Garip Hafız Kimdir Kısaca

'Hakkında bilgi' forumunda Aysell tarafından 3 Temmuz 2012 tarihinde açılan konu


  1. Garip Hafız Kimdir

    Garip Hafız hakkında bilgi

    Garip Hafız'ın ismi, İbrâhim Hakkı`dır. Erzurumlu İbrâhim Hakkıhazretlerinin neslindendir. 1903 (H.1321) yılında Erzurum`un Cedidmahallesinde dünyaya geldi. Anadolu`dayetişen velîlerdendir. Anne tarafından dedesi HacıMâhir Efendi,Rıfâî tarîkatı şeyhiydi.

    Garip Hâfız, küçük yaşta her bahar annesiile birlikte dayısının yanına Erciş kasabasına giderdi. Buraya yakınolan Tortum Şelâlesi kıyısında akranları ile oynardı. Bir gün yineşelâlenin kıyısında oynarken, bir bektaşî dedesi gelerek, çocuklara;Buradan aşağı atlayabilir misiniz? diye sordu. O zamanlar beş yaşındaolan Garip Hâfız; Ben atlarım. diyerek yukarıdan şelâlenin döküldüğüyere atladı. Allahü teâlânın yardımı ile suya değmesi ile top gibisıçrayarak kenara düşmesi bir oldu. Şelâlenin yanındaki keçi yolundanyukarı çıktı. Hâdise karşısında dehşete kapılan bektâşi dedesikorkusundan hızla uzaklaşıp gitti.

    Garip Hâfız, Erzurum`da Mustafa NiyâziEfendiden Kur`ân-ı kerîm dersi aldı ve ezberledi. Hacı Ahmed Efendidenhat sanatını öğrendi. Kur`ân-ı kerîmi çok güzel okurdu. Mustafa NiyâziEfendi, GaripHâfız`ı talebeliğe kabûl etmeden önce istihâreye yatmasınıve rüyâda ne gördüğünü söylemesini istedi. Rüyâsında hocası MustafaNiyâzî Efendi elinden tutarak câmiye götürdü. Câminin içerisinde on ikiâlim yarım dâire, halka kurup oturmuşlardı. Mustafa Niyâzi Efendicâmideki âlimlere; Efendiler bu çocuk kırâat ilmini öğrenmekte talebeolmak ister. Ne buyurursunuz? diye sordu. Onlar; Oku Hâfız! Oku!dedi. Ertesi gün Garip Hâfız rüyâsını Mustafa Niyâzi Efendiye anlattıve ona talebe olarak kırâat ilmini öğrendi. On iki yaşına geldiğindeannesini kaybeden Garip Hâfız, Erzurum`dan Sivas`a gitti. BuradaKazancızâde Emin Edip Efendinin sohbetlerine devâm etti ve ondan feyzaldı. Sivas Dâr-ül-muallimîn okulunda Arapça ve Kur`ân-ı kerîm hocalığıyaptı.

    Sivas`tan Merzifon`un Gümüş kasabasınagelerek Halîliye Medresesinde ders vermeye başlayan Garip Hâfız,senelerce güzel ahlâkı müslümanlara öğretti. Garip Hâfız; çok kibar,nâzik ve yumuşak idi. Kimseyi katiyen incitmezdi. Birisinin hatâsınıgörse onu başka yollardan duyurur; Sen böyle yapıyorsun. diyerekyüzüne vurmazdı. İbâdetlerini çok gizli yapardı. Dikkati çeken herşeyden sakınırdı. Son derece edepli, hayâ sâhibiydi. Sohbetlerindekimseyi sıkmazdı. Bütün hayâtını diz üstü oturmakla geçirdi. Sohbetinegelenler ne murâd ederlerse, sormadan cevâb alırlardı.

    Hazret-i Muâviye efendimize buğzeden üçkişi Gümüş`te sohbetine geldi. Efendi! Muâviye hakkında nebuyurursunuz? diye sordular. Garip Hâfız; Hazret-i Muâviyesahâbedendir. Sevenler selâmettedir. Aleyhinde bulunanlar azaptadır. O,sahâbenin büyüklerindendir. Resûlullah efendimizin hadîsleri ileövülmüştür. İmâm-ı Hüseyin efendimizin şehâdetine sebeb olan Yezid dahison nefesinde îmânını muhâfaza edebildi ise, onun hakkında bile kötüsöylemek tehlikelidir. buyurdu.

    Garip Hâfız`ın ziyâretine gelen bir zât;Hoca Efendi! Ben de sizin gibi olmak istiyorum. deyince;

    Pazarda satılsa otuza kırka
    Ben de alırım vücûduma öyle bir hırka.

    cevâbını verdi.

    Taşovalı Kadir Hâfız bir gün iki arkadaşıile ziyâretine geldi ve; Efendim! Nefsini tanıyan, Rabbinitanır. hadîs-i şerîfi üzerine sohbet buyurursanız, memnunoluruz. dedi. Garip Hâfız; Evlâdım! Bu makam çok yüksek bir makamdır.Siz şerîatin emirleri ile iktifâ edin. Basamak basamak çıkın bumakâma. dedikten sonra şu beyitleri okudu:

    Sür çıkar ağyârı dilden tâ tecellî edeHak
    Pâdişâh saraya konmaz, hâne mamûrolmadan
    Kenz açılmaz şol gönülde tâ ki pür-nûrolmadan
    Mûtû kable en temûtû sırrına mazharolan
    Haşr-ü neşri bunda gördü nefha-i sûrolmadan
    Biz ricâlız, gelmişiz kim gör ezeldentâ-ebed.
    İçmişiz aşkın şarâbın âb-ı engûrolmadan
    Bir acîb aşka düşmüş yanar şems-i müdâm
    Hakka makbûl olmak ister, halka menfûrolmadan.

    Daha sonra; Bâzıları, kendisi bu halde,bu makamda olmadıkları halde, buralardan söz ederler. İnsana faydalıolan iki türlü ilim vardır. Biri ilm-i diyânet, diğeri ilm-itebâbettir. dedikten sonra Kadir Hâfız`a dönerek; Sen o güngörürsün, o vakitte dağların paramparça olduğunu. meâlindekiâyet-i kerîmeyi okudu. O zât içinden; Ben nefsden sual arzettim.Efendi bana dağların yıkılacağından bahsetti. diye geçirirken, GaripHâfız; Nefs dağı, görmüş olduğun dağlardan kavidir, kuvvetlidir. Nefsdağlarının parçalanması ile dosta kavuşma yolları açılır. buyurdu.

    Garip Hâfız, ömrünün sonlarına doğruMerzifon`a yerleşti. İlim öğretmeye burada da devâm etti. 1976 (H.1396)senesinde Ankara`da vefât eden Garip Hâfız, Gümüş`de HalîliyeMedresesine defnedildi. Vefâtında mezarının üzerine türbe yapılmamasınıvasiyet etti.


    Alıntıdır.