fabl örnekleri ve yazarları

'Soru Cevap' forumunda Gazel tarafından 20 Aralık 2011 tarihinde açılan konu


  1. I
    Tilki ile kedi sohbet ediyorlarmış. Tilki durmadan ne kadar hilekar ve kurnaz olduğunu anlatıyormuş. Söylediğine göre düşmanları onu alt edemezmiş çünkü onlardan kurtulacak bir sürü oyun ve hile bilirmiş.
    Kedi biraz da utanarak; "Ben fazla oyun bilmem ki!" demiş. "Düşmanlarımın elinden kurtulmak için bir tek yol bilirim,o da kaçmaktır.”
    Tilki; "Kedi kardeş!" demiş, "Ben her tehlike karşısında başımın çaresine bakabilirim ama senin durumuna üzülüyorum. Korkarım bir gün düşmanların seni çabuk alt edecek.”
    Az sonra bir sürü tazının bağrışmalarını duymuşlar. Bir avcı topluluğuna ait olan bu köpekler, bütün hızlarıyla kendilerine doğru koşuyormuş. Kedi hemen, yanındaki bir ağacın dallarına sıçrayarak en üstteki bir yaprak kümesinin içine saklanmış.
    Tilki ise; "Acaba şu hileyi mi yapsam,yoksa bu hileyi mi?" diye düşünmeye başlamış. Çünkü o kadar çok hile biliyormuş ki, hangisini uygulamasının daha doğru olacağına karar veremiyormuş. Tam birisini uygulayacakmış ki,tazılar etrafını çevirip tilkinin işini bitirivermişler.
    Bütün olanları yukarıdan seyreden kedi,çok hile bilmediğine şükretmiş.

    II
    EŞEK, bülbülün yoluna çıkmış, durdurmuş.
    - Yahu, kardeş, demiş. Nereye gitsem, hep sen! Herkes bülbül diyor da başka bir şey demiyor. Yok, en güzel öten senmişsin, yok güle şu dünyada âşık olan tek senmişsin... Hele o güle olan aşkın, hele o!.. Öylesine bir aşk ki bu, diyorlar. Ne Mecnun’da vardır, ne Ferhat’ta, Kerem’de... Doğru mu?
    Bülbül boynunu bükmüş, derin bir iç çekmiş.
    - Doğru kardeş, demiş. Doğru!
    Eşeği bu kez daha büyük bir şaşkınlık almış mı sana. Kulaklarını eğip, dudaklarını sarkıtmış:
    - Valla’i çok şaştım birader, demiş. Neden dersen, geçende senin o güllerden birini yedim, hiçbir şeye benzetemedim. Çünkü ne tadı vardı, ne tuzu...
    Ah, insanlar arasında,bülbülü tanımadıkları yetmiyormuş gibi, bir de güle olan tutkusunu bilmeyen nice nice eşekler yok mudur?

    III
    ŞEYTAN ve HANCI
    Bir zamanlar şeytan bir handa konaklamaya başladı. Eğitimleri epeyce ihmal edilmiş insanlarla doluydu han, kimse onu tanımadı. Haşarılığı aklına koymuştu bir kere, bir süre herkesi yıldırdı. Ama sonunda hancı resti çekip, şeytanı karşısına aldı.
    Elinde uzunca bir halat vardı.
    "Şimdi dayağı hak ettin," dedi hancı.
    "Bana sinirlenmeye hiç hakkınız yok ," dedi şeytan. "Ben buyum ve yanlış davranmak benim tabiatım”
    "Gerçekten mi?" diye sordu hancı.
    "Sizi temin ederim, gerçek bu," dedi şeytan.
    "Gerçekten kendini alıkoyamıyor musun kötülükten?" diye sordu hancı.
    "Bir an bile," dedi şeytan; "benim gibi birini dövmek yararsız bir zalimlikten öteye gitmez inanın."
    "Hakikaten öyle galiba," dedi hancı.
    Bir ilmek attı elindeki halata, boynundan geçirip şeytanı astı.
    Ve geriye çekilip mırıldandı, "Böylesi daha iyi!"
     



  2. cevaplar mısınız?