Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

'Bunları biliyormusunuz' forumunda YAREN tarafından 12 Eylül 2009 tarihinde açılan konu


  1. Fotoğrafçılık terimleri sözlüğü

    APS (Advanced Photo System): Gelişmiş Fotoğraf Sistemi anlamına gelen 'akıllı' bir film türüdür. Fotoğrafı üç değişik şekilde (geleneksel oran, geniş oran ve panaromik) olarak çekim olanağı sağlayan ve bunları film yüzeyine işleyebilen bir sistemdir. Filmi basım işleminden sonra minilab otomatik olarak tekrar kasedinin içine sarar. Ayrıca bu filmler fotoğraf makinesine yerleştirildiğinde makine otomatik olarak en son kareden (kullanılmamış ise ilk kareye gelecek şekilde) filmi kullanıma hazır hale getirir. Ancak oldukça düşük kalitede çekim yapabilirler. Amaçlanan özellikle anı fotoğrafına yönelen insanlara daha kolay ve pratik bir alternatif sunmak olsa da, filme gereksinim duymayan ve daha pratik dijital makinelerin çıkışıyla beraber kullanımı yaygınlaşmamıştır.
    A: Diyafram öncelikli mod.
    A Kalite Cam: Optik sistemlerde kullanılan aynaların üretiminde ve jelatin filtrelerin yapıştırılmasında kullanılan optik düzgünlük kalitesindeki cam levhadır.
    A Tipi Renkli Film (Type A Color Film): 3400ºK renk ısısına sahip yapay aydınlatmaya dengelenmiş filmlerin genel
    adı.
    Abbe Sayısı: Cam gibi saydam malzemelerin farklı frekanslardaki ışığı farklı miktarlarda saçma ölçüsüdür. 20 - 70 birim arasında değişebilir. Olayı formile eden E.Abbe (1840 - 1905)'nin adı ile anılır.
    Aberasyon (Aberration): Bkz. Görüntü Bozulması.
    Açı: Objektifin gördüğü alanın açısına denir.
    Açma: Normalden fazla pozlanmış ve geliştirme banyosundan etkilenmiş film ya da baskılardaki yoğunluğun kimyasal yöntemlerle azaltılması işlemidir.
    AE (Automatic Exposure Metering): Otomatik pozlama sistemidir.
    Aerokartograf: Havadan harita çıkarmaya yarayan fotogrametri aletidir.
    AF (Auto Focus): Otomatik netlemenin kısaltılmışıdır.
    Afnor Standartları: Fransız Standartları Birliği (Française de Normalisation) tarafından yayınlanmış olan standartlara verilen addır.
    Agar: "Jeloz" olarak da adlandırılır. Bir çeşit şeker olan bir lineer galakta'nın sülfürik esteridir. Kendi hacminin 20 katı kadar soğuk su çekebilen ve ısıtılmadan erimeyen, deniz yosunlarından elde edilen jelatin benzeri bir sakız çeşididir. Bazı jelatinli duyar katlara ilave edilir.
    Agrandizman (Enlargement): Bkz. Büyütme işlemi.
    Agrandizör (Enlarger): Negatiflerin kendi orijinal boyutlarından daha büyük boyutlar da basılabilmesini sağlayan optik araç.
    Ajitasyon (Agitation): Kimyasal işlemler sırasında, duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyonun temas etmesini sağlayan yöntem; Bu yöntem özellikle film ve kağıtların gelişterme banyosunda bulundukları sırada ve saptama banyosunun (tesbit banyosu ya da fix) ilk birkaç dakikasında çok önemlidir. Üretici firmaların bu konudaki uyarılarına aynen uyulmalıdır.
    Akromat Renksiz Objektif: Renk sapması kusuru düzeltilmiş, görünen tayftaki bütün ışıklar için kırılma indisi aynı olan, yani aynı noktadaki bütün renklerin görüntülerini aynı noktada netleştirebilen birleşik mercek türüdür.
    Akromatik (Achromatic): "Kromatik" görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış olan objektif; Bkz. Kromatik görüntü bozulması.
    Akromatik Renk Tonu: Oswald'ın renk sisteminde de kullanıldığı gibi; bir rengin içerisindeki siyah beyaz oranının değişimi sonundaki etkidir.
    Aksesuar Yuvası: Fotoğraf makinelerinin üzerinde, genellikle flaş takmak için kullanılan, ek bakaç gibi başka aksesuarların da takılabileceği yuvadır. Bu yuvada ekseriyetle flaş bağlantısı pimleri de yer alır.Ölçekleri standarttır.
    Aktif Katman: Photoshop'ta dokümanı oluşturan kanalların dışındaki her yeni kanala verilen addır.
    Aktinik (Actinic): Işığın herhangi bir madde üzerinde kimyasal ya da fiziksel değişim yaratabilme gücü; Film üzerine düşen ışık duyarkatı oluşturan gümüş tuzlarının yapı değişikliğine uğramalarını, siyah metalik gümüşe dönüşerek görüntüyü oluşturma ayarını sağlamaktadır.
    Aktinometre (Actinometer): Eski devirlerde kullanılmakta olan bir tür ışıkölçere verilen ad.
    Akütans (Acutance): Görüntü keskinliğinin ölçüsüdür.Görüntüyü oluşturan yoğunluk bölgelerindeki sınırların eğim açısının darlığı görüntünün kesinlik derecesini belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliğe kaybolur.
    Alan Derinliği (Depth of field): Üzerinde odaklama yapılan cismen önünde ve arkasında oluşan seçik alandır. Bu alan cismin önünde 1/3, arkasında ise 2/3 oranında oluşur. Alan derinliğinin darlığını ya da genişliğini etkileyen üç öge, objektifin odak uzunluğu, kullanılan diyaframın açıklığı, ve cismin fotoğraf makinasına olan uzaklığıdır.
    Albada Bakacı/Vizörü: Görüntü alanının parlak bir çizgiyle işaretlendiği bir çeşit fotoğraf makinesi bakacıdır. 1932'de E.L.W.Van Albade tarafından yapılmıştır.
    Albümin: Yumurta akında bulunan bir çeşit proteindir.
    Ana Renkler: Kırmızı, yeşil ve mavi ana renklerdir.
    Anahtar Işık: Konuyu aydınlatan ana ışıktır. Noktasal ışık etkisi veren, keskin gölgeler oluşturan sert ışıktır.
    Analine Yöntemi: 1865 yılında bulunan fotoğraf baskısı tekniğidir. Bu yöntemde, resim kağıdı, amonyum bikromat ve fosforik asit eriği ile ışığa duyarlı hale getirilerek gün ışığında pozlandırılır.
    Analog Veri: Dijital fotoğraf makinelerindeki foto sensörler tarafından oluşturulan elektrik yükünü, bilgisayarın ya da yazıcının algılayabilmesi için veriler 1 ve 0 değerlerine çevirilir. İkili sayılar, 1 ve 0 ikili basamaklarından oluşan bir dizedir ya da bit'tir.
    Anamorfik Objektif (Anamorphic Lens): Geniş bir görüş açısındaki görüntüyü sıkıştırarak belirli bir çerçeveye sığdıran objektif türü; Sinamaskop filmler de bu objektiflerle çekilmektedirler. Daha sonra göstericiye takılan bir parça ile görüntünün yayılması sağlamakta ve tüm perdeye kaplamaktadır.
    Anastigmat: Astigmatizmi oluşturan çoğu optiksel yanılmaların düzeltilmesiyle oluşturulan bileşik mercek sistemidir.
    Angstrom: Sayısal olarak bir milimetrenin on milyonda birinin mm'ye eşit olan uzunluğunun birimidir. A, Å biçiminde ifade edilir. Işığın dalga uzunluğunu belirlemek için kullanılır.
    ANSI: Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü'nün standartlarıdır.
    Anthotype: Bir tür baskı tekniğidir. Taze koparılmış, çiçeklerden elde edilen boyar maddeler ile alkol karıştırılır. Daha sonra bitkisel boyalarla kaplanmış kağıtlar güneş ışığı altında pozlandırılır. Pozlandırma süreçleri bazen haftalar boyu sürebilir. Yöntemi ilk olarak Sir John Herschel uygulamıştır.
    Anti Newton: Slaytların yerleştirildiği camlı çerçevelerin sebebiyet verdiği film üzerindeki renkli halkalara erilen isim. Bu sorunun önüne geçebilmek için "antinewton" camlı çerçeve kullanılmalıdır.
    Anti-Aliasing: Photoshop programında alan rengi ile alan kenarındaki renk arasındaki geçişi sağlayan farklı tonlardaki piksellere verilen addır.
    Anti-Halo Tabakası (Anti-halation backing): Filmlerin arka yüzeylerine sürülen ve taşıyıcı taban ya da fotoğraf makinesinin arka kısmından yansıyarak yeniden filme dönüp "halelenme"’ye neden olan ışığı emerek yok eden boyalı katman.
    Anti-Halojen Tabaka: Fotoğraf duyarkatı ile taşıyıcı taban arasına ya da taşıyıcının arkasına sürülen yansımayı önleyici tabakadır.
    Antioksidan: Duyarkat ya da banyodaki kimyasalların özelliklerinin bozulmasını engelleyen kimyasallara denir.
    Antiplanat: bkz. Küreselliği düzelten objektif.
    Antistatik Kaplama: Nem çekici madde ya da metal tuzu içerir. Film tabakalarının arka yüzeyine uygulanır. Elektriksel iletkenliği arttırır. Böylelikle kuru hava küçük sürtünmelerin neden olduğu elektrostatik yüklerin zararsızca boşalmasına olanak sağlar. Duyarkat yüzeyi ve taşıyıcının arkasında toplanan karşı kutup elektrostatik yükler, giderilmediği takdirde kıvılcım olarak boşalır ve duyarkatta statik sis lekeleri oluşur.
    AP (Aperture Priorty): Diyafram öncelikli mod. Fotoğraf makinelerinde, kullanıcı tarafından diyafram değeri seçildiğinde enstantane değeri otomatik olarak ayarlanır.
    Apex (Additive System of Photographic Exposure): Pozlandırmada toplamsal yönteme verilen addır. Pozlandırmayı, Av + Tv = Bv - Sv = Ev eşitliğiyle verir. Av: Diyafram açıklığı (log2f²) Tv: Saniye türünden poz süresi, T = log2 1/T Bv: Mum cinsinden aydınlama seviyesi (foot cinsinden) (log2B/6), Sv: Duyarlılık (2 tabanına göre logaritmik pozlandırma cetveli. ASA ya da BS), Ev: Pozlandırma değeri
    Aplanat (Aplanat): Küresel görüntü bozulmasına karşı gerekli düzeltme yapılmış olan objektifler; BKZ: Küresel görüntü bozulması.
    Aplanat (Aplanat): Renksel ve küresel sapma kusurları düzeltilmiş ve tam açıklıkta kabul edilebilir ayırma gücü veren merceklerdir.
    Apokromat (Apochromat): Tayftaki üç ana renk içinde odak uzaklığı aynı olacak şekilde düzeltilmiş, yani renksel sapma kusuru giderilmiş merceklerdir.
    Apokromatik Objektif: Mercek sisteminde ortaya çıkan renk kusurunu düzelten bir tür objektiftir.



     



  2. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Apron Sarma Şeridi: 1 - Roll ya da 35 mm filmleri tankta geliştirmek için filmle birlikte sarılan kenarları girintili çıkınıtılı plastik şerittir. Kenardaki kabarcık şeklindeki girintili çıkıntılar film yüzeyinin şeride değmesini engeller ve araya banyonun girmesinin sağlar. 2 - Tamburlu parlatma makinelerindeki fotoğraf kağıtlarının konulduğu bezden banttır.
    Ara Banyo (Stop Bath): Bkz. Durdurma banyosu.
    Ara Negatif (Internegative): Renkli saydam filmlerden renkli ya da S/B baskılar yapmak için kopya çıkartılması amacıyla üretilmekte olan özel bir film türü.
    Ara Pozlandırma: İlk gelişmeden sonra duyarkatta kalan pozlanmamış gümüş tuzcuklarının gelişebilmesini sağlamak için, bir dönüşebilir (reversal) malzemenin ikinci gelişiminden önce uygulanan pozlandırmadır.
    Arap Zamkı: Akasya ağacından elde edilen sakızdır. Bundan ötürü "Akasya Sakızı" olarak da anılır. Suda çözülür. Işık ile pozlandırıldığında bikromatlı kaplamalar çözülemez duruma gelir. Bu özelliklerinden dolayıgum bikromat fotoğraf kağıdı yapımında kullanılır.
    Argentotype: 1 - J. F.W. Herschell tarafından 1842'de bulunan, kalitype ve sepya kağıt işleminin temeli olan ilk pozitif gümüş baskı yöntemlerinden birisidir. 2 - Bromür baskı işleminin ilk şeklidir.
    Argon Flaş Lambası: Mikrosaniyede 600 megalumen ışık verebilen, patlamalı (phyrotechnic) ışık kaynağıdır. Bir yüzü saydam cam kaplı konik bir reflektörün içine doldurulqn argon gazı, patlayıcı bir made ile patlatılır.
    Ark Lambaları (Arc Lamps): Fotoğrafçılıkta aydınlatma amacıyla kullanılan, iki karbon çubuğun birinden diğerine elektrik atlaması ilkesine göre çalışan bir aydınlatma kaynağı türü.
    Arka Netlik: 1- Objektif sonsuza netlendiğinde en arka eleman ile film düzlemi arasındaki uzaklıktır. 2 - Bazen netlik ayarının arka plana yapılması anlamında da kullanılır.
    Arkadan Aydınlatma: Fotoğrafı çekilen objenin arkasından, fotoğrafmakinesine doğru verilen aydınlatma türüdür. Objenin çevresinde ışıklı bir çizgi ya da silüet elde etmeye yarar.
    Arkadan Projeksiyon: Fondaki perdeye projeksiyon aletiyle görüntü düşürme işlemine denir. Bu yöntemle stüdyo çekimlerinde istenilen fon sağlanır.
    Arşivlik İşlem: Fotoğraf baskılarının uzun süre bozulmadan kalması için özel metodlarla yapılan özenli işlemlerdir. İşlem sonunda baskıda kalan (tiyosülfat) hipo miktarı inç karede 0.005 miligramı geçmemli, kalan gümüş bileşiklerini saptama testi de olusuz sonuç vermemelidir. Baskı kağıdı selenyum, sülfit ya da tercihen altın tonlu olmalıdır.
    Artifact: Bilgisayarda işlem probleminin neden olduğu bir görüntü hatasıdır.
    Artigue Yöntemi: 1878'de Frederic Artigue tarafından bulunan ve 1893'te oğlu tarafından değiştirilip geliştirilen baskı yöntemidir. Resim kağıdı, siyah renk veren bir kmyasal maddeyle kaplanır ve yapışkan (koloduon) çözeltisi içerisinde bekletilir. Baskıdan önce kağıt potasyum bikromat çözeltisi ile ışığa karşı duyarlılaştırılır. Kağıt kuruduğundan baskı işlemine hazır olmuş olur.
    ASA (ASA): Filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen Amerikan standartlarına uygun ölçü birimi; (ASA-American Standarts Association) ASA değeri büyüdükçe filmin ışığa karşı duyarlılığı da artar.
    ASA/BS Amerikan ve İngiliz standartlarını göstermekte kullanılan ortak ölçü birimidir.
    Asetat Film: 1- Saydam ya da yarı saydam ince plastik tabakalardan oluşan, "yanmaz film" olarak da adlandırılan film türüdür. 2- Selülozasetat, triasetat ya da diğer asetat bileşiklerinden yapılan film taşıyıcıdır.
    Asetat Taban (Acetate Base): Filmlerde ışığa karşı duyarlı katmanın üzerine sürüldüğü, selüloz asetat'tan yapılmış, yanmaz ve saydam taşıyıcı taban katmanı.
    Asetik Asit (Acetic Acid): Ara banyo ya da durdurma banyosunun hazırlanmasında kullanılan asit özelikli madde.
    Asferik Objektif: İçerisinde bir ya da daha fazla element olan, küresel ve diğer sapmaları azaltmak için şekillendirilmiş, küresel olmayan yüzeylere sahip objektiftir.
    Asit Tesbit Banyoları (Acid Fixing Solutions): Banyo edilmekte olan film yada kağıtlarla tesbit (Saptama) banyosuna taşınan geliştirici banyoların etkisini hızla yok etmek amacıyla kullanılan ve asit özelliği gösteren tesbit banyolarıdır. (Sertleştirici asit tesbit banyoları ile karıştırılmamalıdır; Bkz. Sertleştirici asit tesbit banyoları)
    Asitle Sertleştirilmiş Saptama Banyosu: Filmin jelatin kısmında potas alum ya da krom alum gibi jelatini güçlendiren maddelerin oluşmasını sağlar.
    Astigmat Düzeltici Mercek: Astigmatizmi oluşturan çoğu optiksel yanılmaların düzeltilmesiyle oluşturulan bileşik mercek sistemidir.
    Astigmatizm: Mercekten gelen parelel ışık ışınlarının eğik demetleri, bir noktadan daha çok, bir çizgi gibi odağa gelmesi sonucu oluşan mercek sapmasıdır.
    Aşırı Duyarlılaştırma: Fotoğraf makinesinde pozlandırma öncesi ya da sonrasında, bir duyarkatın üretildikten sonraki etki hızının arttırma tekniğidir. Ön pozlandırma yöntemleri: 1- Sulandırılmış amonyağa kısa daldırma ve çabuk kurutma yöntemi. 2- Aşırı duyarlı duruma getiren buharlara (sıva buharı, sülfür dioksit gibi) 24 saatte kadar uygulama yöntemi. 3- Gelişmede tam görülebilir bir görüntü oluşturmak için gerekli sürenin yaklaşık 1/200'ü beyaz ışık ile ön pozlandırma yaparak pozlama. Geliştirmeden önce (1/400 arttırılır) ve pozlandırmadan sonra oldukça zayıf bir ışıkla en azından 30 dakika pozlandırma gerektiren bir pozlandırma kaydetme yöntemidir.
    Aşırı Geliştirme: Film ve baskı işlemlerinde geliştiricinin fazla uygulanmasıdır. Bunun sonucu olarak da aşırı yoğunluk, kontrast, sislenme ve lekelenme görülür.
    Aşırı Oranda İndirgeme: Filmdeki kontrastın azaltılma işlemine denir. Amonyum ya da potasyum persülfat ile aside olmuş ya da potasyum bikromat ile aside olmuş bir eriyikte görüntü ağartılarak, sulandırılmış bir geliştiricide kısmen tekrar geliştirme işlemi yapılır.
    Aşırı Oranda Kuvvetlendirme: Filmdeki düşük kontrastın güçlendirilmesi işlemine verilen ad.
    Aşırı Pozlandırma: Aşırı pozlandırma sonucu oluşan yoğun negatiflerde gölgeler koyu, aydınlık alanlarda detaysızdır.
    Atmosferik Perspektif (Aerial perspective): Atmosferde oluşan isis ve pus gibi meteorolojik olayların fotoğrafta yarattığı uzaklık ya da derinlik duygusu; sis ve pus havada zaten varolan ve tüm filmlerin aşırı derecede duyarlı oldukları morötesi ışınları olağanüstü derecede artırır. Bu ise duyarkat üzerinde genel bir yoğunluk yaratır. Sonuçta çekime konu olan cisimler uzakta, silik, ayrıntıdan yoksun ve belli belirsiz görülürler. İşte buna da atmosferik perspektif denilmektedir.
    AV: Diyafram seçimini fotoğrafçının yaptığı, enstantane ayarının buna göre otomatik ayarlandığı "diyafram öncelikli" çekim modudur.
    Ayarlanmış Odak Uzaklığı: Bir objektifin görüntü alanının tümünde en iyi sonucu veren netlik uzaklığıdır.
    Aynalı Objektif (Mirror Lens): Yapılışında çeşitli aynaların kullanıldığı objektif türü; Bunlar "katadioptirik" objektifler olarak da anılırlar. Çok büyük odak uzunluklarını, objektifin gövdesini uzatmadan sağlarlar. Morötesi ve kızılötesi radyasyonun ışık tayfını emerek ve renksel dağılım yapmadan, yansıma yüzeyleri üzerinde gerçek görüntü yaratmasını sağlayan sistemdir.
    Aynalı Tele Objektif (Katadioptrik Tele Objektif): Bu objektiflerin ismi "catoptrik - yansıma" ve "dioptrik - kırılma" kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşmuştur. Objektif içindeki ışık, sadece merceklerden kırılarak geçmekle kalmaz, aynalar yardımıyla katlanarak yolunu uzatır. Böylece, optiğin yapısı küçük tutularak ozak uzaklığı arttırılmış olur.
    Az Geliştirme (Under-Development): Geliştirme işlemi sırasında ısının yetersiz olmasından ya da banyo süresinin kısa tutulmasından kaynaklanan durum; Bu durumda görüntünün yoğunluğu ve kontrastı azalır.
    Az Pozlandırma: Fotoğraf çekimi sırasında ya da agrandizörle baskı aşamasında görüntünün yoğunluğunu ve kontrastlığını azaltmak amacıyla normalden daha az pozlandırılmasıdır.
     



  3. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    B Ayarı: Fotoğraf makinelerinde "B" ile sembolize edilen bir obtüratör ayarıdır. Denklanşöre basıldığı sürece obtüratör açık kalır.
    B Ayarı (B Setting): Örtücü hızı ayarının bir birimidir. Ayar düğmesini ya da bileziği "B" durumuna getirildiğinde örtücü, deklanşörün basılı kaldığı sürece açık kalacağı anlamını taşır.
    B Kalite Cam: İki yüzeyi de düzgün paralel olan optik camdır. Filtre yapımında kullanılır. "T" kalite cam olarakta ifade edilir.
    B Tipi Renkli Film (Type B Color Film): 3200ºK renk ısısına sahip yapay aydınlatmaya dengelenmiş renkli filmlerin genel adı.
    Bağıntılı Diafram Açıklığı:Bir merceğin ışık geçirme gücünü anlatan ve odak uzaklığının, kullanılan mercek açıklığına bölünmesi ile elde edilen sayıdır.
    Bakır Tonlayıcı: Bromür baskıları tonlamada kullanılan bir metot. Morumsu kırmızı ve sıcak tonlu siyahlar elde edilir.
    Balık - Gözü Objektif (Fish-eye Lens): Çoğu zaman görüş açısı 100ºnin üzerindeki geniş açılı (çok kısa odak uzunluklu) objektiflere verilen genel ad; Bu objektiflerin kimileriyle 180º görüş açısı elde edilebilmektedir. Bu tür objektiflerin verdikleri görüntüde ise aşırı bir görüntü bozulması (Dairesel görüntü) söz konusudur.
    Banyo (Chemical Baths): Filmlerde ya da kağıtlarda oluşturulan gizli görüntüyü görülebilir kılmak, geliştirme banyosunun kimyasal işleminin sona ermesini sağlamak ve ışık görmemiş olan gümüş bromür zerreciklerini kendi içine alarak filmin saydamlaşmasını ve ışıktan etkilenme özelliğini yok etmek ve benzeri daha bir çok işlemi yapmak için kullanılan çeşitli kimyasal bileşimler.
    Barit (Baryta): Kağıt ve diğer lifli malzemelerden yapılmış olan fotoğraf kağıtlarında duyarlı katmanın emilmesini önlemek için kullanılan kaplama;Bu kaplama baryum sülfat'tan yapılmaktadır.
    Basamak (F/Stop): Bkz. Diyafram değeri.
    Baskı: Filmdeki görüntünün fotoğraf kağıdına basım işlemine verilen addır.
    Baskın Dalga Boyu: 1 - Rengin öznel duygusuna eşit renkli ölçümlü objektif sembolü. "d" 2 - Genellikle görünen renge hemen hemen aynı düşen renkli bir ışıktaki salga boyudur. Renkli filtreden geçen dalga boyu buna örnektir.
    Baskın Renk: Tek renkli renk sisteminde, rengin dalga boyu ölçülmüş bir renge, beyaz karıştırıldıktan sonra renk ölçümü eşlenebilen tayfsal rengin dalga uzunluğudur.
    Bas-Rölyef (Bas-Relief): Aynı görüntünün hem negatif hem de pozitif filmlerinin birbirine yapışık fakat biraz kaydırılmış durumda agrandizöre takılması ve basılması sonucu elde edilen fotoğraflara verilen ad; Bu yöntemle elde edilen fotoğraflar, ara tonları bulunmayan ve cisimleri dış çizgileri ile ortaya koyan ve biraz da üç boyutlu izlenimi veren fotoğraflardır.
    Bayonet (Bayonet Mount): Fotoğraf makinelerinde, objektifin gövdeye kolaylıkla takılıp çıkarılmasını sağlayan kilitli mekanizmadır.
    Beer Kanunu: Işığın geçtiği malzeme tarafından emilmesi, ışık ışınlarının içinden geçtiği molekül sayısı ile doğru orantılıdır. Eğer ışığı emen molekülde kimyasal değişimler olursa, bu yasa geçerli değildir. Eğer emici malzeme emici olmayan bir ortamda çözülmüş ise emilme, çözeltinin konsantrasyonuna bağlıdır.
    Beers Geliştirici: İki ayrı eriyikten oluşan; metol ve hidrokinon içeren kontrast kağıt banyosudur.
    Bekerel Işınları: Gümüş tuzları üzerindeki sislenmeye neden olan radyoaktif ışınlardır.
    Belitski Hafifletme Eriği: Negatifler için asit saptama banyolarında tonları açıcı olarak kulanılan, ferrik potasyum sitrat ya da oksalat eriğidir.
    Bellek Kartı (Memory Card): Dijital fotoğraf makineleri ile çekilen görüntülerin saklandığı; fotoğraf makinesine takılıp, çıkartılabilir hafıza deposuna denir.
    Beta Değeri: Bir duyarkatın, kontrast ifadesinin değişim ölçüsü metodunun, Almanlar tarafından kıllanılan değeridir.
    Beutler Metodu: Minyatür fotoğraf makinesi ile çalışırken; az duyarlı, ince grenli filmin, metol, sülfit ve sodyum karbonat içeren çok hızlı bir geliştirici banyonun kullanımıdır. Ayrıntıda daha fazla keskinlik verir.
    Beyaz Ayarı (White Balance): Birçok video sistemi kullandığı bir ayar türüdür. Bu ayar ortam ışığından kaynaklanan olası renk sorunlarını ortadan kaldırır. Beyaz ayarında renk dengesi şu sistemi varsayar; normal durumda eğer bir beyaz nesnenin beyaz gözükmesi sağlanıyorsa, diğer kalan renkler de istendiği gibi gözükebilir. Eğer orijinal ışık doğru renk ısısına(günışığı) yakın değilse, beyaz ayarı beyazı diğer renklerden sağlar. Profesyonel fotoğraf makinelerinde de beyaz ayarı mevcuttur.
    BIT (Binary Digit): Hafızanın en küçük birimi. Dijital kavram olarak “0” ve “1”i ifade eden "binary" ve "digit" kelimelerinin kısaltmasıdır.
    Biçim Bozulması: Fotoğraf baskı işleminde elde edilen, normal görüntünün büyüklüğünde, oranlarında ya da tonlarındaki herhangi bir değişimdir.
    Bikromat İşlemi: Organil yapışkanlar (sakız, zamk, albümin ve jelatin) ile birleşen potasyum ya da amonyum bikromatla uygulanan fotomekanik işlemdir.
    Bikromatlı Albumin İşlemi: G. Bonnet tarafından 1890 tarihinde geliştirilmiş fotomekaniksel çoğaltma işlemidir.
    Bikromatlı Jelatin: G. Suckow tarafından 1839 tarihinde geliştirilmiştir. Buna göre; çözülebilir bir bikromat bileşimiyle ışığa duyarlı hale getirilir. Bağlayıcı olarakta jelatin kullanılır.
    Bileşik Objektif (Compound Lens): İki ya da daha fazla sayıda mercek biriminin kullanılarak yapılan objektifler; Böylece objektiflerin aydınlatma indisini büyütmek, görüntü bozulmalarını gidermek ve görüntü kalitesini yükseltmek mümkündür.
    Bilgisayarlı Flaş Sistemi: Günümüz teknolojisinde flaşlar, optik fotosel bir göz ve küçük bir bilgisayar sistemiyle donatılmıştır. Fotoğrafı çekilecek objeden yansıyan ışığa göre bilgisayar sistemi, ideal ışık şiddeti ile belirli bir uzaklık alanı içerisinde otomatik poz denetimi sağlar.
    Bindirme (Montage): İki ya da daha fazla görüntünün birbiri üzerine bindirilerek, başka bir deyişle farklı filmlerdeki farkı görüntülerin aynı kağıt üzerinde birleştirilerek kullanılması.
    Birinci Banyo (Developer): Bkz. Geliştirici banyolar.
    Birleşik Baskı: İki ayrı negatifin aynı fotoğraf kağıdı üzerinde basılması yöntemidir.
     



  4. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Bit: Dijital görüntünün temel birimidir. 8 bit 1 byte'a eşittir.
    Blör (Blur): Görüntü işleme programlarındaki netsizlik, bulanıklık etkisidir.
    BMP: Dos, OS/2 ya da Windows uyumlu bilgisayarlardaki standart resim formatıdır. BMP formatı RGB, listelenmiş renkler, grilik skalası ve Bitmap renklerini destekler.
    Boraks: Sodyum tetraborat olarak adlandırılır. Soğuk suda az eriyen beyaz kristel yapılı maddedir. Zayıf alkali özelliğinden dolayı, ince gren geliştiricilerinde etkiliyici olarak kullanılır.
    Borik Asit: Kristal yapılı beyaz toz halindedir. Potas ve alümlü saptayıcıların ömrünü uzatmak için kullanılır. Boya Süblimasyonlu Yazıcılar (Thermal Printers): Dijital fotoğraf makinesiyle çekilen görüntülerin bilgisayar gerekmeden doğrudan baskı yapabilme olanağını sağlayan bir yazıcı türüdür. Bu tip yazıcılarda görüntü, boya süblimasyonu tekniği kullanılmaktadır. Boya süblimasyoınlu yazıcılarda buharlaştırılmış renk boyası görüntüyü oluşturur.
    Boyut (Size): Fotoğraf makinelerinde, filmlerde ve fotoğraf kağıtlarında büyüklüğün ölçüsünü ifade eden deyim.
    Bölgesel Kontrol (Local Control): Bkz. Maskeleme.
    Bracketting: Bkz. Poz taraması
    Bromür: Hidrobromik asit tuzudur. Işığa duyarlı tuz olan gümüş bromür ile geliştiricilerde sınırlayıcı olarak kullanılan amonyum ve potasyum bromür, fotoğrafçılıkta kullanılan başlıca bromürlerdir.
    Bromür Kağıdı (Bromide Papers): En yaygın olarak kullanılmakta olan fotoğraf kağıdı türüdür. Duyarlı katmanın gümüş bromür'den (AgBr) yapılmış olduğunu belirtir.
    Bromürlü Kağıtlarda Yedirme: Bromürlü kağıda basılmış fotoğrafın, tonlarını permanganat asidi ve saptama ile ağırtma işlemidir. Dokulu kağıtlarda gravüre benzer bir görüntü verir.
    Bronzlaştırma: Siyah gümüş görüntünün yüksek ısıda kurutulup gümüşün zerrecikler haline getirilmesidir. Böylece saçılma ve yansıma arttırılarak, kahverengi mor tona dönüşüm sağlanır.
    Brownie (Brownie): 1900 yılında üretilen Kodak marka kutu fotoğraf makinelerinin tescilli ismi.
    BSI (BSI): İngiliz standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen ölçü birimleri. (British Standarts Institute kelimelerinin kısaltılmasından oluşmaktadır.)
    Bubble Jet Yazıcılar: Canon firmasının ürettiği bir çeşit yazıcı olan "Bubble Jet", dijital fotoğraf makinelerinden doğrudan baskı alınabildiği gibi bellek kartından ve bilgisayardan da baskı imkanı sağlıyan özelliğe sahiptir.
    Bug: Bir yazılım ya da donanımda meydana gelen hata ya da sorun anlamıundadır.
    Bükülme (Curuature of Field): Objektiflerin neden olduğu ve odak düzleminde bükülme ile sonuçlanan görüntü bozulması.
    Büyük Format Fotoğraf Makineleri (Large Format Cameras): Teknik kamera, stüdyo kamerası olarak da adlandırılan bu makinelerde perspektif düzeltmeler yapılabilir; genellikle 13x18 cm. ve daha büyük boyda tabaka film kullanan fotoğraf makinelerinin genel adı.
    Büyük Odak Uzunluğu (Long Focus): Fotoğraf makinelerinin kullanmakta olduğu filmin köşegen uzunluğundan daha büyük odak uzunluğuna sahip objektiflere verilen genel ad.
    Büyütme (Enlargement): Genellikle küçük boyutlu olan negatif filmlerden, kendilerinden çok daha büyük boyutlu olarak gerçekleştirilen kart baskısı işlemi.
    Büyütücü (Enlarger): Bkz. Agrandizör


    C-41 Banyo: Bir cins renkli negatif film banyosudur.
    Cabannes - Hoffmann Etkisi: Gümüş halojenürü duyarlı malzemeler, kısa süreli pozlandırmalarda, uzun süreli pozlandırmaya göre daha çabuk gelişirler. Kısa süreli pozlandırmada, gizli görüntüyü oluşturan noktalar. Genişler ve daha verimli gelişmiş merkezler oluşturur. Elektronik flaşın 1/1000 saniyeden daha az olmayan kuvvetli pozlandırmalarında geliştirme süresi %50 arttırılmalıdır.
    Calotype: Kağıt negatiften elde edilen ilk fotoğraf işlemlerinden birisidir. Gümüş iyodür kaplı kağıt, pozlandırma ve geliştirmeden hemen önce duyarlılaştırmak için gümüş nitrat, gallik asit ve asetik asit çözeltisine daldırılır. Aynı eriyikte de geliştirilir. KAğıt daha sonra baskı için balmumuyla şeffaflaştırılır. Talbotype da denir. (Fox Talbot)
    Camda Albumin İşlemi: 1847'de Abel Niepce de Saint Victor tarafından geliştirilmiş olan ve taşıyıcı olarak cam levha kullanılan ilk pratik fotoğraf işlemidir. Cam levha, potasyum iyodür karıştırılmış yumurta akı ile kaplanıp kurutulur ve gümüş nitrat ile asitlendirilerek ışığa duyarlı hale getirilir. 5-15 dakika pozlandırıldıktan sonra gallik asit aracılığıyla geliştirilir.
    Cameo Aydınlatması: Arka plan tamamen karanlık, ön plandaki nesnenin ise; istenilen yerlerinin aydınlatılmasıdır.
    Camera Lucida: Kağıt üzerine resim yapmayı sağlayan fotoğraf makinesinin ilk taslağı olan alettir.
    Camera Obscura: Ön yüzünde küçük bir delik bulunan karanlık oda şeklindeki kutudur. Delikten geçen ışınlar karşı yüzde dışardaki nesnelerin ters görüntüsünü oluşturur. Önceleri perspektifli resim çizmekte kullanılmıştı. Sonraları arka yüzeyine film konularak fotoğraf makinesi haline getirildi. Prensipleri Arap bilginlerce saptanmış olan camera obscura'yı daha sonra Leonardo da Vinci geliştirmiştir. (1452 - 1519) Giovanni Batista Della Porta'nın tasarımından sonra (1558), 1568'de Daniello Barbaro, ön yüzdeki deliğe bir mercek yerleştirerek görüntünün parlaklığını ve kalitesini arttırmıştır.
    Capture: Kullanılan programın belli bir durumunu kaydetmesi işlemine denir. Ekseriyetle görüntü programlarında kullanılır.
    Carey-Lea Filtre Tabakası: Sarı koloidal gümüşlü jelatin filtredir. Dönüşebilir filmlerde en üstteki maviye duyarlı tabakanın altına konularak, enerjisi yüksek olan mavi ışınların, aşağıdaki yeşile ve kırmızıya duyarlı tabakalara geçip etkilenmesini önlemek için kullanılır. Bu filtre tipinin avantajı; dönüşebilir işlem sırasında negatif gümüşün ağartılabilir ve dökülebilir olmasıdır.
    Casus Fotoğraf Makineleri: Kibrit kutusu, çakmak, kol saati gibi gözüken gizli küçük fotoğraf makineleridir.
    CC Filtre (Color Correction): bkz. Filtreler
    CCD (Charged Coupled Device): CCD, bir fotoğraf makinesinin görüntü algılayıcısıdır. CCD yani "charged-coupled device" Türkçe'ye çevrildiğinde "birleştirilmiş-yüklü cihaz" anlamına geliyor. Makinenin kalbi olan CCD, renk ve ışık bilgilerini tutarak bu bilgileri sayısal veri ya da piksellere dönüştüren aygıttır.
    Cds Hücre: Objektiften ölçüm yapan kadmiyum sülfit hücreye verilen addır.
    CIE: Aydınlatma konusunda standart belirleyen uluslar arası komisyondur. "Commission - Internationale de l'Eclairage"ın ilk harflerinden oluşur.
    CIE Aydınlatıcıları: Genel renk ölçümü için kullanılan standart aydınlatıcılardır.
    Cıva Buharlı Lamba (Mercury Vapour Lamp): Lamba tüpünün içinde bulunan cıva buharından elektrik akımı geçirme ilkesi ile çalışan yapay aydınlatma kaynağı.
    Cibachrome: Renkli saydamlardan kendine özgü fotoğraf kağıdı üzerine pozitif renkli baskı yapma yöntemidir.
    Cloning: Görüntünün bir bölümünü başka bir görüntüye ya da aynı görüntünün farklı bir alanına kopyalama işlemine denir.
    CMOS: Dijital kameralarda görüntü yakalama çipidir.
    CMOS Sensörü (Complimentary Metal Oxide Semiconductor): Dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür görüntü algılayıcısıdır.
    CMYK: Dört rengin İngilizce'sinin baş harfleri alınarak meydana getirilmiş bir terim. Bu renkler cyan (mavi), magenta (morumsu kırmızı renk), yellow (sarı) ve black (siyah) tır. Mürekkep püskürtmeli ve lazerin de aralarında bulunduğu bir çok türde renkli yazıcı bu dört renkten oluşan sistemi kullanırlar.
    Compact Flash Kart: Dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan bir tür veri saklama kartıdır.
    Compositing: İki ya da daha çok görüntüyü birleştirme işlemine denir.
    Compression (Sıkıştırma): Dosya boyutunu küçültme işlemine denir.
    Crown Camı: Kırılma indisi 1,55 - 1,65, Abbe sayısı (Saçılma indisi) 63 - 51 arasında olan optik camlar için kullanılan terimdir.
    Cyan: bkz. Siyan
    Cyanotype: Kağıda gümüş yerine demir tuzları emdirilir. Bir tabaka kağıt demir amonyum sitrat ve potasyum iyonize demr solüsyonu ile karanlıkta kaplanır ve kurutulur. Örnek kopyalanmak üzere kağıdın üzerine konur ve baskı çerçevesine yerleştirilir. Pozlandırma işlemi direkt gün ışığında, yaklaşık 15 dakikada yapılır. Sonrasında kağıt suda yıkanır. Oksitlenme yöntemi baskıyı siyan rengine çevirir. Yöntem de adını bu durumdan alır. 1842 yılında ilk olarak Sir John Herschel bu yöntemi gündeme getirmiştir.
     



  5. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Çadır Aydınlatması: Çok yansıyan objelerin (mücevher, gümüş, metal vb.) fotoğrafı çekilirken yansımalarını önlemek için kıllanılan aydınlatma şeklidir. Obje, yağlı kağıt ya da beyaz astar bezinden yapılmış bir çadırın içine yerleştirildikten sonra dış taraftan aydınlatılır.
    Çalkalanma (Agitation): Kimyasal işlemler süresince duyarlı yüzeye sürekli olarak bozulmamış banyoların temas etmesini sağlayan yöntem. Bu yöntem özellikle film ve kağıtların geliştirme banyosunda bulundukları sırada ve saptama banyosunun (Tespit banyosu) ilk bir kaç dakikasında çok önemlidir.Üretici firmaların bu konudaki önerilerine aynen uyulmalıdır.
    Çevrinme (Panning): Örtücü hızının en üst noktaya çıkartılmasına rağmen hareketin dondurulmaması ya da fotoğrafta hareket izlemi elde etmek için fotoğraf makinesinin, konunun hareketini izlemesi ve fotoğrafın tam bu anda çekilmesi işlemi.
    Çift Dışbükeyli Mercek: İki yüzüde kenarlarından merkeze doğru dışa eğimli yüzleri olan tek mercek elemanına verilen addır.
    Çift Görüntü Prizması: Bir objenin iki görüntüsünü oluşturan, bir mercekle birlikte blok bir prizmadır.
    Çift İçbükeyli Mercek: İki yüzüde kenarlarından merkeze doğru içe eğimli yüzleri olan tek mercek elemanına verilen addır.
    Çiftküresel Mercek: İki yüzeyi de küresel biçimde olan mercektir.
    Çiftli Sistem: Filmde iki görüntüyü yanyaa kaydeden mikro film sistemidir.
    Çok Amaçlı Geliştirici Banyo (Universal developer): Genellikle metol ve hidrokinon içeren hem film, hem de kağıt banyosu olarak kullanılabilen geliştirici banyolara verilen ad. Bu banyoların film ve kağıtlar için sulandırma oranları değişmektedir.
    Çözelti Yoğunluğu: Bir çözeltide, eriyen maddenin çözücüye oranıdır. Her ağırlıktaki ağırlık, her hacimdeki ağırlık ya da her hacimdeki hacim olarak gösterilir. En sonuncusu bazen sıvı karışımlar için kullanılır. Yoğunluk yüzde ile ifade edilir.
    Çözünürlük: Görüntü kalitesine denir.


    D-76: Kodak firmasının piyasaya sürdüğü film geliştiricisinin adıdır.
    Daguerreotype: İlk fotoğrafik baskı yöntemidir. Gümüş ile kaplanmış bakır levha, iyot buharına tutulur; böylelikle elementel gümüş ışığa duyarlı gümüş iyodüre dönüşür. Pozlandırılan levha sıcak cıva buharına tutulur. BU işlemle elementel gümüş, cıva ile amalgam oluşturur. Böylelikle ışık almış yerlerde beyaz gümüş amalgam oluştururken ışık lmamış koyu kalır ve görüntüpozitif oluşur.
    Data: Veri. Bilgisayar ortamında kullanılan her türlü bilgiye verilen addır.
    Degrade: Bir renkten bir başka renge geçiş sırasında meydana gelen renk geçişidir.
    Değmeli Baskı Kağıdı: Değmeli baskı ile pozitif yapmak için genellikle gümüş klorürlü duyarkatı olan yavaş gelişen kağıtlar kullanılır.
    Değişken Kontrastlıklı Kağıtlar (Variable Contrast Papers): Baskı işlemi sırasında farklı renklerde ışık kullanılarak farklı kontrastlık derecelerinin elde edilebildiği özel bir fotoğraf kağıdı türü.
    Değişken Odak Uzunluklu Objektif (Variable Focus Lens): Belirli alt ve üst sınırlar içindeki tüm odak uzunluklarına sahip olabilen objektif türü; zoom objektif.
    Değmeli Baskı Çerçevesi: Ahşap, metal ya da plastikten yapılmış değmeli baskıda kullanılan çerçevedir. Duyarlı malzeme negatifin arkasından pozlandırılır.
    Değmeli Baskı ya da Kontak Baskı: Fotoğraf kağıdının üstüne doğrudan negatiflerin konmasıyla pozlandırılması işlemidir.
    Deklanşör (Shutter release): Örtücünün açılıp kapanmasını sağlayarak fotoğrafın çekilmesini sağlayan düğme.
    Deklanşör Kablosu (Cable release): Fotoğraf çekerken deklanşöre basıldığında doğabilecek titreşimleri yok etmek ya da deklanşöre uzaktan kumanda edebilmek amacıyla kullanılan esnek ve bükülebilen tek biçimindeki deklanşör.
    Delete: Silme işleminin İngilizce kelime karşılığı
    Deneme Şeriti: Doğru pozlandırmayı belirlemek için üzerinde farklı pozlandırmalar yapılmış ve banyoda geliştirilerek görülebilir duruma getirilmiş ışığa duyarlı malzemenin bir parçasıdır.
    Denklanşör: Senkronize flaş kullanıldığında flaş devresini tamamlayan ve pozlandırmak için obtüratörü çalıştıran ya da fotoğraf makinesinde diğer denetimleri de yapan düğmedir. Bir çok 35 mm. fotoğraf makinesinde denklanşör, otomatik diyafram denetimi ve pozometre düğmesi gibi diğer işlevlere de yarar.
    Denklanşör Kablosu: Denklanşör düğmesine dokunmadan bir kablo aracılığıyla çalıştırmaya yarayan alettir.
    Densitometre (Densitometer): Yapılan kimyasal işlemler sonucunda siyah metalik gümüşe dönüşerek oluşan yoğunluğu ölçen araç.
    Densitometri: bkz. Yoğunluk ölçümü
    Derişik Eriyik (Stock Solution): Bkz. Sulandırılmamış eriyik.
    Developer (Developer): Bkz. Geliştirme işlemi.
    DIN (DIN): Alman standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarının belirleyen değerleridir. DIN-Deutche Industrie Normen kelimelerinin kısaltılmasından oluşmaktadır.
    Diapozitif (Diapositivie Slide): Bkz. Saydam
    Diffuser: bkz. Işık Yumuşatıcı
    Difüzör (Diffuser): Işığı yayan ya da yumuşatan her türlü malzemeye verilen genel ad. Işık yumuşatıcısı ışık kaynağına yaklaştıkça yumuşatma etkisi azalır.
    DIN Birimi: 1931 yılında Alman Endüstri Normlarının duyarkat duyarlılıklarına verdiği birim duyarlılık skalası logaritmiktir. Her DIN duyarlılık birim değeri 3 kat arttığında duyarlılık 2 katı artar.
    DIN Standartları: "Deutsche Industrie Norm" baş harflerinden oluşan Alman standartlarıdır.
    Diopter (Diopter correction): Bazı fotoğraf makinelerinin vizörünün hemen yanında bulunan göz ayarıdır. Ancak unutulmamalıdır ki, diopter ayarları bütün göz sorununa çare değildir.
    Diyafram: Bir mercek düzenine giren ışığın denetimini sağlayan sistemdir.
    Diyafram Değeri (F/number): Diyafram çeşitli açıklık durumlarını simgeleyen sayılar; Diyafram değeri, objektif çapının, diyafram açıklığı çapına bölünmesi ile bulunur. Belirli bir diyafram değerine sahip tüm objektiflerin, o değerde, aynı miktarda ışık geçirmeleri gerekir. Diyafram değerlerinin sayısal olarak yükselmesi, makineye girecek ışığın azalacağını, küçülmesi ise artacağını gösteriri. Diyafram değerleri arasındaki en önemli bağlantı ise, herhangi bir değerin bir öncesindeki değerin kendisine göre tam iki misli, bir sonraki değerin ise yine kendisine göre tam yarısı kadar ışık geçirgenliğini ifade etmeleridir.
    Diyoptri: Tek bir merceğin gücünü anlatan birimdir. Metre olarak; odak uzaklığının tersine eşittir. (+) ince kenarlı, (-) kalın kenarlı mercekleri gösterir.
    Diyoptri Gücü: Bir merceğin ışığı kırma gücüdür. Diyoptri ile gösterilir.
    Document Size: Dosya boyutu anlamına gelir.
    Doğal Işık: Çoğunlukla güneş ışığı, ay ya da yıldız gibi doğal ışık kaynaklarıdır.
    Doğal Yoğunluk Filtresi (Neutral Density Filter): Fotoğraf makinelerinde, objektife takılarak kullanılan gri renkle filtrelerdir. Tüm renklerde aynı oranda süzüm yaptığı için sonuçsal görüntüde herhangi bir renk kaybına neden olmazlar. Diyafram ve örtücü hızı ile oynamanın mümkün olmadığı durumlarda, makineye girmesi gereken ışığın azaltılması amacıyla kullanılırlar.
    Dolgu Flaş: Ana ışık kaynağına ilave olarak, gölgeleri yumuşatmak ya da konuyu aydınlatmak amacıyla kullanılan flaş aydınlatmasıdır.
    Dönüşebilir İşlem: Pozitif oluşturmak amacıyla pozlandırma işlemine verilen addır. Normal negatif görüntüyü oluşturmak için geliştirerek, bu görüntü ağartılır. Aside olmuş potasyum bikromat eriğinde kalan gümüş bromürü gelişebilir duruma getirmek için beyaz ışık ile ara pozlandırma yapılır. Kalan görüntüyü karartmak için; ikinci kez geliştirilerek pozitif oluşturulur. Böylelikle kalan görüntü karartılmış olur. gelişmemiş gümüş bromürü ortadan kaldırmak içinde saptama banyosu uygulanır. Çok tabanlı renkli dönüşebilir malzemelerde ise; bir renk geliştiricisi karartan geliştirici yerine kullanılır, pozitif gümüş görüntü ağartılır ve saptanarak boyalardan oluşan bir görüntü elde edilir.
    Dönüşebilir Malzeme: Fotoğraf makinesinde pozlandırılmış film üzerinde pozitif görüntülerin oluşumu için tasarlanmış fotoğrafik malzemelere denir.
    Dönüşümlü Malzeme (Reversal Material): Çekimden sonra geçirdiği kimyasal aşamalar sonucunda doğrudan doğruya gerçekte renk ve tonlarla uygun görüntü veren malzeme.
    DPI (Dots Per Inch): Bir fotoğrafı meydana getiren "bir inçteki noktaların" (dots per inch- DPI) sayısını ifade eder. DPI daha çok baskıda kullanılan bir terimdir.
    DPOF: Canon dijital fotoğraf makinelerinde, doğrudan baskı yaparken LCD ekranından seçilen görüntünün basılmasını sağlayan sistemdir. Kelime, İngilizce "Digital Print Order Format" ifadesinin kısaltmasından oluşur.
    DSP: Bkz. Dijital Sinyal İşlemci
    Durak (Stop): bkz. Diyafram değeri.
    Durdurma Banyosu (Stop bath): Geliştirme banyosundan sonra bu kimyasal işlemi durdurmak ve geliştirme banyosunun film ya da kağıt aracılığıyla saptama banyosuna taşınıp bu banyonun kimyasal bileşimini bozmasını önlemek amacıyla kullanılan bir banyo.
     



  6. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Duyarkat (Emulsion): Fotoğraf film ve kağıtlarında, görüntünün oluşturulabilmesi için kullanılan ve gümüş tuzlarından oluşan, ışığa karşı duyarlı katman tuzlarından oluşan, ışığa karşı duyarlı katman.
    Duyarkat Seri Numarası: Bir seride üretilen duyarkatı belirlemek için ambalajın üzerine yazılan seri numarasıdır.
    Duyarkat Taşıyıcıları: Üzerine fotoğrafik duyarkatın kaplandığı cam, plastik ya da kağıt tabandır.
    Duyarkatın Çatlaması: Genellikle eriyiklerin sıcaklık farklılıkları nedeniyle fotoğrafik malzemenin duyarkat yüzeyinin buruşukluğudur. Çatlamadan dolayı ağ benzeri bir doku oluşur.
    Duyarkatın Olgunlaşması: Duyarkatın hazırlanmasındaki bir evredir. Jelatin çözeltisi içerisindeki gümüş halejenürlerin çöktürülmesi sırasında oluşan gümüş halojenür kristel çekirdeklerinin büyümesi için yapılan işleme denir. Ostwald Olgunlaşmaası olarak da bilinir.
    Duyarlılık (Speed, Sensitivity): Duyarkatın (filmlerde) ışığa karşı duyarlılığını belirleyen ve ASA/DIN/BSI/GOST gibi birimlerde ifade edilen özellik.
    Duyarlılık Artırma (Hypersensitizing): Işığa karşı duyarlı yüzeylerin çekimden önce ışık duyarlılıklarını artırma işlemi; bu yöntemle yaklaşık % 50'lıkbir duyarlılık artışı sağlanabilir. Bunun için kullanılması gereken formül:

    0.880 Amonyak............... 3ml.
    Saf Alkol......................... 24 ml.
    Su.................................... 1 litre.

    Film bu eriyiğe mutlak karanlıkta batırılmalı, süzüldükten sonra hızla kurutulmalıdır. Duyarlılığı artırılan film mümkün olan en kısa sürede de kullanılmalıdır.
    Düşen Işık (Incident Light): Herhangi bir ışık kaynağından herhangi bir cisme düşen ışık.
    Düşen Işık Ölçer (Incident Light Meter): Fotoğraf çekilecek cisim üzerine düşen ışığı ölçmek için kullanılan, ışığa karşı duyarlı "göz"ünün üzerinde beyaz renkli küresel bir parça bulunan ışık ölçer türü.
    Düşen Işık Ölçümü (Incident Light Reading): Herhangi bir cisim üzerine herhangi bir ışık kaynağından düşen ışığın, bir düşen ışıkölçer yardımıyla ölçülmesi. Düşen ışıkölçer konudan ışık kaynağına doğru yöneltilir.
    Düzeltme Filtreleri (Correction Filters): Renklerin, gözün gördüğüne en yakın biçimde elde edilmesini sağlayan filtrelerdir. S/B pankromatik filmlerin pek çoğu renk tayfındaki tüm renklere duyarlı olmakla birlikte bu duyarlılık gözün duyarlılığına denk değildir. İşte düzeltme filtreleri bu denkliği sağlamak amacıyla kullanılan ve genellikle sarı ve sarı-yeşil renkteki filtrelerdir. Böylece S/B pankromatik filmlerin mavi renge olan aşırı duyarlılıkları azaltılmaktadır.
    Dx Kodu: Fotoğraf ve film banyo makinelerinde, film kaseti üzerindeki filmin duyarlılığını, poz sayısı gibi bilgileri içeren kodlama sistemidir.

    E-6 Banyo: Diapozitif banyo türüdür.
    Eberhard Etkisi (Eberhard effect): G.Eberhard tarafından ilk kez tanımlanan ve negatif üzerindeki farklı yoğunlukların sınırlarında çizgi şeklinde oluşan, ve filmin geliştirme banyosu sırasında gerektiği gibi çalkalanmamasından (ajitasyon) kaynaklanan hata.
    Edges: Yüksek kontrastlı bölgeleri ifade etmek için kullanılan bir terimdir.
    Ektachrome: Kullanıcı tarafından işlemi yapılabilen üç tabakalı renkli dönüşebilir film tipidir. 35 mm. Fotoğraf makineleri için tabaka ve çoğaltma filmleri şeklinde bulunur. Ektachrome infared (kızılötesi) renkleri yanıltıcı filmdir. (Kodak 1946)
    Ektacolor: Kullanıcı tarafından işlemi yapılabilen çok katlı renkli film çeşididir. Renkli baskı, renkli negatif tabaka filmi, renkli baskı kağıdı ve ara negatif film, profesyonel ve teknik fotoğrafçılık için tasarlanmıştır. (Kodak 1945)
    Elektrik Gözü: Fotosel üzerine düşen ışığa tepki olarak objektifin diyafram ya da obtüratör birimini doğrudan denetleyen otomatik ışık ölçer birimidir.
    Elektriklenmiş Film: Filmleri kullanırken yüzeyin sürtüşmesi ya da rol filmlerin açılması sırasında da oluşan bir statik elektrik yükünün filmi etkilemesidir. Bu duyarlı malzemenin bölgesel sislenmesine ya da lekelere neden olabilir.
    Elektromanyetik Işınım: Değişik seviyelerdeki elektrik akımının enine dalgalar halinde enerjiye dönüşmesi ve bu dalgaların boşlukta saatte 300.000 km. hızla seyreden manyetik alanlarıdır.
    Elektromanyetik Obtüratörler: 1- Mil'e geçirilmiş kanatçıkları olan metal bir kapak tipinde, obtüratör kanatçıkları üzerine doğrudan elektro mıknatıs işlemi yapan elektrodinamik obtüratörlerdir. 1/100 saniyenin altındaki pozlandırmalar için fotomikrografik makinelerde kullanılır. Böylece sallanma önlenmiş olur. (Leitz 1961) 2- MAnyetik enerjili obtüratördür. Elektrik mıknatısı öbtüratörün açılmasını ve kapanmasını sağlar. 3- Ayarlanan poz süresi için obtüratörün bir kez kapanması ile mıknatısa giden akım kesilir. Bunlar elektronikdenetlenmiş obtüratörlerdir.
    Elektromanyetik Tayf: Bir santimetrenin milyonda birinden bazen 800 kilometreye varan bileşik dalga boylarına ayıran elektromanyetik ışınımlardır. Bu tayfın pek çok kısmının kendisine özgü isimleri vardır. Buna rağmen bu konuda değişik ya da kısmen çalışan alanlarda yer alan dalga boylarını belirtmek üzere uluslararası bir anlaşmaya varılmıştır.
    Elektron Mikrografi: Bir elektron mikroskopu'nda elektronlar tarafından şekillenmiş fotoğrafiksel görüntüleri saptama tekniğidir. Bir ışık mikroskobu 200 nm'den aşağı ayrıntıları verebilirken, elektron mikroskopu'nun sınırları 1 nm'den 0,3 nm'ye kadardır.
    Elektronik Flaş (Electronic Flash): Bir elektrik kondansatöründeki elektrik enerjisinin gaz dolu bir tüpten geçerken çıkardığı parlak ışığı, fotoğrafta yapay ve yardımcı aydınlatma kaynağı olarak kullanılmasını sağlayan elektronik aygıt.
    Elektronik Obtüratör: Fotoğraf makinelerinde, obtüratörün açılma ve kapanma süresini kontrol eden elektronik bir sistemdir. Elektronik Obtüratör Yaylar tarafından açılıp kapanan obtüratör tipidir. Ancak; içerisinde sıradan obtüratörlerde pozlandırmanın uzunluğunu denetlemede kullanılan açış mekanizması bir elektronik zamanlama devresi ile yer değiştirmiştir.Denklanşöre basıldığında solenoid'in optüratörü açtığı ve bir direnç üzerinden kondansatörün belli bir voltaj değerine ulaşarak dolması ile süresi belirlenen ve bu süre içinde açık kalarak dolum süresinin sonunda solenoid'in obtüratörü kapattığı sistem çalışır. Zamanlama mekanizmasının bu türü mekanik olmadığından daha az aşınır. Pozlandırma sürelerinin daha daha töleranslı olmasını sağlar. Ve daha doğru sonuçlar verir.
    Elektro-Optiksel Obtüratör: 1/200.000.000 saniyenin düzenli pozlandırmalarını ayarlayabilen yüksek hızı durdurabilen obtüratör tipidir. Elektrodlar döşenmiş bir cam hücrenin ve iki adet çaprazlanmış polarize edicinin arasına yerleştirilmiş nitrobenzen'den oluşmuştur. Elektrodlardan yaklaşık 20.000 volt geçmesi, ışığın sistem içerisinden geçmesini sağlar.
    Emilsiyon (Emulsion): Bkz. Duyarkat.
    Emniyetli Film (Safety Film): Taşıyıcı tabanı selüloz asetat'tan yapılan filmlere verilen ad. Selüloz asetattan önce kullanılmakta olan selüloz nitrat tabanlı filmler yanıcı olmaları nedeniyle pek çok açıdan çeşitli sakıncalar yaratmaktaydılar.
    Emniyetli Işık (Safe light): Bkz. Karanlık oda ışığı
    Endoskopik Fotoğraf Makinesi: Kimi iç organlar ya da komplike makine sistemleri gibi, içine girilemez ortamların görüntüsünü elde etmek için kullanılan fotoğraf makinesi çeşididir.
    Enstantane (Shutter Speed) Bkz. Örtücü hızı.
    Eş Zamanlama (Senkronizasyon): İki ya da daha fazla olayın yahutta işlemin, aynı an ve hızda gerçekleşmesi için çalışan sistemdir.
    Eş Zamanlama Kablosu (Senkron Kablosu): Flaş ve obtüratörün aynı anda çalışmasını sağlayan bağlantı kablosudur.
    Eş Zamanlayıcı: Bir fotoğraf makinesi obtüratörünün açılması ile bir flaş ünitesinin çakmasının aynı anda olmasını sağlayan aygıttır.
    Eş Zamanlı Flaş: Bir flaş ampülünden ışığın yoğunluğunun en iyi noktasının fotoğraf makinesi obtüratörünün tam olarak açıldığı zaman, karşılaşmasını sağlamak maksadıyla, bir fotoğraf makinesi obtüratöründe yapılmışfalaş çakma kontağı benzeri bir parçanın kullanımıdır.
    Etkili Diyafram Katsayısı: Bir objektifin gerçek ve etkili diyaframları arasındaki değişmez orandır. Fotoğraf makinesinde tek elemanlı bir objektif kullanıldığında, ışık demetinin merceğe ulaşmadan hemen önce vardığı nokta yalnız bire eşittir.
    Ev: Bkz. Pozlandırma değeri
     



  7. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    f: Bir objektifin ışık geçirme gücünü ifade eden sembol.
    Fahrenhayt (Fahrenheit Scale): Bazı ülkelerde halen kullanılmakta olan ısı ölçüm birimleri; Fahrenhayta ölçeğinde suyun donma nokta noktası 32ºF., kaynama noktası ise 212ºF.'tır.
    Fazla Geliştirme (Over-Development): Geliştirici banyoyu imal eden firmanın önerdiği banyo süresinin aşılması. Bunun sonucunda filmin yoğunluğu ve kontrastı artacaktır.
    Fazla Pozlama (Over-Exposure): Duyarkatın görüntüyü oluşturmak için gereksinim duyduğu pozlama dengesinin aşılması; fazla pozlama sonucunda film yoğunluğu ve kontrastı artacaktır.
    Fıçı Bükülmesi (Barrel Distortion): Genel olarak kısa odak uzunluklu ve diyaframı önde bulunan objektiflerde ortaya çıkan ve görüntüdeki düşey hatların bir fıçıyı andıracak biçimde eğilmeleri ile ortaya çıkan görüntü bozulması.
    Fıçı Distorsiyonu (Fıçı Bozulması): Fıçı biçimini andıran görsel sonuçlar veren bir mercek kusurudur. Görüntüde bulunan yatay ve dikey doğrultuların kenarlara doğru gidildikçe köşelerde içe doğru bükülmesi şeklinde gerçekleşir.
    Fırçayla Geliştirme: Geliştiricinin film ya da fotoğraf kağıdına bir fırça ya da süngerle sürülerek banyo edilmesidir.
    Fiber Optikler: Bir demet fiber camın uzunluğu boyunca fiberlerin iç yüzeylerinde kademeli tam yansımalı olarak ışığı yönlendiren sistemlerin optikleridir. (Hansell, 1928)
    Fiksasyon (Fixation): Bkz. Saptama işlemi.
    File Format: Verinin dosyada arşivleme yöntemini ifade de kullanılır. Örneğin: TIFF, JPEG, GIF, vs.
    File Size: Dosyanın disk üzerinde kapladığı alan miktarına denir.
    Film Banyo Tankı (Tank): Çeşitli boyutlardaki filmlerin banyo edilmeleri için ışık geçirmeyen fakat kimyasal eriyiklerin doldurulup boşaltılmasını olanaklı kılan ve böylece filmlerin banyo edilmesi işleminin ışık altında da yapılabilmesini sağlayan, çelik ya da bakalit gibi maddelerinden yapılmış kaplardır.
    Film Çıkarıcı (Film Picker): Film kasetinin içine kaçan film ucunu dışarıya çıkartmaya yarayan gereçlerdir.
    Film Değiştirme Torbası: Aydınlıkta film değiştirebilmek için tasarlanmış, ışık geçirmeyen, içine el sokmak için iki kolu bulunan bir düzenek.
    Film Hızı: Filmin ışığa karşı olan duyarlılığını temsil eden birimdir. (DIN, ASA, ISO)
    Filtre (Filters): İçinden geçen ışığın özelliklerinde çeşitli değişiklikler yaratan cam, jelatin ya da asetattan yapılmış, çeşitli renklerdeki araçlar.
    Fiziksel Geliştirme (Physical Development): Herhangi bir kimyasal geliştirme ve değişim olmaksızın görüntünün oluşturulması sürecidir. Fiziksel geliştirici banyo eriyiklerindeki gümüş, fiziksel geliştirme işlemi sonucunda, ışık görmüş olan gümüş tuzları tarafından çekilmekte ve kendi üstlerine yapışmaları sağlanmaktadır. Ancak bu yöntem, geliştirme sürecinin kontrol edilmemesi nedeniyle pek kullanılmamaktadır.
    Flaş (Flash): Kısa süreli fakat çok parlak ışık yayan, yapay aydınlatma kaynağı; elektronik ve magnezyum flaşlar olmak üzere iki türü vardır. Bkz.Elektronik flaş; magnezyum flaş.
    Flaş Eşlemesi (Flash Syncronization): Flaşın yanıp söndüğü an ile örtücünün açılıp kapanmasının eşzamanlı (senkronize) gerçekleşmesini sağlayan ayar; Fotoğraf makinelerinde genellikle iki tür flaş eşlemesi bulunmaktadır. Bunlardan "X" işaretli olan elektronik, "M" işaretli olanı magnezyum flaşlar için kullanılan eşleme noktalarıdır.
    Flaş Senkronizasyonu (Flaş Syncronization): Bkz. Flaş eşlemesi.
    Format (Format): Bkz. Boyut.
    Foto: 1- Yunanca photos, ışık anlamında kullanılan önektir. 2- Fotoğraf kelimesinin kısaltılmış şeklidir.
    Foto Sensör: Işığı elektrik yüküne çeviren bir aygıttır.
    Fotoakım: Fotoelektrik yoluyla elde edilen akıma denir.
    Fotodiyod: Işık ışınları etkisiyle verdiği elektrik akımının şiddeti değişen yarı iletkenli diyod'un adıdır.
    Fotoelektrik: Işık ışınlarının etkisiyle oluşan tüm elektrik olaylarını ifadede kullanılır.
    Foto-Elektriksel Hücre (Photo-Electric Cell): Bkz. Işığa duyarlı elektriksel hücre.
    Fotofor: Topladığı ışığı bir doğrultuda gönderen bir cins optik sistemdir.
    Fotogram: Objelerin ışığa duyarlı fotoğraf malzemesinin üzerine doğrudan konması ile oluşur. Objeler, amaca uygun seçilmelidir. Şayet siyah beyaz sonuç elde etmek isteniyorsa, ışık geçirgenliğine sahip olmayan nesneler kullanılmalıdır.
    Fotogrametri: Topografya haritalarının hazırlanmasında kullanılan yöntemdir.
    Fotogravür: Bu yöntemin temeli, Fox Talbot'un buluşu olan Tuzlu Kağıt Baskı'ya dayanır. Karl Klic tarafından 1879 yılında geliştirilmiş bir fotomekanik baskı yöntemidir.
    Fotoğraf Formatları (Image Formats): En çok kullanılan biçimler şöyle: BMP, EPS, FlashPix, GIF, GIF 89, IFF, JPEG format, PCX, PICT, PNG, TIFF."
    Fotoğraf İşleme Zamanı (Image Processing Time): Dijital fotoğrafçılıkta en çok kullanılan terimlerden olan "fotoğraf işleme zamanı", deklanşöre basılmasıyla fotoğraf makinesinin yeni bir kareyi çekmeye hazır hale gelmesi arasındaki "kayıp-zamanı" ifade eder. Bu kayıp zaman, fotoğraf makinesi tarafından, çekilen kareyi analog biçimden dijital biçime çevirmekte ve bu kareyi hafızaya almakta kullanılır.
    Fotoiletken Elektrik: iletkenliği ışığın etkisiyle değişen cisimler için kullanılır.
    Fotojenik: 1- Gümüşlü kağıt üzerine pozlandırma yapabilen fotoğraf makinesi için W.H Fox Talbot tarafından geliştirilen işleme verilen ilk addır. (1835) 2- Işık oluşturma ya da dışarı verme. Örnek: Fotojenik bakteriler. 3- Fotoğraf makinesinin önünde, iyi oranlanmış ya da anlamlı yüzden dolayı kolayca çok iyi fotoğraf veren insanlar ya da konular.
    Fotokimya: Işık etkisiyle meydana gelen kimyasal olayları inceleyen bilimdir.
    Fotolimer: Işığın etkisiyle fotokimyasal değişime uğrayan polimer maddelere denir.
    Fotomontaj: Bir fotoğraftaki eksik kısımları tamamlamak ya da anlatılmak istenen fikre göre yeniden düzenlemektir.
    Fotopentür: Fotoğrafın boya ile boyanmasına verilen addır.
    Fotorama: Lumiere'in tasarladığı panaromik fotoğrafların gösterimi için bir sistemdir.
     



  8. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Fotosel: Bir ya da daha fazla yardımcı flaşın ana flaştan tetiklenerek aynı anda çaktırılması için fotoelektrik düzenleyicidir. Elektronik flaş ya da flaş ampülleri kullanılabilir.
    Fotostereosentez: 1920'de Lumiere'in tasarladığı; peş peşe çekilen fotoğrafların üst üste konmasıyla kabartma etkisi veren fotoğrafik yöntemdir.
    FP Ampul: Perde obtüratörlerle kullanmak için flaş ampülü ışık-süre eğrisinin karşılaştırmalı uzun ve orta karar tek düze uç noktası vardır. (25'den 55 binde bir saniye'ye yarı uç nokta çakış süresi) Obtüratör birimlerinde (en dar aralık genişliğinde) filmin aynı düzeyde pozlandırmalarını sağlayan obtüratör süresi azalırken uç çakış noktasını uzatarak kapsar.
    FP Eşzamanlama: Bir flaş ampülü ile bir perde obtüratörünü eş zamanlama yöntemidir. Perde obtüratörlü fotoğraf makinelerine flaş ile yapılan pozlandırmalarda, fotoğraf makinesinin obtüratörü flaşın eşzamanlaması ile açılıp kapanmaz. Obtüratörün flaş eşzamanlamasına erişinceye kadar geçen zamana ise "kör zamanlama" denir. Bu zaman diliminde ise, film doğru pozlanmaz. Filmin doğru pozlanması bu belirtilen kör zamandan sonra obtüratör ile flaş eşzamanlaması sırasında olur.
    Gamma (Gamma): Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan duyarkatların kontrast ölçümlerinde ve geliştirme (banyo edilme) oranını gösteren karakteristik eğride, belli bir eğimle yükselmekte olan düz çizgi bölümü.
    Geliştirici (Developer): Işığa karşı duyarlı malzemelerde ışık görmüş gümüş tuzlarını ayrıştırarak siyah metalik gümüşe dönüştürülmelerini sağlayan kimyasal bileşimlerdir. Böylece gizil görüntü görülebilir hale gelmektedir.Genel olarak üç türde geliştirici banyo bulunmaktadır: 1. Çok amaçlı banyolar, 2. ince gren banyoları 3. Yüksek kontrast banyoları.
    Geliştirme İşlemi (Development): Işık görmüş gümüş tuzlarının ayrıştırılarak metalik gümüşe dönüştürülmesi ve gizil görüntünün görülebilir duruma getirilmesi süreci; Doğru geliştirme işlemi, uygun geliştiriciler, doğru ısı, doğru sulandırma oranı, doğru süre ve çalkalama yapılması durumunda olması gerektiği biçimde gerçekleştirilebilir. Bunlardan birindeki hata sonucu etkiler.
    Geliştirme Tankı: Işığa duyarlı olan fotoğrafik malzemelerin karanlıkta içine konduğu, sonra normal ışıkta eriyiklerin içine döküldüğü, kimyasal maddelerden etkilenmeyen, ışık geçirmeyen özel kaplara denir.Geniş Açı Objektif (Wide Angle Lens): Kısa odak uzunluğuna sahip, konuyu daha geniş bir görüş açısı ile algılayan objektif türü.
    GIF (Graphic Interface): Grafik arayüz, Compuserve tarafından online durumdayken fotoğrafları kullanabilmek için üretilmiştir. Internette kullanılan iki görüntü dosya formatından biridir. Sadece 256 renk ya da 8 bitlik görüntüleri destekler.
    GIFF (Graphics Interchange Format): Görüntü verisi sıkıştırma dosya formatıdır. Kayıpsız bir sıkıştırma yöntemidir. Web sitelerindeki görüntülerde tercih edilir. Verileri 8 bit kaydettiğinden en fazla 256 renk olanağındadır.
    Gigabayt (GB): 1000 Megabayt başka bir ifadeyle 1 milyon byte anlamını taşır.
    Giyotin: Basılan fotoğrafları küçültmek ya da kompozisyona uygun duruma getirmek için düzgünce kesen alate verilen ad.
    Gizil Görüntü (Latent İmage): Fotoğraf çekildikten sonra duyar katta oluşan fakat geliştirme işleminden önce görülemeyen görüntü.
    Glase (Glaze): Bkz. Parlatma.
    GOST (Gost): Sovyet standartlarına göre filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarını belirleyen değerlerdir.
    Gökyüzü Filtresi (Sky Light Filter): Genellikle hafif sarı renkli ve hafif bir yoğunluk (doğal yoğunluk filtrelerinde olduğu gibi) içeren, manzara fotoğraflarının çekiminde yararlanılan bir filtre türü; belirli dalga boylarındaki renkleri süzerek daha doğal görüntüler elde edilmesini sağlarlar.
    Görüntü Bozulması (Aberration): Çekilen fotoğrafların genellikle kenarlarında meydana gelen ve objektiflerden kaynaklanan görüntü bozulmalarıdır; basit objektiflerde meydana gelen başlıca yedi tür görüntü bozulması söz konusudur. Objektiflerin dizaynı sırasında yapılan bazı düzeltmelerle görüntü bozulmaları önlenebilmektedir.
    Görüntü Çözünürlüğü: Görüntünün kalitesini ifade eder.
    Görüntü Keskinliği (Acuntance): Duyarlı katman üzerinde görüntüyü oluşturan yoğunluk sınırlarındaki kenar eğimi açısı olup görüntünün seçikliğini (netliğini) belirler. Bu açı büyüdükçe görüntü keskinliği de kaybolur.
    Görüş Açısı (Angle of View): Bir objektifin film üzerine düşürdüğü görüntünün kullanılabilir bölümünü "görebilen" geniş görüş açısı.
    Gradasyon (Gradation): Bkz. Gri tonlaması.
    Grayscale: Siyah beyaz dokümanları tarama modudur.
    Gren: Pozlandırılmış duyarkattaki gümüş tuzcuk kristallerinin, gelişimi sırasında oluşan siyah gümüşün düzensiz şekilli mikroskopik olarak küçük kümeleridir.
    Gren (Grain): Duyarkattaki gümüş tuzu zerreciklerinin her birine verilen ad; bunlar ışıklandırılıp geliştirildikten sonra siyah metalik gümüş zerreciklerine dönüşerek görüntüyü oluştururlar.
    Grenlilik (Graininess): Duyarkatı oluşturan grenlerin bir araya kümelenmelerinden kaynaklanan iri grenliği görüntü; grenliliği yüksek olan bir görüntüde, görüntü sanki noktalardan oluşmuş izlenimine kapılınır.
    Gri Kart: Poz ölçümü için kullanılan ve %18 griye göre ayarlanmış karttır.
    Gri Skala: Beyazdan siyaha kadar olan gri tonları belirleyen değişken yoğunluktaki gri basamakların film ya da kağıt üzerindeki oluşumudur.
    Gri Tonlaması (Gradation): Bir görüntünün sahip olduğu gri tonlarının sayısal olarak miktarı; Yumuşak görüntüde- çok sayıda gri tonu (siyahsız ve beyazsız);normal görüntüde , görüntü sanki noktalardan oluşmuş izlenimine kapılır.
    Gümüş Kazanma (Silver Recovery): Kullanılarak bozulan kimyasal eriyiklerdeki gümüşü yeniden kazanmak amacıyla girişilen işlemler; Bunun için genellikle üç yöntem uygulanır; süzme, gümüşle başka bir metalin yer değiştirmesini sağlama ve elektroliz yöntemi.
    Gün Işığında Baskı: Gün ışığında gümüş klorür ya da gümüş sitrat duyarkatlı kağıtlar üzerine değmeli baskı yapma metodudur.

    Halelenmeye Karşı Kaplama (Antihalation Coating): Yeni filmlerin çoğunda parlak objelerin görüntülerinin büyütülmesinde hale oluşumundan kaçınmak için malzeme vardır. Olmaması halinde, duyarkat tarafından tümüyle emilmeyen ışık, 'duyarkat ve taban', 'taban ve hava' ya da 'taban ve baskı', tablasının yüzeylerinden yansır. Yansıyan ışık, parlak objelere bitişik görüntü detayını örter.
    Hallasyon (Halation): Film duyarkatında ilerleyen ışığın parlak yüzeyli asetat tabana ya da makinenin arka yüzeyine çarparak yansıması ve yeniden duyarlı katmana dönüp filmi etkilemesi olayı; bunu önlemek için genellikle filmlere yansımayı önleyici bir "anti halo" katman konmaktadır.
    Hallenme (Halation): Bkz. Halasyon.
    Halojen (Halogen): Bir grup kimyasal elemente verilen genel ad; bunlardan brom, klor ve iyot gümüşle birleştirilerek ışığa karşı duyarlı malzemenin yapımında kullanılır.
    Halojenler Bromür, iyod, klor gibi duyarkat eriğinde kullanılan elementlere verilen addır.
    Havasal Perspektif: Manzara fotoğraflarında uzak planlardaki parlaklık oranının küçültülmesiyle oluşan derinlik etkisidir. Uzak planların parlaklık oranının azalması, sis, duman ya da başka atmosferik etkilerden kaynaklanır. Renkli fotoğrafta etki uzak planların görüntüsünün mavileşmesi şeklinde ortaya çıkar.
    Havasal Sis: Aşırı pozlandırılmış ışığa duyarlı malzemelerin geliştirici banyo sırasında hava ile teması sonucunda oluşan kimyasal sislenme etkisidir.
    Hayalet Çemberler (Circle of Confusion): Görüntü üzerindeki ya da çevresindeki ışık kaynaklarının ya da kuvvetli yansımaların doğrudan objektife girmeleri durumunda, görüntü üzerinde oluşmasına neden oldukları ışık halkaları; bu halkalar küçüklerse görüntünün keskinliğini etkilemezler, ancak belirli bir büyüklüğü geçtikten sonra fotoğrafta keskinlik kaybına neden olurlar.
    Hızlandırıcı (Accelerator): Geliştirici kimyasal eriyiklerde, etkileşimin hızlandırılması amacıyla kullanılan kimyasal bir katkı maddesi.
    Hidrokinon (Hydroquinone): Geliştirici banyolarda yüksek kontrast sonuçlar elde etmek için kullanılan bir maddedir. Metol/fenidon adlı maddelerle birlikte kullanıldığında ise genel amaçlı ince gren banyoların yapılmasına yarar.
    Hiperfokal Nokta (Hyperfocal Point): Bir objektif sonsuza odaklandığında, seçik görüntünün fotoğraf makinesine en yakın olduğu nokta; objektif hiperfokal noktaya odaklandığında ise makine ile arasındaki uzaklığından yarısından sonsuza kadar seçik bir görüntü elde edilir. Odaklanma sistemi bulunmayan fotoğraf makinelerinde odaklama imalat sırasında bu noktaya yapılır.
    Hiperfokal Uzaklık (Hyperfocal Distance): Bir fotoğraf makinesi sonsuza odaklandığında seçik görüntü verebilen en yakın nokta ile fotoğraf makinesi arasındaki uzaklıktır.
     



  9. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Hipo: Sodyumhiposülfit'in kısaltılmışıdır. Işığa duyarlı fotoğraf malzemeleri için saptayıcı madde olarak kullanılır.
    Hipo (Hypo): Saptama banyosunun hazırlanmasında kullanılan soda hiposülfit adlı kristal maddenin kısaltılmış ismidir.
    Hipo Temizleyici (Hypo-Eliminator): Duyar kattaki hipo kalıntılarını temizleyen kimyasal bir bileşimdir. Bu formül hem film hem de kağıtlar için kullanılabilir.

    Hidrojen peroksit ......................... 100 ml.
    0.880 amonyak ............................. 10 ml.
    Su................................................... 1 l.'ye tamamlanacak.

    Bu eriyik kullanılmadan hemen önce hazırlamalıdır. Suda durulanmış olan film ve kağıtları 10 dakika kadar bu eriyikte tutup bir kez daha bol su ile yıkayınız
    Holografi (Holography): Fotoğraf makinesi ya da filme gereksinim duymaksızın lazer ışınları ile üç boyutlu olarak görüntünün canlandırılmasını sağlayan karmaşık sistem.
    HSB: Renk tonu, yoğunluğu ve parlaklığı esas alan bir cins renk modelidir.
    Intensifikasyon (İntensification): Bkz. Yoğunlaştırma
    IR Ayarı (IR Setting): Hemen hemen tüm fotoğraf makinelerinin odaklama bilezikleri üzerinde kırmızı renkle işaretlenmiş olan bir olup, kırmızı ötesi film kullanıldığında odaklama yapılabilmesi için referans noktasını oluşturur. Kimi zaman yalnızca "R" harfi ile de ifade edilebilir.
    IR Film: Kızılötesi ışığa duyarlı bir tür filmdir.
    Iso Birimi: Filmlerin ışığa karşı duyarlılıklarınıbelirten uluslararası terimdir.
    Işığa Duyarlı Elektriksel Hücre (Photo-Electric Cell): Işık ölçerlerde kullanılan ve üzerine ışık düştüğünde bundan etkilenen bir hücredir. Üzerine ışık düşmesi durumunda bu hücrelerde küçük bir elektrik akımı oluşur. Düşen ışığın miktarı arttıkça oluşan elektrik akımının miktarı da artır.
    Işık (Light): Elektromanyetik tayfta 4000-7000 birim dalga boyuna sahip olan ve görülebilir nitelikte yayılan enerji. Farklı dalga boyları farklı renklerdeki ışığı simgeler.
    Işık Kaynağı (Light source): Işık yayarak konunun aydınlatılmasında kullanılan araçların genel adı.Örneğin güneş, tungsten lamba, flaş ya da yansıtıcı birer ışık kaynağıdırlar.
    Işık Ölçer (Exposure Meter): Fotoğrafı çekilecek bir cisim üzerine düşen ya da ondan yansıyan ışık miktarını ölçmek amacıyla kullanılan elektronik araç;Fotoğrafın çekilebilmesi için gerekli olan pozlama dengesini diyafram ve örtücü hızı birimleri cinsinden ve seçenekli olarak verir.
    Işık Siperliği (Lens Hood): Metal ya da kauçuktan yapılan ve istenmeyen ışıkların objektif yüzeyine düşmesini önleyen, objektifin ucuna katılan parça.
    Işık Toplayıcı (Condenser): Dağınık ışık huzmelerini toplayarak yoğunlaştıran optik sistem; ışık toplayıcıları hem aydınlatma kaynaklarında (frensel cam olarak) hem de agrandizörlerde kullanılırlar.
    Işıklı Masa: Saydam ve negatif filmlerin rahat bir şekilde incelenmesi için tasarlanmış, içinde ışık ve üstünde cam bulunan masaya denir. Masanın içine renklerin doğru algılanması için gün ışığı tipi ışık kaynağı konur.
    İğne Deliği Fotoğraf Makinesi: Çok küçük bir delik ile görüntü oluşturmak için kullanılan objektifsiz fotoğraf makinesidir.
    İki Banyolu Geliştirme: Negatiflerin ya da baskıların önce geliştiricide banyo edilmesi ve ardından alkali içeren bir banyodan geçirilmesi işlemidir. Alkali banyo yerine sadece su banyosuda kullanılabilir. Sonuçta; çok ışıklı ve gölge yerlerde, normal ayrıntılı kontrast görüntüler elde edilebilir. Fakat çok yoğun alanlarda duyarkat tarafından sonraya bırakılmış geliştirici eriyik, az yoğun alanlarda geliştirici etkisine devam ederken bayat olduğunda, bütün yoğunluk dağılımı indirgenir.
    İkinci Banyo (Fixation): Yaygın fakat yanlış olarak kullanılan bir deyimdir ve saptama banyosu yerine kullanmaktadır. Aslında kimyasal işlem olarak üçüncü sırada yer almakla birlikte, kendisinden önceki aşamaya "Ara banyo" dendiğinden kimileri tarafından ikinci banyo olarak adlandırılmaktadır.
    İnce Gren (Fine Grain): Duyarkatı oluşturan gümüş tuzu katmanının çok küçük zerreciklerinden oluşması;zerreciklerin küçüklüğü filmin ışığa karşı duyarlılığını azaltırken film kontrastını artırır.
    İnce Gren Geliştirici Banyoları (Fine grain developers) Filmlerin geliştirilmesi işlemi sırasında zerreciklerin birleşme eğilimlerini kıran bir özelliğe sahip geliştirici banyo türü.
    İndeks Baskı: Yeni sistem fotoğraf baskı makinelerinde bulunan ve filmle birlikte verilen karta verilen ad.
    İnternegatif (Internegative film): Bkz. Ara negatif kullanıldığında ise genel amaçlı ince gren banyoların yapılmasına yarar.
    İri Gren (Course grain): Duyarkatı oluşturan gümüş tuzu katmanının iri zerreciklerden oluşması; zerreciklerin büyüklüğü filmin ışığa karşı duyarlılığını artırırken, film kontrastını azaltır.
    İzokromatik (İsochromatic): Ortokromatik kelimesi ile eşanlamlıdır.Kimilerince bu kelime yerine kullanılır.
    Jelatin (Gelatin): Fotoğrafçılıkta kullanılmakta olan ışığa karşı duyarlı malzemelerde, gümüş tuzlarını tutmak için kullanılan çok ince ve şeffaf katman.
    JPEG: Joint Photographic Experts Group adlı topluluğun baş harflerinden oluşturduğu bu dosya standartı günümüzde en çok kullanılan formatlardan biridir. JPEG'in çok çeşitli versiyonları mevcuttur. JPEG 8 x 8 piksellik bir alanı alır ve buradaki bilgiyi en düşük değerine kadar sıkıştırır. JPEG renkli ve gri tonlu görüntüleri gerçeğe yakın görünüme sahip olacak şekilde tasarlanmış standart bir görüntü sıkıştırma mekanizmasıdır. Bu, dijital kameralarda birçok fotoğrafı çekebilmemizin başlıca nedenlerinden biridir. Sıkıştırma bazı dosyalarda "bloklanma", "çentikler" ya da "pikselizasyon" gibi sorunlara yol açabilir.
    Kablo Denklanşör: Fotoğraf makinesinin denklanşörüne takılan; esnek, eğilebilen kablodur. Havlı, çelik telli ve elektronik tipleri vardır.
    Kadminyum Sülfit (Cadmium Sulphite): Işığa karşı duyarlı elektriksel hücrelerin bir türü olup diğerlerine oranla ışığa karşı daha fazla duyarlıdır.
    Kamera Obsküra (Camera obscura): Günümüz fotoğraf makinelerinin atasıdır.En basit şekliyle bir duvarında küçük bir elik bulunan karartılmış bir odadır. Bu delikten geçen ışık karşı duvarda, dışarıdaki görüntünün baş aşağı gelmiş biçimini oluşturmaktadır. Bu olaya ilk kez M.Ö. 4. yüzyılda Aristo tarafından değinilmiş, daha sonra geliştirilerek resim yapımında kullanılmıştır. 16. yy.da bu araçlara dışbükey mercekler yerleştirilmiştir. Kamera obsküra'ya ışığa karşı duyarlı bir malzeme yerleştirilmesini ilk düşünen kişi 1800’lerde Thomas Wedgwood olmuş, Fransız Niepce bunu gerçekleştirmiş ve ilk "fotoğrafı" 1826'da çekmeyi başarmıştır.
    Kaplama (Coating): Bkz. Objektif kaplaması.
    Karakteristik Eğri (Characteristic Eğri): Işığa karşı duyarlı malzemelerin bir anlamda verimlilik grafiğidir. Bu malzemelerin pozlama, yoğunluk, duyarlılık, kontrast gibi konulardaki özelliklerini ortaya koyar.
    Karanlık Torba (Changing Bag): Karanlık odanın yakın olmadığı durumlarda, içinde, ışığa karşı duyarlı malzemenin çeşitli işlemlere tabi tutulabileceği, kalın siyah bezden yapılmış torba.
     



  10. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Karanlıkoda (Darkroom): Filmlerin banyo edilmesi ve kart baskısı yapılması için elverişli bir biçimde düzenlenmiş, karartılmış, gerekli araç ve gereçleri de içeren oda.
    Karanlıkoda Işığı (Safe light ): Işığa karşı duyarlı malzemelerle çalışılan karanlık odada bunların ışıktan etkilenerek bozulmalarını önlemek için kullanılan özel ve genellikle kırmızı renkli ışık. Karanlık oda ışığın gerçekten duyarlı malzemeleri etkileyip etkilemediğini saptamak için çalışma yapılan tezgahtan bir metre kadar yükseğe yerleştirilmiş lambayı görecek noktaya bir fotoğraf kağıdı bırakmak ve üzerine bir bozuk para atmak gerekir. Bir süre sonra kağıt banyo edildiğinde, üzerinde paranın izi çıkmamalıdır.
    Karşılıklılık Kuralı (Reciprocity Law): Bkz. Pozlama dengesi kuralı.
    Kart Baskısı (Englargement): Bkz. Büyütme.
    Kartuş (Cartridge): Filmin çekilmeden önce ve çekildikten sonra ışık almasını engelleyecek biçimde yapılmış plastik ya da mikadan koruyucu kılıf; Kartuş koruyucu içindeki filmler genellikle minyatür boy fotoğraf makinelerinde kullanılmaktadır.
    Kaset (Cassette): Belirli uzunluklarda (36poz ya da 24 poz ya da istenilen uzunlukta sarılmış) 35 mm. Filmin ışıktan korunmak için içine konduğu metal ya da plastikten koruyucu kılıf.
    Katlama (Pushed Process): Bkz. Zorlama
    Kavrama Gücü (Resolving Power): Gözün, objektiflerin ya da ışığa karşı duyarlı yüzeylerin görüntü üzerindeki ince ayrıntıları algılama gücü; Fotoğrafçılıkta sonuçsal görüntü hem objektifin hem de duyarkatın kavrama gücü ile yakından ilgilidir. Kavrama gücü bir anlamda, her milimetre kareye düşen çizgi sayısı ile ifade edilir.
    Kelvin (K) (Kelvin): Özellikle renkli negatif ve saydam filmlerin sadık kalması için çok önemli olan renk ısısı birimleri; 2000ºK'den 15000ºK'e kadar değişebilir.
    Kepenk (Barn Doors): Işık kaynaklarının üzerinde, ışık huzmesinin yönünü ve genişliğini ayarlamakta kullanılan kapakçıklar.
    Kesinlik (Acutance): Bkz. Görüntü keskinliği ve akütans.
    Keskinlik: Görsel netlik için öznel terimdir. Bazen bu terim yerine keskinde kullanılır.
    Kılavuz Değerler (Guide numbers): Flaş kullanılarak çekilen fotoğraflarda doğru pozlamanın yapılabilmesi için kullanılan ve her flaşın ayrı ayrı sahip oldukları bir değer.
    Kırık Görüntülü Telemetre: Telemetreli fotoğraf makinelerinde netlik yapıldığında bakaçtan görülen iki yarı görüntü bir araya gelir. Böylece netlik yapıldığı anlaşılır. Bu deyim, bazı refleks fotoğraf makinelerinin netleme ekranı içinde yarı görüntü sınırını ayarlamak içinde kullanılır.
    Kızıl-Ötesi (Infrared): Elektro manyetik renk tayfının kırmızı ucunun ötesinde, görülmesi mümkün olmayan dalga boyuna sahip ışık ışınları; özel olarak bu renge duyarlı kılınmış filmlerle görüntülenebilirler.
    Kilobyte (K): 1000 bit anlamını taşır.
    Kloro-Bromür Kağıtlar (Chloride Bromide Papers): Duyarlı katmanlarında gümüş klorür ve gümüş bromür karışımı içeren fotoğraf kağıtlarıdır. Baskıda sıcak tonlar oluştururlar.
    Koma: Bir çeşit mercek kusurudur. Objektifte merkezin uzağına düşen bir noktasal görüntü, nokta yerine kuyruklu yıldız şeklinde görüntü oluşturur. Simetrik geniş açılarda ve büyük açıklıklı objektiflerde görülür.
    Kondansatör (Conderser): Bkz. Işık toplayıcı.
    Kondansör: Düz yüzeyleri dışarı gelecek şekilde kullanılan bir çift düz kenarlı dış bükey merceklerden oluşan optik sistemdir. Işık kaynağından çıkan ışınların (agrandizörlerde ya da projeksiyonlarda) bir demet içerisinde yoğunlaşmasını sağlar.
    Konstinsky Etkisi (Konstinsky Effect): Geliştirme banyosu sırasında yeterli çalkalama (ajitasyon) yapılmamasından kaynaklanan ve görüntüde parlak ve karanlık bölgelerin birbirlerine tecavüz etmesi ile sonuçlanan hata; çalkalama bu hatanın meydana gelmesini önler.
    Kontak Baskı Kağıdı (Contact Printer): Kontak baskı yapılırken kullanılmakta olan araç; Film şeritlerinin ve kağıdın birbirine yapışık durmasını sağlayacak biçimde yapılmıştır. Filmleri ve kağıdı yapıştıran üst parça camdan yapılmıştır. Kontak baskı şaselerinin en basiti uygun boyutlarda kesilmiş bir cam parçasıdır. Çok daha geliştirilmiş modeller bulunmaktadır.
    Kontrast (Contrast): En açıktan en koyu tona geçinceye kadar bir film ya da fotoğraf kağıdında ara gri tonlarının varlığı ya da yokluğu; kontrastı etkileyen öğeler ise, konunun aydınlatma oranı, objektifin özellikleri, duyarlı malzemelerin özellikleri, banyo edilme oranı, kullanılmakta olan agrandizörün özellikleri, kullanılan kontrast özelliği ve yüzey dokusudur.
    Kontur Etkisi: Negatiflerin banyosu sırasında fazlaca pozlanmış bölgelerin sınırlarındaki yoğunluğun baskıda beyaz bir kenar oluşturacak şekilde artmasıdır. Renkli negatiflerdeb apılan baskılarda daha bariz biçimde belli olur. "Mackie Etkisi" de denir.
    Konvertör (Converter): Objektifle fotoğraf makinesi arasına takılan ve objektifin odak uzunluğunun artırılması amacıyla kullanılan araç; Bu araçlar odak uzunluğunu üzerlerinde yazılı değerlere göre iki ya da üç misli gibi değerlere yükseltirler. Bu arada görüntü kalitesinde kayba da neden olurlar.
    Körük (Bellows): Işık geçirmez bir biçimde yapılmış, bastırılınca sıkışarak boyu kısalan çekilince açılarak boyu uzayan objektifle makine gövdesi arasına takılarak makro çekimler yapılması amacıyla kullanılan parça.
    Köşe Kararması: Bir mercekte görüntünün orta parlaklığı ile kenar-köşe parlaklığı farklıdır. Objektif tasarımına bağlı olarak köşe kararması farklılıklar gösterir.
    Kromatik Görüntü Bozulması (Chromatik aberration): Merceklerin aynı konu üzerindeki farklı dalga boylarına sahip renklerden yansıyan ışıkları aynı noktada odaklayamamasından doğan görüntü bozulması.
    Kurutma Dolabı ya da Makinesi: Banyo işlemlerinden sonra film ya da kartların kurutulması için özel tasarlanmış kurutma mekanizmasına verilen ad.
    Kutu Fotoğraf Makinesi (Box Camera): George Eastman tarafından 1888'de tanıtılan en basit fotoğraf makinesidir. Çok basit ve tek elemanlı bir objektif, ışık geçirmez bir kutu ve arka tarafına film takılmasına olanak veren bir kızaktan ibarettir. Örtücü hızı ve diyafram değerleri sabit olup1/25 saniye ve f/11'dir. Objektif çok yakın cisimler dışında her şeyi net çekebilecek biçimde seçilmiş ayarlanmış olduğundan ayrıca bir de odaklama sistemi eklenmemiştir.
    Kuvvetlendirici (Replenisher): Kullanılarak özelliklerini kaybeden geliştirici banyolara eklenerek güçlerini yeniden kazanmalarını sağlayan katkı maddesi.
    Kuvvetlendirme (Replenishment): Kullanılarak özelliklerini kaybeden banyolara katkı maddesi ekleyerek özelliklerini kaybetmesini önleme işlemi.
    Küçük Boy Fotoğraf Makineleri (Miniature Camera). Genellikle 35 mm. film kullanan fotoğraf makinelerinin genel adı.
    Küresel Görüntü Bozulması (Spherica Aberration): Görüntü keskinliğinde kayba neden olan optik hata; bu hatadan yararlanılarak yumuşak odaklı objektifler yapılmaktadır.
    Küvette Geliştirme İşlemi (Dish development): Işığa karşı duyarlı malzemelerin ve de çoğunlukla tabaka film ve fotoğraf kağıtlarının, içinde geliştirici banyo bulunan küvetlere tümüyle batırılarak banyo edilmesi işlemi.
    Küvette Geliştirme İşlemi (Dish development): İçinde fotoğrafik işlem yapılabilmesi için tasarlanmış, fotoğraf kağıtları boyutlarına uygun olarak dikdörtgen şeklinde, değişik malzemelerden yapılmış kaplara denir.
    LCD (Liquid Crystal Display): Dijital kameralarda bulunan ekrana verilen ad. Türkçe karşılığı likit kristal ekran.
     



  11. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    M: Elle çalıştırma konumu.
    M Eşzamanlama: Bir perde obtüratörünün açılması ile bir flaş ampülünün (magnezyumlu flaş) eş zamanda çakmasını sağlayan düzenektir.
    Macenta: Tayfsal eşitliğe sahip olmayan morumsu kırmızı renktir. Mavi ve kırmızı ışığın toplamalı yöntem ile karıştırılmasından oluşur.
    Magazin: Fotoğraf Makinelerinin gövdesinden ayrı olarak arka bölümüne takılabilen ışık geçirmez film taşıyıcısına verilen addır.
    Makro Objektif: Makro fotoğraf çekimlerinde kullanılan özel tasarlanmış objektif türüdür.
    Marjör: Fotoğraf baskısı sırasında fotoğraf kağıdını düz tutmak için kullanılan tutucuya verilen addır.
    Matrix Array: Matrix Area (alan) ya da Single (tek) Matrix, tam renkli görüntüleri anında elde edebilen CCD'lerdir. Pikseller RGB filtreleri tarafından örtülür. Bazı matrixlerde yeşil renk kırmızı ve maviye göre daha çoktur ve bu sayede daha detaylı görüntü elde edilir. Çünkü insan gözü yeşil renge daha duyarlıdır. Karışık RGB filtrelerinin kötü noktası çözünürlüğün azalmasıdır, çünkü alanın üç ya da dört elementi bir piksel için kullanılır.
    Megabayt (Megabyte): 1024 kilobayt bir megabayta eşdeğerdir. Dosyaları boyutlandırmada kullanılan ölçüm birimidir. Bir dosyanın kaç megabayt olduğu, o dosyanın sabit diskte ne kadar yer kapladığını ifade eder.
    Megabyte (MB): 1.000.000byte'ı ifade etmek için kullanılır.
    Megapiksel (Megapixel): 1 milyon megpiksellik fotoğraf. Daha çok yüksek çözünürlüklü makinelerde kullanılan tabirdir. Bir fotoğrafın piksel değeri ne kadar büyükse, çözünülürlüğü de o kadar yüksek olur. Yeni fotoğraf sensörleri (algılayıcı) megapiksel değerini kullanırlar. Yeni profesyonel dijital fotoğraf makineleri 4 ya da 6 milyon piksel gibi sensörlerle donatılmıştır.
    Mercek: Işık demetinin kırılarak belli bir noktada toplanmasını sağlayan optik gereç.
    Mercek Kusurları: Merceklerin ya da diğer optik sistemlerin içerdikleri hataların genel adıdır. Bu hatalar, görüntünün biçiminin, keskinliğinin ve aydınlığının renginin değişmesine yol açar. Açeşitli mercek kusurları azaltılabilir; ancak, çok elemanlı bir optik sistemin kusurları tamamen giderilemez.
    Mercek kusurlarının başlıcaları; 1- Küresellik, 2- Koma, 3- Astigmatizm ve alan eğikliği, 4- Eğik küresellik, 5- Biçim bozulması, 6- Renkseme kusurları
    Merkezi Obtüratör: "Yaprak obtüratör"'ün diğer adıdır. Objektifle mercek arasına yerleştirilmiştir.
    Metol: Suda eriyebilir beyaz kristale benzer tozdur. Geliştirici banyolarda dengeleyici olarak kullanılır.
    Mired: Renk ısısı ölçümünde kullanılan birimdir. Bir ışık kaynağının mired değeri bir milyona bölünmüş Kelvin cinsinden renk ısı derecesidir.
    Nanometre: Elektromanyetik ışınımın dalga uzunluğunun uluslararası birimidir.
    Natürmort (Still Life): Kesme çiçek, meyve, av hayvanı, gibi durağan neslelerden oluşan ve fotoğrafçı tarafından amaca yönelik olarakdüzenlenerek gün ışığı ya da stüdyo ışığında pozlandırılan kompozisyonlara verilen addır.
    Negatif: Film, cam levha ya da kağıt üzerine orjinalinin parlaklık dizisinin tersine sıralanmış tonları bulunan bir konunun kaydedilmiş bir görüntüsüdür.
    Negatif Dosyası: Filmleri dış etkenlerden korumak için üretilmiş şeffaf bir tür sayfadır. Dosyaların üzerine sayı, tarih, lokasyon gibi bilgileri kaydetmek faydalıdır.
    Netleme Camı: 35 mm SLR, orta ve büyük boy fotoğraf makinelerinde yer alan, fotoğrafı çekilecek konunun gözüktüğü, netlemeye yardımcı camdır.
    Netleme Gereci: Agrandizörün tablosuna düşen büyütülmüş görüntünün netliğini daha da keskin ayarlayabilmek için karanlık oda da kullanılan araçtır.
    Netlik Derinliği: Fotoğrafı çekilen konun önünde ve arkasında net olarak çıkan bölgedir. Bu net bölge, seçilen diyaframa, odak uzaklığına ve konuya uzaklığa göre değişir.
    Newton Halkası: Saydamların yerleştirildiği camlı çerçevelerde ya da agrandizörlerdeki negatiflerin yerleştirildiği camlı şaselerde meydana gelebilen, renkli halelere verilen addır. Genel olarak nedeni nemdir. Önlemek için en etkili çözüm bu durumu gidermek için üretilmiş özel camları kullanmaktır.
    Noise: Daha çok yüksek pozlamalarda görülen sensördeki elektriğe bağlı bozulmalara verilen ad. CCD kalitesi ya da makinede kullanılan teknoloji zayıflığı da “noise”e yol açabilir. Bir fotoğraf karesinde yanlış yerleştirilmiş pikseller ya da gelişigüzel bir parlaklıkta olan pikseller olarak karşımıza çıkarlar. Bu kirlenme sonucu, fotoğraf grenli gözükür.
    Nokta Ölçüm (Spot Metering): Nokta ölçüm bir pozlama çeşididir. Bu pozlamada, kadrajlanan alandaki tek küçük bir noktayı hesaplayarak pozlama yapılır. Bu sistem dikkatli ve doğru kullanıldığında, çekilen alanın iyi pozlanmasını diğer alanların ise aşırı ya da az pozlanmasını sağlayarak dikkat çekici bir görüntü elde edilmesini sağlar.
    Normal Objektif: Standart objektif olarak adlandırılır. Filmin boyutlarına göre görüntü alanının köşegeni uzunluğunda odak uzaklığı olan objektife normal objektif denir.
    Objektif (Lens): Genellikle birden fazla mercek elemanından oluşan ve temel işlevi film düzlemi üzerine seçik görüntü düşürmek olan parça.
    Objektif Kaplaması (Lens Coating): Objektiflerde çeşitli nedenlerle oluşan yansımaları gideren ve merceklerin yüzeylerine çok ince tabakalar halinde yapılan magnezyum flüorür kaplaması.
    Objektif Kavrama Gücü (Lens Covering Power): Herhangi bir objektifin kullanılır niteliklere sahip olacak biçimde üretebildiği en geniş alan; bu alanın dışındaki görüntüde çeşitli bozukluklar söz konusudur.
    Obtüratör (Shutter): Bkz. Örtücü.
    Odak Derinliği (Depth Of Focus): Objektifin yeniden odaklamasına gerek kalmaksızın film düzleminin hareket ettirilmesi durumunda yine de seçik görüntü alınmasını sağlayan optik olay.
    Odak Düzlemi (Focal Plane): Objektiflerin optik eksenine dik olan ve odak noktasından geçen varsayımsal düzlem. Seçik görüntü alınabilmesi için film, fotoğraf makinelerinde bu düzlem üzerine yerleştirilir.
    Odak Düzlemi Örtücü (Focal Plane Shutter): Bkz. Perde örtücü.
    Odak Noktası (Focal Point): Objektifin optik ekseni üzerinde, belli bir konudan gelen paralel ışık huzmelerinin toplandığı (odaklandığı) nokta.
    Odak Uzaklığı: Bir objektifin odak uzaklığı, objektifin optik yapısının merkez ile film yüzeyi arasındaki uzaklığın milimetrik ifadesidir.
    Odak Uzunluğu (Focal Lenght): Herhangi bir objektif sonsuza odaklandığında, görüntüyü düşürdüğü odak noktası ile objektifin optik merkezi arasındaki uzunluktur.
    Odaklama (Focusing): Fotoğrafı çekilecek olan cismin seçik (net) bir görüntüsünün elde edilmesi için, odak noktasının odak düzlemi (film düzlemi) üzerine düşmesini sağlama işlemi.
    Odaklama Camı (Focusing Screen): Fotoğraf makinelerinde fotoğrafı çekilecek cismin görülebilmesin ve odaklanmasını sağlayan, genellikle beyaz renkli buzlu cam.
    Onaltı (16) Bit Görüntü: Kabaca, 32.000 renk içeren görüntü
    Optical Zoom–Digital Zoom: Optik zoom, siz hareket etmeden sizi nesneye daha da yaklaştırır. Optik zoom, içinde yer alan lenslerin kombinasyonunu sağlayarak algılayıcıda yani sensörde yakınlaşan kısmın daha büyük çözünürlükte olmasına olanak tanır. Dijital zoom ise varolan datanın görünümünü değiştirir. Yani sensör(algılayıcı) tarafından toplanan datanın istenen bölümünün büyütülmesini sağlar. Optik zoomun resim ve çözünürlük üzerinde hiçbir etkisi yok iken dijital zoom resmin kalitesini bozar. Optik zoom yapan kameraların fiyatları bu yüzden daha yüksektir.
    Optik Eksen (Optical Axis): Objektif sisteminin tam merkezinden geçen varsayımsal çizgi; Bu çizgi boyunca hareket eden bir ışık ışınının hiç bir kırılmaya uğraşmaması gerekir.
    Orta Format Fotoğraf Makinesi (Medium Format Cameras): 4,5x6 ; 6x6; 6x7; 4x9 cm. Boyutlarındaki tabaka ya da roll film kullanılan fotoğraf makinelerinin genel adı.
    Ortokromatik (Orthochromatic): Mavi ve yeşil renklere duyarlı olmakla birlikte, kırmızı renge karşı duyarsız olan film (duyarkat) türü.
    OTF (Off The Film Metering): Refleks makinelerde kullanılanfilm düzlemi üzerinden ölçüm yapan ışık ölçüm sistemidir.
    Otofokus (Autofocus): Bkz. Otomatik odaklama.
    Otomatik ODAKLAMA (Autofocus): Genellikle agrandizörlerde, büyütme oranına paralel olarak agrandizör kafasının yükselmesinden etkilenmeksizin odaklama işlemini kendi kendine yapabilen sistem.
     



  12. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Ön Yıkama: İnce gren gelişimine engel olabilecek fotoğraf malzemelerinin arka boyalarını çıkarmak için ya da bir roll filmi küvette geliştirmeden önce yumuşatmak için önce suya daldırma işlemine denir.
    Örtücü (Shutter): Film düzlemine ulaşacak olan ışık miktarının filmi ne kadar süre ile etkileyeceğini belirleyen mekanik parça; perde örtücü ve yaprak örtücü olmak üzere iki türdür.
    Örtücü Hızı (Shutter Speed) Örtücü adlı mekanik parçanın ayarlanabilir açılıp kapanma hızı birimleri; örtücü hızı değerlerinin standart dizisi tam sayılar biçiminde ifade edilmekle birlikte bunlar aslında saniyenin kesirlerini ifade etmektedirler.
    P Ayarı: Pozlandırmanın otomatik olarak makine tarafından yapıldığı ayardır.
    Pan (Pan): Bkz - Pankromatik.
    Pankromatik (Panchromatic): Görülebilir renk tayfının tüm renklerine ve biraz da morötesi ışınlara karşı duyarlı bir duyarkata sahip olan filmlerin kod ismi.
    Panoromik Fotoğraf Makinesi (Panoramic Camera): Özel olarak yapılmış döner bir objektife sahip. Çok geniş bir görüş açısını, görüntü bozulmasına neden olmadan fotoğraflayabilen makinelere verilen ad;kimi makinelerde bu görüş açısı 140 dereceye ulaşmaktadır.
    Paralaks (Parallax): Filmin ve gözün fotoğrafı çekilecek konuyu farklı noktalardan görmelerinden kaynaklanan farklılık; konu makineye yaklaştıkça bu farklılıklar artar. Yalnızca tek objektifli refleks fotoğraf makineleri bu hatayı yapmazlar.
    Parasoley (Lens Hood): Bkz. Işıksiperliği.
    Parça Film (Sheet Film, Cut Film): Bkz - Tabaka film
    Parlatma (Glaze): Parlak yüzeyli fotoğraf kağıtlarının hem kurutulmak hem de yüzeylerin parlatılması için tabi tutuldukları işlem; bu ya özel parlatma makinelerinde ya da temiz parlak yüzeylere (örn: cama) yapıştırılarak da elde edilebilir.
    PCMCIA: Dijital fotoğraf makinelerinde kullanılan bir cins bellek kartıdır. Bilgisayarlara takılarak fotoğrafların transferini sağlar. Üç tipi mevcuttur. Birinci ve ikinci tip genellikle Flash RAM ve Statik RAM, üçüncü tipi ise küçük sürücüler şeklindedir.
    PCMCIA Adapter: PCMCIA girişine hafıza kartlarının takılmasında kullanılan bir ara adaptördür. Adaptör, küçük hafıza kartlarını kabul ederek onu standart bir PCMCIA bağlantısına dönüştürür.
    Pentaprizma (Pentaprism): Genellikle 35mm. Tek objektifli refleks fotoğraf makinelerinde odaklamanın yapılmasını ve hareketli aynadan gelen görüntünün göze iletilmesini sağlayan parça.
    Perde Örtücü (Focal Plane Shutter) Odak düzleminin hemen önünde yer alan ve film yüzeyini tarayarak görüntünün oluşmasını sağlayan örtücü türü.
    Perivizyon Objektif: Dikey olarak 360 derecelik panaromik görüntüler fotoğraflamak için kullanılan çok geniş açılı objekif tipidir.
    Perspektif (Perspective): Gerçekte üç- boyutlu olan bir cismin iki boyuta indirgendiğinde büyüklüğü ve biçimi arasındaki ilişki; fotoğrafçılıkta perspektif konuya bakış açısı ile yakından ilgilidir.
    Piksel: Dijital fotoğrafta görüntüyü oluşturan temel unsur. Piksel sayısının çokluğu görüntünün daha büyük ve kaliteli olarak basılabilmesini sağlar.
    Pistole (Air Brush): bkz. Hava Fırçası
    Pixel (Picture Element): Pixel, bir dijital görüntünün ya da algılayıcının en küçük öğesidir. Çözünürlüğü ve fotoğraf boyutunu ölçmede de kullanılır. Birçok VGA tip monitörün ekran çözünürlüğü 640 x 480 pikselliktir. Mesela 640x480 çözünürlüklü bir görüntüde 307200 adet nokta bulunur ki bu noktaların her birine pixel denir. “Bilgisayar ekranındaki görüntüyü oluşturan çok sayıdaki küçük ışık noktacığı” olarak da adlandırabiliriz.
    Pixelization - Jaggy: Bir görüntünün yüzde yüz oranından daha büyük bir oranda büyütülmesi ile oluşan piksellerin normal halinden daha büyük ve bozuk görünmesidir. Pikseller ne kadar küçük ve sayıları ne kadar çok olursa "pikselizasyon" o kadar az olur. Pikselizasyon ''jaggy'' olarak da adlandırılır.
    Plug-In: Bağlantıyı fiziksel olarak gerçekleştirdikten sonra bağlantısı yapılan cihaz ile hemen çalışmaya geçilebileceğini ifade eder. TWAIN'in aksine Plug-inler fotoğraf alma, verme ve özel görevlerde çok daha rahat çalışırlar.
    Polarize Filtre (Polarization Filter): Işığın dalga boyunda tüm yönlerde yaptığı salınmayı tek bir düzleme indiren ve böylelikle parlak yüzeyli cisimlerdeki yansımaları yok eden filtre türü; yansımanın yok edilebilmesi için parlak yüzeyin metalik olmaması gerekmektedir.
    Posterizasyon: Fotoğrafın en parlak ve en karanlık tonları arasındaki tonların azaltılması işlemidir.
    Posterizasyon (Tone Seperation): Bir fotoğraftaki renk tonlarının azaltılması işlemi; sonuçsal fotoğrafta çok parlak ve çok karanlık bölgelerle, çok sınırlı sayıda ara tonları kalır.
    Poz Saati: Karanlık odada çalışırken agrandizöre bağlı olarak pozlandırma süresini belirlemeye yarayan bir tür zaman sayacıdır.
    Poz Taraması (Bracketing): Çekim pozunun belli bir miktar altında ve de üstünde seri olarak pozlandırılma modudur.
    Pozlama Dengesi (Exposure Balance): Belirli bir ışık ortamında, filmin görüntü oluşturabilmek için gereksince duyduğu ışık miktarı; bu ışık miktarı diyafram ve örtücü hızı ile kontrol edilir.
    Pozlama Dengesi Hatası (Reciprocity Failure): Duyarkatların ışık duyarlılıkları dar bir alt üst sınır içinde söz konusudur. Bunun dışına çıkıldığında pozlama dengesi hatası yapılmış olur.Yani kaliteli görüntü alma olasılığı azalır.
    Pozlama Dengesi Kuralı (Reciprocity Law): Bu kurala göre; Pozlama =ışık yoğunluğu x süre'dir. Burada ışık yoğunluğu makineye giren ışık miktarı, süre ile örtücünün açılıp kapanma hızını ifade eder.
    Pozometre (Exposuremeter): Bkz - Işıkölçer.
    Projeksiyon Makinesi: Diapozitif filmlerin tek tek seyredilmesini sağlayan cihazdır.
    PSD: Adobe Photoshop programının temel dosya biçimidir. Farklı görüntü katmanları yaratmaya ve bunların üzerinde işlem yapmaya olanak sağlar.
    RAM (Random Access Memory) Gelişigüzel Ulaşım Hafızası: İleri aşamalar için bir bilgisayarda bilginin geçici olarak kaydedildiği ön bellektir. Bilgisayar için en hızlı hafıza şeklidir ve en pahalısıdır. Bilgisayar işlemcisi olan CPU, bu hafıza ile bilgisayarda açılmış ve kullanılan program ya da yazılım için bir yer tutar ve işlem yapılabilmesini sağlar. RAM, S-RAM ya da Static RAM gibi çeşitli tipleri mevcuttur.
    RAW: Görüntü edit programlarında kullanılan kayıpsız sıkıştırma türüdür.
    Red-Eye Reduction (Kırmızı-Göz): flaşların insan gözüne çarpması ile gözde oluşan kırmızılığı ifade eder. Fotoğraf makinelerindeki dahili flaş modlarından biri olan Red-eye Reduction ise parlak ışıkta oluşan gözlerdeki kızıllığı ortadan kaldırmak için tasarlanmıştır. Farklı sistemler vardır fakat hepsi flaş patlamadan fotoğraf karesinde yer alanların gözüne bir ışık göndererek hafif göz kısılmasını ve kırmızılığı önler.
    Renk Düzeltmesi (Color Correction): Renk düzeltme işlemine verilen addır.
     



  13. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Reprodüksiyon: Bir orjinalden kopya elde etme işlemine verilen addır.
    Resolution (Çözünürlük): Bir ekran ya da resim dosyasının büyüklüğünü ifade eder. Bir görüntüdeki inç başına piksel sayısıdır. Yüksek çözünürlük yüksek görüntü kalitesi demektir. Standart çözünürlük 640 x 480'dir. Çözünürlük 320x240, 640x480, 1024x768, 1280x960, 1600x1200, 2048x1536 gibi rakamlar yada 0.3, 0.8, 1, 2.1, 3.1, 4, 5, 6 milyon piksel şeklinde ifade edilebilir. Ekran teknolojisinde yüksek çözünürlük kaliteli ekran görüntüsünü ifade edebilirken, fotoğraf makinesi teknolojisinde daha çok baskı alanı büyüklüğü noktasında bilgi verir.
    RGB (Red Green Blue): Bilgisayarın renk dilidir. Dijital fotoğraf makineleri ya da bilgisayarlar bu üç rengi (kırmızı, yeşil ve mavi) kullanarak ekranda görülen tüm renkleri ortaya çıkarırlar. Yeşil renk olarak yeşili verir ayrıca kontrastlığı sağlamak için de kullanılır.
    Rötuş: Ton değerlerine göre bölgesel değişiklikler yapmak ya da lekeleri ortadan çıkartmak kaldırmak için fırça, kalem, bıçak, vs gibi aletler kullanarak bir baskı ya da negatif üzerine uygulanan işlemdir. Günümüzde bu tür rötuş işlemleri ekseriyetle bilgisayar ortamında kullanılann yazılımlara aracılığıyla gerçekleştirilmektedir.
    SCSI - Small Computer System Interface - Küçük Bilgisayar Sistem Arayüzü: Bilgisayar ile özellikle harici bir hard disk, scanner, CD-R, dijital fotoğraf makinesi gibi aletlerin birbirlerine bağlanması ve hızlı bir şekilde veri transferi yapabilmesi için geliştirilmiş bir bağlantı şeklidir. Bugünlerde FireWire başka bir ifadeyle IEEE-1394 bağlantı yuvası SCSI'ın yerine almaya başladı.
    Sekiz Bit Görüntü: 256 ya da daha az renk içeren görüntü
    Sharpen: Daha keskin odak görünümü için görüntü işleme programına bir görüntü düzeltme filtresi uygulanmasıdır.
    Sıvı Kristal Ekran (Liquid Crystal Display): Birçok dijital fotoğraf makinasının arka kısmında yer alan Likit Kristal Ekran, çekilen resmin ön izlemesini görmeye yarar. Ekran aynı zamanda bazı kamera ayarları için arayüz görevi de görür. Farklı modelleri mevcuttur: TFT ve DSTN en çok bilinenleridir. TFT, DSTN'ye göre daha parlaktır ve renk ve kontrastı daha doğru verir. Buna karşılık TFT daha çok elektrik harcar.
    Siyan: Tayfın 1/3'nü emen kırmızının çıkartılmasıyla yansıyan ya da geçen mavi-yeşil rengin adıdır.
    SLR - Single Lens Reflex: Tek objektifli refleks kamera için kullanılan bir terimdir.
    Smartmedia Adapter: 3.5'luk bir floppy disk şeklinde olan bu adaptör, SSFDC tipi hafıza kartlarını kabul eder ve bu adaptörle bu kartlardaki bilgiler bilgisayara transfer edilir.
    Soft Focus: Netliği yumuşatan bir optik tipidir.
    Solarizasyon: Fotoğrafik malzemenin aşırı derecede fazla pozlandırılması, artan poz nedeniyle yoğunluğun azalmasıdır.
    Spotmetre: 2'den büyük olmayan bir açının karşısında bulunan konunun küçük alanlarının parlaklığını ölçebilen yansıyan ışık, ölçüm aletidir.
    Stok Eriyik Sulandırılmamış eriyiğe verilen addır.
    Su Banyolu Geliştirme: Negatifi ya da kağıdı geliştiricinin içerisine kısa bir süre daldırdıktan sonra durgun suya koyarak kontrastlarının yumuşatılmasını ve gölge ayrıntılarının kazandırılması yöntemidir.
    Süblimasyon: Katının sıcaklık kullanılarak doğrudan buhar haline geçmesi anlamına gelir.
    T Ayarı (Setting): Örtücü hızı birimi olup deklanşöre basıldığında örtücünün açıldığını, ikinci kez basılıncaya kadar da açık kalacağı anlamını taşır.
    Tabaka Film (Sheet Film, Cut Film): Belirli boyutlarda kesilmiş genellikle büyük boy fotoğraf makinelerinde bir film şasesi yardımıyla kullanılan filmlerdir. En yaygın olarak kullanılan boyutlar 10,2 x 12,7 cm ve 20,3 x cm 25,4 cm boyutlarındakilerdir. Ayrıca orta boy fotoğraf makinelerinde kullanılan 6x7 cm., 6x9 cm. Boyutlarında tabaka filmlerde bulunmaktadır.
    Taban (Base, Support): Fotoğraf filmlerinde ve kağıtlarında ışığa karşı duyarlı katmanın sürüldüğü filmlerde asetattan fotoğraf kağıtlarında ise genellikle kağıttan yapılmış taşıyıcı taban.
    Talbotype: Fox Talbot tarafından patenti alınmış negatif kağıt işlemidir. (1841) "Calotype" olarak da bilinir.
    Tamamlayıcı Renkler: 1- Doğru oranlarda eklendiği zaman beyaz ya da gri bir duygu uyandıran ya tek renk dalga uzunlukları ya da çok renkli tayfa ait ışığın iki renginden oluşan banttır. 2- Boya maddesinin iki rengi, doğru oranlarda birleştiğinde, karıştırıldığında gri ya da siyah rengi oluşturur. Bu terim, karışım renklerinin ana rengi olan kırmızı, yeşil ve mavi için kullanılır.
    Tank: Banyo işlemi sırasında filmleri ya da diğer duyarlı malzemeleri ışıktan koruyan ışık geçirmez kaptır. Filmler karanlık odada sarıldıktan sonra işleme gün ışığında devam edilebilir.
    Tank (Tank): Bkz. Film banyo tankı.
    Tarayıcı: Negatif, pozitif filmdeki ve opaktaki görüntüyü bilgisayar ortamına aktarmaya yarayan cihaza denir.
    Taşıyıcı Taban (Base, Support): Bkz. Taban.
    Tayf: Elektromanyetik tayfın gözle görülebilen bölümüne denir.
    Tazeleyici: Gelişim sırasında yer alan, etkinlik oluşturan kimyasal maddelerin etkinliğini düzenlemek için saptayıcı ve geliştiriciye eklenen eriyiktir.
    Tek Ayak (Monopot): Fotoğraf makinesinin bağlanması ile elle tutularak kullanılan ve pozlandırma sırasında sarsıntıyı önleyen, uzunluğu ayarlanabilen tek ayaktır.
    Tek Banyo (Monobath): S/B filmlerde hem geliştirme hem de saptama işlemlerinin aynı anda yapıldığı banyo türü; çabuk ve kolay bir yöntem olmakla birlikte gelişme işleminin kontrol dışına çıkması nedeniyle pek yaygın olarak kullanılmamaktadır.
    Tele Objektif (Tele Photo Lens) Bkz. Büyük odak uzunluklu objektif.
    Telekonvertör: Fotoğrafı çekilecek konuyu 1,4 katından 2 katına kadar büyültebilen ve fotoğraf makinesinin gövdesi ile objektif arasına takılan bir optik araçtır.
    Telemetre: Telemetreli fotoğraf makinelerinde, iki görüş noktası yatay olarak farklı pencerelerden oluşur. El ile denetlemede biri aynadan, diğeri içinden geçerek yansımış görüntüyü verir. Burada konu çizgisi mercek üzerindedir ve bakaç gibi hareket eder. Mercekle netleyerek ya da bir ölçek üzerinde uzaklık ayarlanarak denetlenir.
     



  14. Cevap: Fotoğraf Terimleri Sözlüğü

    Teleobjektif: Filmin boyutuna göre, görüntü alanının köşegen uzunluğundan, odak uzaklığı fazla olan objektiflere "tele objektif" denir.
    Teleobjektif Oranı: Bir objektifin eşitsel odaksal uzunluğunun, arka odaksal uzunluğuna oranıdır. Bu fark edilebilir şekilde kendisinden büyük ise objektif bir teleobjektiftir.
    Temizleme Banyosu: Duyarlı malzeme kullanılarak leke çıkartmak ya da daha önceki banyodan taşınmış kimyasal maddeleri nötralize etmek için kullanılan banyodur.
    Tesbit İşlemi (Fixation): Bkz. Saptama işlemi
    Test Şeridi (Test Strip): Fotoğraf baskısı işleminde sınama yanılma yöntemiyle doğru pozlama dengesini saptamasında kullanılan yöntem.
    TIFF: Bitmap resim formatlarından biri olan TIFF, sıkıştırma yapmadan çekim imkanı sağlayan bir resim formatıdır. Sıkıştırma yapmadan dosya oluşturur ama çok yer kapladığından resim çekim sırasında işlem zamanı biraz daha uzun olur.
    Tırnaklı Objektif Bağlantısı (Bayonet Mount): Değiştirilebilir objektiflere sahip fotoğraf makinelerinde objektifleri makine gövdesine bağlayarak kilitleyen sistem.
    Tilt: Teknik kameradaki dikey harekete verilen addır.
    Tire Filmler Fotoğrafik çalışmalarda kullanılan siyah beyaz sonuç veren, ışığa duyarlılığı az (20 ISO) ortokromatik filmdir.
    Tire Geliştirici: Çok kontrast görüntüler veren tire filmler için formaldehid-hidrokinon geliştirici banyodur.
    Tire Negatif: Gri tonları olmayan ve yalnız siyah beyaz olan negatiftir.
    TLR (TLR): Çift objektifli refleks fotoğraf makinelerinin kısa ve genel adı.
    Ton (Tone): En basit anlamıyla siyah ve beyaz renkler arasındaki grilerin açıklığı ya da koyuluğudur; ton konunun parlaklık, açıklık ya da koyuluk gibi özellikleri ile yakından ilintileridir. Aydınlatma da tonları yakından etkiler.
    Toner (Toner): Fotoğraf baskılarının renklerini değiştiren çeşitli kimyasal bileşimlere verilen genel ad; bu yöntemle baskıları kahverengi, mavi, bakır rengi ve kırmızı gibi renklere boyamak mümkündür.
    Toplamsal Renkler (Complementary colors): İki rengin biri diğerinin (Bütünleyicisi) tamamlayıcısıdır. Doğru oranlarda birleştirildiklerinde beyaz rengi meydana getirirler. Üç temel renk mavi, yeşil ve kırmızıdır. Toplumsal renkler ise: Sarı (yeşil+kırmızı) Macenta (mavi+kırmızı) Siyah (mavi+yeşil) TTL (Throught The Lens) Işığın objektiften geçip makineye girdikten sonra ölçüldüğünü ifade eden kısaltma; böylece objektifte ve objektife takılacak diğer araçların neden olduğu çeşitli ışık kaybını hesaba katmaya gerek kalmamaktadır. Çünkü ölçüm bütün kayıplardan sonra yapılmaktadır.
    Toplamsal Sentez (Additive synthesis): Toplumsal temel renkleri (mavi, yeşil, kırmızı) esas alan ve diğer renkleri bunların çeşitli oranlarda birleştirilmesinden oluşturan renk sistemi.
    TTL (Through The Lens): Fotoğraf makinesinin içinde ışığa duyarlı bir mekanizmanın, lensten geçen ışığın pozlanma süresini ölçmesidir. Otomatik odaklama ve pozlamadan bahsedilirken işlemin optikte fiziksel olarak gerçekleştiği anlamındadır.
    Tv: Enstantane seçimini fotoğrafçının yaptığı, diyafram ayarının buna göre otomatik ayarlandığı "enstantane öncelikli" çekim modudur.
    Twain: Görüntü işleme programlarında, dijital fotoğraf makinesi veya tarayıcı tarafından yakalanan görüntülere girilmesini sağlayan özel bir program önyüzüdür.
    Ultraviole (Ultra violet): Bkz. Morötesi.
    USB - Evrensel seri taşıma (Universal Serial Bus ): Çeşitli cihazların PC'ye kolay bağlantısını sağlayan bilgisayar girişidir. Birçok yeni dijital fotoğraf makinesi USB'yi destekler ve bilgisayara direk bağlantıyı bu şekilde sağlar.
    UV Filtresi (UV Filter): Bkz. Ultraviole filtrenin kısaltılmış adı.
    Uzatma Deklanşör (Cable Release): Bkz. Deklanşör kablosu.
    Uzatma Tüpleri (Extention Tubes): Küçük boy fotoğraf makinelerinde makro çekimlerin yapılabilmesi için kullanılan içi boş (Merceksiz) objektifle gövde arasına takılan metal bilezikler.
    Üç Ayak (Tripot): Fotoğraf makinesinin takıldığı üç ayaklı desteğe verilen addır. Makineyi sabitlemek ve sarsıntıyı önlemekiçin kullanılır.
    Vidalı Objektif Bağlantısı (Screw Mount): Değişebilir objektifler sistemine sahip fotoğraf makinelerinde objektif ile gövdeyi vida sistemi ile kenetleyen bağlantı.
    Vortograf: Kaleidoskop içinden pozlandırılarak üretilmiş soyut fotoğraflara denir. (A.L. Coburn 1917)
    Yansıma (Flare): Objektif içindeki mercek elemanlarından yansıyan ve görüntünün bozulmasına neden olan ışık yansıması.
    Yansıtıcı (Reflector): Işığı yansıtma özelliğine sahip herhangi bir madde;yansıtıcıların kendileri birer aydınlatma kaynağı olmasalar bile başka ışık kaynaklarının ışıklarını yansıtacak biçimde gölgeleri yumuşatmak ve benzeri amaçlarla kullanılırlar.
    Yansıyan Işık Ölçümü (Reflected light reading): Bir ışık ölçer aracılığıyla konu yüzeyinden yansıyan ışık miktarının ölçülmesi yöntemi;bu yöntemle ışık ölçümü, ışıkölçer konuya yöneltilerek yapılır.
    Yaprak Örtücü (Between-The-Lens-Shutter): Objektif içine yerleştirilmiş merkezden dışa açılıp, dıştan merkeze doğru kapanan ve metal yaprakçıklardan yapılmış örtücü türü.
    Yayınım (Irradiation) Duyar katın fiziksel yapısından ötürü, içinden geçen ışığın yayılmasına neden olması; bu olay görüntü keskinliği olumsuz yönde etkiler.
    Yirmidört Bit Görüntü: Yaklaşık 64 milyon renk görüntü içeren görüntü
    Zoom Objektif (Zoom lens) Bkz. Değişken odak uzunluklu objektif.
    Zorlama (Pushing process): Çeşitli amaçlarla filmlerin sahip oldukları ASA/DIN değerlerinden daha büyük değerlerle çekilip, özel olarak banyo edilmeleri işlemi.
    Alıntıdır..