Fatih Sultan Mehmet mucizesi

'Osmanlı Tarihi' forumunda Meryem tarafından 3 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Fatih Sultan Mehmet mucizeleri
    Fatih Sultan Mehmet mucizesi nedir


    Ayasofya mucizesi;
    Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'u fethettikten sonra , ilk cuma namazını Ayasofya'da kılmak için kilisenin hemen camiye çevrilmesini emretmiş, ordudaki ustalar hemen Ayasofya Kilisesi'ni, Büyük Fetih Camii'ne çevirmişler ve cuma namazına hazırlamışlar. Cemaat toplanmış Fatih Sultan Mehmed etrafındakilere:
    - Aranızda ikindi namazının sünnetini hiç kaçırmayan var mı? diye sormuş.
    - Eğer kaçırmayan varsa bütün cemaatin başına o geçecek ve imamlığı o yapacak, demiş. Herkes büyüklere bakmaya başlamış. Fatih Sultan Mehmed'in orada bulunan lalası da diğer alimlere ve en son da Akşamseddin'e bakmış. Ama herkes başını yere eğmiş. Akşamseddin bile başını yere eğmiş ve:
    - Bir keresinde evime misafir geldi. Misafirleri kıramadığım ve çok meşgul olduğum için ikindi vakti keraate girdi. Hayatımda sadece bir kez ikindi namazının sünnetini kılamadım, demiş. Akşemseddin'in bu sözü üzerine Fatih Sultan Mehmed:
    - Ben hayatımda hiç ikindi namazının farzını ya da sünnetini kaçırmadım, demiş. Bunun için de oradaki heyet tarafından İstanbul'un fethinden sonra Ayasofya'da kılınacak ilk cuma namazına imamlık yapmaya Fatih Sultan Mehmed Han’ı layık görmüşler.
    Yani hem padişah olduğu için hem de savaşın arasında ikindi namazının sünnetini kaçırmadığı için imamlığa geçmiş.
    Fatih Sultan Mehmed imamlığa geçtikten sonra namaza başlamak için tekbir getirir ama hemen sonra durmuş ve sağına soluna selam vererek namazını bozar. Sonra tekrar tekbir getirmiş ve tekrar durur sağa sola selam vererek namazını bozar. Üçüncüsünde de tekbir getirdikten sonra ellerini bağlar ve ilk cuma namazını kıldırmaya başlar. Cemaatten bazıları: "Padişah büyük kibre girdi o kibrinden dolayı namazı başlatamadı" diye düşünmüşler. Namaz kılındıktan sonra Fatih Sultan Mehmed'e namazı nenden üç kere bozduğunu sormuşlar o da:
    - İstedim ki namaz sırasında bana ve bütün cemaate Kabe görünsün, yani biz Kabe'nin önünde namaz kılalım. Bu niyetle birinci tekbiri getirdim fakat Kabe görünmedi. İkincisinde de tekbir getirdim Kabe görünmedi. Fakat üçüncüsünde tekbir getirdim ve Kabe gözümün önünde belirdi, demiş. Bunun sebebini de Akşemseddin Hazretleri'ne de sormuşlar o da bu hadiseyi şöyle anlatmış. Demiş ki:
    - Padişahımız üç defa tekbir getirdi. Birinci tekbirde baktım ki, Ayasofya'nın yönü kıbleye bakmıyor. İçimden "İnşallah bir yanlış yapmayız" dedim. İkinci kez tekbir getirdi, tekrar namazı bozdu, namazı bozduğu için sevindim. Üçüncü tekbirde yine içimden: "İnşallah namazını bozar" dedim. Fakat o an bana manevi alemde cemaatin en arka safı gösterildi. En arka safta, bir kişilik yerin eksik olduğunu gördüm. Bir an baktım ki Hızır Aleyhisselam, o bir kişilik yere doğru saf tutmak için gelirken terler direğe parmağını soktu ve Ayasofya'nın yönünü kıbleye doğru çevirdi. Ondan sonrada bir kişilik yerin eksik olduğu o safa geçti ve namaza durdu. Böylece padişah üçüncü kez tekbir getirdikten sonra Kabe'yi tam karşısında gördü, bir daha selam vermedi ve böylece İstanbul'un fethetinden sonraki ilk cuma namazını kıldırdı


    Gemilerin karadan yürütülmesi olayı;
    Osmanlı tarihlerinde ve Bizans kaynaklarında mevcuttur. Hatta Bizans içinde bulunanlar sabah gemileri Haliç'te görünce, herhalde zincirleri kırıp geçtiler diye hemen zincirleri kontrol ettiler ve gördüler ki, gemiler karadan yürütülmüştür.
    Gemiler karadan yürütülmüştür ve bunda hiç şüphe yoktur. Fâtih Sultan Mehmed Han, sadece İstanbul'un fethinde değil, Belgrad savaşı esnasında da Sava nehrine gemileri karadan yürüterek indirmişti.
    Fâtih Sultan Mehmed Han, donanmasına ait 50 ile 70 arasındaki sayılarla ifade edilen küçük çaptaki gemilerini Tophane önüne yakın sahilden çekip, sırtlardan aşağıya yani Kasımpaşa'ya ve oradan Haliç'e indirmiştir. Bu hâdise için, İstanbul muhâsarasında bulunmuş olan, ilim adamı Venedikli Barbaro, gemilerin çıkıp, indiği yolun 3 bin metre (veya 3 mil) kadar olduğunu, Kritovulos ise aynı hususta birleştiğini ifade eder. Tarih-i Ebu'l-Feth isimli eserin sahibi Dursun Bey ki, fetihte bulunmuş bir Osmanlı tarihçisidir, bu gemilerin Galata kulesinin yanından Haliç'e inen yolun ve kalenin Beyoğlu tarafındaki surunun yanında indirildiğini kaydeder. Aşıkpaşazâde ise, Hisar dibinden başladığını söyler. Neşri tarihi ise kalenin üst yanında geçtiğini yazar ve şöyle der:

    -"Ve yetmiş pâre gemi dahi kalenin üstün yanından, Kozlıca-pınar ve Kozlıca-dere dahi derler, Galata'nın üst yanından tepeden aşağı yelken açıp, savaşçıları içinde ayakta dururken bir sıra ile karadan yürütüp, hisar dibinden denize indirdiler. Ve deniz üzerine köprü dahi yaptılar." demektedir.
    Ramazanzâde Nişancı Mehmed Paşa, gemilerin karadan yürütülmesi ile alakalı olarak:
    -"Sultan Mehmed han Gâzi, dört yüz pâre gemi ile derya tarafından ve yetmiş pâre gemi Galata üstünden yelen açıp kurudan (karadan) çektirip Hazret-i Eyyüb civarında olan deryaya getirip üzerinde köprü yapılıp, üzerinden asker geçirildi." demek sûretiyle bu hâdiseyi doğrular.


    Harita mucizesi;
    Marmara Bölgesi’nin haritasında İstanbul kısmında daha önceden farkedilmeyen bir insan silüeti ortaya çıktı. İstanbul Boğazı Anadolu Yakası’nı ve Avrupa Yakası’nı birbirinden ayıran kısmda uzaydan alınan haritayı ters çevirince ayakta bir insan resmi beliriyor.
    İstanbul’un haritasının dünyanın en büyük insan silüeti olduğu iddia ediyor. Araştırmacı Ferdi Yılmaz uğruna internette site açtığı bu haberini şöyle anlattı. Haberi izlediğinizde siz de İstanbul’a değişik gözle bakacaksınız. Haritayı bu şekliyle izleyenlerin bir kısmı şeklin Fatih Sultan Mehmet, bir kısmı Sarıklı semazen olduğunu iddia ediyorlar.

    [​IMG]
    [​IMG]