Fuzuli ve Su Kasidesi

'Biyografi' forumunda KaRL_ tarafından 16 Haziran 2008 tarihinde açılan konu


  1. Arkadaşlar.
    Çok sevdiğim divan edebiyatındaki önemli şairlerimizin
    her birini her hafta elimden geldiğince sizlere tanıtmaya
    çalışacağım.
    Divan edebiyatı meraklılarının beğenisini kazanacağını tahmin ediyorum.
    Bu hafta Fuzuli ile başlamak istedim.


    Fuzûlî'nin yaşamı üzerine çok fazla bilgi yoktur.
    Bağdat yakınlarında Hille veya Kerbela'da doğduğu
    tahmin edilmektedir. Asıl adı Mehmet'tir. Toplum
    bilimcilere göre Oğuz'ların Bayat aşiretindendir.
    Doğum tarihinin bilinmemesine karşın, ölüm tarihi
    1556 yılıdır.

    Türkçe divanının önsözünden öğrendiğimize göre,
    yaşamı boyunca Irak dışına çıkmamıştır. Bazı Farsça
    kaynaklara göre ömrünün büyük bölümünü halife
    Ali'nin Necef'deki mezarına hizmet ederek
    geçirmiştir. Bu hizmetinden dolayı Safevi
    hükümdarları tarafından ona bir aylık bağlanmıştır.
    Fakat günün birinde bilinmeyen bir sebeple bu
    aylığı kesilmiştir. Irak Safavi'lerin elindeyken
    şah İsmail ve Safavi ileri gelenlerine şiirler
    sunan Fuzûlî, Irak'ın Osmanlı'ların eline
    geçmesiyle de Kanuni Sultan Süleyman ve Osmanlı
    ileri gelenlerine şiirler sunmuştur. Osmanlı'lar
    döneminde de Fuzûlî'ye dokuz akçelik bir aylık
    bağlanmıştır. Fakat Fuzûlî'nin o dönemin Nişancı
    paşasına gönderdiği şikayet-nâme'sinden anlaşılıyor
    ki, Fuzûlî kendisine bağlanan bu aylığı hiçbir
    zaman alamamıştır. Her iki dönemde de değeri
    anlaşılamayan ve gereken önem verilmeyen şairin
    yaşamı yoksulluk içinde geçmiş, 1556 yılında Irak'ı
    kasıp kavuran veba salgınında ölmüştür.
    [​IMG]


    Farsça ve Türkçe divanlarının önsözlerinden
    anlaşıldığına göre daha çocuk yaşta şiirle uğraşan
    Fuzûlî genellikle şiirlerini Azeri lehçesiyle
    yazmış. Ona göre divan edebiyatındaki şiir
    türlerinin en önemlisi gazeldir. O nedenle kendi
    gönlüne de gazeli seçmesini önermiştir.

    Fuzûlî'nin şiirleri diğer divan şairlerinin
    şiirlerinden bambaşka bir özelliğe sahiptir. Onun
    şiirleri genellikle din dışı şiirlerdir. Bu
    şiirlerde çoğunlukla aşk teması işlenmiştir. şair
    bir anlamda aşkı şiirlerinde metalaştırmış ve aşk
    derdinden mutlu olduğunu söylemiştir. Hatta bu
    dertten hiç kurtulmak istemediğini vurgulamıştır.
    Ayrıca Fuzûlî divan şiirinin bir özelliği olan söz
    sanatlarını en ustaca kullanmış bir şairdir. O
    nedenle gazelleri ve diğer şiirleri hayli süslü ve
    anlaşılması çok zor şiirlerdir.

    ıyi şiirin yalnızca bilimle elde edilebileceğine
    inanan Fuzûlî, bu düşüncesini Türkçe divanının
    önsözünde "ılimsiz şiir, temeli yok duvar gibi
    olur, temelsiz duvar da sonunda itibarsız olur"
    diye açıklar. Bu düşüncesini her zaman savunduğunu
    ve "ilimsiz şiirden ruhsuz kalıp gibi nefret
    ettiğini" vurgular.
    Kanuni'nin Bağdat'ı fethinden sonra (1534) padişaha
    kasideler sunmuştur. Padişah tarafından beğenilen
    kasideler karşılığında 9 akçelik maaşla ödüllendirilmiştir.
    Maaşını alamayınca Şikâyetnâme'yi yazmıştır. Şikâyetnâme,
    Fuzuli'nin en önemli eserlerinden biridir. Şikâyetnâmesinde Fuzuli şöyle der:

    “ Selam verdim rüşvet değildir diye almadılar.
    Hüküm gösterdim faydasızdır diye mültefit olmadılar ”

    Başlıca eserleri:
    Hadikatü's-Süeda (1837, Kerbela olayını anlatan düzyazı)
    Türkçe Divan (1838, 1958)
    Sıhhat u Maraz (1940, tıp bilgileri)
    Enis'ül-Kalb (1944)
    Fuzûlî'nin Mektupları (1948)
    Terceme-i Hadis-i Erbain (1951)
    Leyla vü Mecnun (3 bin 96 beyitlik mesnevi)
    Rind ü Zahid (1956)
    Beng ü Bade (1956, 444 beyitlik Türkçe mesnevi)
    Arapça Divan (1958)
    Matlau'l İtikad (1962)
    Heft Cam (tasavvuf içerikli, 327 beyitlik Farsça mesnevi)
    Saki name (tasavvuf içerikli mesnevisidir)
    Şikâyetnâme (kafiyeli nesir türündedir)
    su kasidesi
     


    YAREN bunu beğendi.

  2. SU KASİDESİ

    Kaside : Fuzuli´nin bu kasidesi bir nait´tir. Divan edebiyatında Peygamber hakkında yazılan kasidelere nait denir. Yazılan her beyit bir övgü içermektedir. Her ne kadar su üzerine söylense de, suyun yaptığı işlerin tek nedeni vardır, o da son dizelerde görüldüğü gibi suyun tek amacı peygamberin mezarına ulaşmaktır. Kasidelerin tanrıyı övgü için yazılanlarına tevhid ya da münacaat denir. Kasideler; tanrı, peygamber, dört halife ve zamanın büyüklerini övgü için yazılırlar. Su Kasidesi de peygambere övgüdür.

    Su Kasidesi Fuzûlî'nin meşhur kasidelerinden biridir. Aruzun "fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilâtün fâ'ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redifi "su" olduğu için bu şekilde adlandırılır. Fuzûlî bu kasidesini Muhammed'i övmek amacıyla yazmıştır. Kaside üstün bir lirik söyleyiş ve sanatlı anlatımıyla Türk Edebiyatı'nın büyük şairlerinden Fuzûlî'nin bir söz şaheseridir.

    Divan şairleri umumiyetle fikirlerini bir beyitte sona erdirirler. Fuzuli bu eserinde 31. beyitle 32. beyiti birbirine bağlıyor. İki beyitte de mahşer günü bahis konusudur. O gün insanlar Tanrı'ya hayatlarında yaptıkları iyi ve kötü işlerin hesabını verecekleri için büyük bir telaş ve heyecan içinde olacaklardır. O gün Muhammed kendisini sevenlere şefaat edecektir.



    1- Saçma ey göz eşkten gönlümdeki odlara su
    Kim bu denlü duduşan odlara kılmaz çare su

    2- Ab gûndur gûnbed-i devvâr rengi bilmezem
    Ya muhit olmuş gözümden gûnbed-i devvâre su

    3- Zevk-i tiğinden aceb yoh olsa gönlüm çak çak
    Kim mürûr ile bırağur rahneler divâre su

    4- Vehm ilen söyler dil-i necrûh peykânın sözün
    İhtiyât ile içer her kimde olsa yare su

    5- Suya versun bâğban gülzârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su

    6- Ârızın yâdıyle nemnâk olsa müjgânım nola
    Zâyi olmaz gül temannâsıyle vermek hâre su

    7- Gam günü etme dilî bîmârdan tîğin dirîğ
    Hayrdır vermek karangu gicede bîmâre su

    8- İste peykânın gönül hicrinde şevkin sâkin et
    Susuzam bir kez bu sahrâda benümçün are su

    9- Men lebin muştâkıyam zühhâd kevser tâlibi
    Nitekim meste mey içmek hoş gelûr hüşyâre su

    10- Ravza-i kûyuna her dem durmayup eyler güzâr
    Âşık olmuş gâlibâ ol serv-i hoş reftâre su

    11- Su yolun toprağ olup ol kûydan dutsam gerek
    Çün rakîbimdir dahi ol kûya koymam vare su

    12- Dest bûsi ârzusuyle ölürsem dostlar
    Kûze eylen toprağım sunun anınla yâre su

    13- Sevr ser-keşlik kılur kumrî niyâzından meğer
    Dâmenin duta ayağına düşe yalvere su

    14- İçmek ister bülbülün kanın meğer bir reng ile
    Gül budağının mizâcına gire kurtare su

    15- Tinet-i pâkini ruşen kılmış ehl-i âleme
    iktidâ etmiş tarîk-i Ahmed-i muhtâra su

    16- Seyyid-i nev-i beşer deryâ-yi dürr-i istifâ
    Kim sepüptür mucizâtı ateş-i eşrâre su

    17- Hayret ilen parmağın dişler kim etse istimâ
    Parmağından verdiği şiddet günü enâsere su

    18- Dostu ger zehr-i mâr içse olur âb-i hayât
    Hasmı su içse döner elbette zehr-i mâre su

    19- Hâk-i pâyine yetem der ömrlerdir muttasal
    Başını taştan taşa urup gezer âvâre su

    20- Bîm-i dûzah nâr-i gam salmış dil-i sûzânıma
    Var ümidîm ebr-i ihsânın sepe ol nâre su

    21- Yumn-i na´tinden güher olmuş Fuzûlî sözleri
    Ebr-i nisandan dönen tek lâ´lü-i şehvâre su

    22- Umduğum oldur ki rûz-i haşr mahrûm olmayan
    Çeşme-i vaslın vere ben teşne-i dîdâre su


    Su Kasidesi´nin günümüz Türkçe´sine uyarlanmış biçimi.

    1- Ey göz, gönlümdeki ateşlere gözyaşlarından su serpme
    Çünkü, böylesine tutuşan ateşlere su fayda etmez.

    2- Bilmiyorum, dönen gökkubbe mi su rengindedir,
    Yoksa gözyaşlarım mı gökyüzünü kaplamış?

    3- Kılıç gibi bakışlarının etkisiyle gönlüm parça parça olsa şaşma,
    Çünkü; su duvardan aka aka yarıklar oluştururur.

    4- Yaralı gönül, senin ok atışlarına benzeyen kirpiklerinin sözünü korkarak söyler,
    Yarası olanlar da suyu yavaş yavaş ve ihtiyatla içer.

    5- Bahçıvan boşuna yorulmasın ve gül bahçesini sele versin,
    Çünkü bin gül bahçesini sulasa senin yüzün gibi bir gülün açılmasına
    olanak yoktur.

    6- Gül isteyerek dikenine su vermek boşuna değildir,
    Senin yanağını anarak kirpiklerim ıslansa ne olur?

    7- Gam gününde hastaya gönülden kılıç gibi keskin bakışlarını esirgeme;
    Çünkü karanlık gecede hastaya su vermek hayırlı bir iştir.

    8- Gönül, sevgilinin oka benzeyen kirpiklerini arzula ve ondan ayrı olduğum zaman hasretimi dindir.
    Susuzum, bu aşk sahrasında bir kez de benim için su ara.

    9- Ben şiddetle dudağını arzuluyorum, sofularsa Kevser istiyorlar,
    Tabii, sarhoşa şarap, ayıklara da su içmek hoş gelir.

    10- Su, durmadan sevgilinin cennet bahçesine dönmüş yurduna doğru akıp gidiyor,
    Galiba o da, o selvi boylu güzele aşık olmuş.

    11- Toprak olup sevgilininin yurduna giden suyun önünü kesmeliyim,
    Çünkü su benim rakibim olmuştur, onu oraya gitmesini önlemeliyim.

    12- Dostlarım, onun elini öpmek arzusuyla ölürsem,
    Toprağımdan bir testi yapın ve sevgiliye onunla su verin.

    13- Selvi, kumrunun yalvarmasına inatla karşı çıkıyor,
    Su, selvinin çevresinde dolanıp yalvarsın da onu bu inatçılıktan
    vazgeçirsin.

    14-Gülün budağı güle renk vermek için hile ile bülbülün kanını içmek
    istiyor,
    Su gülün gövdesine yürüyüp yalvarsın da, zavallı bülbülü kurtarsın.

    15- Su olmazı oldurmuş, Hazreti peygamberin yoluna girerek,
    tertemiz doğasını insanlık alemine göstermiştir.

    16- İnsanların ulusu Muhammed, seçkinlik incisinin denizidir ki;
    Onun mucizeleri kötülerin ateşine su serpip söndürmektedir.

    17- Kızgın bir günde Muhammed´in yanındakilere parmağından su verdiğini,
    Kim işitse hayret eder ve şaşırır.

    18- Muhammed´e gönül veren, onun dostu olan yılan zehri içse hayat suyu olur,
    Onun düşmanları ise tatlı su içse yılan zehiri olur.

    19- Ömürler süren yıllardır ki, su başını taştan taşa vurarak bir avare gibi gezer,
    Bütün amacı peygamberin mezarına ulaşabilmektir.

    20- Cehennem korkusu yanık gönlüme gam ateşi salmıştır,
    Fakat, peygamberin ihsanının bulutunun su serperek o ateşi
    söndüreceğini umuyorum.

    21-Fuzuli´nin sözleri, seni övmenin bereketiyle nisan yağmurundan düşüp büyük incilere dönen
    o yağmur damlaları gibi inci olmuştur.

    22- Umduğum şudur; kıyamet gününde yüzünü görmekten yoksun olmayayım,
    ve sana kavuşmakla hasretimin yangınını söndürmüşcesine su içmiş gibi olup serinleyeyim.
     



  3. verdiğin bilgiler için yürekten tesekkürler
    karl emeğine saglık ...:f118: :f118: :f118: :f40:
     



  4. Fuzuli edebiyatımızın anlatılmakla bitirilemeyecek dehası.Ona ne kadar övgüler yazılsa onu tam manasıyla anlatmak mümkün olmayacaktır.Lirizmin doruklarında kim vardır dense akla Fuzuli gelir.Her şiiri birbirinden güzel,birbirinden manidardır.Çok söz söylemeden yukarıdaki beyitlerden ikisine değinmeden edemeyeceğim.
    Gâmım pinhan dutardım ben dedîler yâre kıl rûşen
    Desem ol bî-vefâ bilmen inanır mı inanmaz mı
    " Ben derdimi gizli tutardım,kimselere anlatmazdım.Dediler ki derdini sevgiliye söyle.Söylesem acaba o vefasız sevgili bana inanır mı inanmaz mı" Tabi ki şairin derdi aşktır.Yani sevgili şairin aşkına inanıp inanmayacağında tereddüdü var.

    Suya versun bâğban gülzârı zahmet çekmesün
    Bir gül açılmaz yüzün tek verse bin gülzare su

    Bahçıvana söyleyin gül bahçesini sele versin,Bin tane gül bahçesi sulasa da Peygamberin yüzü gibi güzel bir gül yetiştiremez.
    Bir güzellik ancak bu kadar anlatılabilirdi.Çok teşekkürler Karl.Eline,yüreğine sağlık.Ben mest oldum.Şiir tadında kalın.
     



  5. Cânı kim cânânı içün sevse cânânın sever
    Cânı içün kim ki cânânın sever cânın sever

    Her kimün âlemde mıkdârıncadur tab'ınde meyl
    Men leb-i cânânumu Hızr Ab-ı Hayvânın sever

    Başa dem düştükçe taksîr eylemez eyler meded
    Ol sebebden muttasıl çeşmüm ciger kanın sever

    Müşg-i Çîn âvâre olmuşdur vatandan men kimi
    Hansı şûhun bilmezem zülf-i perîşânın sever

    Şu ki ser-gerdân gezer başında vardur ki hevâ
    Gâlibâ bir gül-ruhun serv-i hırâmânın sever

    Akıbet rusvâ olub mey-tek düşer il ağzına
    Kim ki bir ser-mest sâkî lâ'l-i handânın sever

    N'olacakdur terk-i ışk etme Fuzûlî vehm edüb
    Gâyeti derler ola bir bende sultânın sever


    Harika bir sayfa hazırlamışsınız KaRL yüreğinize sağlık :f118: :f118: :f118:
     



  6. Su kasidesini çok severim Karl_ çok güzel bir paylaşım olmuş ayrıca verdiğin bilgiler içinde teşekkürler..:f9:
     



  7. Bilgi ve paylaşım için teşekkürler KarL. Harika bir sayfa hazırlamışsın. :f40:
     



  8. Mükemmeldi, eline sağlık.
     



  9. ŞİKAYETNAME

    Selam verdim, rüşvet değildir diye almadılar. Hüküm gösterdim, faydasızdır diye iltifat etmediler. Eğerçi görünürde itaat eder gibi davrandılar ama bütün sorduklarıma hal diliyle karşılık verdiler.

    Dedim: - Ey arkadaşlar, bu ne yanlış iştir, bu ne yüz asıklığıdır?

    Dediler: - Bizim adetimiz böyledir.

    Dedim: - Benim riayetimi gerekli görmüşler ve bana tekaüt beratı vermişler ki ondan her zaman pay alam ve padişaha gönül rahatlığı ile dua kılam.

    Dediler: - Ey zavallı! Sana zulüm etmişler ve gidip gelme sermayesi vermişler ki, daima faydasız mücadele edesin ve uğursuz yüzler görüp sert sözler işitesin.

    Dedim: - Beratımın gereği niçin yerine gelmez?

    Dediler: - Zevaittir, husulü mümkün olmaz.

    Dedim: - Böyle evkaf zevaidsiz olur mu?

    Dediler: - Asitanenin masraflarından artarsa bizden kalır mı?

    Dedim: - Vakıf malın dilediği gibi kullanmak vebaldir.

    Dediler: - Akçamız ile satın almışız, bize helaldir.

    Dedim: - Hesaba alsalar bu tuttuğunuz yolun fesadı bulunur.

    Dediler: - Bu hesap, kıyamette sorulur.

    Dedim: - Dünyada dahi hesap olur, haberin işitmişiz.

    Dediler: - Ondan dahi korkumuz yoktur, katipleri razı etmişiz.

    Gördüm ki sualime cevaptan başka nesne vermezler ve bu berat ile hacetim kılmağın reva görmezler, çaresiz mücadeleyi terk ettim ve mey'us ü mahrum guşe-i uzletime çekildim