Fantazi Sanatı - Fantastik

'Ders notları' forumunda Violet tarafından 20 Şubat 2011 tarihinde açılan konu


  1. Fantazi Sanatı - Fantastik
    fantazi sanati - fantastik ressamları - fantazi resmin öncüleri - fantastik kuralları

    Düşe, doğaüstüye, büyüye ya da kurgubilime başvurarak gerçeği hiçe sayan sanat İnsanın başlangıçtaki doğal gece korkusunun yerini, zamanla, gündüzden sonra gelen, insanın kötülükle mir tuttuğu ve ölümünden sonra kurtuluşa erişemediğinde gömüleceğini düşündüğü gece gibi, her çeşit geceden korkma duygusu aldı Temel olarak, bu biçimde açıklanabilecek, daha da güçlenmiş ve büyüye karışmış bu korkunun doğurduğu akıldışı imgelerin çevresinde, bazı sanat yapıtlarındaki fantastik öz düşüncesi gelişmiş oldu Bu bağlamda, fantastik sanatın, farklı bir sanat kategorisi olarak, çok yakın bir geçmişte, akılcılığın, aynı yapıda bir öz içinde tekmiş gibi kabul edilen bir algılar dünyası ile algılarüstü bir evren arasında kopukluk yaratmasından sonra doğduğunu görmek anlamlı bir olgudur Söz konusu kopukluğun, günümüzde fantastik sanata yönelik, haklı ya da haksız değerlendirmeleri anlayabilmek için üstünde durulması gereken bir nokta olduğu söylenebilir

    Fantastik resimlerde (özellikle, XVI yy’da Altdorfer, Cranach, Grünewald, Baldung-Grien ya da Dürer gibi Germen kültürüne bağlı ressamların yapıtlarında) sık sık işlenen, gölgenin ışığa, bilinmeyenin tanımlanabilire egemen olduğu orman teması, yalnızca gün ışığının girmesine karşı direnen karanlık bir köşenin gerçekliğin yarattığı büyük korkuları değil, gece denen karanlık kuyunun insanı hiç terk etmeyişini de en iyi anlatan bir eğretileme olarak görünür

    Fantastik sanatın en canlı dönemlerinin Ortaçağ’ın bitimine, Rönesans’ın sonlarına, barok döneme, XVIII yy sonu ile romantizm arasına rastladığı Batı dünyasında, ne zaman şeytan konusu açılsa, söz dolaylı olarak, şeytanın prens olduğu koyu karanlıklara getirilir

    AKIL UYKUDAYKEN
    İnsanların uykuda kendilerini bıraktıkları gece de, pek tekin olmayan görüntülerle doludur Fantastik sanatın ustası olan Goya’nın gravürlerinden birine Aklın Uykusu Canavarlar Doğurur (Kaprisler dizisi) adını vermesinden çok önce Leonardo da Vinci aklın uykuda olduğu sırada beliren bir görüntünün ne kadar baskı yapabileceğini sezmiştir

    DÜŞLER
    Düşlerin yorumu ya da beklenmedik rastlantılar olarak, Taddeo Zuccari’den (1529-1566; Düşler Alegorisi), Gustave Doré ve Salvador Dali’ye (Yumuşak Viyolonseller Karabasanı) kadar, pek çok sanatçı güçlü düşsel sahneleri canlandırmışlardır Redon, Gustave Moreau, Ensor ya da Alfred Kubin(1877-1959) gibi bazı sanatçıların yapıtlarının, gerçek dayanağının düşsellik olduğu kabul edilebilir Düşsellik, kuşkusuz Giorgio De Chirico’nun sanatının anahtarlarından biridir ve Paul Delvaux’nun sanatında da çok önemli yer tutar Ama fantastik sanatın yarattığı, düşlerle ilgili en büyük yapıtlar arasında, ikisinin özel bir yeri vardır: Johann Heinrich Füssli’nin, pek çok çeşitlemesi de olan Karabasan adlı tablosu; Grandville’in, ölümünden hemen önce gördüğü sanılan bir düşten uyanınca çizdiği desen: İlk Düş – Cinayet ve Günahın Bedeli Bambaşka bir güç ve yapıda bir tablo olan Füssli’nin Karabasan’ı, yalnızca konu ve biçimle sınırlı kalmayan dramatik bir özellik taşır Tuval üstünde tablonun sonsuzluğa doğru yayılması, ressamın üslubu göz önüne alındığında, sözgelimi William Blake’in kendi öz uzamını Füssli’den başka hiçbir yerde bulamadığının kesin biçimde ileri sürülebilmesine yol açmıştır
    Erotizme, ölümü tanıma ilişkisi içinde bakmak (Bataille), erotizm ile fantastik temalar (açıkça şiddet ve dehşeti ortaya koydukları için) arasında bir bağlantı kurmayı gerektirir

    Gölgelerden asla vaz geçemeyecek kuşku verici manzaralar da sanatta fantastiği canlandırmada son derece etkilidirler: Piranesi’nin Hapishaneler’i; Jacques Callot’nun Orman ve Kırları; Hugo’nun mürekkeple çizdiği Şatolar Dünyanın dışında, ama sessizlik içinde ışık özlemi çeken başka yerler de, sonsuzluğa kadar gölgeler içinden kopup çıkar gibidirler

    FANTASTİĞİN KURALLARI
    Fantastik gereci düzenleyen temel kurallar sonsuz olanaklar getirmiş ve doğaüstü olanın araya girişiyle bu türün temaları da belirlenmiştir Çeşitlemeler sonsuz olabilirse de, kategoriler kendiliklerinden sınırlanmışlardır: Şeytanla anlaşma (Faust); insan kılığına bürünüp onlar arasında gezinen ölüm (Kırmızı Ölümün Hayaleti, Poe); insan kanı emerek sürekli genç kalan vampirler (Hoffmann, Sheridan Le Fanu); insan gibi davranabilen bir şeyin yavaş hareketleri (Arnim’in İsabella von Agypten’i (Mısırlı İsabella); zamanın durdurulması ya da yinelenmesi (Potocki’nin Manuscrit trouvé à Saragosse’u (Zaragoza’da Bulunan El yazması); uzam içinde ortadan yok olan oda, sokak, ev (Jean Ray’in La Ruelle ténébreuse’ü -Karanlık Sokak); zamanın, uzamın ve bunların sayısız geçişimlerinin başka yaşamlarla yer değiştirerek alt üst olmaları (bu son kategori içinde, en ilgi çekici çağdaş metinler yer alır)








    --------------------------