Eski Türklerde Devlet Yönetimi

'Merak Ettiklerimiz' forumunda Aderito tarafından 15 Mayıs 2011 tarihinde açılan konu


  1. Eski Türklerde Devlet Nedir

    Türk cemiyetlerinin temeli aile idi. Aile daha çok anne, baba ve çocuklardan meydana geliyordu. Evlenen kız veya erkek, ailesinden kendi hissesine düşenleri alarak ayrı ev kurardı. Aileden sonraki en büyük sosyal birlik Uruk idi. Uruk veya soylar topluluğuna ise Boy denirdi. Boyların kendilerine ait, toprakları, başlarında boy beyleri bulunur, boy beyleriniyse aile ve uruk temsilcileri seçerdi.
    Boylar birleşerek siyasi bir birlik haline gelirse buna Budun denirdi. Budunun başına geçen kimseye han adı verilirdi. Birden fazla budun bir merkezden idare edilirse buna il denilmekteydi ki, bugünkü Devlet teriminin karşılığıdır.
    Türklerin en belirgin özelliklerinden biri kuvvetli bir teşkilatçılık kabiliyetine sahip olmalarıdır. Yaşadıkları hayat da onları hürriyete, istiklale alıştırdığı için hiçbir zaman devletsiz olmamışlardır. Gerçekten Türklerin 2500 yıllık tarihlerinde devletsiz kaldıkları, yani istiklallerini kaybettikleri bir devre rastlanmaz. Dünyada daima bir veya birkaç Türk devleti bulunmuştur. Türk devletinin başında bulunan kimselere “Tanhu, Kağan, han, Yabgu, ilteber” gibi çeşitli isimler verilmiştir. Bunların hükümdarlık alemetleri “taht, otağ, tuğ, davul, sorguç” gibi şeylerdi. Hükümdar tuğunun tepesinde altından bir kurt başı bulunurdu. Hükümdar yaratanın inayet ve yardımına mazhar olduğu sürece halkına iyi bakar, onu zenginlik ve adalet içinde yaşatırdı. Bunu başaramayan kağandan yaratanın, kutu, yani siyasi iktidarı geri aldığı düşünülür ve ona karşı isyan etmek meşru sayılırdı. Hükümdarlar devlet işlerinde daima büyük beylerden meydana gelen bir meclise danışırlar, onların razı olmadıkları işi pek yapmazlardı. Danışma meclislerinde herkes sözünü açıkça söyler hükümdarı dahi istediği gibi tenkit edebilirdi. Çünkü meclis üyeleri, asıl kuvvetlerini temsil ettikleri zümrelerden alırlardı.
    Hükümdarların eşlerine Katun denirdi. Türk kağanları çoğunlukla Çinli veya diğer yabancı prenseslerle evleniyorlardı. Ancak bunlar daha çok siyasi sebeplere dayanıyordu. Ancak oğulları hükümdar olacağı için ilk eşlerini Türk kızlarından seçmeye dikkat ederlerdi. Hatunlar zaman zaman devlet işlerine karışırlar, hatta kendi başlarına hükümdar bile olabilirlerdi. Ancak onların devlet işlerine karışmaları daima şikayet konusu olmuş ve çoğunlukla kötü sonuçlar vermiştir.
    Kağanların oğulları devlet işlerine alışmak üzere tecrübeli devlet adamlarının yanlarında yetişirler, sonra devletin sağ veya sol kanadına vali olurlardı. Bunlar Han, şad, tigin ünvanları alırlardı. Hükümdarın ve valilerin emirleri altında çeşitli görevler yapan devlet memurları vardı. Sivil idarede devlet meclisi üyeleri, buyruklar , iç buyruklar yanında inanç, Tarkan, apa, boyla, yula, baga, ataman, tudun, yugruş, külüg, babacık vb. ünvanlarını taşıyan ve hiçbiri verasete dayanmayan devlet büyükleri bulunurdu.
    Eski Türkler daimi olarak şehirlerde yaşamadıkları için yerleri, sayıları belli bir orduları yoktu. Esasen Türklerde herkes savaş sanatını bilir ve gerektiğinde hemen kendi beylerinin emrinde orduya katılırdı. askerlik hizmetlerinden dolayı kimse devletten ücret almaz, savaş ganimetinden kendi hissesine düşeni götürürdü.