Fakirullah Kimdir Kısaca

'Hakkında bilgi' forumunda Aysell tarafından 24 Haziran 2012 tarihinde açılan konu


  1. İsmail Fakirullah Kimdir

    Fakirullah hakkında bilgi

    Fakirullah, 1656 (H.1067) senesinde Siirt’in Tillo kasabasında dünyâya geldi. İsmi, İsmâil, babasınınki Kâsım’dır. Fakîrullah diye tanınır. Anadolu’da yetişen büyük velîlerdendir. İsmail Fakirulluh Hz. çocuk yaşlarında ilim tahsiline başlamış ve hoca oluncaya kadar ilim tahsiline aralıksız devam etmiştir. 24 yaşındayken babasını kaybetmiş tir. Bu yaş ta evlenerek oturduğu camide müderrislik ve imamlık yapmaya başlamıştır. 30 yaşında annesini kaybettikten sonra Züht ve Takvasının gereği olarak kendisine bir tarla satın almış, bizzat kendi elleriyle asma ağaçları dikmiş ve geçimini sağlamak için çalışmıştır. Tarla ekmiş ekin biçmiştir.40 yaşına kadar günlerinin çoğunu oruçla geçirmiş,orucunu bir kaç üzüm tanesiyle açmıştır.40 gün konuşmadan, yeme içmeden kesilerek mana alemine dalmıştır. Kırkıncı gün gözünü açmış bir tas su içmiş ekşi nar aşı isteyip bir parça ekmekle yemiş ve kendine gelmiştir. Bundan sonra yemeğini normal yemeye başlamıştır. Daha sonra Kırksekiz yaşında Hacc'a gitmiştir.

    İsmail Fakirullah Hz' nin biri kız olmak üzere 5 çocuğu vardı.İbrahim Hakkı Hz' nin üstadı olan İsmail Fakirullah Hz'nin büyük kerametleri olmuştur. Bunlardan bir tanesi de kuyu hadisesidir. İsmail Fakirullah Hz 48 yaşında iken komşularından biri vefat eder. Onların evlerine taziyeye gider. Taziyede bulunduktan sonra namaz vakti izin alıp, eve dönmek isterken avluda bulunan ve içinde su bulunma yan 22 metre derinliğinde bir kuyuya düşer. İsmail Fakirullah Hz'nin camiye gelmediğini gören cemaat. İsmail Fakirullah Hz'ni aramaya başlar.Nihayet taziye evinden çıkanlar İsmail Fakirullah Hz'nin kuyudan seslerini işitirler.Bunun üzerine kuyuya biri inerek İsmail Fakirullah Hz' ni Türbesikuyudan çıkarır. Büyük mürşid kuyudan çıkarılırken sarığı başında, terliği ayağında ve kaşındaki ufak sıyrık haricinde vücudunda her hangi bir yara veya kırık olmadığı halde olup bitenlerden habersiz hala o manevi mecliste içtiği muhabbet ve ilahi aşk şarabının etkisiyle istiğrak halindeydi. Kendisini kuyudan çıkarmak isteyenlere "Beni kendi halime bırakın artık benim sizinle işim kalmadı benden uzaklaşınız" diyerek kendisini mevlasıyla o manevi mecliste hazır bulunan evliya ruhlarıyla baş başa bırakmalarını ısrarla istemiştir. İsmail Fakirullah Hz ayıldığında kuyuya düştüğ ünden haberi olmadığını ancak kuyuda bulunduğu zaman zarfında yüce ALLAH'ın tecelli sıfatlarıyla müstağrik olduğunu birçok evliyanın ruhlarıyla tanıştığını ifade eder.

    İsmail Fakirullah Hz.'nin istiğrak hali 8 yıl boyunca devam etmiştir. 9.yıl istiğrak halinden ayrılıp cenab-ı Hak'tan aldığı feyz ile insanları hak yoluna irşada başlamıştır. Bir tarafta "Uvey siye" tarikatının esasları doğrultusunda her kesimden insanları irşad ederken diğer taraf taşer-i ilimler ve müspet ilimlerde dünyaca ünlü meşhur ilim adamları yetiştirmiştir. Hay atını Hak yolda insanları irşad etmekle geçiren bu büyük veli hicri 1146,Miladi 1734 sen esinde ruhunu mevlasına teslim etmiştir. Kabri Tillo kabristanlığı'nda kendi istemiyle anılan türbededir. İsmail Fakirulluh Hz'nin vefatından sonra halka tanıtan İbrahim Hakkı Hz 'dir.

    BENİ AFFEDİN

    Fakîrullah hazretlerinin akrabâlarından Abbâs isminde yaşlı biri huzûruna geldi. Ağzı eğilmiş, dudağının bir tarafı kulağına ulaşmıştı. Sol yüzün cildi kat kat kırışıp dudağıyla kulağı arasında buruşup görünmez olmuştu. Sağ yüzünün cildi de aksine gerilip, açılmıştı ve güneşte kalan def gibi gergin ve parlak olmuştu. Konuştuğu da anlaşılmıyordu.

    O merhamet menbâı olan mübârek İsmâil Fakîrullah, akrabâsının o hâlini görünce ağladı. Sonra da mübârek eliyle ağzını mesh etti. Fâtiha sûresini okudu, el kaldırıp, duâda bulundu. Bundan sonra Allahü teâlânın izniyle ağzı düzeldi, eski hâline geldi. Fakîrullah hazretlerinin elini öptükten sonra:

    “Hocam, beni affetmeni istirhâm ediyorum. Bu gece arkandan uygun olmayan sözler sarf ederek gıybetini yapmıştım. Uyuduğumda gâibden bir sille gelip, bir vuruşta ağzımı bu hâle getirdi. Tövbeler olsun.” deyip tekrar tekrar af diledi. Merhameti bol olan İsmâil Fakîrullah da; “Bize karşı olan kusurun bizden yana helâl olsun. Hak teâlâ sana hidâyet versin. Bundan sonra sakın bir kimseyi gıybet etmeyesin. Müminin mümini gıybet etmesi kesin olarak haramdır. Bizi gıybet etme ki, bizim gibi zelîl kulun sâhibi, azîzdir ve intikam alıcıdır. Dikkatli ol.” buyurdu.

    Alıntıdır