Etkileyici aşk şiirleri

'En Güzel Şiirler' forumunda Sitem tarafından 6 Temmuz 2011 tarihinde açılan konu


  1. En etkileyici aşk şiirleri
    etkileyici özlem ve aşk şiirleri
    güzel etkileyici aşk şiirleri
    ünlü şairlerin en güzel aşk şiirleri


    Çok Sevmek


    Bizi kandıran o şarkılar, o mavi gece
    O sıcaklığı beyaz ellerin, o ilk bakış
    Sebepsizliğin sebep olduğu şafak vakti
    O çok sevmek gecelerde o çaresiz aldanış.
    Uzayan saçlar, alnında avuçlarımızın
    İşte o, insanın bir yerde, aşka boyun eğmesi
    Kırılmak, bölünmek, o hep bütünlenmek
    O çok sevmek, tenin bir başka tene değmesi.
    Yanmak mı o eski çağlarda yanmak
    Kül olup savrulmak rüzgara karşı
    İlk kesilmişliği mağrur ellerimizin
    O çok sevmek, kanımızın o ilk akışı.
    İşte pınarlar, testiler, ırmaklar, çeşmeler
    Kanlı avuçlarla içmek aşkı kanmadan
    O kıyılarımızdaki denizin ilk coşkunluğu
    O çok sevmek büyütmek onu hep, orada o zaman

    Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
    Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
    O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
    O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.

    Öyle delicesine, öyle korkunç, öyle çılgın
    O çok sevmek o yanardağ, o ateş, o yangın.
    Ümit Yaşar OĞUZCAN


    Aşk iki Kişiliktir


    Değişir yönü rüzgarın
    Solar ansızın yapraklar.
    Şaşırır yolunu denizde gemi
    Boşuna bir liman arar.
    Gülüşü bir yabancının
    Çalmıştır senden sevdiğini,
    İçinde biriken zehir
    Sadece kendini öldürecektir.
    Ölümdür yaşanan tek başına
    Aşk, iki kişiliktir.

    Bir anı bile kalmamıştır
    Geceler boyu sevişmelerden
    Binlerce yıl uzaklardadır
    Binlerce kez dokunduğun ten.
    Yazabileceğin şiirler
    Çoktan yazılıp bitmiştir.
    Ölümdür yaşanan tek başına
    Aşk, iki kişiliktir.

    Avutamaz olur artık
    Seni bildiğin şarkılar.
    Boşanır keder zincirlerinden
    Sular, tersin tersin akar.
    Bir hançer gibi çeksen de sevgini
    Onu ancak öldürmeye yarar.
    Uçarı kuşu sevdanın
    Alıp başını gitmiştir
    Ölümdür yaşanan tek başına
    Aşk, iki kişiliktir.

    Yitik bir ezgisin sadece,
    Tüketilmiş ve düşmüş gözden.
    Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
    Gece camlara sürtünürken.
    Çünkü, hiç bir kelebek
    Tek başına yaşamaz sevdasını.
    Severken hiçbir böcek,
    Hiç bir kuş yalnız değildir.
    Ölümdür yaşanan tek başına
    Aşk, iki kişiliktir.
    Ataol Behramoğlu

    Özledim seni...

    Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir...

    Beynimi uyuşturuyor özlemin...

    Çok sık birlikte olamasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum.

    Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp mütemadi bir boşluğa dönüşüyor.

    Sabahlara seni okşayarak başlamaları akşamları, her işi bir kenara koyup seninle başbaşa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, hırlaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü...

    Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken...

    Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... o şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek...

    "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi:

    "Yaşayamaz artık bu evde... yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... ve kendine yeni bir hayat çizmeli..."

    Bilsen, ne zor gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana...

    Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek...

    Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek...

    "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor...

    Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hâlâ beynimdeyken...

    ... seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden...

    ... yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek...

    ... ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yanyana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkandan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor...

    ... ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek...

    ... yokluğunu beklemek, ne zor...

    * * *

    Bunları düşündükçe, şu anda uzakta bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp terkedilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları. yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geçiyor içimden...

    Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum.

    Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terketmişlere özgü bir terkedilme korkusunu da yüreğimin derinlerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve

    "Geri dön bebeğim" demek istiyorum:

    "Geri dön... kulüben seni bekliyor..."

    can dündar