Erguvan Ağacının Hikayesi

'Bunları biliyormusunuz' forumunda Destina tarafından 18 Ekim 2009 tarihinde açılan konu


  1. Erguvan Ağacı Hikayesi
    Utancından kızaran ağacın hikayesi
    [​IMG]

    Erguvan ağacı İstanbul'un simgelerinden biridir. En azından geçmişte öyle idi. Beton yığınlarının çoğalmadığı dönemleri yaşayanlar, baharın İstanbul'a erguvan ağaçlarının çiçek açmasıyla geldiğini anımsarlar.Artık bu ağaç İstanbul'un gürültüsü ve kalabalığından usanmış olacak ki, İstanbul'u terk etti ve baharlarda da uğramaz oldu.Günümüzde erguvan ağacını az da olsa yine İstanbul'un bazı köşelerinde görmemiz mümkündür.
    Bu ağaç baharın gelişiyle kısa bir an için çiçeklenir, çiçeklerinin görüntüsü narin ve utangaçtır. Sanki ağaç yüzünü gizlemek istemektedir. Çiçeklerin dallarda çok kısa bir süre kalması sanki ağacın çiçeklerini insanlardan kıskandığı duygusunu verir gibidir.

    Erguvanla ilgili mevcut en eski bilgiler Hz. İsa dönemine aittir. Hristiyan Batı kültüründe sık sık işlenmiş trajik bir hikayesi vardır erguvan ağacının: Havarilerinden biri (Yahudi) Hz. İsa'ya ihanet eder ve sonra da pişman olur. Bu pişmanlık onu ölüm düşüncesine sürükler; kendini erguvan ağacının dalına asar. Bu hain adamın alçaklığını sindiremeyen erguvanın önceleri beyaz olan çiçekleri utancından kırmızı/pembeye dönüşür. Bundandır ki, Latince ismi cercis siliquastrum olan erguvan ağacına Hıristiyanlar Yahuda (Juda) ağacı derler.

    Yine Hıristiyan inanışına (İncil'e) göre Hz. İsa çarmıha gerilmeden önce Romalı askerler tarafından üzerine erguvani elbiseler giydirilmiştir. Bunun sebebi, "Roma'da erguvan renginin imparatorluk rengi olmasıdır. Bir Roma imparatorunun babası imparator ise, çocuk erguvan renkli örtüler arasında doğacağından, ona "porfirojenet" yani "erguvanlar içinde doğmuş" denilirdi. Romalı askerler Hz. İsa'nın göğsüne "Yahudilerin Kralı" yaftasını asmadan önce onunla alay etmek için erguvan giydirmişlerdir.

    alıntı