Fazıl Hüsnü Dağlarca Atatürk Şiirleri

'En Güzel Şiirler' forumunda EyLüL tarafından 22 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. Fazıl Hüsnü Dağlarca Atatürk Şiirleri
    Fazıl Hüsnü Dağlarca Mustafa Kemal Atatürk Şiirleri
    Atatürk Şiirleri Fazıl Hüsnü Dağlarca

    ON KASIM'LARDA YÜRÜMEK


    Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
    Dalgalanır ağaçlarla oğullar
    Dalgalanır oğullarla nineler
    Dalgalanır ninelerle genç kızlar
    Özlemin ta yüreğime işlemiş
    Seni bulmak, seni görmek için ben
    Bütün toprakaltıyla barışacağım ..


    Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
    Öyle
    Güçlüsün ki
    Güçleneceğim
    Öyle yücesin ki, yüceleceğim
    Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
    Dağlara, dağlara karışacağım ..


    Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
    Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
    Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
    Sanki ellerim gece
    Sanki ellerim gündüz
    Yazacağım seni daha, bir daha
    Ben senin ölümünle yarışacağım ...


    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA

    Mustafa Kemal'in Kağnısı

    Yediyordu Elif kağnısını,
    Kara geceden geceden.
    Sanki elif elif uzuyordu, inceliyordu,
    Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar
    İnliyordu dağın ardı, yasla,
    Herbir heceden heceden.
    Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi, kağnısına
    Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı.
    Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik,
    Nam salmıştı asker içinde
    Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü,
    Doğrulmuştu yola, önceden önceden.
    Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,
    Yemezdi, içmezdi, yemeden içmeden onlar
    .Kocabaş çok ihtiyardı, çok zayıftı,
    Mahzundu bütün bütün Sarıkız, yanısıra,
    Gecenin ulu ağırlığına karşı,
    Hafiftiler, inceden inceden.
    İriydi, Elif, kuvvetliydi kağnı başında,
    Elma elmaydı yanakları, üzüm üzümdü gözleri,
    Kınalı ellerinden rüzgar geçerdi daim,
    Toprak gülümserdi çarıklı ayaklarına.
    Alını yeşilini kapmıştı, getirmişti
    Niceden niceden.
    Durdu birden bire Kocabaş, ova bayır durdu
    Nazar mı değdi göklerden, ne?
    Dah etti, yok! Dahha! dedi, gitmez.
    Ta gerilerden başka kağnılar yetişti, geçti, gacır gucur.
    Nasıl durur Mustafa Kemal'in Kağnısı,
    Kahroldu Elifcik düşünceden düşünceden.
    Aman Kocabaş, ayağını öpeyim Kocabaş,
    Vur beni, öldür beni, koma yollarda beni
    Geçer, götürür ana, çocuk mermisini askerciğin
    Koma yollarda beni, kulun köpeğin olayım.
    Bak hele üzerinden ses seda uzaklaşır,
    Düşerim gerilere iyceden iyceden.
    Kocabaş yığıldı çamura
    Büyüdü gözleri büyüdü, yürek kadar,
    Örtüldü gözleri, örtüldü hep.
    Kalır mı Mustafa Kemal'in Kağnısı bacım.
    Kocabaş'ın yerine koştu kendini Elifcik,
    Yürüdü düşman üstüne, yüceden yüceden.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA


    Mustafa Kemal'in Oğlu

    Mustafa Kemal'in oğlu diyorlardı ona,
    Sırtını okşamıştı Mustafa Kemal bir sabah erken.
    Geçiyordu paşalarla, beylerle
    Su içmişti tarlasından şuncağız.
    Öbür çocuklardan ayırmıştı kendini artık.
    Adını duyuyordu yüreğinde ateşçe
    Soluk alırken, ekmek yerken.
    Köyün yetimiydi, ölmüştü babası Çanakkale'de,
    Kale gibi tutardı omuzlarında başını.
    İnce bacakları altında koca ayakları vardı
    Sarıydı, kuruydu bozkırda bir çalı kadar,
    On üçündeydi ama, göstermiyordu yaşını.
    Bir zaman sonra top sesleri duyuldu uzaklardan
    Al al oldu dağların moru.
    Eli silah tutanlar girmişti cephelere bir bir,
    Kadınlar, çocuklar, dedeler toplandı cami avlusuna
    Sordu cümlesi birbirine ne yapak?
    Ansızın düşman askeri görüldü çayırda,
    Geldi çattı köye gavurun zoru.
    Devrisi gün bir haber ulaştı evlere, samanlıklara
    Alanda ismi yazılacakmış herkesin.
    O saat bir yangın sardı Mustafa Kemal'in oğlunu,
    Kimi Kadir diyecek, kimi Mıstık, kimi Özdemir...
    Ankara'dan gelen rüzgarlar önünde
    Ankara'ya uçan şahinlere karşı,
    O, ne desin?
    O, Mustafa Kemal'in oğlu, nasıl söyler,
    Adını, bir avuç düşmana.
    Mustafa Kemal'in oğlu yenilmez, tutsak olmaz,
    Adını vermez süngüler altında,
    Kellesini verse bilem.
    Hem ağaç ağaçtır; öküz öküzdür,
    İsim yakışmalı cana.

    Bayrak mıydı ne, kartal kanadı mıydı ne,
    Ses verdi göklerden adı.
    O yürüyordu, köylünün dehşeti büyüyordu peşinde
    Büyüyordu gövdesi
    Büyüyordu dağ kadar.
    Dur diye haykırdılar, namluları çevirip üstüne
    Durmadı.

    Fazıl Hüsnü DAĞLARCA