Felsefenin temel soruları nelerdir?

Konusu 'Eğitim' forumundadır ve SümbüL tarafından 10 Haziran 2010 başlatılmıştır.

  1. SümbüL

    SümbüL Üye

    Katılım:
    2 Nisan 2009
    Mesajlar:
    1.567

    Felsefenin Temel Soruları Nelerdir?
    Felsefe Dalları
    Felsefe Çeşitleri


    [​IMG]

    Her felsefe dalının işlediği konular ve temel soruları farklıdır. ​


    Felsefe Dalları

    Antik Çağ Felsefesi

    Antik Çağ felsefesi, M.Ö. 700'lü yıllardan başlayıp M.S. 500'lü yıllara, yani Orta Çağ'a kadar uzanan tarihsel dönemdeki felsefe tarihini kapsar. Antik Yunan ve Roma kültürlerinde süregelen felsefe eğilimleri ve öğretilerinden oluşur. Klasik İlkçağ felsefesi olarak adlandırılması da sözkonusudur. Bu dönem İlk Çağ felsefesinden, Yunan ve Roma kültürlerine bağlı olmalarıyla ayrıştırılır. Böylece bilgi için bilgi gibi bir felsefe geleneğine geçilmiş olduğu varsayılır; bilgi burada gündelik yaşamdaki kullanılabilirliğinin ötesinde kendi başına bir değer ya da sorundur. Bu nedenle Batı felsefesi olarak adlandırılan felsefe geleneği kendisini Antik Çağ felsefesine dayandırır. Çağdaş ya da modern denilen düşünce biçiminin ve felsefe tarzının embriyon halinde bu dönem felsefe geleneğinde ortaya konulduğu varsayılmaktadır. Antik Çağ filozofları, bilginin anlamını, doğruluğun ne olduğunu, erdemin ne anlama geldiğini, evrenin ve yaşamın anlamını sorgulamışlar ve felsefi soruları şekillendirmişlerdir.

    Çin Felsefesi


    Yeni belgeler Çin uygarlığının sanıldığı kadar eski olmadığını, İ.Ö. 1000 yıllarında başladığını göstermiştir. İ.Ö.4500 yıllarında Çin topraklarında Moğol tipinde ve neolitik uygarlıkta bir halk yaşıyordu. Bu halkın Tibet, Türk ve Tai karışımı olduğu sanılmaktadır. İ.Ö. 2000 yıllarına doğru bu halkın iki ayrı kültün düzeyinde gelişmeye başladığı ve bu kültürlerden birine Yang-Şao öbürüne Long-Şan adı verildiği saptanmıştır. İ.Ö 1450 yılında Şang devleti kurulmuştur. Doğa güçlerine bağlanmayla başlayan bir din anlayışı, ilkel bir doğa felsefesine dönüşmüştür.
    Bu doğa felsefesi, evrenin ve evrendeki her şeyin Chi-Hava-Ruhtan oluştuğunu ileri sürer. Antikçağda Anaximenes’te havayı ruh olarak ele almıştır. Daha sonra, su,ateş,hava,toprak ve maden de eklenerek bu ilk ögelere; tahtayı da katmışlar ve sayı altıya çıkarılmıştır. Bütün nesneler bu öğelerin çeşitli birleşimleriyle oluşuyorlardı. Daha sonra Yi King-Değişimler Kitabıyla bu ögeler sekize çıkarılmıştır.
    Bu ögelerle birlikte maddesel karşılıklı etki anlayışı, Yang (etkin) ve Yin (edilgin) kavramlarıyla dile getirilen karşıt güçler ikiciliği, Yuan (başlangıç) düşüncesi geliştirilmiştir.


    Doğa Felsefesi

    Doğa felsefesi, felsefe tarihinde ilk çağ Yunan felsefesinin başlagıcında merkezi tema olarak doğanın ele alındığı felsefe yönelimidir, daha sonra çeşitli biçimlerde sürmüş, yeni nitelikler kazanmış ve yeniden değerlendirilmiştir.

    Hristiyan Felsefesi

    Düşünce akımlarının temel hatlarını çizdiğimiz İlkçağın bu son döneminde yeni bir din, yeni bir örgüt olarak "Hıristiyanlık" ortaya çıkmıştır. Hıristiyanlık, kaynağı yönünden, Roma'daki çeşitli hellenistik tapınmalardan biridir.
    M.Ö. tahminen I. yüzyılda hellenistik dinlerin Roma'da tutunmaya ve örgütlerini kurmaya başladıklarını görmüştük. Ancak Doğu'dan gelen bu dinsel akımlar, zamanla, Roma'nın resmi diniyle uyuşmazlığa düşmüştür. Çünkü Roma dini gittikçe bir devlet dini durumuna gelmişti.
    Bir hellenistik dine bağlı olmak aynı zamanda resmi dinin çerçevesinde kalmaya, imparatora karşı gerekli tapınmalarda bulunmaya bir engel oluşturmuyordu. Romalıların birçok Tanrıların varlığını benimsemesi, çeşitli dinlere aynı zamanda bağlı olmayı kolaylaştırıyordu. Ancak tüm hellenistik dinlerin temelini, "ruhun ölümsüz olduğu" düşünüşü oluşturur.


    Hint Felsefesi

    Kimi düşünce tarihlerine göre Hint felsefesi tarihi yazılı tarihten daha önceki tarihlere, İndus Vadisi ndeki Dravidyen Uygarlığı´na (M.Ö. 3500) kadar götürülür. Dravidyen sözcüğünün anlattığı şey pek açık olmasa da bir dil öbeğine bir öbek insana, bir uygarlığa verilen addır. Bundan sonra Aryan etkisinden söz edilir (M.Ö. 2000).

    İktisadi Liberalizm Felsefesi

    İktisadi liberalizmin yöntemi, toplumun işleyiş biçimi konusundaki görüşü, bireysel davranışlarla ilgili varsayımları, laisser-faire deyiminde özetlenebilecek iktisat politikası, kaynağını, Tabii Kanun Felsefesinden alır. Fiyokratlar ve A. Smith bu felsefeden yararlanmış olsalar da, daha sonra İngiltere’de gelişen Faydacı Felsefe de, büyük ölçüde, Tabii Kanun Felsefesinin ürünüdür. Bu bakımdan, liberal iktisatçıların görüşlerini oluşturan düşünürler, genel çizgileri ile Tabii Kanun Felsefesine dayanır.

    İnsan Felsefesi

    İnsan ve insanlık sorununu konu edinen felsefe. İnsan felsefesi, insanbilimin deneyden çıkardığı veriler üstünde düşünen ve insanın varlık yapısıyla varlık bütünü içindeki yerini araştıran felsefedir. Bilimsel alanda yapılan ilk deneyler, özellikle W. Köhler'in ve Pavlov'un hayvanlar üzerinde yaptıkları deneysel çalışmalar, insanla hayvan arasında sadece bir derece farkı bulunduğunu meydana koyuyordu. Bu çalışmalar Darwin kuramına dayanıyorlardı.

    Metafizik felsefe, Alman düşünürü Max Scheler'le bunu bir nitelik farkı'na dönüştürmeye çalıştı. Scheler, insanda bulunup da hayvanda bulunmayan bu niteliğe geist adını veriyor ve onu saf bir etkinlik olarak tanımlıyordu. Scheler, insan ne madde ne de ruhtur, diyordu: Düşünce-ruh insanla başlamıştır. İnsandan önce yoktu ki insanı meydana getirsin. Madde insandan önce de vardı. İnsana özgü bir şey değildir ki insanı meydana getirsin. İnsana özgü olan ve insandan başka hiç bir varlıkta bulunmayan, bundan ötürü de insanı meydana getiren tek şey geist'tir.


    İran Felsefesi

    İran Felsefesi, İran topraklarında yaşayan halkların düşünce yaşamı. İran felsefesi, klasik ilkçağ felsefesinin kapsamı içindedir, İ.Ö. XV. yüzyılda Baltık kıyılarından ve Güney Rusya'dan gelen ve kendilerine arya (soylu) adını veren insan tonlulukları önce İran'ı, sonra Hindistan'ı ele geçirdiler.

    O çağda, şimdiki İran topraklarının güneyinde Persler, kuzeyinde de Medyalılar vardı. Kimi kaynaklar gerek Hint ve gerek İran'a Tanrı düşüncesinin bu gruplarca getirildiğini ileri sürmektedirler. Nitekim bu grupların İndra, Mitra ve Varıma adlı koruyucu tanrılarına eski Hint metinlerinde olduğu gibi, eski İran metinlerinde de rastlanmaktadır. Bu sava göre aryaların Varuna'sı İran'da Ahura olmuştur. İlkçağ İran felsefesi de, çağdaşları gibi, totemcilik ve canlıcılıktan dönüşen dinsel bir felsefedir.


    İslam Felsefesi

    İslam felsefesini, İslami felsefe ve İslam dünyasında gelişen felsefi akımlar olarak iki grupa ayrılarak değerlendirmek mümkündür.

    Temelde özü itibarı ile dogmatik olan din ile felsefenin beraber nasıl değerlendirilebileceği tartışmalı olsa bile, İslam dünyasında felsefe orta çağ batı dünyasından çok daha müsamahalı karşılanmıştır. Bunun bir nedeni İslam dininin temel esaslar dışında ferdi düşünceye serbestlik tanıması, imani esasları alenen zedelememek şartıyla düşünceye verdiği özgürlük, diğer bir nedeni de akli ilimlerin gerek siyasi otoriteler gerekse dini otoriteler tarafından sürekli desteklenmiş olmasıdır.Bu sayede İslam coğrafyasında ve özellikle Arap dünyasında felsefe gelişmiş,gelişen felsefe de formel,doğa ve insani bilimlere de katkılar sağlamıştır.O dönemin Batı dünyasından oldukça üstün bir konuma sahip olan İslam felsefesi 14. yüzyılın sonlarına kadar zirvede tutunmuştur.


    Japon Felsefesi

    Japonca'da felsefe anlamına gelen "tetsugaku" deyimi, ilk önce Nishi Amane (1826-1894) tarafından kullanılmıştır. Japonların özgün bir felsefeleri yoktur. İlk felsefesel düşünceleri, pek çok uluslarda olduğu gibi, din alanında gelişmiştir. Çin'in Konfüçyüsçülüğü ve Hind'in Budacılığı bu dinsel felsefenin başlıca etkenleridir.

    Suse gakuha adıyla anılan Konfüçyüsçü felsefe, giderek, öznel idealist bir akım olan oyomey gakuha'yı doğurmuştur. 17.yüzyılın sonlarına doğru batı düşüncesiyle ilişki kuran Kaybara Ekiken (1630-1714),Muro Kyuso (1658-1734), Yamagata Shunan (1687-1752), İto Jinsay (1627-1735) ve özellikle Ando Shoeki gibi düşünürler özdekçi bir felsefe geliştirmeye başlamışlardır. Ando Shoeki'nin “kesintisiz oluşma kuramı” önemli öğeler taşır. Tanrıtanımaz bir düşünür olan Shoeki, feodal düzene de karşı çıkmakla, yarım kalmış bir devrim niteliğinde de olsa 1867 Japon burjuva devriminin hazırlayıcısı sayılabilir. Shoeki, aynı zamanda, ütopyacı bir toplumculuk anlayışı da geliştirmiş ve özel mülkiyetin kötülüklerin kaynağı olduğunu ileri sürerek toprağın ortaklaşa işlenmesini önermiştir. Bu özdekçi felsefesel anlayışlar daha sonra 18.ve 19. Yüzyıllarda başka düşünürler tarafından geliştirilmiştir. Bununla beraber Nishida Kitaro (1870-1945) gibi düşünürler, bir yandan düşünceci felsefeyi geliştirmeye çalışmışlardır.


    Mısır Felsefesi

    Eski Mısır Felsefesi, Antikçağ dışındaki diğer bütün felsefeler gibi dinsel nitelik taşır. Mısır tarihi İ.Ö 3000 yılına kadar çözülmüştür.

    Doğa görüşü Mısırda da Hint Felsefesinde olduğu gibi çok tanrıcıdır ama bu çok tanrıcılık tek tanrının değişik görünümlerini dile getirir.
    İlk tanrı ya da baş tanrı, evrenin yaratıcısı olduğuna inanılan güneş tanrısı Ra’dır. Toprak (Gebb) ve Gök (Nut) onun yanında yer alırlar, evreni bu tanrılar üçlüsü yönetir. Her köyün ayrı tanrısı vardır, yönetim merkezinin tanrısı bu tanrıların üstüdür. Yönetim merkezi değiştikçe bu üst tanrı da değişir. Mısır toprakları tek yönetimde toplanma çoğunlukla hayvan, azınlıkla bitki ve nesnelerle simgelenen bu tanrılar yerlerini kozmik tanrılara bırakmışladır.
    İnsan biçiminde tasarlanan ilk tanrılar, özellikle İsis’le Osiris, çok sonra meydana çıkmışlardır.


    Patristik Felsefe

    Hristiyan Felsefe’sinin Kilise Babaları’nca oluşturulan ilk dönemi.. Bir kökten türemiş olarak Patroloji (Fr.Patrologie) deyiminin anlamdaşı Patristik (Fr.Patristique) deyimi, Kilise Babaları (Os. Aba-ı Kinisaniye, La. Patres ecclesiae)’nın düşünce, hayat öyküsü ve eserlerinin tümünü dilegetirir. Hristiyan Felsefesi’nin MS 400 lü yıllara kadar süren ilk dönemi Patristik Felsefe, bu tarihten sonra Ortaçağ’ın sonuna kadar süren ikinci dönemi Skolastik Felsefe deyimleriyle nitelenir. 1.Döneme Platon’cu Hristiyan Teoloji Evresi, 2.sine Aristotelesci Hristiyan Teoloji Evresi de denir. Bununla beraber Platon etkisi 1200 lü yıllara kadar ilk Skolastik düşünürlerde de devam etmiş ve ancak bu yy.da Aquino’lu Thomas’la yerini Aristoteles (ö. MÖ 322) egemenliğine bırakmıştır.

    Roma Felsefesi

    Bu felsefe, maddi açıdan sorunsuz bir hayatın yaşandığı dönemlerde Roma’da ortaya çıkmıştır. Bu dönemde felsefe, pratik bakımdan ele alınıp işlenmiştir.
    Bu dönem felsefesi insanı mutlu bir yaşama ulaştırmayı, bireye güven ve bilgelik kazandırmayı amaçlar. Bu dönemde insanlar bilmek ve anlamak amacıyla felsefe yapmak yerine, felsefeye kısa yaşamlarında kendilerine yol göstermesi için yönelmişlerdir; ahlak felsefesi büyük önem kazanmıştır.


    Rönesans Felsefesi

    Rönesans felsefesi, 14. yüzyıl sonlarından başlayıp 16. yüzyıl ortalarına kadar geçen dönemde, özellikle de 15. yüzyılda ortaya çıkan çok yönlü felsefi gelişmeleri adlandırır. Rönesans felsefesi, genel olarak felsefe tarihinde bir geçiş dönemi felsefesi olarak kabul edilir. Bilimde ve düşünce alanında yeni gelişmeler meydana gelmeye başlamış, ortaya çıkan yeni perspektifler ve bilgiler rönesans felsefesini, ortaçağ düşüncesiyle yeni çağ düşüncesi arasında köprü rolünü oynamaya yöneltmiştir.

    Siyaset Felsefesi

    Siyaset Felsefesi, devlet, hükümet, siyaset, özgürlük, mülkiyet, meşrutiyet, haklar, hukuk gibi konular hakkındaki, bu kavramlar nedir, neden ihtiyaç vardır, bir hükümeti ne meşru kılar, devlet hangi özgürlükleri ve hakları neden korumalıdır, hangi biçimde kurumsallaşmalıdır, kanun nedir, vatandaşın devlete karşı yükümlülükleri nelerdir, bir hükümet yasal olarak neden ve nasıl görevden çekilmelidir gibi temel sorulara cevap arayan ve bu konuları felsefeden faydalanarak inceleyen sosyal bilim dalıdır.

    Tarih Felsefesi

    Tarih felsefesi" sözcüğü, "tarih" sözcüğünün çifte anlamına göre iki anlamı olan bir sözcüktür. "Tarih" sözcüğü, hem geçmişte kalan insani ve toplumsal olaylar topluluğunu, yani yaşanmış geçmiş’i adlandırmakta kullanılır; hem de bu sözcükle, bu yaşanmış geçmişi konu edilen bilim, tarih bilimi kastedilir.

    Bazı filozoflar, eskiden beri bu konuda iki Latince deyimle bu ayırımı yapagelmişlerdir. Geçmişte kalan insani-toplumsal olaylar olarak tarihe resgestae; bu olayları konu alan disipline ya da bilime de historia rerum gestarum demişlerdir. Ama filozofların bir çoğu da, hem yaşanmış geçmişi adlandırmakta, hem de bu geçmişi konu olarak alan disiplini anmada sadece historia (tarih) sözcüğünü kullanmışlardır. Biz bugün de sözcüğü, bu çifte anlamlılığı içinde kullanmaya devam ederiz.


    Türk Felsefesi

    Türk felsefesinin ilk önemli metni Uygurca yazılmış [[[Kutad[[1]]gu bilig]]]’tir. Yusuf Has Hacib’in 1069’da yazdığı eser bir siyasetname ve ahlak kitabıdır. Yine aynı dönemde 1074’de Kaşgarlı Mahmud Divanü lügatı Türk ile ortaya çıkmıştır. Türklerin, Batı felsefesiyle tanışana kadar İslam’a dayanan felsefeleri vardı. Felsefe, İslam dini içindeki bir etkinlikti ve Arapçaile yapılıyordu. İlk akılcı felsefe 9. yüzyılda Mutezile akımıydı. İslam felsefesi Farabi, el-Kindi, İbn Sina, Biruni ile Aristoculuğu tanıdı. 8.-13. yüzyıllar arasında Yunan filozofları tercüme yoluyla İslam felsefesine girdi. İslam felsefesi bu yüzyıllarda Kelamiye akımıyla akılcılığı din temelinde savundu. Bunlar da Eşariye ve Matüridiye olarak iki kola ayrıldılar. Osmanlı felsefesi geleneksel dini felsefeydi. Hukuk, siyaset, ahlak felsefeleri ve mistik felsefe bu okulların medreselerinde ve sufi akımlarda gelişti. Büyük ölçüde hüccetülislam Gazali’ye dayanıyor ve akılcı İbn Rüşd’ü dışarda bırakıyordu. Osmanlı yenileşme düşüncesi Katip Çelebi ile başladı. İctihad kapısının kapatılmış olmasıyla felsefi gelişme de durmuştu. Tanzimat dönemiyle Batılılaşmaya başlayan Türklerde modern felsefe ilk olarak askeri ve teknik alanlarda, medrese dışında kurulan yeni okullarda yerleşti. Yanyalı Esat Efendi yeni Aristocu çeviriler yaptı.

    Yunan Felsefesi

    Yunan felsefesinde 3 temel soru vardır.

    1.Gördüğümüz nesnelerin kendisinden yapıldığı ana madde nedir?
    2.Nesneler bu ana maddeden nasıl meydana gelmişlerdir?
    3.Evrenin yapısı nedir?