Evolution GT [Oyun İncelemesi]

'Oyun Bölümü' forumunda cCasT tarafından 4 Temmuz 2010 tarihinde açılan konu


  1. Nitro’suz yarışmam, bariyerler virajlardaki emniyet kemerlerimdir, yanımda otomobil görürsem, direksiyonu üzerine kırarım ve en nihayetinde yarışı ben kazanırım! Arcade yarış oyunlarının gerçekçilikten uzaklaşmalarının sebebi, gerçeğin her zaman keyifli olmadığıdır. Bu yüzden oynanış mümkün olduğu kadar eğlenceye dayalı hazırlanır ve sonucunda, 250 KM hızla çarptığınız bariyerlerden çizik bile almadan ayrılırsınız. Tek kaybınız, hız ibrenizin biraz sola yatması olur. Şüphesiz ki bu tür oyunların kullanıcıya verdiği soluksuz hız keyfi, durmaksızın heyecan, oyuncuyu bilgisayar başından kalkmaktan alı koyuyor. Özellikle Need for Speed: Most Wanted gibi türünün başarılı örnekleri, eğlenceyi oyunculara yaşatmayı çok iyi biliyor... Bir de madalyonun öteki yüzü var. Gerçekçiliğin ön planda tutulduğu Toca Race Driver serisi gibi yapımların da, kendi çatısı altında topladığı büyük bir oyuncu kitlesi bulunuyor. Maksimum gerçekçilik hedeflenerek hazırlanan bu yapımlar, sürüş dinamikleri başta olmak üzere, her şey gerçeğiyle birebir şekilde tasarlanıp, yaratılıyor. Şimdi bu yapımlara yeni bir isim katıldı. Uzak Doğu kökenli Milestone firmasının hazırladığı Evolution GT gösteriyor ki, yarış simülasyonları ailesinden güçlü bir fert yola çıktı!

    Öncelikle yapımcı Milestone’dan bahsetmek gerek. Firma geçtiğimiz yıl konsollar için hazırladığı Chaos Field ile sesini duyurmuştu. Bu ses Milestone için epeyce cılız oldu ve yapımcılar derhal yeni oyunlar yapmaya karar verdiler. Chaos Field gibi shoot em up türünde Radirgy Precious, yarış türünde boy gösterecek olan Super-Bikes: Riding Challenge ve Evolution GT ile hız tutkunlarını tatmin edecek projeler, Milestone tarafından geliştirilmeye başlandı. Bunlardan ilk olarak Evolution GT piyasaya sürüldü. Bakalım parkurlar ne tür yarışlara sahne olacak?

    1. Kural: Frenin yerini ezberle.

    Oyunu açıp, ilk olarak Options’daki ayarlarımızı tamamladıktan sonra menüye göz gezidiriyoruz. Quick Race ile mutlaka antrenman yapmanızı tavsiye ederim. Direk olarak Carrier Mode’ye tıklarsanız, sizi Gabriele Tarquini karşılıyor. Kendisi 1994 BTCC ve 2003 ETCC şampiyonu. “Biz ne şampiyonlar gördük” tavrı ile kariyere başlarsanız, daha ilk yarışın ilk virajında epey büyük bir hüsran ile karşılaşacağınız muhtemel(!)

    Gabriele Tarquini, bize bir nevi tutorial yaptırıyor. Ne kadar uygun tartışılır ama TVR T350 ile başlıyoruz tutorial’e. Burada başta Tiger Effect olmak üzere, araç kullanırken nelere dikkat etmemiz gerektiğini görüyoruz. Öncelikle Tiger Effect’ten başlayalım anlatmaya; örneğin yarışı en önde sürdürüyorsunuz ama diğer araçlar sizin hemen ardınızda. Önünüzde de çok zor bir viraj var. Yeteri kadar hız kesmeden girerseniz, kısa sürede toparlamanız pek mümkün gözükmüyor. Maalesef en kötü sonuç başınıza geliyor ve aracınız bariyerlere çarparak neredeyse duruyor. Normal bir oyuncu için, orta şiddette sinir krizi ile geçiştirilebilecek bir vaka gibi görünüyor. Moralinizi bozmayın çünkü Tiger Effect böyle anlar için yaratılmış! “Tab” tuşuna basıyorsunuz ve sol alt köşedeki bar boşalana kadar, zamanı geriye alıyorsunuz! Böylelikle viraja girmeden çok önce frene basarak durumu kurtarabilirsiniz!

    2. Kural: Kazanmak için fren kullan.

    Yarış anındaki arayüzde bulunan ikinci bar olan damage’ye geldi sıra. Quick Race seçeneğinde göremeyeceğiniz bir ayrıntı olan hasar, kariyer mod’unda karşımıza çıkıyor. EGT’deki hasar modellemeleri içimizdeki arcade yarış tutkununu memnun edemeyecek cinsten. Maalesef çok basit hasar görüntüleri mevcut. Kaza sonucunda sadece tamponun bir bölümü düşüyor, farlar kırılıyor ve camlar çatlıyor. Daha farklı bir ayrıntı gözünüze çarpmıyor. Yine de bu tür simülasyon oyunlarında ön planda tutulması gereken, sürüş dinamikleri olduğunu düşünürsek, yine istediğimiz sonuca ulaşamıyoruz. Zira oynanışa hasarın pek bir zararı olmuyor. Özellikle Toca Race Driver 3’ü oynayanlar, aradaki farkın çok büyük boyutlarda olduğunu göreceklerdir. Birinde her bir darbenin sürüşünüze etki edeceği gerçeği ile yarışırken, bir diğerinde hasar almak sadece yan unsur olarak düşünülmüş. Arayüzdeki son bar’a geldi sıra. Turuncu ile renklendirilmiş bu çubuk, pilotunuzun yarış anındaki heyecanını yansıtıyor! Bar’da bulunan turuncu bölüm ne kadar fazla ise o kadar rahatsınız demektir ancak o renk tükendi mi, işte o zaman sizi oldukça zor anlar beklediğini söyleyebilirim. İlk olarak pilotunuzun kalp atış sesinin gitgide hızlandığını duyuyorsunuz. Ardından ekran bulanıklaşmaya başlıyor ve tek gördüğünüz çevredeki otomobillerin renkleri oluyor. Tabi görüntü öyle bulanık ki, her şey birbirine karışıyor. Eğer bu efekt ortaya çıkmadan önce hemen önünüzde bir araç varsa, tek yapmanız gereken onun artık bir renk yumağı haline gelmiş görüntüsünü takip etmek. Gayet güzel düşünülmüş bu efektin nasıl oluştuğunu anlatmakta yarar var. Bir araca arkadan yaklaştığınızda, onun üzerinde de aynı turuncu bar’dan görüyorsunuz. Siz arkadan onu geçmek için ne kadar rahatsız ederseniz, rakibiniz o kadar panikliyor ve turuncu renk azalmaya başlıyor. En nihayetinde sıfırlanınca, rakibinizin sürüşünde belirgin bir fark hissediyorsunuz. Bir sağ bir sola, adeta slalom yapmaya başladığını göreceksiniz. Hatta bunun neticesinde size bile çarpıp, yoldan çıkartabilir. İşte bu durumun aynısı size karşı yapıldığında, yani bir yarışçı sizi geçmek için hamle yaptığında, kalp atışlarınız hızlanmaya başlıyor.

    3. Kural: Viraj, fren ve zaman arasındaki ilişkiyi kavra. Bu seni başarıya götürecek.

    Oynanabilirlikten genel olarak bahsedecek olursak, fren en büyük dostunuz gibi görünüyor. Arcade yarış oyunları oynamaktan unuttuğumuz fren pedalının üzerindeki örümcek ağlarını giderin. Tıpkı Toca Race Driver’da olduğu gibi Evolution GT’de de kazanmak için fren kullanmaktan başka çareniz yok. Ancak en az onun kadar önemli bir başka kavram da, zamanlama! Virajlara yaklaşırken, önce haritadan ne kadar açılı bir viraj olduğuna bakıp, sonra da doğru zamanlamayı kullanarak, frene basmanız gerekiyor. Ufak bir hata bariyerlere çarpmanıza sebep oluyor.

    İçerisinde 35 lisanslı otomobil bulunduran Evolution GT, 28 adet birbirinden meşhur parkur seçeneğiyle de sıradan bir yapım olmadığını adeta ispat ediyor. Siz başlangıçta sadece 3 araba ve 3 parkur seçebiliyorsunuz ama kariyer seçeneğinde ilerledikçe, yeni araçlar ve yollar açılıyor. Kariyerin bir başka özelliği de, deneyim puanları kazanıp, kendi yeteneklerimiz üzerinde çeşitli geliştirmeler yapabilmeniz. Böylelikle daha yavaş heyecanlanabilir ve hatta daha uzun süre Tiger Effect’i kullanabilirsiniz.

    Üzerimize giydiğimiz eşyalar da yeteneklerimize artı puan kazandırıyor. Tabi artı değer kazandıran kask, tulum, eldiven ve ayakkabıları almak için kariyerde bir süre ilerlemeniz gerekiyor.

    Görsel olarak fazla fazla bir şey beklemeyin EGT’den. Ortalamanın üzerinde grafiklere sahip, bir kaç da göze hoş gelen efekti var. Sesler başarılı. Zira araçların motor sesleri epey fark ediyor. Hele bir de otomobil kamerasından (hani ekranda sadece yolu gördüğünüz) oynarsanız, motor sesi ciddi rahatsızlık veriyor...

    Genel olarak bakıldığında, Toca Race Driver kadar başarılı bir yapım ile karşı karşıya değiliz. Bir kere oynanış daha basit, hasar modellemesi sınırlı ve oynanışa pek etki etmiyor. Bunların yanında tümüyle lisanslı 35 otomobili sürme imkanı, güzel düşünülmüş efektler var. Tiger Effect’in gerçekçiliği öldürdüğü kesin ama hoş bir ayrıntı olduğunu da belirtmek gerek. Oyunun değerlerini teraziye koyduğunuzda iyi taraf biraz daha ağır basıyor diyebiliriz. Yarış simülasyonu seven kullanıcılar bu oyuna bir şans verebilir. Arcade yarış tutkunları ise yaklaşmasa daha iyi olur. Oyuna dalıp gerçek hayatı unutmayın...


    [​IMG]

    [​IMG]