Evlenecek genç kızların eş seçme hakkı

'Ayetler ve Hadisler' forumunda Semerkand tarafından 9 Aralık 2011 tarihinde açılan konu



  1. Evlenecek geç kızların seçme hakkı
    seçme seçilme hakkı
    Hidamın kızı Hanza Peygamberimize, ‘Kızın seçme hakkı yok mudur?’ diye sordu
    Genç kız Hansa, Hz. Aişe’ye gelerek babasının kendisini zorla evlendirdiğini söyler. Efendimiz, babayı çağırır ve kızını zorla evlendiremezsin der.

    Kızının görüşünü sormadan onu evlendiren aile büyüklerine ne diyorsun? - Kızın seçme hakkı yok mudur, şeklinde sorular soruluyor. Ben bu tür sorulara Resulullah’ın (sas) verdiği şu muhteşem örnekle cevap vermeyi tercih ediyorum:

    Bediüzzaman Hazretleri, “Bir dane-i hakikat bir harman yalanı yakar.” diyor. Ben de “Sadece bu muhteşem olay tüm yalanları yakıp yok etmeye yetecek bir cevap.” diye düşünüyorum.

    Medine’nin yerlilerinden olan Hidam’ın kızı Hansa, bir gün Aişe validemize gelir ve sorusunu şöyle sorar:

    - Valide, der. Babam beni itibarlı bulduğu akrabasıyla evlendiriyor. Bana sorma gereği duymuyor. Ben de bundan rahatsızlık duyuyorum. Ben bir kız olarak hayat arkadaşımı seçme hakkına sahip değil miyim? İslam bana bu hakkı tanımıyor mu? Babamın seçtiğini seçmeye mecbur muyum? Aişe validemizin cevabı:

    - Şu anda Resulullah evde yok. Birazdan gelir. Sorunu O’na soralım, cevabını da O’ndan birlikte dinleyelim. Sen şuracıkta biraz bekle... Az sonra Efendimiz (sas) teşrif eder. Aişe validemiz de Hansa’nın sorduğu soruyu aynen sorar:

    - Kızın seçme hakkı yok mu, der. Hansa bana böyle bir soru sordu. Babası Hidam onu itibarlı bulduğu bir akrabasıyla evlendiriyor, kızcağıza sorma gereği de duymuyormuş?

    Bu soruya Efendimiz özel bir ilgi gösterir ve ilk emrini verir:

    - Hemen kızın babası Hidam’ı bulup getirin!

    Ensar’dan Hidam aranıp bulunur.

    - Resulullah seni istiyor, derler. Telaşla huzura giren Hidam’a Efendimiz’in ilk sorusu:

    - Hidam! Sen kızına sorma gereği duymuyor da kendi beğendiğini mi beğenmeye zorluyorsun? Baba Hidam’ın cevabı hazır:

    - Ya Resulullah, der. Benim beğendiğim iyi bir ailenin akıllı bir çocuğudur. Kızıma layık olan da odur!

    - Hidam, seçtiğin bu gençle hayatı yaşayacak olan sen misin, yoksa kızın mı?

    - Kızımdır ya Resulullah!

    - Öyle ise hayatı kim yaşayacaksa son söz de onun hakkı değil mi? Kızın yaşayacağı genci beğenme hakkına sahip olmazsa, beğenmediği gençle nasıl mutlu yaşayacak? Efendimiz sözünü söyler ve şöyle bağlar:

    - Hemen kızına sormadan yaptığın bu anlaşmayı durdur!

    İşte bu sırada ötelerden beklenmedik bir ses gelir:

    - Ya Resulullah, babamın seçtiğine artık ben de evet, diyorum. Anlaşmayı durdurmasın! Bundan sonra da şu fevkalâde güzel açıklamayı yapar Hansa kız. Der ki:

    - Babamın kendi seçtiğini seçmeye beni mecbur bırakması, şehirde, ‘Kızların seçme hakkı yoktur.’ gibi bir düşüncenin yayılmasına sebep oldu. Bu yüzden sorma gereği duydum. Şimdi anlaşıldı ki, kızların seçme hakkı vardır. Ailesi kendi seçtiğini seçmeye kızlarını zorlayamaz. Artık ben babamın seçtiğine kendi isteğimle evet, diyorum. Sözünden dönme durumunda kalmasın babam! Elbette hiçbir baba kızına kötü aday seçmez... İşte, Resulullah’ın (sas), Kızların seçme hakkı yok mudur?” sorusuna verdiği fiilî ve fikrî cevabı. Bugün bizler de bize yöneltilen soruya cevap olarak siyerlerde tekrar edilen aynı olayı arz ediyor, ayrıca olayın bir başka boyutuna da işaret ederek diyoruz ki:

    - “Hz. Peygamber kadına değer vermemiştir.” diyen çağdaş kadın hakları savunucularının da dikkatlerine takdim olunur bu muhteşem olay!

    Ahmed Şahin