Fatih Sultan Mehmet Kimdir Hayatı

'Osmanlı Tarihi' forumunda Merve tarafından 1 Şubat 2012 tarihinde açılan konu


  1. Fatih Sultan Mehmet Kimdir

    Osmanlı padişahı. İstanbul'u alarak Bizans İmparatorluğu'na son vermiş, Osmanlı Devleti'ni Güçlü bir imparatorluk durumuna getirmiştir.

    1 Nisan 1430'da Edirne'de doğdu, 3 Mayıs 1481'de Gebze'de öldü. Babası II. Murad, Annesi İsfendiyar Bey'in kızı Hatice Alime (ya da Halime) Sultan'dır. Çoğu batı kaynaklarında annesinin, Sırp Despotu Vaccovichio'nun kızı Milizza olduğu ve 1429'da doğduğu yazılıdır. Annesini Hümâ Hatun, doğum tarihini 1432 olarak veren kaynaklarda vardır.

    Bilime düşkünlüğüyle tanınan babasının buyruğuyla küçük yaşta eğitilmeye başlandı. Zekiliğine karşın, söz dinlemez ve haylaz davranışları yüzünden, sert tutumlu Molla Gürani'nin eğitimine verildi. Daha sonra, Akşemseddin, Molla Yegan, Molla Ayas, Çelebizade ve Temcidoğlu gibi dönemin tanınmış bilginleri de eğitimiyle yakından ilgilendi. Altı yaşında iken başkent Edirne'den ve sultanlık ortamından uzakta yetiştirilmesi uygun görülerek öğretmenleri ile birlikte Manisa valiliğine gönderildi. Burada, kimi kez Molla Gürani'nin sopa kullanmasını gerektirecek sıkı bir öğrenim gördü. Geleneksel Doğu ve İslam bilimlerinin yanı sıra, Rumca, Latince de öğrendi.

    1444'e kadar Manisa'da kaldı. Macarlar'ın Sofya'yı alması, İzladi Derbenti'nde Osmanlı ordusunun geri çekilişi, Arnavutluk ayaklanması, Karamanoğulları'nın Ankara'ya yürümesi ve son olarak da büyük Şehzade Alaeddin'in ölmesi, II.Murad'ı beklenmeyen bir karara yöneltti. Ağustos 1444'te tahtını ve sorunların çözümünü Mehmed'e bırakarak Manisa'ya çekildi.

    Bu değişiklik, Osmanlı Devleti'nin ilişkide bulunduğu Doğu ve Batı devletlerine mektuplar gönderilerek resmen duyuruldu. Tahta, on dört yaşında, deneyimsiz bir çocuğun geçişi, Macarlar, Sırplar ve Bizans için kaçınılmaz bir fırsattı. Gerçi 12 Haziran 1444'te, on yıllık bir süre içinde imzalanan Edirne Segedin Antlaşması yürürlükteydi ama Macarlar ve Sırplar, çabuk davranma gereği duydular. Buna karşılık, II. Mehmed'in tahtta kalması koşulu ile II. Murad, geçici başkomutan olarak Edirne'ye geldi. O yılın Aralık ayında Varna Savaşını kazandıktan sonra yeniden Manisa'ya döndü. Varna Savaşı'na katılmayarak Edirne'de kalan II. Mehmed adına, İslam ülkelerine fetihnameler gönderildi. Ancak, bu zaferden sonra sultanlık yetkisi, II. Murad'la oğlu arasında bir uzlaşmazlık konusu olarak kaldı (örneğin, 1446 hem II. Murad'ı hem II. Mehmed'i padişah olarak gösteren değişik belgeler vardır). 1446 yazında ise II. Murad birkaç bin kişilik özel birliğiyle Rumeli yakasına geçerek Candarlı Halil Paşa'nın da desteğiyle ikinci kez tahta çıktı. Bunda, "Buçuktepe Olayı" denen yeniçeri ayaklanmasının da rolü büyüktü. II. Mehmed ise askerlerin protestoları arasında, Edirne'den ayrılmak, öğretmenleri ve danışmanları ile Manisa'ya gitmek zorunda kaldı.

    Beş yıl süren ikinci valiliği döneminde, bu kez zorlama ile değil, istekle yeni şeyler öğrenmeye yöneldi. Daha çok günün pozitif bilimlerine, yaratılışın gizemlerini çözebilmek için de metafiziğe ilgi duydu. 1448'de ve 1450'de babasının buyruğu ile Arnavutluk seferlerine katıldı. II. Muradın ölümünden on beş gün sonra da 18 Şubat 1451'de Edirne'ye gelerek ikinci kez tahta çıktı.

    İlk saltanatındaki gelişmelerden dolayı II. Mehmed'i korkak ve beceriksiz sanan Macarlar ve Bizanslılar yeniden umuda kapıldılar. Batı'da, Osmanlılar'a son darbenin vurulması tartışılırken Bizanslı komutanlar da Çorlu'ya kadar işgal eyleminde bulundular. İstanbul'da siyasal sığıntı olarak yaşayan şehzade Orhan, Osmanlı tahtının gerçek vârisi olarak tanıtılmaya başlandı. Ancak, Bizans'ın, Osmanlılar' la boy ölçüşebilecek durumu yoktu. Dinsel ve siyasal çalkantılar, İstanbul'da sıkışıp kalan imparatorluğu sarsıyordu. Avrupa'ya önerilen ittifak ise ciddiye alınmadı. Yalnızca, Doğu ve Batı kiliselerinin arasındaki anlaşmazlıkların görüşülmesi için İstanbul'a bir kardinal gönderildi. Anadolu egemenliği konusunda henüz umudunu yitirmemiş bulunan Karamanoğulları, Seydişehir, Akşehir yörelerini işgal ettiler. Batı'da ise Sırplar, II. Murad'ın, yurduna dönen genç eşi Mara Sultan'ın harcamalarını karşılamak gerekçesiyle birkaç kaleyi zorla aldılar. II. Mehmed tüm bu olup bitenleri, serinkanlılıkla izledi. 1451 yılı içinde Macarlar ve Venedikliler ile kısa süreli birer barış antlaşması imzaladı. Bu tutumu, Akdeniz'e egemen olan denizci devletlere cesaret verdi. Ortak bir Katolik donanması Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. Bu sırada II. Mehmed Anadolu'ya yapacağı ilk seferin hazırlıkların tamamlıyordu. Sonra, Buçuktepe Olayı'ndan dolayı kinlendiği yeniçerilerin gücünü kırmak için kadrolarını genişletti ve ocağa aldığı devşirme çoğunluğunu güdümüne soktu. 1452'de vezirazam Candarlı Halil Paşa'ya, İstanbul Boğazı'nın batı yakasında Boğazkesen Hisarı'nın (Rumelihisarı) yapımı emrini verdikten sonra Anadolu'ya geçti.