Fıkralar

'Eğlence' forumunda HazaN tarafından 12 Temmuz 2008 tarihinde açılan konu


  1. vantilatör

    Donald Ramsfeld ölmüş ve cennete gitmiş..
    Aziz Peter'in karşısında cennetin kapsında dururken arkasında
    saatlerle dolu çok büyük bir kapı görmüş ve sormuş:
    -'Bu saatler ne böyle?'
    Aziz Peder cevap vermiş:
    -'Bunlar yalan saatleri. Dünyadaki herkesin bir yalan saati vardır.
    Her yalan söyleyişinde saatteki ibre hareket eder.'
    Ramsfeld:
    -'Ooo, peki bu kimin saati?'
    -'Bu Azize Teresa'nın saati.. İbre hiç bir zaman oynamadı, yani hiç
    yalan söylememiş.
    -'İnanılmaz' demiş Ramsfeld.
    -'Peki bu kimin saati?'
    Peder cevap vermiş:
    -'Bu Abraham Lincoln'ün saati. İbre iki kez hareket etti, yani Abraham
    tüm yaşamında sadece iki kez yalan söyledi...'
    En sonunda Ramsfeld dayanamamış ve sormuş:
    -'Peki Bush'un saati nerede??'
    -'Bush'un saati İsa'nın ofisinde, Isa onu vantilatör olarak kullanıyor



    kaplumbağa

    Ücra bir köyün ilkokuluna müfettiş geleceği haberi alınır. Bunu duyan tek sınıflı ilkokulun tek öğretmeni panikler çünkü çocuklar 2. sınıfta olmalarına rağmen çok zor okumaktadırlar. Öğretmen müfettişin geleceği gün sınıfta ufak bir konuşma yapar:
    "Bakın çocuklar bugün okulumuza müfettiş gelecek. Muhtemelen de tahtaya birşeyler yazıp okumanızı isteyecek. Müfettiş tahtaya birşey yazmaya başlarsa hemen bana bakın ben size ne yazdığını anlatırım, siz de okumuş gibi yapıp söylersiniz."
    Çocukların aklına yatmış bu tabii. Müfettiş gelmiş, kısa hoşbeşten sonra müfettiş çocuklardan birine "Kalk bakalım" demiş "Su tahtaya yazdığımı oku" ve başlamış kocaman harflerle "kaplumbağa" yazmaya. Bunu gören öğretmen müfettişe çaktırmadan çocuğa bir güzel anlatmış tahtadakinin ne olduğunu.
    Müfettiş: "Oku bakalım oğlum ne yazıyor?"
    Öğrenci: "Tos-ba-ğa"


    kulak

    Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikinci katın iskelesinde çalışırken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser. Kulak da aşağıya düşer. Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir:

    'Hey beyler aşağılarda bir kulak gördünüz mü?'

    Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel'e gösterirler:

    'Bu mu?'

    Temel aşağı doğru eğilip gözlerini kısar:

    "Yok yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı"