Erkek bebek isimleri

'Bebek Bakımı' forumunda Ezlem tarafından 16 Nisan 2008 tarihinde açılan konu


  1. -A-
    ACAR: Atılgan,çevik, Gürcü soyundan
    ACUN: Evren, kainat
    ABDULLAH: Allahın kulu
    ADAL: Ün kazan
    ADAR: Uygur metinlerinde geçen bir Türk adı; olgunluk, erginlik; omuzdaş
    ADNAN: İnsanlardan üstün olan; Vatan tutmak; Cennetin orta yerinin adı
    ADSAY: Moğol hakanlarından biri (Ölümü:1434)
    AFŞİN: Zırh,silah; Sultan Alparslan'ın komutanlarından biri
    AHSEN: En güzel
    AKAL: Beyaz ve kırmızı
    AKAN: Akmakta olan
    AKANAY: Akıp giden ay
    AKARSU: Sürekli akıp giden su
    AKDORA: Karlı dağın doruk noktası
    AKEL: Eli uğurlu anlamında
    AKIN: Düşman topraklarına yapılan saldırı. Birşeyin ardıarkası kesilmeyen geliş durumunda olması
    AKINALP: Savaşan yiğit kişi
    AKGİRAY:Temiz ve yaraşır
    AKGÜN: Parlak gün, uğurlu gün
    AKSOY: Temizsoy, paksoy; Uğurlu soy, kutlu soy
    AKSU: Kayalardan sızan tatlı ve duru su. Anadolu'da birçok akarsu ve yer adı.
    AKTAN: Ak renkli tan, kutlu tan, uğurlu tan
    AKTUĞ: Beyaz renkli tuğ; Kutlu tuğ, uğurlu tuğ
    ALANER: Alan eri, meydan yiğidi
    ALATAN: Güneşin doğuşundan önceki vakit
    ALATUĞ: Alaca renkli tuğ
    ALAZ: Yanan bir şeyin yayılan alevi
    ALDENİZ: Kızıldeniz, al renkli deniz
    ALDOĞAN: Al renkli doğan kuşu
    ALEMDAR: Sancak ya da bayrak taşıyan
    ALGAN: Kentleri, ülkeleri ele geçiren, alan
    ALGÜN: Kızıl gün; kızıl renkli güneş
    ALİ: Yüksek,büyük
    ALİCAN: Ali+Can: üstün yaradılışlı yüce kişi
    ALİHAN: Ali+Han
    ALİNUR: Ali+Nur
    ALİZE: Bir rüzgar adı
    ALKAN: Al renkli kan, temiz kan
    ALKANALP: Al kanlı yiğit
    ALKIM: Gökkuşağı
    ALKOR: Al renk almış kor ateş
    ALP: Büyük işler başaran; yiğit
    ALPAY: Cesur, ay gibi parlak, yiğit
    ALPER: Yiğit er
    ALPEREN: Ermiş yiğit, ermiş kahraman
    ALPERGİN: Yiğit ve olgun, ermiş
    ALTAN: Hakan'lara verilen san, güneişn doğarken ufka yaydığı kızıl renk
    ALTUNA: Tuna ırmağının gün batarken aldığı durum için Osmanlılar'ın verdiği ad.
    AMİL: Etken, etmen
    ANDAÇ: Anılar, hatıralar
    ANGIN: Ünlü, tanınmış
    ANIL: "Başkaları tarafından sözün edilsin", sakin, yavaş, ağır
    ARAS: Bir ırmak adı
    ARDA: Meriç ırmağının bir kolu; Sonra gelen; İşaret olarak yere dikilen nişan değneği
    ARDAHAN: Arda+HAN; Doğu Anadolu'da bir ilimiz
    ARDIÇ: Yemişleri ilaç olarak kullanılan ağaç
    ARCEM: Ar+Cem (Namuslu, arlı hükümdar, padişah)
    ARGUN: Gizli, saklı, arınmış. Kamıştan yapılmış bir çalgı; Vahşi hayvan
    ARIN: Arınmak eyleminden arın; sade ol
    ARKAY: Yükselmek, göğe doğru çıkmak. Her yana çıkık durmak
    ARKIN: Yavaş, ağır, sakin
    ARMAĞAN: Ödül
    ARMAN: Kutsal rüya, ermek istenilen şey, arzu
    ARSUN: Yüreğindeki temizliği yansıtan
    ASLAN: Güçlü ve yırtıcı bir hayvan. Gürbüz ve yiğit kişi
    AŞKIN: Aşmış, ileri
    ATA: Dede ve büyükbabalardan herbiri
    ATABEK: Selçuklularda şehzadelerin eğitimcisi
    ATAHAN: Soyu hükümdarlardan gelen
    ATAÇ: Atalardan gelen
    ATALAY: Ünlü, soylu, tanınmış
    ATANER: Baban, atan, soyun yiğit anlamında
    ATAOL: Yüce bir insan ol
    ATASAGUN: Doktor, hekim
    ATASOY: Ecdadı soylu
    ATEŞ: Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla ortaya çıkan ısı ve ışık
    ATİK: Çabuk davranan, çevik
    ATIL: Bir amaca doğru hızla ilerleme (A harfi uzatılarak okunmalıdır, aksi halde atıl durağan anlamına gelir)
    ATILAY: İleri atılan
    ATILGAN: Girişken, hevesli
    ATİLLA: Hun hükümdarı (Attila olarak yazılan şekli de türkçedir.)
    AYAZ: Hava ve gece için soğuk
    AYBARS: Ay gibi parlak, pars gibi çevik ve güçlü. Hun Hükümdarı Atilla'nın amcası
    AYBERK: Güçlü ışığı olan ay
    AYDEMİR: Yüzü kavisli bir çeşit keser
    AYDOĞA: Ay doğsun anlamında
    AYDONAT: Işık donat, parlaklık donat anlamında
    AYERDEM: Ay+Erdem
    AYGEN: Dost, gönüldeş
    AYKUT: Kutlu ay, uğurlu ay
    AYTAÇ: Ay+Taç
    AYTAN: Ay+Tan
    AYTAŞ: Ay gibi parlak ve sert
    AYTEK: Ay+Tek
    AYTUĞ: Ay gibi parlak tuğ
    AYVAZ: Savaş gemilerinde cerrah yamağı
    AZAD: Özgür, kurtulmuş, başına buyruk anlamında
    AZER: Ateş
     



  2. BABÜR: Büyük Moğol devletini kuran hükümdarın adı
    BAHA: Değer, kıymet, üstünlük
    BAHADIR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi
    BALKAN: Sarp ve ormanlık sıradağlar
    BALKAR: Kafkasya'da yaşayan Kıpkaç'ların bir kolu
    BALKIR: Şimşek
    BARAN: Direnci kıran, ulu, yüksek
    BARBAROS: Avrupa'lılar tarafından Hayrettin Paşa'ya verilen isim
    BARIŞ: Savaşın bittiğinin bir anlaşmayla belirlenmesinden sonraki durum
    BARLAS: Cenkçi, savaşçı
    BARTU: En eski Türk hanlarından biri
    BAŞAR: Başarılı ol anlamında
    BATIN: Karın, kuşak, nesil
    BATU: Güçlü, kuvvetli
    BATUHAN: Batının hanı; Güçlü, kuvvetli han
    BATUR: Savaşlarda yılmazlığıyla üstünlük kazanan kişi
    BATURALP: Yiğitler yiğidi
    BAYHAN: Zengin han, soylu han; Beyhan
    BAYKAL: Zengin kal, varlıklı kal anlamında; Deniz
    BAYPARS: Zengin ve kaplan gibi
    BAYÜLKEN: Yüce insan
    BEDİZ: Resim, tasvir, süs
    BEHA: Ender, zor bulunan
    BEHİÇ: Şen, güleryüzlü
    BELEN: Bel, geçit, iki dağ arasından geçen yol
    BELGİ: İşaret, bellenecek şeye konulan im
    BENGİ: Ölümsüz, hep kalacak olan
    BENGİSU: Ölümsüzlük suyu
    BERA: İlim ve cemalde üstünlük
    BERAT: Birine nişan, madalya veya herhangi bir ayrıcalık verildiğini bildiren belge
    BERK: Sert ,sıkı ,sağlam
    BERKAY: Güçlü ve ay gibi
    BERKE: Altınordu Hükümdarı
    BERKİN: Çok kuvvetli, pekiştirilmiş
    BERTAN: BER+TAN=Tan yemişi
    BESİM: Güleç
    BETİM: Kişi veya olayları gözde canlandırma, tasvir
    BİLGE: Bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kişi
    BİLGEHAN: Bilgili ve soylu kişi; Göktürk imparatorlarından birinin adı
    BİLGİN: Herhangi bir konuda derin bilgisi olan.
    BİRANT: BİR+ANT= tek yemin
    BİRGE: Hep beraber anlamında
    BİRGEN: Yanlız, yanlızlığa alışkın
    BİRHAN: Tek han, biricik han
    BİRKAN: BİR+KAN= soyu tek
    BORA: Yağmurdan önceki kısa ve sert yel
    BORAN: Gök gürültülü sağnak yağış
    BUĞRA: İki hörgüçlü,iri deve
    BUĞRAHAN: ilk müslüman türk hakanı olan " satuk buğrahan" adının birincisi. Karahanlılar devrinde yaşamış ve topluca türklerin toplu halde müslüman olmasına vesile olmuştur.
    BULUT: Havada asılı durumdaki su damlacıkları topluluğu
    BURAĞAN: Kısa süreli ,güçlü yel.
    BURAK: Kişinin ruh durumu; Hz. Muhammed'in Kudüs'te dağa çıkarken bindiği at benzeri hayvan
    BURÇAK: Baklagillerden bir bitki
    BURKHAN: Heykel
     



  3. C
    CAN: Yaşamı sağladığına ve ölümle vücuttan ayrıldığına inanılan soyut varlık
    CANALP: CAN+ALP=Cana yakın, sevimli yiğit
    CANBERK: Sağlam, canlı, metin
    CANDAŞ: Candan, değerli dost
    CEM: Hükümdar,şah
    CEMRE: Şubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en sonra toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi: "Bu cemre sözü Arapça kor ateş manasındadır."
    CENK: Savaş
    CESUR: Cesaretli,gözüpek,korkusuz
    CEYHAN: Akdeniz bölgesinde bir nehir
    Cihan: Dünya
    CÖMERT: Eliaçık
    CUMHUR: Topluluk,kalabalık
    CÜNEYT: İyi ata binen binici
    D
    DAĞHAN: Oğuz tanrılarından biri; Yerkabuğunun çıkıntılı bölümleri; Eski Türklerde dağ tanrısı
    DALAY: Deniz
    DALGA: Denizin rüzgarlı havada kabarıp kıyıya sürüklenmesi; Hareketli su kütlesi
    DARCAN: Sabırsız, aceleci
    DEĞER: Yüksek nitelikleri olan kimse
    DEHA: İnsan zekasının ulaştığı en yüksek nokta
    DEMİR: Yeraltından çıkarılan işlemeye çok elverişli bir metel
    DENİZ: Yerkabuğunun çukur bölümlerini kaplayan birbirine bağlantılı tuzlu su yığını; derya
    DENİZHAN: DENİZ+HAN
    DERİN: Çok gelişmiş, çok ilerlemiş
    DERMAN: Güç
    DESTAN: Efsane
    DEVRAN: Zaman; devir
    DEVRİM: Hızlı,geniş kapsamlı niteliksel değişim
    DİNÇ: Güçlü ve sağlıklı kimse
    DİRİM: Yaşama gücü
    DOĞA: Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü; tabiat
    DOĞAÇ: Önceden düşünülüp hazırlanmadan ortaya çıkan düşünce, eylem
    DOĞAN: Kartalgillerden alıştırılarak kuş avında kullanılan yırtıcı bir kuş
    DOĞANHAN: Doğan kuşu gibi çevik ve atılgan han
    DOĞU: Güneişn doğduğu ana yön, şark
    DOĞUKAN: Doğu halkından olan
    DONAT: Giyindir, teçhiz et anlamında
    DORUK: Zirve, dağların en yüksek yeri
    DORUKHAN: Hanlar hanı (Öneren: Bahar Hamarat)
    DUMAN: Bir maddenin yanmasıyla çıkan renkli gaz
    DURU: Berrak,saf
    DURUL: Berrak duruma gel anlamında
    DÜNYA: İçinde yaşadığımız gezegen
     



  4. E
    ECEVİT: Çevik, atılgan
    EDİZ: Yüksek yer, herşeyin yükseği
    EFE: Batı Anadolunun yiğidi
    EFKAN: Çığlıklar, inlemeler
    EFLATUN: Açık mor
    EFSUN: Büyü
    EGE: Yaşça büyük,ulu
    EGEHAN: Engin denizlerin hükümdarı
    EGEMEN: Gücü yeter olup buyruğunu yürüten
    EKİM: Sonbahar mevsiminde bir ay; Toprağı ekme eylemi
    EKİN: Tahılın tarlaya atılmasından harman oluncaya kadarki adı
    ELÇİ: Uzlaştırmacı
    ELGİN: Yurdundan evinden uzak düşmüş kişi
    ELHAN: Nameler, ezgiler
    EMİR: Buyruk, komut
    EMRAH: Saz çalıp, oynayan
    EMRE: Dost, beylerbeyi, büyük erkek kardeş
    EMRİ: Emirle ilgili
    ENGİN: Uçsuz ,bucaksız
    ENGİNSU: Deniz anlamında
    ENİS: Dost,arkadaş
    ENES: Hz. Ali'nin komutanı
    ERDEM: Alçak gönüllülük; Düşünce ve davranışta iyiliklerin bir araya gelmesiyle beliren yetkinlik; Yiğitlik, doğruluk
    ERDENİZ: Deniz gibi geniş ve engin er
    EREN: Kendini tanrıya adamış kişi; Evliya, aziz
    ERENDİZ: Jüpiter gezegeninin adı
    ERGİN: Olgunlaşmış, ermiş kişi
    ERGUVAN: Eflatun ile kırmızı arası çiçek açan süs bitkisi
    ERİM: Bireyin erebileceği uzaklık
    ERİNÇ: Hiç eksiği ve üzüntüsü olmama durumu; Huzur
    ERK: Güç
    ERKİN: İstediği gibi davranabilen,özgür
    ERKSİN: Güçlü ve kuvvetlisin
    ERKUT: Uğurlu er
    ERSEN: Sen ersin anlamında
    ERSİN: Ersin, erkeksin anlamında; Ateş küreği; Bir çeşit güzel kokulu bitki
    ERTAN: Erken gün doğma zamanı
    ERTUNÇ: Tunç gibi sağlam erkek
    ERTUNGA: Yiğit, hakan
    ESER: Yapıt
    ETKİN: Hareketli, yaptırıcı
    EVGİN: Aceleci, bir işin bir an önce olmasını isteyen
    EVREN: Varolan şeylerin tamamı
    EVRENSEL: Her şeyi kapsayan, dünya ölçüsünde olan
    EYLEM: Bir amaç ve yöntemle yapılan hareketlerin tümü
    EYÜP: Bir peygamber ismi
    F
    FADIL: Faziletli, ahlaklı
    FAHİR: İftihar edilecek, övülecek
    FAHRETTİN: Diniyle övünen
    FAHRİ: Şeref ve itibar için yapılan iş
    FAİK: Üstün, yüksek
    FALİH: Başarı kazanan, isteğine ulaşan
    FARUK: Haklıyı haksızı ayırabilen
    FATİH: Fetheden, hüküm veren
    FAZIL: Failetli, ahlaklı
    FEHİM: Anlayışlı, zeki
    FERDİ: Kişiye özgü
    FERHAN: Sevinçli, neşeli
    FERHAT: Güçlüyü yenip bir yeri ele geçiren
    FERİD: Eşsiz, benzersiz
    FERİDUN: Eşsiz, benzersiz
    FERİT: Avcı kuş
    FERRUH: Uğurlu, kutsal
    FETHİ: Fetih ile ilgili
    FEVZİ: Zaferle ilgili; Galip, üstün gelen anlamında
    FEYEZAN: Su baskını ,sel
    FEYYAZ: Bol,verimli,gür
    FEYZULLAH: Allahın bilimi
    FEZA: Uzay
    FIRAT: Türkiye'nin en uzun nehrinin adı
    FİKRET: Düşünce, akıl, anlayış
    FİKRİ: Düşünceyle ilgili
    FUAT: Kalp, gönül
    FURKAN: İyi ile kötü arasındaki farkı gösteren herşey
     



  5. G
    GENCAY: Yeni doğmuş ay; Hilal biçimindeki ay
    GERÇEK: Yakıştırma veya yalanı olmayan
    GİRAY: Laik ve uygun anlamında; Eskiden Kırım prenslerine verilen ünvan
    GÖKADA: Samanyolu gibi bağımsız uzay adası
    GÖKALP: Mavi gözlü genç ve güzel yiğit
    GÖKAY: Hem gök, hem ay; Güzel ay
    GÖKBERK: Sağlam ve gök gibi mavi; Engin ve erişilmez
    GÖKDAL: Yeşil dal, yeni dal
    GÖKHAN: Göğün hanı; Oğuzhanın altı oğlundan biri
    GÖKMEN: Sarışın, mavi gözlü kimse
    GÖKOVA: Muğla ilinde bir körfez
    GÖKSEL: Gökle ilgili
    GÖKSENİN: Gök sana ait anlamında
    GÖKTUĞ: Gök+Tuğ= mavi renki tuğ
    GÖKTÜRK: Orta Asya da yaşamış eski Türk ulusu
    GÖNEN: Yazın suyu kuruyan gölcük; Toprağın içerdiği nem, rutubet; Ekilecek toprağın tavlandırılması
    GÖNENÇ: Bolluk ve rahatlık içinde yaşama
    GÖRKAY: Güzel ay
    GÖRKE: İhtişamlı, görkemli
    GÖRKEM: Göz alıcı ve gösterişli
    GURUR: Özsaygı, içdeğer
    GÜÇLÜ: Gücü olan kişi
    GÜN: Güneş, geneş ışığı
    GÜNAL: Işık al, ışıklı ol anlamında
    GÜNDOĞAN: Güneşle doğan, gün doğarken olan
    GÜNDÜZ: Günün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü
    GÜNEŞ: Gezegenlere ısı ve ışık veren gök cismi
    GÜNEY: Her zaman güneş gören
    GÜNSU: Güneş gibi temiz ve berrak su; Hem gün, hem su
    GÜR: Bol ve güçlü
    GÜRDAL: Sık dal, biraraya gelmiş güçlü dal
    GÜREL: Oluş ve dönüşüm durumunda bulunan
    GÜRKAN: Kanı gür, sağlıklı, hareketli, yerinde duramayan
    GÜVEN: Korku ve kuşku duymadan inanma duygusu; Herhangi bir tehlikeden uzak olma durumu
    GÜVENÇ: Güvenme duygusu
    H
    HAFIZ: Koruyan, saklayan; Kuran'ı ezberlemiş kişi
    HAKAN: Eski Türk ve Moğol hükümdarı
    HAKKI: Doğrulukla, adaletle ilgili
    HALDUN: Sonsuz, ebedi olan
    HALİL: Yakın dost
    HALİM: Sessiz, sakin; Yumuşak huylu; Yavaş
    HALİS: Katıksız, saf, temiz; Yanlız
    HALİT: Sonsuz, sürekli
    HALUK: İyi huylu, geçimli
    Herkesle iyi geçinen,temiz huylu
    HAMDİ: Allahı övmek, şükretmek
    HAMDULLAH: Allahın övgüsü
    HAMİ; Himaye eden, koruyan
    HAMİT: Övgüye değer
    HAMZA: Heybetli, azametli
    HARUN: İnat eden, huysuz
    HASAN: Güzellik, iyilik
    HAŞİM: Gösterişli, muhteşem
    HAŞMET: Görkem, gösteriş, büyüklük
    HAYAT: Doğumdan ölüme olan süre
    HAYATİ: Dirilik, canlılık; Hayatla ilgili
    HAYDAR: Cesur, yiğit
    HAYRETTİN: Dinin hayırlı, mübarek kıldığı
    HAYRİ: Hayırla, iyilikle ilgili
    HAYRULLAH: Allahın hayırlı ettiği
    HAZAR: Barış, güven
    HAZIM: Akıllı, işbilir
    HINCAL: Öç al anlamında
    HIZIR: Ölümsüzlüğe kavuştuğuna inanılan kişi
    HİDAYET: Doğru yola girme, müslüman olma
    HİKMET: Bilgelik, özlü söz, vecize
    HİLMİ: Sakin, yumuşak huylu
    HİMMET: Çaba, emek, irade
    HÜDAVERDİ: Allahın verdiği
    HÜR: Özgür
    HULKİ: Yaradılışla ilgili, iyi huylu, ahlaklı
    HULUSİ: Saf, içi temiz, samimi, içten
    HURŞİT: GÜneş
    HÜRAY: Ay gibi özgür
    HÜRCAN: Özgür
    HÜRKAN: Özgür soydan gelen
    HÜSAM: Keskin kılıç
    HÜSAMETTİN: Dinin keskin kılıcı
    HÜSEYİN: Küçük sevgili
    HÜSNÜ: Çok güzel
     



  6. I-İ
    ILGAT: Esinli ve akış için kullanılan, yavaş yavaş anlamında
    ILGAZ: Atla doludizgin ve ansızın yapılan akın saldırı
    İLBAY: Vali
    İLGİ: İki şey arasındaki ilişki, bağ; Bir şeye karşı duyulan merak; Belli bir olay veya düşünceye karşı olan eğilim
    İLGÜN: Halk, ulus, ahali
    İLHAM: İçe doğma, esin
    İLHAN: Bir ülkenin başında bulunan hükümdar
    İLKE: Bir nesnenin, bir olayın, bir varlık türünün doğuşunu sağlayan söz
    İLTER: Yurtsever
    İNAN: Bir şeyin doğruluğuna sarsılmaz bir duyguyla katılma.
    İNANÇ: Bir düşünceyi doğru sayarak benimseme; Tanrının varlığına inanma
    İSFENDİYAR: Pehlivan
    İSKENDER: M.Ö. 4. yy'da yaşamış büyük imparator
    İSTEMİHAN: Göktürk devletinin kurucusu
    İZGİ: Akıllı, adaletli
    İZLEM: İzlemek eylemi

    K-L-
    KAAN: Hanlar hanı
    KAHRAMAN: Yiğit,cesur
    KAĞAN: Hakan, imparator
    KAMER: Ay
    KANAT: Kuşlarda uçmayı sağlayan üst üyeler
    KANDEMİR: KAN+DEMİR=Kanmış tok demir anlamında
    KARACA: Rengi karaya yakın, esmer; Avrupa ve Asya'nın ılıman bölgelerinde yaşayan kısa ve çatallı boynuzlu bir memeli hayvan
    KARTAL: Yüksek kayalarda yaşayan yırtıcı bir kuş
    KAYA: Büyük ve sert taş kütlesi
    KAYIHAN: Güçlü hükümdar
    KEREM: Lütuf
    KERİM: Soylu, cömert, yüce
    KILIÇ: Uzun ve kesici savunma aracı
    KIRAÇ: Sulanmayan toprak, kır halinde işlenmemiş bitek olmayan toprak
    KIVANÇ: Sevinç
    KIVILCIM: Yanmakta olan ateşten sıçrayan küçük ateş parçaları
    KORAL: Sınır muhafızı; Kaynağı dini ezgi olan orkestra parçası
    KORAY: Kızıl renk almış ay
    KORHAN: Kor ateş gibi han
    KORKUT: Korkusuz, heybetli
    KÖKSAL: Kök+Sal
    KUBİLAY: Moğol hükümdarı
    KUDAY: Tanrı
    KUDRET: Erk, iktidar
    KUNTAY: İri yapılı genç
    KURTHAN: Kurt+Han
    KURTULUŞ: Tehlikeli veya kötü bir durumu aşmak
    KUTALP: Mutlu olmuş yiğit kişi
    KUTLU: Uğurlu, ongun
    KUTLUKHAN: Kirman'da hüküm sürmüş hanedan
    KUZEY: Bir yön
    KÜRŞAD: Göktürk Prensi
    LAÇİN: Kahraman, korkusuz, yürekli.
    LEMİ: Parlama, parıltı
    LEVENT: Savaş zamanında deniz askerliği yapan asker sınıfı
    LİDER: Önder
     



  7. -M-N-
    MAHİR: Becerikli, maharetli uz elli
    MECNUN: Çılgın, deli
    MELİH: Güzel, şirin, sevimli
    MENGÜ / MENGİ: Ölümsüz, ebedi
    MERİÇ: Balkan Yarımadasından geçen bir ırmak
    MERT: Yiğit, sözünün eri
    MERTCAN: Yiğit can
    METE: Bey soyundan gelen, soylu
    METEHAN: Bilinen en eski Türk hükümdarı. Liderliği ve harp sanatı bugün bile akademilerde ders olarak verilmektedir.
    MİRALAY: Albay
    MURAT: Dilemek ,arzu etmek
    MURATHAN: Murat+Han
    MUTLU: Ongun, mesut
    NASUH: Öğüt veren, temiz, saf
    NEDİM: Arkadaş
    NEHAR: Gündüz
    NESİM: Hafif ve tatlı tatlı esen rüzgar
    NEZİR: Adamak anlamında
    NİDA: Bağırma, sesle çağırma, haykırma
    NİHAT: Huy, tabiat, yaradılış
    Ö
    ÖCAL: Yapılan kötülüğün acısını çıkar
    ÖĞÜT: Birine doğru,uygun yol göstermek için söylenen söz
    ÖKTEN: Akıllı, bilgili, kahraman
    ÖMER: Dirilik, canlılık, yaşama, ömür sürme; İslam'ın ikinci halifesi Hz. Ömer'in adı
    ÖMÜR: Hayat
    ÖNAL: Önde ol, üstün gel
    ÖNCEL: Bizden önce yaşamış olanlar
    ÖNCÜ: Bir hareket veya düşünce akımını başlatan
    ÖNDER: Topluluk davasında önde giden, yönlendiren kişi, lider
    ÖNER: Önde giden er; Önermek eyleminden öner, tavsiye et
    ÖNEY: Önde olan, üstün
    ÖNSEL: Hiç bir denemeye dayanmayan, yalnız akıl yoluyla yapılan
    ÖRSAN: Yüce adı olan
    ÖVGÜN: Övülmüş, övülen kimse
    ÖZALP: Öz yiğit, gerçek yiğit
    ÖZAY: Gerçek ay
    ÖZDEN: Özle, öz varlıkla, gerçekle ilgili
    ÖZEN:Bir işin elden geldiğince iyi yapılmasına çalışma, ihtimam
    ÖZENÇ: İstek; İmrenme
    ÖZER: Gerçek er, özü er olan
    ÖZGEHAN: Cana yakın, sıcak kanlı han, yürekli han, cesur han
    ÖZGENÇ: Kişiliği genç olan
    ÖZGÜN: Nitelikleri bakımından benzeri olmayan, eşsiz
    ÖZGÜR: Herhangi bir koşul veya biçime bağlı olmayan, başına buyruk, hür
    ÖZKAN: Soylu kan, gerçek kan, temiz kan anlamında
    P
    PAKER: Temiz, dürüst
    PAMİR: Orta Asya'da bir yayla; Dünyanın çatısı
    PAMİRHAN: Pamirler'in hükümdarı
    PARS: Kedigillerden yırtıcı bir hayvan
    PEKCAN: Çok can, çok cana yakın
    PEKER: Güçlü yiğit, çok sağlam
    PEKİN: Doğruluğu kesinlikle bilinen
    PELİT: Palamut meşesi
    POLAT: Çelik; Güç kuvvet
    POYRAZ: Kuzeydoğudan esen rüzgar
     



  8. R

    RAFET: İyilik, çok acıma, esirgeme
    RAGIP: Arzu eden, istekli, rağbet eden
    RAHMİ: Acıyan
    RAİF: Esirgeyici, merhametli
    RAMİZ: Çok akıllı
    RAUF: Çok merhametli, pek esirgeyen
    RECEP: Heybetli, gösterişli, saygıdeğer; Üç ayların ilki
    REFİĞ: Rahatlık ve huzur içinde yaşayan kimse
    REFİK: Arkadaş, yol arkadaşı; Ortak; Koca; Ağırbaşlı
    REHA:Zenginlik, bolluk içinde olma; Kurtulma, kurtuluş
    REİS: Başkan
    RENAN: İnleyen, ağlayan
    REŞİD/REŞİT: Doğru yolu tutan; Olgun, yetkin
    REVAN: Su gibi akıp giden
    RIDVAN: Razılık, hoşnutluk, kabullenmek
    RIFAT/RİFAT: Yücelik; Yüksek rütbe
    RIFKI: Yumuşaklık, naziklik; Zarafet
    RIZA: Hoşnut kalma, memnun olma; Razı olma, kabullenme; Kaderine boyun eğme
    RİVA: Suya doymuşlar
    RUHİ: Ruha ilişkin, ruha ait, ruhla ilgili
    RUŞEN: Parlak, aydın; Belli, açık, aşikar
    -S-Ş-
    SABRİ: Sabra ilişkin, sabırlı kişi, sabreden
    Sabutay: Cengizhan'ın en yakın arkadaşı
    SADIK: Doğru, gerçek; Dostluluğu ve bağlılığı içten olan
    SADİ: Mutlulukla ilgili
    SADRİ: Yürekle, göğüsle ilgili
    SAĞINÇ: Dayanıklı, yıkılmaz; Sağlıklı, sıhhatli; Güvenilir, inanılır bir temeli olan
    SAİM: Oruçlu
    SAİT: Kutlu, uğurlu; Cennetlik kimse
    SALİH: Yararlı; Yetkili; Dinin buyruklarına uyan
    SAMET: Çok yüksek, ulu; Tanrı adı; Hiçbirşeye ve kimseye gereksinimi olmayan
    SAMİ: Duyan, işiten; Yüce, ulu, yüksek; Dinleyen, dinleyici
    SAMİM: Birşeyin içi, özü, merkezi, temeli, kökü
    SANBERK: Gücüyle tanınmış
    SANCAK: Bayrak
    SANCAR: Kısa kama
    SANER: Ünlü, tanınmış
    SARP: Dik, geçilmesi ve çıkılması zor
    SARPER: SARP+ER=zor erkek kişi
    SATVET: Zorlu
    SAVAŞ: Silahlı mücadele, harp; Uğraşma, kavga
    SAYGIN: Saygı gören, saygı gösterilen
    SEÇKİN: Niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan, elit
    SEDAT: Doğruluk, haklılık; Dikkat
    SEFA: Gönül rahatlığı, sakin olma; Eğlence, zevk, neşe
    SELÇUK: Hatiplik yeteneği olan
    SELİM: Doğru, dürüst, kusursuz; Kolayca iyileşen
    SELMAN: Barış içinde bulunma
    SEMEN: İyi beslenen
    SEMİH: Cömert,eliaçık
    SENCER: Kale, askeri siper
    SERCAN: Sevgili, sevilen
    SERDAR: Askerin başı, başkomutan, başbuğ
    SERHAT: Sınır boyu, hudut, uç
    SERKAN: Başkan, soylu kan
    SERMET: Sürekli, devamlı
    SERTAÇ: Baş tacı, çok sevilen
    SERTUĞ: Baştuğ
    SEZA: Değer, yaraşık, uygun
    SEZAİ: Uygun, yaraşır
    SEZGİN: Sezmiş olan
    SİNAN Süngü, mızrak
    SONAT: Bir veya iki şarkı için yazılmış 3-4 bölümden müzik yapıtı
    SONER: Son er, artık erkek çocuğu olmasın anlamında; Sona er anlamında
    SORGUN: Söğüt ağacının bir cinsi; Mısır kavağı
    SÖYLEM: Konuşan bireyin kullandığı dil
    SUALP: Asker, yiğit
    SUNAY: Adak ayı
    SUNGUN: Bağış, ihsan
    SUNGUR: Soğukkanlı, sakin kimse
    SÜAVİ: Herkesin yardımına koşan
    SÜER: Yiğit asker
    SÜERDEM: Erdemli asker
    SÜHA: Büyükayı yıldız kümesindeki en küçük yıldızın adı
    SÜMER: Aşağı Mezopotamya'da yaşamış bir kavim
    ŞAHİN: Kartalgillerden yırtıcı bir kuş
    ŞAH: Kral anlamında
    ŞAN: Ün, şöhret
    ŞANSAL: Şanın yayılsın
    ŞARIK: Parlak, parlayan
    ŞEHMUZ: Hükümdar soyundan gelen
    ŞEN: Halinden memnun yaşayan ve etrafına yayan
    ŞENER: Şen+Er
    ŞİMŞEK: İki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık; Parıltı
     



  9. T TAHA: Yüksek bulut; Yaymak, düzgün serip döşemek; Peygamberimizin adlarındandır.
    TAN: Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, sabah aydınlığı
    TANAL: Tan kızıl, kızıl tan anlamında
    TANAY: Şafaktaki ay
    TANDOĞAN: Şafak vakti; Tan vakti dünyaya gelen
    TANGÜN: Hem tan, hem güneş
    TANIL: Bilin, ün yap, isim yap
    TANSEL: Tan vaktinin güzelliğini kendinde yansıtan
    TANYOL: Işıklanacak yol, güneşlenecek yol
    TARIK: Sabah yıldızı
    TARKAN: Ayrıcalıklı, saygın kişi
    TAYFUN: Şiddetli fırtına
    TAYFUR: Bir kuş ismi
    TAYGA: Avrupa'dan Doğu Asya'ya kesintisiz uzanan orman
    TAYLAN: Boylu poslu kimse; Yele açık olan yer; Fırtınalı bozuk hava; Ormansız çıplak yer
    TEOMAN: Duman, tuman; Hun imparatoru Mete Han'ın babası
    TİBET: Çin'in batısında bağımsız bir bölge
    TINAZ: Savrulmak için hazırlanan ekin yığını
    TOKTAMIŞ: Altınordu devleti hanı
    TOLGA: Eski savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık, miğfer
    TOLUN: Tamamıyla aydınlık ve yuvarlak olan
    TOLUNAY: Dolunay
    TONGUÇ: En büyük çocuk
    TORAMAN: Tombul, iri yapılı çocuk
    TOYGAR: Tarla kuşu
    TOYGUN: Genç, delikanlı
    TÖRE: Bir toplumun gelenek, görenek ve alışkanlıkları
    TUFAN: Şiddetli yağmur
    TUNCA: Meriç ırmağının bir kolu
    TUNÇ: Bakır, çinko ve kalayın karışımından oluşan, pirince benzeyen koyu kızıl bir alaşım
    TUTKU: Bir insanın isteme, duyma ve düşünmesine egemen olan çok güçlü duygu; Uzun süreli kalıcı ve güçlü duygulanım; Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç, ihtiras
    TÜMAY: Sessiz, rahat, huzurlu
    TÜMER: Çok, olanca erkek
    TÜREL: Türe ile ilgili olan, hukuki

    -U-Ü-
    UFUK: Aklın alabileceği mesafe, sonsuz düzlem
    UBEYDULLAK: Kulcuk
    UĞUR: Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik geitridiğine inanılan belirti veya bazı nesnelerde varolduğuna inanlılan iyilik kaynağı
    ULUBEY (ULUĞBEY): Erdemleri bakımından çok büyük saygı gören erkek kişi; Büyük Türk bilgini ve gökbilimcisi Uluğbey
    ULUÇ: Selçuklularda Türkmen beylerine verilen ad
    ULUĞ: Büyük, yüce
    UMAR: Çare
    UMUR: Aldırış etmek, önemsemek; Tecrübesi çok olan, deneyimli
    UMUT: Ümit, umulan; Güven duygusu veren kişi ya da şey
    UNAN: Sadakat, bağlılık
    URAĞAN: Birkaç kasırganın karşılaşmasıyla oluşan şiddetli fırtına
    URAS: Mutluluk, talih, şans
    UTKAN: Ateşli kan
    UTKU: Zafer
    UYGAR: Uygarlığa bağlı olan
    UYGUR: Uygur devletinden olan kimse
    UZAY: Bütün gökcisimlerinin içinde bulunduğu sonsuz boşluk
    ÜLKÜ: Ulaşılmak istenen yüce dilek; Yanlız düşüncede varolan şey
    ÜNAL: Ünün duyulsun
    ÜNSAL: Herkesçe tanın, ünlü ol, ününü her yana sal
    ÜNSAN: Ünlü ve sanlı
    ÜRÜN: Denizlerden, topraktan ve insanlardan emekle elde edilen

    V
    VARGI: Varılan sonuç, hüküm
    VARGIN: Varan, ulaşan, dileğine erişen
    VELİ: Ermiş, Eren, Evliya
    VOLKAN: Yanardağ
    VURAL: Vurarak al
    VURGUN: Tutkun, aşık
     



  10. -Y-Z-

    YAĞIZ: Esmer, Yiğit
    YAĞIZHAN: Esmer han
    YALGIN: Serap, Aşı kalemi almaya ve aşılamaya elverişli ağaç, çiçek
    YALIM: Alev
    YALIN: Sade, gösterişsiz
    YALINAY: Bulutsuz gecedeki ay
    YALMAN: Sarp, dik
    YAMAN: Güç, beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan
    YANKI: Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle oluşan ikinci ses, Bir olgunun çevrede uyandırdığı duygu
    YARDAN: Sevgiliden
    YAREN: Arkadaş, yakın dost
    YARGI: Hüküm, muhakeme, Eleştirme
    YARKIN: Güneş ışığı, güneş aydınlığı, Şimşek
    YASİN: Kur'an'da bir sure
    YAVER: Yardımcı
    YEKTA: Tek, benzersiz
    YENER: Yarıştığı kişiye karşı üstün gelen anlamında
    YESUGAY: Moğol hükümdarı Cengizhan'ın babası
    YETKİN: Gerekli olgunluğa ve bütünlüğe ulaşmış
    YİĞİT: Güçlü, yürekli kahraman
    YILAYDIN: Aydınlık yıl
    YÜCE: Ulu
    YÜCEL: Yüksel anlamında
    ZAFER : Amaca ulaşma, başarı - Düşmanı yenme
    ZAHİT : Parlak yıldız
    ZAHİR : Zekeriya'nın oğlu olan peygamber - Allah lütufkardır anlamında
    ZEKAİ : Zeka ile ilgili
    ZEKERİYA : Erkek - Bir peygamber
    ZEKİ : Çabuk anlayan, kavrayan
    ZEYNEL : Zenelabidin'in kısaltılmışı
    ZİHNİ : Akılla ilgili
    ZİYA : Aydınlık, nur
     



  11. M harfinde metin yok ;) : :f40: Eline sağlık ezlem :f40:
     



  12. Paylaşım için tşkler EZLEM emeğine sağlık :f40: :f9: :f9:
     



  13. emeğine sağlık EZLEM:f118: isimler kadar anlamlarıda çok güzel:f118:
     



  14. paylaşıma tşkkkkkkk