felatun bey ile rakım efendi romanı özeti

'Etüt Merkezi' forumunda HazaN tarafından 22 Ağustos 2008 tarihinde açılan konu


  1. felatun bey ile rakım efendi romanın özeti
    Felâtun Bey ile Rakım Efendi adlı romanın, birbirine tamamen zıt karakterde iki kahramanı vardır. Ahmet Mithat Efendi, eserinde bu iki kahramanın çeşitli yönlerine çeşitli ışıklar tutarak, onları okuyuculara tanıtmaya çalışır.
    Kahramanların ikisi de Türk aileden gelmiş iki Türk gencidir. Ancak bunlardan biri, batı uygarlığının yalnız bize yatkın ve yararlı yönlerini almasını bilen, gereksiz taraflarına önem vermeyen, yerli ve çalışkan bir insan tipini; öteki ise batılılaşmayı dar anlamda alafrangalığa özenmek, hattâ züppeleşmek şeklinde anlayan, tembel bir insan tipini temsil eder.
    Yazar; roman kurallarını biraz da bir yana iterek, taraf tutarak, okuyucunun vermesi gereken yargılara karışarak olayların akışı boyunca bu iki tipi birbirleriyle karşılaştırır.
    Kahramanlardan ilkinin adı Felâtun Bey'dir. Felâtun Bey, Mustafa Meraki Efendi adında varlıklı bir adamın oğludur. Adam, Tophane'nin «Beyoğlu'na yakınca bir mahallesinde oturmaktadır. Burada oturuşunun sebebi alafrangalığa olan eğilimidir. Biri kız biri erkek iki çocuğu bulunmaktadır. Mustafa Merakı Efendi, çocuklarını çok şık ve temiz giydirmektedir ama, onların eğitim ve öğrenimlerini pek umursamamaktadır. Bu yüzden, özellikle Felâtun Bey, kendisini alafrangalığa, daha doğrusu züppeliğe kaptırır. Bütün isteği herkesin dikkatini çekecek biçimde şık giyinmek gezmek tozmaktır.
    Babası kendisini önemlice devlet dairelerinden birine tayin ettirmiştir. Fakat buradan aldığı maaştan kat kat fazla cep harçlığı olan delikanlı, görevine devam etmeyi aklına bile getirmez. O zamanın tatil günü plan cumaları mutlaka bir gezintiye yollanır. Cumartesi, bir gün öncesinin yorgunluğunu çıkarır. Pazar günleri alafranga çevrelerin tatili olduğundan oralara gitmemezlik edemez, Pazartesi ise pazar gününün yorgunudur, dinlenir. Salı günü işe gitmek için hazırlanır ise de havayı uygun görünce Beyoğlu'nun bazı yerlerini ve eşi dostu ziyaret arzusu buna da engel olur. Çarşamba neyse daireye uğrar; ama akşama kadar haftalık olayları anlatmaktan çalışmağa vakit bulamaz. O günün gecesi iki arkadaşı ile alafranga bir şekilde eğlenmek gerektiğinden, perşembe günü de evde uyur; hafta böylece dolmuş bulunur.Bir süre sonra babası ölünce Pelâtun Bey'e büyük bir miras kalır. Bu sırada bir İtalyan oyuncu kızı ile de tanışmıştır. Bu kızla olan dostluğu ve aşkı yüzünden, o büyük serveti çok kısa bir zamanda eritir, yokluğa düşer. Genç adam ayrıca alacaklıları tarafından da sıkıştırılmaktadır. Neyse ki tanıdıklarından eski bir baba dostu kendisine acır; uzakça illerden birinde bir görev sağlar. Felâtun Bey, büyük bir üzüntü içinde, İstanbul'dan uzaklaşır.Rakım Efendi; yoksul ve alaturka bir ailenin çocuğudur. Kavaslık yapan babası, kendisi daha pek küçükken ölmüştür. Dul kalan annesi ile evin emektar Arap dadısı onun üstüne kol kanat germişlerdir.
    Bir süre sonra anne de ölünce Rakım, tamamen Arap dadının elinde kalır. Ancak bu fedakâr ve vefalı kadın hizmetçilik yaparak, çamaşır yıkayarak çocuğun okumasını sağlamaya çalışır. Rakım, çok küçük yaşta, içinde bulunduğu zorlukları kavramıştır. Bu yüzden gece gündüz sonsuz bir çaba göstererek öğrenimini tamamlar. Bu arada Fransızcayı da öğrenmiştir. Parasız olarak devlet dairelerinden birine girer; orada çalışkanlığı, zekâsı, dürüstlüğü ile kendisini âmirlerine sevdirir, sonunda maaşa geçer. Bu arada bildiği dilden çeviriler de yapmakta, kimi gazete ve dergilere vermekte, bunlardan iyi kötü bir gelir sağlamaktadır. Dairedeki çalışmalarından, çeviri işlerinden artırdığı zamanını özel ders vermeye ayırmakta, bu işinden de bir şeyler kazanmaktadır.Kısa zamanda önemlice bir para biriktirir. Felâtun Bey'in para yedirdiği oyuncu kıza karşılık, o küçük bir Türk kızını cariye olarak evine almış, bu kızın eğitim ve öğrenimi ile de ilgilenmeye başlamıştır. Küçük kız, bir yandan büyürken, bir yandan da okuma yazma, hatta piyano dersleri almaktadır. Birkaç yıl sonra Rakım Efendi, her bakımdan iyi yetiştiği kadar, güzelliği de artmış olan bu genç kızı kendisine eş olarak seçer. Mutlu bir evlenme yaparlar.
    Rakım Efendi, dürüstlüğün, çalışkanlığın, batının yararlı yeniliklerini kabul etmekle birlikte, kendisini yitirmemenin, soysuzlaşmamanın tam bir mükâfatını görmüştür.İki genci, Rakım Efendi'nin çocuklarına Türkçe dersi verdiği bir İngiliz'in evinde karşılaştıran Ahmet Mithat Efendi; bu romanında da iyiyle kötünün, çalışkanlıkla tembelliğin, temelde yerli kalışla soysuzlaşmanın eleştirmelerini yapmış ve sonuçlar çıkarmıştır.