaları gerçekten çok acı...
     



  4. Cevap: Gazze Soykırımı ve Neo Oryantalizm

    İçler acısı bir durum.Özellikle buralarda yapılan soykırıma bütün dünyanın seyirci kalması artık dünyaya yeni bir lider devletin gelmesi gerektiğini gösteriyor..

    Son günlerde İsrail tarafından vahşet yaşatılan Gazze şeridinin kısaca tarihine bakalım..


    Akdeniz’in güneydoğu kıyısındaki Gazze, 45 kilometre uzunluğunda, 10 kilometre genişliğinde, kuzey ve doğusunda İsrail, güneyindeyse Mısır’ın Sina yarımadasına komşu bir toprak parçası.

    Gazze’de 1.4 milyon Filistinli yaşıyor ve bunların yarısından çoğu İsrail’le geçmişte yapılan savaşlarda mülteci durumuna düşmüş aileler. Gazze, dünyanın en yüksek nüfus yoğunluğuna sahip yerlerinden biri.

    Gazzelilerin çoğu günde 2 dolardan az bir parayla yaşamak zorunda. İsrail’ın sınırı sık sık kapatması yüzünden bölgedeki işsizlik yüzde 50’yi aşmış durumda.

    Yoksulluk yüzünden eşeklerin çektiği arabaların giderek daha da yaygınlaştığı Gazze’de, yoksul görünümlü evlerin dış duvarları İsrail tarafından öldürülmüş militanların resimleriyle kaplı.

    3000 yıldan fazla süredir yerleşimin olduğu Gazze, antik uygarlıkların kavşak noktasında bulunuyor.

    Hazreti Muhammed’in dedesinin mezarının bulunduğuna inanılan Gazze aynı zamanda İmam Şafi’nin doğum yeri.

    Gazze, İsrail’in kurulmasıyla sonuçlanan Arap-İsrail savaşında Mısır’ın kontrolüne geçti. Şu anda İsrail’in işgalinde bulunan topraklardan ayrılan yüz binlerce Filistinli mültecinin gelmesiyle Gazze’nin nüfusu 1948-49’da üç katına çıktı.

    Mısır yönetimi altındaki Gazze, İsrail’e karşı militan Filistin muhalefetinin yerleştiği bir yer haline geldi.

    İsrail, 1967 savaşında Batı Şeria, Golan Tepeleri ve Sina yarımadasıyla birlikte Gazze’yi de ele geçirdi. Yahudi mültecilerse Gazze’ye yerleşmeye 1970’lerde başladı.

    Filistin Kurtuluş Örgütü gerillaları, 1967-70 yılları arasında Gazze’de aktif halde faaliyet gösterdiler ve bu İsrail’in mülteci kamplarına sık sık saldırmasına yol açtı.

    İlk Filistin ayaklanması (intifada) 1987 aralık ayında Gazze’de başladı.

    İsrail ile yapılan geçici barış anlaşmaları sonucunda, sınırlı yetkilere sahip Filistin Yönetimi 1994’te kuruldu.

    İkinci intifadanın başladığı 2000’den beri, Filistinli militanlar Gazze’deki Yahudi mültecilere ve askerlere binlerce kez saldırdılar.

    İsrail, militanlara karşı birçok hava saldırısı ve operasyon düzenledi. Bu saldırılarda çok sayıda sivil de canından oldu. İsrail’in evlerini yıkması ve tarlalarını tahrip etmesi yüzünden binlerce Gazzeli evsiz ve geçimlerini sağlayacak kaynaktan yoksun kaldı.

    2005 şubat ayında varılan ateşkes anlaşma bu saldırıları önemli ölçüde azaltsa da Gazze’deki şiddet sona ermedi.