Erkekler ltf sabırla okusun

'Sosyal Konular' forumunda asil34 tarafından 21 Aralık 2008 tarihinde açılan konu


  1. **Evli Erkeklere Öğütler* Eşinizin doğum gününü asla unutmayınız. Eşinizin doğum gününü unutmanız, öyle araba taksitini ödemeyi unutmanıza benzemez....... İllâ ki hediye almanız gerekmiyor canım! Ona söyleyeceğiniz birkaç güzel söz, yanağına konduracağınız bir öpücük, onu çok mutlu edecektir.

    * Eşinizin doğum gününü hatırladığınızda da kendisine çelik tencere, duvar saati, katalitik soba gibi acayip hediyeler almayınız. Hani derler ya, “ Eşeğe cilve yap demişler, tekme atmış.” diye; sakın ha ! Demem o ki; attığınız taş, ürküttüğünüz kurbağaya değsin. Böyle hediyeler almanız, inanın ki unutmanızdan daha fazla incitici olacaktır. “ Ayı eniğini okşarken öldürüvermiş. ” misali olmasın yani.

    * Kendisine , hiç olmazsa arada bir “ Seni seviyorum.” deyiniz. Bakın, kulağa ne hoş geliyor ! .....Ona vereceğiniz sevgi bedavadır, unutmayınız. Yani masrafsız.

    * Eşiniz yeni bir giysi giydiğinde, saçını kestirdiğinde veya boyattığında ; ondaki değişikliği farkediniz. Bunları farketmek için de eşinize sevgiyle bakınız. Dinlenmek için kanepeye uzanmışsınız da, öylesine boş gözlerle tavana bakıyormuşsunuz gibi eşinize bakmayınız.

    * Okuduğunuz gazeteleri, ters çıkarılmış bir giysi gibi ortada bırakmayınız lütfen. Eşinizin on tane eli yok ki! Kadıncağız hangi birinize baksın ! Katlayıp yerine koyunuz. Bu, ancak yarım dakikanızı alır.

    * Yemek masasında, özelikle kahvaltıda gazete okuma alışkanlığınızdan ve sanki eşiniz konuşuyor siz de dinliyormuşsunuz gibi arada bir “ Hı- hı! ” deme huyunuzdan vazgeçiniz. Gazetenin eşinizle aranızda bir duvar oluşmasına izin vermeyiniz. Çünkü biliyorsunuz ki gazeteler şeffaf değil.

    * Yemekte, arkanızdan sanki Amerikan askerleri kovalıyormuş gibi alelacele karnınızı doyurup, eşinizden önce masadan kalkıp, tv’nin karşısına kurulmayınız. Servis yapmak için sofraya defalarca oturup kalkan eşinizin yemeğini bitirmesini bekleyiniz. Onu sofrada yalnız bırakmayınız.

    * Yemekten sonra eşinize “ Eline sağlık karıcığım !Yemekler çok güzeldi! ” deyiniz. Bunu söylemek hiç zor olmasa gerek.

    * Eşinizin özenle hazırladığı yemeği büyük bir iştahla yerken, eşiniz “ Nasıl olmuş? Beğendin mi hayatım? ” diye sorduğunda; buz gibi ve monoton bir sesle ,” Hı hı! “ deyip geçiştirmeyiniz. Biraz lügat parçalayınız. “ Hımmmmhıhhhh! Çok güzel. Ellerine sağlık karıcığım. Sen yaparsın da güzel olmaz mı hiç ! ” falan deyiniz.

    * Eve geldiğinizde; “ Karnım çok aç, çabuk masayı hazırla.” diyerek kadıncağızı telâşlandırıp, tam yemeğe oturacakken Saddam gibi ortadan kaybolup, kendinizi aratmayınız ya da televizyonun karşısına çakılmayınız.

    * Hiç olmazsa eşinizin eli bulaşıktayken bari çalan telefona , kapıya bir zahmet siz bakınız. Arayan veya gelen her kimse, sizi yemez, korkmayınız. Bugüne kadar eşinizi yiyen olmadı çünkü.

    * Onarım işlerinde kullandığınız ve işiniz bittiğinde oraya buraya atıştırdığınız; lâzım olduğunda fellik fellik aradığınız çekiç – tornavida – pense gibi âletlerin nerede olduğunu eşinize sormayınız. Tıpkı eşinizin size kek kalıbının, pudra şekerinin nerde olduğunu sormadığı gibi...Size gerekli olabilecek âletleri, kendiniz belli bir yere koyunuz.

    * Onarım işlerinde; eşinizin cımbızını, tırnak törpüsünü, en keskin bıçağını kullanıp mahvetmeyiniz. Kendinize bir âlet çantası alınız.

    * Eşinizin kaç numara ayakkabı giydiğini, giysilerinin kaç beden olduğunu bir zahmet öğreniniz. Ola ki bir gün gerekebilir.

    * Bozulan muslukları onarmak, gevşeyen hatta düşen vidaları yerine takmak için, eşinizi kendinize defalarca yalvartmayınız. ” Helvayı yapalım ama; üzüm bağda, bağ da dağda, hadi tavayı komşulardan buluruz da iş unla yağda.” misali, uyduruk bahaneler bulmayınız. Eşyaların artık onarılamaz hale gelmesini beklemeyiniz. Kendinize; “ Sen çakıya sap takıncaya kadar, hıyarın vakti geçti. ” dedirtmeyiniz. Eşiniz tamirci çağırmak istediğinde; ” Ben yaparım, tamirciye ne gerek var! ” diyerek ama yapmayarak, tamirci çağırmasına engel olmayınız. Veya ilk boş vaktinizde yapınız.

    * Çay tabağınızda, kahve fincanınızın içinde sigaranızı söndürmeyiniz. Size en yakın yerdeki kül tablasına uzanınız.

    * Eşiniz konuşurken dinler gibi görünmeyiniz, gerçekten dinleyiniz.Yoksa, aynı şeyi ikinci kez söylediğinde; “Aaaaaaa ! Öyle mi? Daha önce neden söylemedin? ” diyerek, eşinizi dinlemediğinizi teyit etmeyiniz, kendi kendinizi ele vermeyiniz...... “ Çingene marifetini söylerken, hırsızlığını ele verirmiş.”

    * Eve gelir gelmez tv’nin esiri olmayınız. Size birşeyler söylemek için ağzını açan eşinizi her seferinde, “ Bir dakika ! Film izliyorum.” diyerek susturmayınız. O anda eşinizin; ağzınıza götürdüğünüz çayınızda veya kahvenizde yabancı bir madde gördüğünü söylemek üzere olduğu ihtimalini düşününüz. Yani en azından.

    * Onca gömleğiniz temiz ve ütülü dururken, kirli olan gömleğinizi giymek için çocuklar gibi diretmeyiniz. Temiz gömleklerinizin suyu çıkmadı ya !

    * Eşiniz her ayağa kalktığında, sanki koltuğunuza yapışmışsınız da kalkamıyormuşsunuz gibi “ hazır ayaktayken ” diyerek, kendisinden sürekli bir şeyler istemeyiniz. Bazen kendi ihtiyaçlarınızı kendiniz görünüz. Karıncanın çalışkanlığını örnek alınız.Unutmayın, hareket etmek daima iyidir.

    * Evde her zaman bakımlı görmek istediğiniz eşinizin karşısında -madem öyle - siz de kaşınmayınız, geğirmeyiniz, dişlerinizi karıştırmayınız. Hatta evde takım elbise ile oturmayı deneyip, bunun zorluğunu görerek; eşinizin her zaman bakımlı olmasının, evde güzel giysiler içinde karşınızda konu mankeni gibi kırıtmasının olanaksız olduğunu böylece anlayınız.

    * Çocuklarınız yanlış bir hareket yaptığında eşinize; ” Bunları bu hale sen getirdin ! ” diye bağırmayınız. “ Suç, iğde de var, yünde de var ; çıkrıkta da var, yünü eğiren kancıkta da var.” Atasözünü hatırlayınız. Emin olun o zaman, tek suçlunun eşiniz olmadığını anlayacaksınız.

    * Eşiniz sevinçle; “ Osman! Annemler telefon etti, yarın bize geliyorlar.” dediğinde, yüzünüzü buruşturarak “ Gene mi! ” demeyiniz. Eşinizin hevesini kursağında bırakmayınız. “ Lâkırdı bilmeyen hödükler, sönmüş ateşi körükler.” misali, yanlış sözler sarfetmeyiniz. Gülümseyerek; ” Yaaa! Öyle mi? Ne güzel! Özlemiştik zaten.” diyerek, sevinmiş gibi görününüz. Hatır için çiğ tavuk eti bile yenebileceğini unutmayınız.

    * Evi dağıtmak için çaba sarfetmekten artık vazgeçiniz. Aldığınızı aldığınız yere koymayı hiç ihmal etmeyiniz. Özellikle arabanızın anahtarını ve gözlüklerinizi ikide bir eşinize aratmayınız.

    * Eşiniz size seslendiğinde; gözünüzü tv’den ayırarak veya başınızı okuduğunuz gazeteden kaldırarak, yani eşinizin gözlerine bakarak “Efendim canım” (meselâ yani) deyiniz.

    * Canınız meyve istediğinde eşinize “ Meyve yok mu? ” deyip, dolaylı yoldan meyve isteyeceğinize; “ Meyve getireceğim, sen de ister misin? ” diyerek buzdolabının yolunu tutunuz. Hiç olmazsa haftada bir defacık bunu yapınız.

    * Eşinize, lokantada bir garsona seslenir gibi seslenmeyiniz. Sesinizi biraz yumuşatınız. Kendisinin isminin sonuna “ canım ”, “ hayatım ”, “ güzelim ” gibi hitaplar getirmeyi deneyiniz. ( Bu konuda romantik Türk Filmlerinden yararlanabilirsiniz. ) Hem unutmayın: “ Kör Allah’a nasıl bakarsa, Allah da köre öyle bakar.”

    * Çayınızı elinize veren eşinize; kaşlarınızı çatarak ve sanki imtihan eder gibi “ Şeker attın mı? ” diye sormayınız. Bir zahmet çayınızın şekerini kendiniz atınız. Attığınız şekerin çayın içinde eridiğini görmek, sizi rahatlatacaktır. Lütfen deneyiniz.

    * Sırf size çay koymak için eşinizi defalarca yerinden kaldırmayınız. “ Devekuşu uçmaya gelince ayağını, yük taşımaya gelince kanadını gösterirmiş.” misali; ” Ben çayın demini ayarlayamıyorum yaaa ! ” gibi gülünç bir mazeret bulmayınız. Eşinizin çayın demini ayarlama konusunda bir eğitim almadığını, bunu deneme- yanılma yöntemiyle öğrendiğini unutmayınız.

    * Eşiniz yeni bir giysi giydiğinde, saç modelini veya rengini değiştirdiğinde; bunun kendisine çok yakıştığını - yalan da olsa - söyleyiniz.....Yalandan kim ölmüş Allah aşkınıza!
     



  2. Cevap: Erkekler ltf sabırla okusun

    * Yemekte, arkanızdan sanki Amerikan askerleri kovalıyormuş gibi alelacele karnınızı doyurup, eşinizden önce masadan kalkıp, tv’nin karşısına kurulmayınız. Servis yapmak için sofraya defalarca oturup kalkan eşinizin yemeğini bitirmesini bekleyiniz. Onu sofrada yalnız bırakmayınız.
    Sırf size çay koymak için eşinizi defalarca yerinden kaldırmayınız. “ Devekuşu uçmaya gelince ayağını, yük taşımaya gelince kanadını gösterirmiş.” misali; ” Ben çayın demini ayarlayamıyorum yaaa ! ” gibi gülünç bir mazeret bulmayınız. Eşinizin çayın demini ayarlama konusunda bir eğitim almadığını, bunu deneme- yanılma yöntemiyle öğrendiğini unutmayınız
     



  3. Cevap: Erkekler ltf sabırla okusun

    bunları yapan erkekler emininm mutlu evlidir